<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>hematopoietik kök hücreler &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/hematopoietik-kok-hucreler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 28 May 2026 11:20:40 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>
	<item>
		<title>Kan Kök Hücrelerinde İnflamasyonun İzleri Yıllarca Silinmiyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/kan-kok-hucrelerinde-inflamatuvar-hafiza/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/kan-kok-hucrelerinde-inflamatuvar-hafiza/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 May 2026 11:20:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[COVID-19 etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[COVID-19 ve bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[epigenetik]]></category>
		<category><![CDATA[hematopoietik kök hücreler]]></category>
		<category><![CDATA[inflamasyon]]></category>
		<category><![CDATA[inflamatuvar hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[kan kök hücreleri]]></category>
		<category><![CDATA[kronik hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanma biyolojisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/kan-kok-hucrelerinde-inflamatuvar-hafiza/</guid>

					<description><![CDATA[Nature dergisinde yayımlanan çalışma, insan kan kök hücrelerinin ağır enfeksiyonlar sonrası inflamatuvar hafıza geliştirdiğini ve COVID-19 sonrası bu etkinin arttığını ortaya koyuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan kan kök hücrelerinin, ağır enfeksiyonlar sırasında maruz kaldıkları inflamatuvar baskıyı yalnızca atlatmakla kalmayıp sonrasında adeta “hatırlayabildiği” ortaya çıktı. <em>Nature</em> dergisinde yayımlanan yeni çalışma, hematopoietik kök hücrelerin yalnızca kan hücrelerini yenilemekle görevli pasif bir rezerv olmadığını, aynı zamanda geçmişteki bağışıklık fırtınalarına kalıcı moleküler izler bırakan dinamik bir sistem olduğunu gösteriyor.</p>
<p>Çalışmanın merkezinde, araştırmacıların HSC-inflammatory memory ya da kısaca HSC-iM adını verdiği özgün bir transkripsiyonel program yer alıyor. Bu program, kök hücrelerin ağır enfeksiyonlar sırasında karşılaştıkları inflamatuvar ortamı nasıl yorumladığını ve bu deneyimin hücresel davranışlarını nasıl yeniden şekillendirebildiğini açıklamaya aday. Bulgular, özellikle yaşlanma, kronik hastalıklar ve enfeksiyon sonrası toparlanma süreçlerinde kök hücre biyolojisinin düşündüğümüzden çok daha uzun vadeli etkiler taşıyabileceğine işaret ediyor.</p>
<p>İnsan hematopoietik kök hücreleri, kemik iliğinde bulunan ve alyuvarlardan bağışıklık hücrelerine kadar pek çok kan hücresinin kaynağını oluşturan temel <a href="https://oncology.com.tr/canli-hucre-isi-dagilimi/" title="Canlı Hücreler Isıyı Beklenenden Çok Daha Uzun Tutuyor" data-wpan-internal-link="1">hücreler</a> olarak biliniyor. Bu hücrelerin hangi yöne farklılaşacağı, hangi hızla çoğalacağı ve hasar sonrası sistemi nasıl yeniden kuracağı, çevresel sinyallerle yakından ilişkili. Yeni çalışma, bu çevresel sinyallerin özellikle şiddetli inflamasyon sırasında epigenetik ve gen ifadesi düzeylerinde bir tür “hafıza” bırakabildiğini göstererek alandaki önemli bir boşluğu dolduruyor.</p>
<p>Araştırmacılar bu sonuca, tek hücre düzeyinde çoklu omik analizler kullanarak ulaştı. Bu yaklaşım, aynı hücrede hem kromatin erişilebilirliğini hem de gen ekspresyonunu birlikte incelemeyi sağlıyor. Kısacası bilim insanları, hücrenin DNA’sına hangi bölgelerde erişim açıldığını ve hangi genlerin aktifleştiğini eşzamanlı olarak görebildi. Bu yöntem, inflamatuvar stresin hücre çekirdeğinde bıraktığı kalıcı işaretleri saptamak için özellikle güçlü bir araç sundu.</p>
<p>En dikkat çekici bulgulardan biri, ağır COVID-19 geçirdikten sonra iyileşme dönemindeki hastalardan alınan HSC örneklerinde HSC-iM programının belirgin biçimde zenginleşmiş olmasıydı. Bu zenginleşme, yalnızca gen ekspresyonu düzeyinde değil, kromatin erişilebilirliği düzeyinde de görüldü. Yani söz konusu hücrelerde belirli <a href="https://oncology.com.tr/diyabet-ilaclari-parkinson-genetik-baglanti/" title="Diyabet İlacı Hedeflerindeki Genetik İzler Parkinson Riskine Işık Tutuyor" data-wpan-internal-link="1">genetik</a> bölgeler daha açık hale gelmiş, buna paralel olarak ilişkili genler de daha fazla aktifleşmişti. Araştırmacılara göre bu durum, kritik hastalık evresinde maruz kalınan inflamatuvar çevrenin kök hücrelerde uzun süreli ve sağlam bir iz bırakabildiğini gösteriyor.</p>
<p>Çalışma, bu etkiyi yalnızca COVID-19 ile sınırlı bir bulgu olarak sunmuyor. Araştırma kapsamında yoğun bakımda yatan ancak COVID dışı nedenlerle tedavi edilen hastalardan ve sağlıklı gönüllülerden alınan HSC’lerle de karşılaştırma yapıldı. Post-COVID grupta görülen imza, diğer iki gruba kıyasla daha belirgin ve özgül bulundu. Bu da gözlenen programın genel bir kritik hastalık yanıtından öte, ağır SARS-CoV-2 enfeksiyonu sonrası ortaya çıkan kendine has bir biyolojik yanıt olabileceğini düşündürüyor.</p>
<p>Bilim insanları ayrıca post-COVID kök hücrelerde yalnızca bu gruba özgü bir transkripsiyonel imza oluşturan 20 geni tanımladı. Diferansiyel olarak eksprese edilen bu genlerin, COVID sonrası HSC’lerde seçici biçimde yukarı düzenlendiği bildirildi. Bu tür bir gen setinin varlığı, inflamatuvar hafızanın soyut bir kavram olmaktan çıkıp ölçülebilir, sınıflandırılabilir ve gelecekte biyobelirteç araştırmalarına konu olabilecek bir moleküler imza haline geldiğini gösteriyor.</p>
<p>Araştırmada kullanılan gen seti zenginleştirme analizi de bulguları güçlendirdi. Binlerce bilinen yolak ve imza arasında yapılan karşılaştırmada HSC-iM programının, ICU-COVID grubundaki kök hücreleri diğer gruplarla kıyasladığında en yüksek istatistiksel anlamlılığa sahip olduğu bildirildi. Bu sonuç, söz konusu programın tesadüfi ya da ikincil bir yan ürün değil, ağır enfeksiyon sonrası kök hücre durumunu tanımlayan merkezi bir özellik olabileceğini destekliyor.</p>
<p>Bu tür veriler, inflamasyonun yalnızca enfeksiyon sırasında aktif olan geçici bir savunma cevabı olmadığını; bazı durumlarda kök hücre havuzunda uzun ömürlü biyolojik izler bırakabildiğini düşündürüyor. Uzmanlar açısından bunun önemi büyük, çünkü hematopoietik kök hücreler zaman içinde kan üretimini, bağışıklık yenilenmesini ve doku onarımını sürdürdüğü için bu hücrelerdeki kalıcı değişimler organizmanın sonraki sağlık gidişatını etkileyebilir. Yaşlanma ile birlikte artan düşük düzeyli kronik inflamasyonun, yani inflammaging’in, bu tür hafıza programlarıyla nasıl kesiştiği de artık daha yakından incelenebilir.</p>
<p>Öte yandan çalışma, hemen klinik uygulamaya dönüştürülebilecek bir tedavi önerisinden çok, insan kök hücre biyolojisinin temel mantığını yeniden tanımlayan bir keşif olarak değerlendirilmeli. Araştırma, ağır enfeksiyonlardan sonra bağışıklık sisteminin neden her zaman sıfır noktasına dönmediğini, bazı hastalarda toparlanmanın neden farklı seyrettiğini ve kronik hastalık zemininde inflamatuvar geçmişin neden önemli olabileceğini anlamaya yardımcı oluyor. Ancak bu mekanizmanın hangi hastalarda ne kadar sürdüğü, hangi faktörlerle güçlendiği ve zaman içinde tersine çevrilip çevrilemeyeceği gibi sorular için daha fazla çalışma gerekiyor.</p>
<p>Sonuç olarak Nature’daki bu çalışma, insan kan kök hücrelerinin bağışıklık sisteminin kısa vadeli oyuncuları olmadığını; ağır enfeksiyonların moleküler anılarını taşıyabilen, çevresel travmaları hücresel programa dönüştürebilen son derece duyarlı yapılar olduğunu ortaya koyuyor. COVID-19 sonrası dönemden elde edilen örnekler üzerinden gösterilen bu “inflamatuvar hafıza”, gelecekte enfeksiyon sonrası iyileşme, <a href="https://oncology.com.tr/yaslanma-biyolojik-yas-arastirmalari/" title="Yaşlanmanın Sırları İçin Yeni Sorular: GIMM Festivali’nde Bilim İnsanları Biyolojik Yaşı Masaya Yatırdı" data-wpan-internal-link="1">yaşlanma biyolojisi</a> ve kronik hastalık araştırmalarında önemli bir referans noktası haline gelebilir.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Human hematopoietic stem cells and their transcriptional memory of inflammatory stress in infection, aging, and disease.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Human haematopoietic stem cells remember inflammatory stress.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Zeng, A.G.X., Nagree, M.S., Jakobsen, N.A. et al. Human haematopoietic stem cells remember inflammatory stress. Nature (2026). https://doi.org/10.1038/s41586-026-10522-7</p>
<p><strong>DOI:</strong> https://doi.org/10.1038/s41586-026-10522-7</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Hematopoietik kök hücreler, inflamatuar hafıza, COVID-19, yaşlanma, inflamaging, orak hücre hastalığı, tek hücreli multiom, transkripsiyonel program, epigenetik, immün toparlanma</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/kan-kok-hucrelerinde-inflamatuvar-hafiza/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AML’de Yeni Hedef: Yüzeye Çıkan Nadir Bir Protein CAR T Tedavisine Kapı Araladı</title>
		<link>https://oncology.com.tr/aml-u5-snrnp200-car-t-tedavisi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/aml-u5-snrnp200-car-t-tedavisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 May 2026 21:12:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[akut miyeloid lösemi]]></category>
		<category><![CDATA[AML tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[CAR T hücre terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[CAR-T hücre tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[hematopoietik kök hücreler]]></category>
		<category><![CDATA[immünoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[kanser biyobelirteçleri]]></category>
		<category><![CDATA[kanser immünoterapisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/aml-u5-snrnp200-car-t-tedavisi/</guid>

					<description><![CDATA[AML tedavisinde U5 snRNP200 proteini hedef alınarak geliştirilen yeni CAR T hücre terapisi, sağlıklı kan yapıcı hücreleri koruyarak hastalar için umut vaat ediyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Akut miyeloid lösemi (AML) tedavisinde uzun süredir karşılaşılan en zor sorunlardan biri, kanser hücrelerini yok ederken hastanın yaşamı için hayati önem taşıyan sağlıklı kan yapıcı hücrelerin korunması oldu. Memorial Sloan Kettering Cancer Center (MSK) araştırmacılarının <a href="https://oncology.com.tr/kolorektal-kanserde-gdf15-kemoterapi-direnci/" title="GDF15’in Kolorektal Kanserde Kemoterapi Direncini Beslediği Ortaya Kondu" data-wpan-internal-link="1">ortaya</a> koyduğu yeni CAR T hücre yaklaşımı, bu dengeyi değiştirebilecek dikkat çekici bir strateji sunuyor. Ekip, AML hücrelerinin yüzeyinde bulunan ancak sağlıklı hematopoietik öncül hücrelerde yer almayan bir proteini hedefleyerek, daha seçici bir <a href="https://oncology.com.tr/yasli-kanser-hastalari-immunoterapi-yan-etkileri/" title="Yaşlı Kanser Hastalarında İmmünoterapi Toleransı: Akciğer ve Sindirim Sistemi Tümörlerinde Yan Etkiler Karşılaştırıldı" data-wpan-internal-link="1">immünoterapi</a> tasarladı.</p>
<p>Çalışmanın merkezinde U5 snRNP200 adı verilen protein bulunuyor. Bu protein normalde hücre çekirdeği içinde görev yapan bir bileşen olarak biliniyor; ancak araştırmacılar, AML’li hastaların önemli bir bölümünde bu proteinin beklenmedik biçimde hücre yüzeyine taşındığını gözlemledi. Klasik hücre biyolojisi açısından alışılmadık bu durum, kanser için yeni bir “yüzey işareti” anlamına geliyor. Yaklaşık her iki AML hastasından birinde görülen bu anormal konumlanma, tedaviye uygun yeni bir hedef penceresi açtı.</p>
<p>AML, kemik iliğinde ve kanda anormal miyeloid hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla gelişiyor. Hastalığın tedavisindeki temel zorluklardan biri, kanser hücreleriyle sağlıklı kan yapıcı hücrelerin benzer proteinler taşıması. Bu benzerlik nedeniyle bazı hedefe yönelik tedaviler kemik iliği işlevini de zedeleyebiliyor. Özellikle kan yapımını sürdüren kök ve öncül hücrelerin zarar görmesi, ağır yan etkiler ve uzun süreli hematolojik yetmezlik riski yaratıyor. Bu nedenle AML’de hem etkili hem de seçici bir bağışıklık temelli tedavi geliştirmek yıllardır büyük bir klinik hedef olarak görülüyordu.</p>
<p>MSK ekibinin yaklaşımı, daha önce AML tedavisi sonrası uzun dönem remisyonda kalan ve kemik iliği nakli geçirmiş hastalardan elde edilen antikorlara dayanıyor. Araştırmacılar, bu hastaların bağışıklık sisteminin doğal olarak U5 snRNP200 taşıyan lösemi hücrelerini tanıyabildiğini gösteren antikor yanıtlarını bir tür moleküler ipucu olarak kullandı. Bu antikorlar, hedef tanımada yol gösterici oldu ve ardından CAR T hücrelerinin tasarımında kullanılabilecek bir çerçeveye dönüştürüldü.</p>
<p>Kimerik antijen reseptörlü T hücreleri, bağışıklık sisteminin T hücrelerini laboratuvarda yeniden programlayarak belirli kanser işaretlerini tanıyacak şekilde güçlendiren bir tedavi sınıfı. Bu yöntem özellikle bazı kan kanserlerinde önemli ilerlemeler sağlasa da AML için uygulama daha karmaşıktı; çünkü uygun ve güvenli bir yüzey hedefi bulmak zordu. U5 snRNP200’ün AML hücrelerinin yüzeyinde seçici biçimde bulunması, bu engeli aşabilecek nadir örneklerden biri olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Bilim insanları açısından bir başka önemli nokta da bu bulgunun yalnızca belirli bir protein hedefini değil, aynı zamanda hücre biyolojisine dair alışılmış varsayımları da zorlaması. RNA bağlayıcı bir proteinin hücre yüzeyinde görünmesi, tümör hücrelerinin içeriğini ve taşınma mekanizmalarını yeniden değerlendirmeyi gerektiren sıra dışı bir durum. Araştırma, kanser hücrelerinin sadece genetik olarak değil, hücresel yerleşim açısından da “anormal” davranışlar sergileyebileceğini gösteriyor. Bu da gelecekte yeni yüzey biyobelirteçleri keşfetme olasılığını artırıyor.</p>
<p>Çalışmanın bir diğer dikkat çekici yönü, araştırmacıların immunolojik hafızadan yararlanması. Uzun süreli remisyon yaşayan bazı hastaların antikorları, vücudun AML’ye karşı hangi yapıları hedefleyebildiğine dair doğal bir kayıt sunuyor. Bu yaklaşım, yalnızca tek bir laboratuvar hedefi seçmekten farklı olarak, gerçek hasta yanıtlarından türetilmiş bir biyolojik doğrulama içeriyor. Bu tür hasta kaynaklı ipuçları, erken aşama kanser immünoterapilerinde doğru hedefi bulma sürecini daha rasyonel hale getirebiliyor.</p>
<p>Yine de uzmanlar açısından önemli bir ayrım var: Bu gelişme umut verici olsa da AML tedavisinde standart uygulamaya dönüşmesi için daha fazla doğrulama gerekiyor. CAR T hücre tedavileri güçlü klinik potansiyel taşısa da toksisite, tedaviye yanıt süresi, hastadan hastaya değişkenlik ve üretim süreçleri gibi başlıklar halen titizlikle değerlendirilmek zorunda. Ayrıca U5 snRNP200 hedefinin ne kadar geniş bir hasta grubunda etkili ve güvenli olacağı, farklı AML alt tiplerinde nasıl davranacağı ve uzun vadeli sonuçlarının ne olacağı ek araştırmalarla netleşecek.</p>
<p>Buna rağmen bu çalışma, özellikle seçicilik sorununu aşmaya yönelik akılcı tasarımı nedeniyle dikkat çekiyor. AML gibi kemik iliğini doğrudan etkileyen bir hastalıkta, sağlıklı kan üretimini koruyarak lösemi hücrelerine saldırabilen bir CAR T yaklaşımı, tedavi paradigmasını değiştirebilecek nitelikte görülüyor. Eğer ilerleyen çalışmalar bu hedefin güvenliğini ve etkinliğini doğrularsa, U5 snRNP200 temelli strateji sadece AML için değil, benzer yüzey biyobelirteçleri taşıyan diğer akut lösemiler için de yeni bir kapı açabilir.</p>
<p>Şimdilik ortaya çıkan tablo, immünoterapide ince ayar dönemine işaret ediyor: daha az rastgele, daha çok hücre yüzeyi biyolojisine dayalı ve hastanın kendi bağışıklık yanıtından ilham alan tedaviler. AML’de en büyük engellerden biri olan “kanseri vururken sağlığı koruma” problemi için MSK’nin bulguları, bilimsel açıdan önemli bir ilerleme olarak öne çıkıyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Development of CAR T cells targeting a surface RNA-binding protein for acute leukemias</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Development of CAR T cells Targeting a Surface RNA Binding Protein for the Treatment of Acute Leukemias</p>
<p><strong>References:</strong><br />Daniyan, A. et al. “Development of CAR T cells Targeting a Surface RNA Binding Protein for the Treatment of Acute Leukemias.” Cancer Discovery, April 30, 2026. DOI: 10.1158/2159-8290.CD-25-0920</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Akut Miyeloid Lösemi, CAR T hücre tedavisi, İmmünoterapi, U5 snRNP200, Lösemi, Cancer Discovery, Kemik iliği nakli, Graft-versus-lösemi etkisi, IL-18, B-ALL, Kanser immünolojisi, Hedefe yönelik tedavi</p>
</div>
<div class="wpan-internal-link-block" data-wpan-internal-link-block="1"><strong>Related Articles</strong></p>
<ul>
<li><a href="https://oncology.com.tr/city-of-hope-asco-2026-kanser-tedavisi/" data-wpan-internal-link="1">City of Hope, ASCO 2026’de kişiselleştirilmiş kanser tedavilerinde yeni verilerle sahne alacak</a></li>
</ul>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/aml-u5-snrnp200-car-t-tedavisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
