<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>glukokortikoid etkileri &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/glukokortikoid-etkileri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 23 Jun 2026 00:54:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.1</generator>
	<item>
		<title>Çok Erken Doğan Bebeklerde Steroidlerin Bedeni Ne Kadar Etkilediği Araştırıldı</title>
		<link>https://oncology.com.tr/premature-bebeklerde-steroid-etkileri/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/premature-bebeklerde-steroid-etkileri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Jun 2026 00:54:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[antenatal betametazon]]></category>
		<category><![CDATA[fetal akciğer olgunlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[glukokortikoid etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[intratrakeal budesonid]]></category>
		<category><![CDATA[kortikosteroid tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[prematüre bebekler]]></category>
		<category><![CDATA[yenidoğan yoğun bakım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/premature-bebeklerde-steroid-etkileri/</guid>

					<description><![CDATA[Çok erken doğan bebeklerde betametazon ve budesonidin sadece akciğerde değil, tüm vücutta ölçülebilir steroid etkileri oluşturduğu yeni araştırmayla ortaya kondu.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çok erken doğan bebeklere verilen kortikosteroidlerin yalnızca akciğere değil, tüm vücuda ne ölçüde etki ettiğine dair yeni bulgular, yenidoğan bakımında önemli bir soruyu yeniden gündeme taşıdı. PLUSS çalışmasının bir alt analizinde yürütülen araştırma, antenatal betametazon ile doğum sonrası intratrakeal budesonid uygulanan ekstrem preterm yenidoğanlarda sistemik glukokortikoid aktivitesini inceledi. Bulgular, her iki ilacın da ölçülebilir düzeyde vücudun tamamına yayılan steroid etkileri oluşturabildiğini ve bu etkinin bebekten bebeğe belirgin biçimde değişebildiğini gösterdi.</p>
<p>Bu sonuçlar, özellikle 28 haftadan önce doğan ve yaşamın ilk günlerinde yoğun solunum desteğine ihtiyaç duyabilen en kırılgan hastalar için dikkat çekici. Prematüre doğumda steroidlerin yeri uzun süredir tartışılıyor; çünkü bu ilaçlar bir yandan akciğer olgunlaşmasını hızlandırarak hayatta kalma ve solunum sonuçlarını iyileştirebiliyor, öte yandan henüz gelişimini sürdüren bir organizmada beklenmeyen sistemik etkiler yaratma potansiyeli taşıyor. Yeni çalışma da tam olarak bu dengeyi anlamaya odaklanıyor.</p>
<p>Antenatal betametazon, doğumdan önce verilen ve fetal akciğer matürasyonunu destekleyen standart uygulamalardan biri olarak kabul ediliyor. Bu tedavi, prematür doğumla ilişkili ölüm ve morbiditeyi azaltmadaki rolü nedeniyle yaygın biçimde kullanılıyor. Ancak kortikosteroidlerin güçlü <a href="https://oncology.com.tr/genclerde-biyolojik-yaslanma-kanser-artisi/" title="Genç Kuşaklarda Hızlanan Biyolojik Yaşlanma, Erken Başlangıçlı Kanser Artışını Aydınlatıyor" data-wpan-internal-link="1">biyolojik</a> etkileri, özellikle çok erken gebelik haftalarında, sistemik maruziyetin ne kadar sürdüğü ve bunun hangi fizyolojik sonuçlara yol açabileceği sorusunu gündemde tutuyor. Postnatal dönemde intratrakeal budesonid ise doğrudan solunum yollarına verilerek inflamasyonu baskılamayı amaçlıyor. Bu yaklaşımın teorik avantajı ilacın hedefe daha doğrudan ulaşması olsa da, yeni veriler sistemik dolaşıma anlamlı bir geçiş olabileceğini ortaya koyuyor.</p>
<p>Araştırmacılar, gelişmiş analiz yöntemleri kullanarak kanda dolaşan glukokortikoid metabolitlerini ve reseptör düzeyindeki etkileşimleri değerlendirdi. Bu sayede yalnızca ilacın verilmiş olması değil, vücutta gerçekten biyolojik etki oluşturup oluşturmadığı da ölçülebildi. Çalışmanın en önemli bulgularından biri, antenatal betametazon ve intratrakeal budesonidin her ikisinin de sistemik glukokortikoid aktiviteye katkı sağlaması oldu. Üstelik maruziyetin şiddeti ve süresi tüm bebeklerde aynı değildi; bu değişkenlik, yenidoğanların ilaçlara verdiği yanıtın oldukça bireysel olabileceğini düşündürüyor.</p>
<p>Bu bulguların klinik önemi, prematüre bebeklerde steroid kullanımının yalnızca hedef organ üzerindeki etkiler üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini hatırlatmasında yatıyor. Yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde steroidler çoğu zaman solunum desteğini azaltmak, akciğer hasarını sınırlamak ve bronkopulmoner displazi gibi komplikasyonları önlemek amacıyla kullanılıyor. Ancak gelişmekte olan organ sistemleri, özellikle de beyin, bağışıklık sistemi ve metabolizma, glukokortikoid maruziyetine duyarlı olabilir. Bu nedenle tedavinin yararı ile olası sistemik etkiler arasındaki dengenin netleşmesi, klinik protokollerin güvenli biçimde şekillenmesi açısından kritik önem taşıyor.</p>
<p>PLUSS çalışmasının bu alt analizi, doğrudan tedavi önerisi sunmuyor; ancak mevcut uygulamaların biyolojik etkilerini daha iyi anlamaya yardımcı oluyor. Araştırmanın sonuçları, ilerleyen dönemde neonatal steroid protokollerinin dozu, zamanlaması ve uygulama yoluna ilişkin değerlendirmelerde daha ayrıntılı biyobelirteç verilerinin kullanılabileceğini düşündürüyor. Özellikle intratrakeal budesonid gibi daha hedefe yönelik görünen yaklaşımlarda bile sistemik etkinin tamamen ortadan kalkmadığı anlaşılıyor. Bu durum, “lokal” olarak kabul edilen tedavilerin de dikkatle izlenmesi gerektiğini gösteriyor.</p>
<p>Uzmanlar açısından bir diğer önemli nokta, ekstrem prematürelerin farmakolojik yanıtlarının erişkinlerden ve hatta daha ileri gestasyon haftalarında doğan bebeklerden farklı olması. Karaciğer enzim sistemlerinin olgunlaşmamış olması, <a href="https://oncology.com.tr/protein-etkilesimleri-deneysel-hesaplamali-yontemler/" title="Protein Etkileşimlerini Görünür Kılan İkili Yaklaşım: Deneysel Veriler Hesaplamayla Güçleniyor" data-wpan-internal-link="1">protein</a> bağlanma kapasitesinin değişkenliği ve vücut su oranının yüksekliği, ilacın dağılımını ve temizlenmesini etkileyebiliyor. Dolayısıyla aynı ilaç ve aynı uygulama yolu, farklı bebeklerde farklı biyolojik sonuçlar doğurabiliyor. Yeni çalışma da bu değişkenliği belgeleyerek, yenidoğan farmakolojisinin kişiselleştirilmiş yaklaşımlara ne kadar ihtiyaç duyduğunu vurguluyor.</p>
<p>Bununla birlikte araştırmanın sınırları da göz ardı edilmemeli. Bu çalışma, geniş bir klinik soru setinin yalnızca belirli bir biyolojik ayağını inceliyor: sistemik glukokortikoid aktivite. Uzun vadeli nörogelişimsel sonuçlar, büyüme üzerindeki etkiler veya bağışıklık sistemiyle ilişkili sonuçlar bu analizden tek başına çıkarılamaz. Bilim insanlarının bundan sonraki adımı, bu biyolojik bulguların klinik sonuçlarla nasıl ilişkilendiğini izlemek olacak. Ancak elde edilen ilk veriler, steroid kullanımında görünenden daha karmaşık bir etkileşim ağı olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor.</p>
<p>Sonuç olarak, bu çalışma çok erken doğan bebeklerde verilen betametazon ve budesonidin etkisinin yalnızca akciğerle sınırlı olmadığını, ölçülebilir sistemik glukokortikoid aktivite oluşturabildiğini gösteriyor. Bulgular, <a href="https://oncology.com.tr/yenidogan-yogun-bakim-tukenmislik/" title="Yenidoğan Yoğun Bakımında Tükenmişliğe Karşı Ekip Temelli Yaklaşım Umut Veriyor" data-wpan-internal-link="1">yenidoğan yoğun bakımında</a> steroid kullanımının fayda-zarar dengesine dair daha hassas bir değerlendirme yapılması gerektiğini düşündürüyor. Prematüre bakımında amaç, yaşam kurtarıcı tedavileri gereksiz risk yaratmadan kullanabilmek; bu yeni veriler de tam olarak bu hedefe ulaşmak için daha ayrıntılı biyolojik izlem ve daha dikkatli protokol tasarımının önemini öne çıkarıyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Systemic glucocorticoid activity in extremely preterm neonates following antenatal and intratracheal corticosteroid treatments.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Systemic glucocorticoid activity in extremely preterm neonates after antenatal betamethasone and intratracheal budesonide: a sub-study of the PLUSS trial.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />De Hora, M., Hofman, P.L., Cheong, J.L. et al. Systemic glucocorticoid activity in extremely preterm neonates after antenatal betamethasone and intratracheal budesonide: a sub-study of the PLUSS trial. J Perinatol (2026). https://doi.org/10.1038/s41372-026-02764-0</p>
<p><strong>DOI:</strong> 22 June 2026</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/premature-bebeklerde-steroid-etkileri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çin Bitkisinden Cilt Yaşlanmasına Karşı Yeni Umut: Vicatia thibetica Kök Ekstresi Hücre Dokusunu Koruyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/vicatia-thibetica-kok-ekstresi-cilt-yaslanma/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/vicatia-thibetica-kok-ekstresi-cilt-yaslanma/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 May 2026 00:30:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[bitkisel antioksidanlar]]></category>
		<category><![CDATA[cilt yaşlanması]]></category>
		<category><![CDATA[doku yenilenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[ekstrakt tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[glukokortikoid etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[klorojenik asit]]></category>
		<category><![CDATA[kolajen sentezi]]></category>
		<category><![CDATA[oksidatif stres]]></category>
		<category><![CDATA[Vicatia thibetica]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/vicatia-thibetica-kok-ekstresi-cilt-yaslanma/</guid>

					<description><![CDATA[Vicatia thibetica kök ekstresi, D-galaktoz ve glukokortikoid kaynaklı cilt yaşlanmasına karşı koruyucu etkiler sunar, kolajen üretimini artırır ve cilt dokusunu güçlendirir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çin’de geleneksel tıpta uzun süredir kullanılan ve Bai halkının da tükettiği <em>Vicatia thibetica de Boiss</em> bitkisi, cilt yaşlanmasına karşı beklenmedik derecede güçlü biyolojik etkiler gösterebileceğine dair yeni kanıtlarla gündemde. <em>Acta Materia Medica</em> dergisinde yayımlanan çalışma, bitkinin kökünden elde edilen ekstre ile bunun içindeki etkin bileşenlerin, hem oksidatif stresle hızlanan hem de glukokortikoid maruziyetiyle tetiklenen yaşlanma süreçlerine karşı koruyucu olabileceğini ortaya koyuyor.</p>
<p>Yaşlanan ciltte en belirgin değişimlerden biri, kolajen ve diğer dış <a href="https://oncology.com.tr/beta-arrestin-gpcr-sinyal-duzenleme/" title="β-Arrestinlerin Hücre İçindeki Kümeleşmesi GPCR Sinyalini Nasıl Şekillendiriyor?" data-wpan-internal-link="1">hücre</a> matriksi bileşenlerinin giderek azalması. Bu yapılar cildin elastikiyetini, dayanıklılığını ve bariyer bütünlüğünü ayakta tutuyor. Araştırmacılar, Vicatia thibetica kök ekstresinin bu kaybı yavaşlatma potansiyelini inceledi ve ekstreyi JM02001 olarak tanımladı. Çalışmanın laboratuvar öncesi verileri, bu karışımın kolajen sentezini destekleyebildiğini ve antioksidan savunmayı güçlendirebildiğini zaten düşündürüyordu. Yeni in vivo bulgular ise bu etkinin yalnızca teorik bir olasılık olmadığını, doku düzeyinde karşılık bulduğunu gösterdi.</p>
<p>Araştırmada kullanılan D-galaktozla hızlandırılmış yaşlanma modeli, bilim insanlarının yaşlanma biyolojisini incelemek için sık başvurduğu sistemlerden biri. Bu modelde artan oksidatif stres ve glikasyon, cilt dokusunda doğal yaşlanmayı andıran hasarları hızlandırıyor. Çalışma, JM02001 verilen farelerde kolajen ağlarının yeniden güçlendiğini, epidermal bariyer fonksiyonunun ise daha sağlam hale geldiğini <a href="https://oncology.com.tr/demans-etnik-farkliliklar-pet-goruntuleme/" title="PET Görüntüleme, Demansın Her Toplumda Aynı Seyretmediğini Ortaya Koydu" data-wpan-internal-link="1">ortaya koydu</a>. Bu sonuç, yaşlanmayla birlikte zayıflayan cilt yapısının yalnızca yüzeysel olarak değil, doku mimarisi düzeyinde de desteklenebileceğine işaret ediyor.</p>
<p>Çalışmanın en dikkat çekici yönlerinden biri, tüm ekstre içinde en etkili kısmın belirlenmiş olması. Araştırmacılar, kök ekstresinin etil asetat fraksiyonunu JM02102 olarak adlandırdı ve bu bölümün biyolojik aktivitenin büyük kısmını taşıdığını saptadı. Böylece bitkinin etkisinin yalnızca “bitkisel ekstre” düzeyinde kalmadığı, belirli fraksiyonlar ve muhtemelen belirli moleküller üzerinden açıklanabildiği anlaşıldı. Bu yaklaşım, geleneksel bitkisel ürünleri modern farmakolojiyle buluşturan çalışmaların tipik ama önemli bir adımı olarak görülüyor.</p>
<p>Kimyasal analizler, JM02102 fraksiyonunda öne çıkan etkin bileşiklerden birinin klorojenik asit olduğunu gösterdi. Klorojenik asit, doğada birçok bitkide bulunan ve antioksidan özellikleriyle bilinen fenolik bir bileşik. Araştırmada bu maddenin cilt yaşlanmasının temel mekanizmalarından biri olan oksidatif hasarı sınırlamaya katkı sağlayabileceği değerlendirildi. Ekip ayrıca süperoksit dismutaz gibi antioksidan savunma sistemlerinin desteklenmesi ve Matrix Metalloproteinase-9 gibi dış hücre matriksini parçalayan enzimlerin baskılanmasının, gözlenen koruyucu etkinin bir parçası olabileceğini düşündürüyor.</p>
<p>Cilt yaşlanması yalnızca kırışıklık ve kurulukla sınırlı bir süreç değil. Hücreler arası destek dokusunun çözülmesi, bariyerin zayıflaması ve enflamatuvar yanıtların artması, bu biyolojik tablonun birlikte ilerleyen parçaları. Bu nedenle bir bileşiğin etkili sayılabilmesi için sadece antioksidan aktivite göstermesi yetmiyor; aynı zamanda kollajen metabolizmasını, doku yenilenmesini ve bariyer bütünlüğünü de koruyabilmesi gerekiyor. Vicatia thibetica kök ekstresi üzerine yapılan bu araştırma, tam da bu çok katmanlı tabloya yanıt araması bakımından öne <a href="https://oncology.com.tr/prostat-kanseri-adt-kas-mitokondri-etkileri/" title="Prostat Kanseri Tedavisinin Kas Hücrelerindeki Gizli Bedeli Ortaya Çıkıyor" data-wpan-internal-link="1">çıkıyor</a>.</p>
<p>Çalışmanın bir diğer önemli boyutu, glukokortikoid kaynaklı yaşlanma modeline de odaklanması. Glukokortikoidler, tıpta yaygın kullanılan ilaçlar arasında yer alıyor; ancak uzun süreli ya da kontrolsüz maruziyet durumunda cilt incelmesi, hassasiyet ve yapı kaybı gibi istenmeyen etkiler ortaya çıkabiliyor. Araştırmacılar, Vicatia thibetica kökünden elde edilen etkin fraksiyonların bu tür yaşlanma benzeri değişikliklere karşı da koruma sağlayabileceğini değerlendiriyor. Bu, çalışmayı yalnızca yaşlanma biyolojisi açısından değil, ilaç ilişkili cilt hasarı bağlamında da ilgi çekici hale getiriyor.</p>
<p>Bununla birlikte, bulguların umut verici olması, doğrudan insanlarda kullanım anlamına gelmiyor. Araştırma henüz deneysel düzeyde ve sonuçlar, laboratuvar ile hayvan modellerinden elde edilen verilerle sınırlı. Yine de çalışma, geleneksel tıpta kullanılan bir bitkinin etkin bileşenlerinin modern analitik yöntemlerle ayrıştırılarak yaşlanma karşıtı mekanizmalar açısından değerlendirilmesinin ne kadar değerli olabileceğini gösteriyor. Bu tür araştırmalar, ileride topikal ürün geliştirme, cilt bariyerini destekleyen formülasyonlar ya da daha hedefli fitokimyasal çalışmalar için temel oluşturabilir.</p>
<p>Bilim insanları açısından bu çalışma, cilt yaşlanmasının tek bir yol üzerinden değil, oksidatif stres, ekstraselüler matriks kaybı ve bariyer bozulması gibi çok sayıda süreç üzerinden şekillendiğini bir kez daha hatırlatıyor. <em>Vicatia thibetica de Boiss</em> kök ekstreleri ve özellikle klorojenik asit açısından zengin fraksiyonlar, bu zincirin birden fazla halkasına aynı anda müdahale edebilen doğal adaylar arasında yer alabilir. Önümüzdeki aşamada, hangi bileşiklerin hangi sinyal yollarını etkilediğinin daha ayrıntılı incelenmesi, bu geleneksel bitkinin dermatolojik araştırmalardaki yerini daha da netleştirecek gibi görünüyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Anti-aging effects and bioactive constituents of Vicatia thibetica root extract on skin aging induced by D-galactose and glucocorticoids.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Vicatia thibetica de Boiss root extract and its active constituents attenuate skin aging induced by D-galactose and glucocorticoid.</p>
<p><strong>References:</strong><br />Daoxu Zhang, Yunyu Hong, Chengyi Wu et al. Acta Materia Medica. 2026; Vol. 5(2):178-193. DOI: 10.15212/AMM-2026-0413</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Cilt Yaşlanması, Vicatia thibetica, Klorojenik Asit, Ekstrasellüler Matris, Antioksidan, Süperoksit Dismutaz, Matris Metalloproteinaz-9, D-galaktoz, Glukokortikoidler, Epidermal Bariyer Fonksiyonu, Anti-senesens, Etnofarmakoloji</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/vicatia-thibetica-kok-ekstresi-cilt-yaslanma/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
