<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>GLP-1 reseptör agonisti &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/glp-1-reseptor-agonisti/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 24 Jun 2026 12:17:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>
	<item>
		<title>Egzersiz ile GLP-1 İlaçlarının Kalp Damar Sağlığında Beklenenden Fazlası</title>
		<link>https://oncology.com.tr/egzersiz-glp1-ilaclari-kalp-sagligi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/egzersiz-glp1-ilaclari-kalp-sagligi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Jun 2026 12:17:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz ve metabolik sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[endotelyal fonksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[GLP-1 reseptör agonisti]]></category>
		<category><![CDATA[GLP-1 reseptör agonistleri]]></category>
		<category><![CDATA[inflamasyon]]></category>
		<category><![CDATA[kardiyovasküler hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kardiyovasküler hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[kardiyovasküler risk]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik hastalıklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/egzersiz-glp1-ilaclari-kalp-sagligi/</guid>

					<description><![CDATA[GLP-1 reseptör agonistleri ve egzersiz, kalp damar sağlığını sadece kilo kaybıyla değil, damar fonksiyonu ve inflamasyonun azaltılmasıyla da destekliyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Metabolik hastalıklar ile <a href="https://oncology.com.tr/egzersiz-liraglutid-kilo-koruma-damar-sagligi/" title="Kilo Koruma Döneminde Egzersiz ve Liraglutid Damar Sağlığını Destekleyebilir" data-wpan-internal-link="1">kardiyovasküler risk</a> arasındaki bağlantı, son yıllarda yalnızca kilo kontrolü üzerinden değil, <a href="https://oncology.com.tr/zebrafish-cadasil-tedavi-modeli/" title="Zebrafish modeli CADASIL’in gizli damar hasarını aydınlatıyor" data-wpan-internal-link="1">damar</a> biyolojisi ve hücresel sinyaller üzerinden de yeniden tanımlanıyor. Nature Metabolism’de 2026’da yayımlanan Jordan ve McDermott imzalı çalışma, bu dönüşümün dikkat çekici örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Araştırma, egzersiz ile glukagon benzeri peptid-1 reseptör agonistlerinin, kısa adıyla GLP-1RA’ların, birlikte ele alındığında kalp ve damar sistemi üzerinde yalnızca kilo kaybıyla açıklanamayacak etkiler oluşturabileceğini ortaya koyuyor.</p>
<p>GLP-1 reseptör agonistleri uzun süredir tip 2 diyabet ve obezite tedavisinde kullanılan önemli ilaç sınıfları arasında yer alıyor. Bu ilaçların kan şekeri kontrolü, iştah düzenlenmesi ve kilo azalması üzerindeki etkileri iyi biliniyor. Ancak son dönemde biriken bulgular, kardiyovasküler yararın yalnızca tartıdaki düşüşten ibaret olmadığını düşündürüyor. Jordan ve McDermott’un değerlendirmesi de tam bu noktada önem kazanıyor: Çalışma, GLP-1RA’ların metabolik parametreleri iyileştirirken damar duvarı, endotel fonksiyonu ve kalp kası üzerinde daha doğrudan etkiler gösterebildiğini ele alıyor.</p>
<p>İncelemede öne çıkan başlıklardan biri, inflamasyonun baskılanması. Kronik düşük düzey inflamasyon, ateroskleroz gelişiminde ve kalp damar hastalıklarının ilerlemesinde temel sürükleyicilerden biri olarak kabul ediliyor. Araştırmada GLP-1 reseptör aktivasyonunun, inflamatuvar yanıtları azaltmaya yardımcı olabilecek mekanizmalarla ilişkili olduğu aktarılıyor. Bu durum, özellikle metabolik bozukluğu olan bireylerde damar hasarının ve plak oluşumunun hızını etkileyebilecek bir biyolojik zemin sunuyor.</p>
<p>Çalışmanın bir diğer önemli bulgusu ise damar endoteli üzerindeki etkiler. Damarların iç yüzeyini kaplayan bu ince tabaka, kan akışının düzenlenmesi ve damar tonusunun korunmasında kritik rol oynuyor. Jordan ve McDermott, GLP-1RA’ların endotelyal nitrik oksit biyoyararlanımını artırabildiğini gösteren moleküler yolları ayrıntılandırıyor. Nitrik oksit, damarların gevşemesini sağlayarak vazodilatasyonu kolaylaştırıyor, arteriyel esnekliği artırıyor ve dolaşımın daha dengeli işlemesine katkıda bulunuyor. Endotel işlevindeki bu iyileşme, ateroskleroz riskinin azaltılması açısından da özel önem taşıyor.</p>
<p>Araştırma yalnızca damar duvarıyla sınırlı kalmıyor; kalp kası üzerindeki doğrudan koruyucu etkiler de masaya yatırılıyor. GLP-1RA’ların miyokard üzerinde, <a href="https://oncology.com.tr/ampk-tet2-parkinson-epigenetik/" title="Şeker Düzeyindeki Dalgalanmalar Parkinson Araştırmasında Yeni Bir Epigenetik Yol Açtı" data-wpan-internal-link="1">metabolik stres</a> koşullarında hücresel dayanıklılığı destekleyebilecek sinyalleri etkilediği düşünülüyor. Bu tür etkiler, özellikle diyabet, obezite veya insülin direnci gibi durumlarda kalbin artan yük altında çalıştığı senaryolarda daha anlamlı hale geliyor. Ancak bilim insanları, bu sonuçların klinik uygulamaya nasıl ve ne ölçüde yansıyacağını belirlemek için daha fazla veri gerektiğini de vurguluyor.</p>
<p>Çalışmayı dikkat çekici kılan bir başka nokta, egzersizin bu tabloya nasıl dahil edildiği. Fiziksel aktivite, kardiyovasküler sağlığın en güçlü ve en iyi belgelenmiş bileşenlerinden biri olmayı sürdürüyor. Egzersiz; insülin duyarlılığını artırıyor, damar fonksiyonunu destekliyor, inflamasyonu azaltıyor ve lipid profilini iyileştirebiliyor. Jordan ve McDermott’un yaklaşımı, egzersiz ile GLP-1RA tedavisinin birbirini tamamlayabileceği yönünde. Yani bu iki müdahale, aynı biyolojik yolların farklı noktalarına dokunarak daha geniş bir koruma etkisi oluşturabilir.</p>
<p>Bu sinerji özellikle metabolik disfonksiyon taşıyan ve buna bağlı olarak kalp damar hastalığı riski yükselen gruplar için anlam taşıyor. Tip 2 diyabet, fazla kilo ve obezite gibi durumlar, sadece glukoz metabolizmasını değil, damar sertliği, endotelyal işlev bozukluğu ve inflamasyon gibi süreçleri de etkiliyor. Dolayısıyla tedavi yaklaşımının tek bir hedefe odaklanması çoğu zaman yeterli olmuyor. Araştırmanın işaret ettiği çerçeve, kilo kaybını önemli olmakla birlikte tek başına belirleyici kabul etmeyen daha bütüncül bir model sunuyor.</p>
<p>Bununla birlikte çalışma, GLP-1 reseptör agonistlerinin her hastada aynı sonucu vereceği veya egzersizin yerini alacağı anlamına gelmiyor. Tam tersine, bilimsel veriler bu tedavilerin yaşam tarzı müdahaleleriyle birlikte değerlendirilmesinin daha gerçekçi olduğunu gösteriyor. Egzersiz, ilaç tedavisinin yerini alan değil, onu tamamlayan bir unsur olarak öne çıkıyor. Klinik açıdan bakıldığında bu yaklaşım, hem risk azaltımı hem de metabolik kontrol açısından daha dengeli bir strateji anlamına gelebilir.</p>
<p>Jordan ve McDermott’un Nature Metabolism’de yayımlanan çalışması, GLP-1RA’ların kardiyovasküler etkilerine dair anlayışı daha derin bir düzeye taşıyor. Bulgular, bu ilaç sınıfının yalnızca kilo düşüşü üzerinden değil, inflamasyon, endotel işlevi, nitrik oksit biyolojisi ve olası miyokard koruması üzerinden de etkili olabileceğini gösteriyor. Egzersizle birleştiğinde ise ortaya, metabolik bozukluğun kalp damar sistemi üzerindeki yükünü azaltmaya yönelik daha kapsamlı bir çerçeve çıkıyor. Bu da gelecekteki tedavi stratejilerinin, kalp sağlığını yalnızca sayılarla değil, alttaki biyolojik süreçlerle birlikte ele alacağına işaret ediyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> The study focuses on the combined effects of exercise and glucagon-like peptide 1 receptor agonists (GLP-1RAs) on cardiovascular disease, emphasizing mechanisms beyond weight loss.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Exercise and glucagon-like peptide 1 receptor agonists in cardiovascular disease beyond weight loss.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Jordan, A.J., McDermott, M. Exercise and glucagon-like peptide 1 receptor agonists in cardiovascular disease beyond weight loss. Nat Metab (2026). https://doi.org/10.1038/s42255-026-01560-6</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/egzersiz-glp1-ilaclari-kalp-sagligi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kilo Koruma Döneminde Egzersiz ve Liraglutid Damar Sağlığını Destekleyebilir</title>
		<link>https://oncology.com.tr/egzersiz-liraglutid-kilo-koruma-damar-sagligi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/egzersiz-liraglutid-kilo-koruma-damar-sagligi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Jun 2026 11:15:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[damar sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[GLP-1 reseptör agonisti]]></category>
		<category><![CDATA[inflamasyon]]></category>
		<category><![CDATA[kardiyovasküler hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[kardiyovasküler risk]]></category>
		<category><![CDATA[liraglutid]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[obezite tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/egzersiz-liraglutid-kilo-koruma-damar-sagligi/</guid>

					<description><![CDATA[S-LiTE çalışmasının yeni analizi, egzersiz ve liraglutidin kilo koruma döneminde damar sağlığını destekleyip inflamasyonu azalttığını ortaya koyuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Obeziteyle mücadelede asıl zorluğun çoğu zaman kilo vermek değil, verilen kiloyu korumak olduğu uzun süredir biliniyor. Bu süreçte yalnızca tartıdaki değişim değil, damarların nasıl yanıt verdiği ve vücuttaki düşük düzeyli iltihabın nasıl şekillendiği de büyük önem taşıyor. S-LiTE çalışmasından elde edilen yeni <a href="https://oncology.com.tr/gunduz-isigi-demans-riski/" title="Gündüz Işığı Demans Riskini Etkileyebilir mi? Wearable Verilerden Dikkat Çeken Bulgular" data-wpan-internal-link="1">bulgular</a>, egzersiz ile GLP-1 reseptör agonisti liraglutidin, kilo kaybını sürdürme döneminde damar fonksiyonu ve sistemik inflamasyon üzerinde anlamlı etkiler yaratabileceğine işaret <a href="https://oncology.com.tr/fusobacterium-periodonticum-kolorektal-kanser/" title="Ağız Bakterisinin Kolorektal Kanserle Bağı: Yeni Araştırma Dekanoik Asidi İşaret Ediyor" data-wpan-internal-link="1">ediyor</a>.</p>
<p>Nat Metab’de yayımlanan ve Sandsdal ile çalışma arkadaşlarının yürüttüğü prespecified secondary analysis, obezite tedavisinde sık görülen bir klinik soruya odaklanıyor: Kilo kaybı sonrasında uygulanan stratejiler yalnızca beden ağırlığını mı etkiliyor, yoksa damar sistemini de daha sağlıklı bir yöne mi taşıyor? Araştırmacılar, bu soruyu yanıtlamak için yaşam tarzı müdahalesini ve farmakolojik yaklaşımı birlikte değerlendirdi. Bulgular, özellikle kardiyovasküler risk açısından obeziteyle ilişkili biyolojik bozulmaların sadece kilo azalmasıyla sınırlı olmadığını, kilo koruma aşamasında da aktif biçimde izlenmesi gerektiğini hatırlatıyor.</p>
<p>Obezite, damar duvarında işlev bozukluğu, arter sertliğinde artış ve kronik inflamasyon gibi değişikliklerle ilişkilendiriliyor. Bu mekanizmalar, aterosklerozdan hipertansiyona uzanan geniş bir risk yelpazesini besleyebiliyor. Başka bir deyişle, kilo fazlalığı yalnızca metabolik bir mesele değil; aynı zamanda dolaşım sisteminin yapısal ve işlevsel bütünlüğünü etkileyen bir durum. Bu nedenle, başlangıçta sağlanan kilo kaybının kalıcı hale gelmesi kadar, bu dönemin damar sağlığı üzerindeki etkilerini anlamak da kritik kabul ediliyor.</p>
<p>S-LiTE çalışmasının öne çıkan yönü, kilo koruma aşamasını ayrı bir araştırma başlığı olarak ele alması oldu. Obezite tedavisinde nüks oranlarının yüksek olması, yani kaybedilen kilonun zaman içinde yeniden alınması, uzun vadeli damar kazanımlarını gölgeleyebiliyor. Araştırmacılar bu boşluğu doldurmak amacıyla egzersiz ve liraglutidi bir arada inceleyerek, her iki yaklaşımın damar işlevi ile inflamatuvar belirteçler üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Böylece çalışma, obezite yönetiminde yalnızca kilo sayısına değil, biyolojik kaliteye de odaklanan daha rafine bir bakış sundu.</p>
<p>Egzersiz, kalori harcamasının ötesinde pek çok yarar sağlayan temel bir tedavi bileşeni olarak kabul ediliyor. Düzenli fiziksel aktivitenin endotel fonksiyonunu destekleyebildiği, damar sertliğini azaltabildiği ve inflamatuvar profili iyileştirebildiği çok sayıda çalışmada gösterilmiş durumda. Endotel, damarların iç yüzeyini kaplayan ve dolaşımın sağlıklı akışını düzenleyen kritik bir tabaka olduğu için, burada oluşan iyileşme kardiyovasküler risk açısından özel önem taşıyor. S-LiTE analizinin önemi de tam burada ortaya çıkıyor: Egzersizin kilo koruma döneminde, yalnızca enerji dengesi değil damar biyolojisi üzerinde de etkili olup olmadığını sorguluyor.</p>
<p>Liraglutid ise GLP-1 reseptör agonistleri sınıfında yer alan bir ilaç olarak, iştah ve kilo kontrolü üzerindeki etkileriyle tanınıyor. Bu ilaç grubu, obezite tedavisinde ve bazı metabolik durumlarda giderek daha fazla kullanılıyor. Ancak araştırmacılar için asıl ilgi çekici nokta, bu tür ilaçların yalnızca ağırlık kaybı sağlaması değil, aynı zamanda dolaşım sistemi ve inflamasyonla ilişkili süreçleri de etkileyip etkilemediği. S-LiTE çalışması, bu soruya kilo koruma bağlamında yanıt araması bakımından dikkat çekiyor.</p>
<p>Çalışmanın ortaya koyduğu genel tablo, egzersiz ve liraglutidin birlikte ele alındığında damar sağlığı ve iltihap yanıtları üzerinde umut verici etkiler gösterebildiğine işaret ediyor. Bu, her iki yaklaşımın aynı biyolojik hedeflere farklı yollardan ulaşabileceği anlamına geliyor. Egzersiz, fiziksel ve metabolik adaptasyonlar <a href="https://oncology.com.tr/pink1-kaybi-parkinson-mitokondri-tasinma/" title="PINK1 Kaybı, Parkinson’da Dopamin Nöronlarının Enerji Taşınmasını p38 Üzerinden Aksatıyor" data-wpan-internal-link="1">üzerinden</a> etki ederken; liraglutid, iştah kontrolü ve kilo yönetimi yanında daha geniş bir metabolik çerçevede fayda sağlayabiliyor. Araştırmanın dikkat çekici yanı, bu mekanizmaların kilo koruma gibi pratikte çoğu zaman zorlayıcı bir evrede değerlendirilmiş olması.</p>
<p>Yine de uzmanların bu tür bulguları yorumlarken temkinli olması gerekiyor. Bu, bir tedavinin tüm hastalarda aynı sonucu vereceğini gösteren kesin bir klinik reçete değil; kontrollü bir araştırmanın, belirli bir popülasyonda saptadığı biyolojik ipuçları. Özellikle obezite tedavisinde bireyler arasında yanıt farklılıkları görülebiliyor ve damar sağlığı gibi çok katmanlı sonuçlar, yaşam tarzı, eşlik eden hastalıklar ve tedavi uyumundan etkilenebiliyor. Bu nedenle çalışma, bir “nihai çözüm” sunmaktan çok, kilo kaybının sürdürüldüğü dönemde damar korumasının nasıl optimize edilebileceğine dair önemli bir çerçeve çiziyor.</p>
<p>Klinik açıdan bakıldığında, bu sonuçlar obezite tedavisinin tek boyutlu ele alınmaması gerektiğini bir kez daha gösteriyor. Kilo verme başarısı kadar, kan damarlarında sağlanan işlevsel iyileşmenin kalıcı hale gelmesi de uzun vadeli kardiyovasküler riskin azaltılmasında rol oynayabilir. Özellikle inflamasyonun baskılanması ve endotel sağlığının korunması, ileride gelişebilecek damar sertliği ve kalp-damar hastalıkları için değerli bir savunma hattı oluşturabilir. Bu açıdan egzersiz ile liraglutidin kombinasyonunu inceleyen S-LiTE analizi, obezite tedavisinde metabolik hedeflerle damar hedeflerini birleştiren modern yaklaşımın altını çiziyor.</p>
<p>Sonuç olarak çalışma, kilo koruma döneminin obezite tedavisinde pasif bir ara aşama değil, damar sağlığının yeniden şekillenebileceği aktif bir biyolojik pencere olabileceğini düşündürüyor. Egzersiz ve liraglutid, bu pencerede birbirini tamamlayan araçlar olarak öne çıkıyor. Araştırmanın nihai mesajı, obeziteyle ilişkili kardiyovasküler riskin azaltılmasında hem yaşam tarzı müdahalelerinin hem de uygun farmakolojik desteğin dikkatle değerlendirilmesi gerektiği yönünde. Bilim insanları için bu bulgular, daha sağlıklı damarlar ve daha düşük inflamasyon hedefiyle yürütülen kilo yönetimi stratejilerinin gelecekte nasıl şekilleneceğine dair güçlü bir başlangıç noktası sunuyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Effects of exercise and GLP-1 receptor agonist liraglutide on vascular health and inflammation during weight loss maintenance.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Effects of exercise and liraglutide on vascular health and inflammation during weight loss maintenance: a prespecified secondary analysis of the S-LiTE trial.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Sandsdal, R.M., Holt, J., Alkhefagie, H.G.A. et al. Effects of exercise and liraglutide on vascular health and inflammation during weight loss maintenance: a prespecified secondary analysis of the S-LiTE trial. Nat Metab (2026). https://doi.org/10.1038/s42255-026-01554-4</p>
<p><strong>DOI:</strong> https://doi.org/10.1038/s42255-026-01554-4</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/egzersiz-liraglutid-kilo-koruma-damar-sagligi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Semaglutid Sonrası Zehir Danışma Hatlarında Görülen Artış, Kilo Yönetimi İlacının Yeni Güvenlik Sorularını Gündeme Taşıdı</title>
		<link>https://oncology.com.tr/semaglutid-zehir-danisma-artis-guvenlik/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/semaglutid-zehir-danisma-artis-guvenlik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Jun 2026 12:36:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[dozlama hataları]]></category>
		<category><![CDATA[FDA onayı]]></category>
		<category><![CDATA[GLP-1 reseptör agonisti]]></category>
		<category><![CDATA[GLP-1 reseptör agonistleri]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[kamu sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kilo yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[kronik hastalık yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[semaglutid]]></category>
		<category><![CDATA[zehir danışma merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/semaglutid-zehir-danisma-artis-guvenlik/</guid>

					<description><![CDATA[Semaglutid onayı sonrası ABD zehir danışma merkezlerine yapılan başvurularda artış yaşandı. UT San Antonio araştırması, ilacın güvenlik ve kullanım risklerini ortaya koyuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ABD Gıda ve İlaç Dairesi’nin (FDA) 2021 yılında semaglutidi kronik kilo yönetimi için onaylamasının ardından, kamu sağlığı izleme sistemlerinde dikkat çekici bir değişim kaydedildi. Başlangıçta tip 2 diyabet tedavisi için geliştirilen bu GLP-1 reseptör agonisti, kısa sürede yalnızca tıbbi değil toplumsal bir fenomene dönüştü. Ancak ilaca yönelik talep arttıkça, ülke genelindeki zehir danışma merkezlerine yapılan başvurularda da belirgin bir yükseliş görüldü. Texas San Antonio Üniversitesi’nde (UTSA) yürütülen yeni analiz, bu artışın basit bir yan etki değil, ilacın genişleyen kullanım alanı ve buna eşlik eden dozlama hataları ile yanlış kullanım risklerinin bir yansıması olabileceğini ortaya koyuyor.</p>
<p>Çalışmanın arkasındaki isim, araştırmayı öğrencilik yıllarında başlatan Jordan Miller oldu. O dönem 25 yaşında olan Miller, GLP-1 reseptör agonistleriyle bağlantılı zehir danışma merkezi çağrılarında gözle görülür bir <a href="https://oncology.com.tr/almanya-genclerde-kolorektal-kanser-artisi/" title="Almanya’da Genç Yetişkinlerde Kolorektal Kanser Artıyor: Artış Var Ama ABD’nin Gerisinde" data-wpan-internal-link="1">artış</a> fark ettiğinde, bunun FDA’nın kilo yönetimi için verdiği onayla ilişkili olup olmadığını incelemeye karar verdi. UTSA’da istatistik ve veri bilimi alanında Romo Endowed Professor unvanını taşıyan Dr. David Han’ın mentorluk ettiği çalışma, semaglutid ve benzeri ilaçlara ilişkin ulusal eğilimleri incelemek için veri bilimi yöntemlerinden yararlandı. <a href="https://oncology.com.tr/konjenital-diyafram-hernisi-zor-entubasyon/" title="Yenidoğanlarda Zor Entübasyonu Öngören Bulgular, CDH Yoğun Bakımında Yeni Bir Yol Haritası Sunuyor" data-wpan-internal-link="1">Bulgular,</a> düzenleyici bir kararın klinik kullanım biçimlerini ve kamu sağlığı göstergelerini ne kadar hızlı etkileyebileceğine dair önemli ipuçları sunuyor.</p>
<p>GLP-1 reseptör agonistleri, vücudun yemek sonrası salgıladığı inkretin hormonlarını taklit ederek çalışıyor. Bu ilaçlar insülin salınımını artırırken glukagon salınımını baskılıyor, böylece kan şekeri kontrolüne katkı sağlıyor. Semaglutidin iştah düzenleyici etkisi ise onu kilo yönetimi alanında da öne çıkardı. Ancak bu genişleyen kullanım, özellikle ilacın yeni kullanıcılar arasında daha yaygın hale gelmesiyle birlikte, dozların yanlış anlaşılması, uygulama sıklığının karıştırılması ya da ilacın uygun olmayan biçimde kullanılması gibi riskleri de beraberinde getirebiliyor. Zehir danışma merkezlerine yansıyan çağrı artışı da tam olarak bu kırılganlığı görünür kıldı.</p>
<p>Çalışmanın temel bulgusu, FDA’nın 2021’deki genişletilmiş onayından sonra GLP-1RA’larla ilişkili başvurularda kayda değer bir yükseliş olduğuna işaret ediyor. Bu tablo, ilacın popülerleşmesinin yalnızca reçete sayılarında değil, sağlık sistemi içinde beklenmedik temas noktalarında da etkisini gösterdiğini düşündürüyor. Zehir merkezleri genellikle yanlış dozlama, kaza sonucu maruziyet, ilaç karışıklıkları ve toksikoloji danışması gerektiren durumlar için kritik bir ilk başvuru noktasıdır. Bu nedenle çağrılardaki artış, hem klinisyenler hem de sağlık otoriteleri açısından erken uyarı niteliği taşıyabilir.</p>
<p>Semaglutidin etkisi, ağırlık kaybı konusundaki kamu ilgisinin ötesine geçerek ilaç güvenliği tartışmalarını da yeniden şekillendirdi. Özellikle enjeksiyon formundaki doz şemaları, titrasyon süreçleri ve hastaların ilacı nasıl kullanacağına dair karmaşıklık, yanlış uygulama olasılığını artırabiliyor. Tıbbi literatürde GLP-1 sınıfındaki ilaçların mide-bağırsak yan etkileri ve uygulama hatalarıyla ilişkili başvurulara yol açabildiği biliniyor. UTSA çalışması, bu genel bilgiyi ulusal ölçekteki çağrı eğilimleriyle birleştirerek, kullanım yaygınlaştıkça güvenlik izleminin de aynı hızla güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.</p>
<p>Bu sonuçlar, semaglutidin etrafındaki heyecanın tamamen olumsuz olduğu anlamına gelmiyor. Aksine, ilaç uygun hastalarda ve doğru biçimde kullanıldığında önemli klinik yararlar sağlayabiliyor. Ancak araştırma, geniş kitlelere ulaşan yeni tedavilerde yalnızca etkinliğe değil, gerçek dünya güvenliğine de odaklanılması gerektiğini hatırlatıyor. Kamu sağlığı açısından bakıldığında zehir danışma merkezi çağrıları, çoğu zaman daha görünür hastane verilerinden önce ortaya çıkan, değerli bir gözetim sinyali sunabiliyor.</p>
<p>Jordan Miller’ın incelemesi, veri biliminin halk sağlığı sorularına nasıl somut katkı sağlayabileceğini de gösteriyor. Bir ilacın onay süreci sonrasında ortaya çıkan davranışsal ve sistemik etkilerin izlenmesi, klasik klinik denemelerin ötesine geçen bir yaklaşım gerektiriyor. Bu tür çalışmalar, özellikle son yıllarda büyük ilgi gören yeni nesil kilo kontrolü ilaçlarında, reçeteleme eğilimleri, hasta eğitimi ve toksikoloji danışmanlığı arasında daha sıkı bir bağlantı kurulması gerektiğine işaret ediyor. Araştırma <a href="https://oncology.com.tr/masld-risk-tahmini-metabolik-kirilganlik/" title="MASLD’de Risk Tahminine Yeni Yaklaşım: Metabolik Kırılganlık Skoru Klinik Sonuçları Öngörüyor" data-wpan-internal-link="1">sonuçları</a>, aynı zamanda sağlık profesyonellerinin hastalara dozaj, uygulama sıklığı ve saklama koşulları konusunda daha net bilgi vermesinin önemini öne çıkarıyor.</p>
<p>Uzmanlara göre, GLP-1RA kullanımındaki artışın sürdüğü bir ortamda, hastaların ilacı güvenli biçimde kullanabilmesi için eğitim kadar iletişim de kritik. Özellikle farklı markalar, farklı doz şemaları ve zaman zaman benzer görünümde preparatlar, karışıklık riskini artırabiliyor. Zehir danışma merkezi verileri, bu tür hataların yalnızca bireysel yanlış anlamalardan değil, hızla büyüyen bir ilaç pazarının yarattığı karmaşadan da kaynaklanabileceğini düşündürüyor. UTSA ekibinin çalışması, bu nedenle yalnızca bir toksikoloji gözlemi değil, aynı zamanda düzenleyici kararların sağlık sistemi üzerindeki zincirleme etkilerine dair önemli bir örnek olarak değerlendiriliyor.</p>
<p>Semaglutidin kilo yönetimi için onaylanmasından sonra yaşanan gelişmeler, modern ilaçların toplumsal etkisinin bazen beklenmedik kanallarda ortaya çıkabildiğini gösteriyor. Hastaların daha geniş bir yelpazede bu tedavilere erişmesi, sağlık otoriteleri için yeni bir izleme alanı yaratırken, klinisyenler için de ilaç güvenliği mesajlarını güçlendirme zorunluluğu doğuruyor. UTSA’da başlayan bu analiz, bir farmasötik başarının aynı zamanda halk sağlığı açısından neden daha dikkatli takip edilmesi gerektiğini açık biçimde ortaya koyuyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Analysis of poison control center calls related to semaglutide and GLP-1 receptor agonists following FDA approval for weight management, including investigation of drug misuse and dosing errors.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> — (Not provided)</p>
<p><strong>References:</strong><br />Miller et al., Journal of Medical Toxicology, 2026 (publication details inferred) <br />
Associated coverage in Significance magazine by the Royal Statistical Society and American Statistical Association</p>
<p><strong>Keywords:</strong> semaglutid, GLP-1 reseptör agonistleri, FDA onayı, kilo yönetimi, zehir danışma merkezleri, ilaç dozaj hataları, veri bilimi, halk sağlığı, farmakokinetik, ilaç güvenliği, hasta eğitimi</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/semaglutid-zehir-danisma-artis-guvenlik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ağızdan Alınan Yeni GLP-1 Adayı, Obezite Tedavisinde Umut Verici Faz 2 Sonuçları Gösterdi</title>
		<link>https://oncology.com.tr/hrs-7535-obezite-tedavisi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/hrs-7535-obezite-tedavisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Jun 2026 00:22:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[Çinli yetişkinlerde obezite]]></category>
		<category><![CDATA[GLP-1 reseptör agonisti]]></category>
		<category><![CDATA[HRS-7535]]></category>
		<category><![CDATA[kardiyometabolik sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[kilo yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[klinik araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[klinik çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[obezite tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[oral ilaç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/hrs-7535-obezite-tedavisi/</guid>

					<description><![CDATA[HRS-7535, ağızdan alınabilen yeni bir GLP-1 reseptör agonisti olarak Çinli diyabeti olmayan obez yetişkinlerde yapılan Faz 2 çalışmada etkili ve güvenli kilo kaybı sağladı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Nature Communications’ta yayımlanan yeni bir Faz 2 klinik çalışma, obezite tedavisinde ağızdan alınabilen bir GLP-1 reseptör agonisti olan HRS-7535’in potansiyeline <a href="https://oncology.com.tr/cocuklarda-fiziksel-aktivite-nfl-play-60/" title="Jameis Winston’ın Katıldığı NFL PLAY 60 Etkinliği, Çocuklarda Günlük Hareket Eksikliğine Dikkat Çekti" data-wpan-internal-link="1">dikkat çekti</a>.</strong> Çinli yetişkinlerde, diyabet eşlik etmeyen obeziteye odaklanan randomize, çift kör ve plasebo kontrollü araştırma, ilacın hem güvenlilik profili hem de kilo kaybı üzerindeki etkileri açısından umut verici bulgular sundu. Bulgular, enjeksiyon temelli tedavilere alternatif olabilecek daha pratik bir yaklaşımın mümkün olabileceğini gösteriyor; ancak çalışma erken aşamada olduğu için sonuçların daha büyük ve uzun süreli denemelerle doğrulanması gerekiyor.</p>
<p>Obezite, yalnızca vücut ağırlığını artıran bir durum değil; <a href="https://oncology.com.tr/yaslilarda-hipertansiyon-oz-yonetimi/" title="Yaşlılarda Tansiyon Yönetiminde Öz-Yönetimi Şekillendiren Gizli Yollar Açığa Çıktı" data-wpan-internal-link="1">kardiyovasküler hastalıklar</a>, <a href="https://oncology.com.tr/kanser-hastalarinda-bobrek-tasi-riski/" title="Kanser Tedavisi Altındaki Hastalarda Böbrek Taşı Riski Neden Daha Karmaşık?" data-wpan-internal-link="1">metabolik bozukluklar</a> ve yaşam kalitesinde düşüşle ilişkili karmaşık bir kronik hastalık olarak görülüyor. Bu nedenle tedavi seçenekleri, sadece estetik ya da kısa vadeli kilo kaybı üzerinden değil, uzun vadeli sağlık sonuçları açısından da değerlendiriliyor. Son yıllarda GLP-1 reseptör agonistleri, özellikle diyabetli bireylerde glukoz kontrolü ve kilo yönetiminde önemli kazanımlar sağladığı için yoğun ilgi topladı. Ancak bu ilaçların çoğu enjeksiyon yoluyla uygulanıyor. Uygulama kolaylığı, hasta uyumu ve geniş erişim açısından bu durum halen önemli bir bariyer oluşturuyor.</p>
<p>HRS-7535’i dikkat çekici kılan nokta tam da burada ortaya çıkıyor: araştırılan molekül, oral yolla alınabilen küçük moleküllü bir GLP-1 reseptör agonisti. Teorik olarak bu özellik, enjeksiyon gerektiren tedavilere kıyasla kullanım kolaylığı sağlayabilir ve tedaviyi daha geniş bir hasta grubuna ulaştırabilir. Çalışmanın yazarları, ilacın oral biyoyararlanımının obezite yönetiminde yeni bir seçenek yaratabileceğini değerlendiriyor. Buna karşın, bir ilacın ağızdan alınabiliyor olması tek başına üstünlük anlamına gelmiyor; etki büyüklüğü, güvenlilik ve sürdürülebilirlik gibi ölçütlerin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> HRS-7535, an oral small-molecule GLP-1 receptor agonist, tested for obesity treatment in non-diabetic Chinese adults.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> HRS-7535, an oral small-molecule GLP-1 receptor agonist, in Chinese adults with obesity without diabetes: a randomized, double-blind, placebo-controlled phase 2 trial</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Gu, W., Zhang, L., Li, L. et al. HRS-7535, an oral small-molecule GLP-1 receptor agonist, in Chinese adults with obesity without diabetes: a randomized, double-blind, placebo-controlled phase 2 trial. Nat Commun (2026). https://doi.org/10.1038/s41467-026-73018-y</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/hrs-7535-obezite-tedavisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GLP-1 İlaçları Sadece Kilo ve Şekeri Değil, Davranış Risklerini de Etkileyebilir</title>
		<link>https://oncology.com.tr/glp-1-ilaclari-siddet-durtusellik-etkileri/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/glp-1-ilaclari-siddet-durtusellik-etkileri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Jun 2026 07:32:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[davranışsal sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[dürtüsellik kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[GLP-1 ilaçları]]></category>
		<category><![CDATA[GLP-1 reseptör agonisti]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[obezite tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[ruh sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet davranışı]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet davranışları]]></category>
		<category><![CDATA[tip 2 diyabet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/glp-1-ilaclari-siddet-durtusellik-etkileri/</guid>

					<description><![CDATA[Rutgers Üniversitesi'nin çalışması, GLP-1 ilaçlarının metabolik etkilerinin yanı sıra dürtüsellik ve şiddet davranışları üzerindeki potansiyel etkilerini inceliyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tip 2 diyabet ve obezite tedavisinde çığır açan GLP-1 reseptör agonistleri, şimdi çok daha beklenmedik bir alanda dikkat çekiyor: şiddet eğilimi ve saldırganlıkla ilişkili davranışlar. Ozempic ve Wegovy gibi ilaçlarla bilinen bu sınıftaki tedavilerin, Rutgers Üniversitesi araştırmacılarının yürüttüğü yeni bir çalışmaya göre, yalnızca metabolik süreçleri değil, davranışsal riskleri de etkileyebileceği değerlendiriliyor.</p>
<p>Çalışma, psikoloji, farmakoloji ve halk sağlığı <a href="https://oncology.com.tr/igf-1-yasli-yuruyus-gucu/" title="Yaşlılıkta Yürüyüşün Biyolojik İmzası: IGF-1 ile Adım Gücü Arasındaki Yeni Bağlantı" data-wpan-internal-link="1">arasındaki</a> kesişim noktasında yer alıyor. Araştırmacılar, GLP-1 ilaçlarını kullanan yetişkinlerde dürtüsellik, <a href="https://oncology.com.tr/alkol-pankreas-kanseri-risk-2/" title="Yeni Meta-Analiz: Alkol, Pankreas Kanseri Riskini Daha Net Bir Şekilde İşaret Ediyor" data-wpan-internal-link="1">alkol tüketimi</a> ve şiddet içeren davranışlar arasındaki bilinen ilişkinin değişip değişmediğini inceledi. Bulgular, bu ilaçların beyin-davranış ekseninde, bugüne kadar genellikle metabolizma odaklı görülen etkilerinin ötesine geçebileceğine işaret ediyor. Ancak uzmanlar, söz konusu bulguların erken aşamadaki gözlemsel bir analiz niteliği taşıdığını ve doğrudan nedensellik kanıtı olarak yorumlanmaması gerektiğini vurguluyor.</p>
<p>Rutgers Üniversitesi ekibinin Criminology dergisinde yayımlanan araştırması, ABD genelinde 2025’te yapılan ve 7 binden fazla yetişkini kapsayan bir anket verisine dayanıyor. Çalışmada, daha önce GLP-1 ilacı kullanmış 821 kişilik alt grup ayrıntılı biçimde incelendi ve bu katılımcılar mevcut kullanıcılar ile eski kullanıcılar olarak sınıflandırıldı. Böylece araştırmacılar, devam eden GLP-1 kullanımının şiddet davranışlarının sıklığıyla bağlantılı olup olmadığını değerlendirme imkânı buldu.</p>
<p>Bu tür araştırmaların ilgi çekmesinin nedeni, GLP-1 ilaçlarının başlangıçta yalnızca kan şekeri kontrolü ve iştah düzenlemesiyle ilişkilendirilmesiydi. Bu ilaçlar, insülin yanıtını modüle ederken tokluk hissini güçlendiriyor ve kilo kaybını destekliyor. Son yıllarda hem klinik uygulamalarda hem de kamuoyunda hızlı bir yaygınlık kazanan bu tedavilerin, şimdi davranışsal sağlık üzerinde de olası etkileri tartışılıyor. Özellikle dürtü kontrolü, madde kullanımı ve <a href="https://oncology.com.tr/mide-kanseri-prognozu-bt-risk-isareti/" title="BT Taramalarından Yeni Bir Risk İşareti: Mide Kanseri Prognozunda Daha Keskin Bir Bakış" data-wpan-internal-link="1">risk</a> alma davranışlarıyla ilgili yeni sorular ortaya çıkmış durumda.</p>
<p>Çalışmanın odağındaki temel hipotez, GLP-1 tedavisinin dürtüsellik ve alkol kullanımı ile şiddet davranışı arasındaki bağı zayıflatıp zayıflatmadığıydı. Önceki araştırmalar, yüksek dürtüsellik ve aşırı alkol tüketiminin saldırgan davranışlar için önemli risk etmenleri olabileceğini göstermişti. Rutgers araştırması bu noktada, metabolik tedavilerin bu psikolojik ve davranışsal döngüler üzerinde dolaylı bir etkisi olup olmadığını sorguluyor. Böyle bir ilişkinin saptanması halinde, etki mekanizmasının sinir sistemi düzeyindeki işlevler, ödül işleme süreçleri ya da dürtü düzenleme yolları üzerinden açıklanması gerekebilir. Bununla birlikte, mevcut veriler bu mekanizmaları kesin biçimde ortaya koymaya yetmiyor.</p>
<p>Bilim insanları, sonuçları değerlendirirken temkinli olunması gerektiğini hatırlatıyor. Çünkü anket temelli çalışmalar, katılımcıların kendi beyanlarına dayanır ve bu durum hatırlama yanlılığı veya eksik bildirim gibi sınırlamalar yaratabilir. Ayrıca GLP-1 kullanan bireylerle kullanmayanlar arasında yaş, sağlık durumu, psikiyatrik öykü, madde kullanımı ve yaşam tarzı açısından farklılıklar bulunabilir. Bu değişkenler, şiddet davranışı riskini bağımsız olarak etkileyebileceği için gözlenen bağlantılar doğrudan ilaç etkisi anlamına gelmeyebilir.</p>
<p>Yine de araştırmanın değeri, GLP-1 ilaçlarını yalnızca kilo kaybı ya da glisemik kontrol bağlamında ele alan dar çerçeveyi genişletmesinde yatıyor. Halk sağlığı açısından bakıldığında, çok sayıda kişinin bu ilaçlara erişiminin arttığı bir dönemde, olası ikincil etkileri anlamak önem kazanıyor. Eğer daha ileri çalışmalar mevcut kullanımla bazı risk davranışları arasında anlamlı bir ilişki ortaya koyarsa, bu durum klinik izlem ve hasta değerlendirmelerinde yeni sorular doğurabilir. Ancak şu aşamada eldeki veriler, tedavinin şiddeti azalttığına dair kesin bir sonuç değil, dikkat çekici bir araştırma yönü sunuyor.</p>
<p>GLP-1 ilaçlarının beyin üzerindeki etkileri, son yıllarda bilim dünyasında daha sık tartışılmaya başladı. Bu ilacların iştah, ödül algısı ve bağımlılık davranışlarıyla ilişkili bazı sinir ağlarını etkileyebileceği düşünülüyor. Bu nedenle, davranışsal sonuçların araştırılması yalnızca suç veya şiddet çalışmaları için değil, bağımlılık bilimi ve ruh sağlığı açısından da önem taşıyor. Ancak uzmanlar, bu bağlantıların klinik uygulamaya aktarılabilmesi için kontrollü ve uzun dönemli çalışmalara ihtiyaç olduğunu belirtiyor.</p>
<p>Rutgers ekibinin çalışması, metabolik tedavilerin insan davranışı üzerindeki olası etkilerini daha geniş bir çerçevede ele alan ilk örneklerden biri olarak öne çıkıyor. Bulgular, GLP-1 ilaçlarının etkisinin mide, pankreas ve kilo yönetimiyle sınırlı olmayabileceğini düşündürse de, bilimsel ihtiyat elden bırakılmıyor. Şiddet davranışına ilişkin daha güçlü kanıtlar için farklı veri kümeleri, izlem çalışmaları ve biyolojik mekanizmayı test eden deneysel araştırmalar gerekecek. Şimdilik bu çalışma, hızlı yükselen bir ilaç sınıfının toplum sağlığı üzerindeki daha karmaşık yansımalarını anlamaya yönelik önemli bir başlangıç noktası sunuyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> People</p>
<p><strong>Article Title:</strong> GLP-1 receptor agonist use and violent crime among US adults</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Şiddet, İlaç tedavisi, Kilo kaybı, Ruh sağlığı</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/glp-1-ilaclari-siddet-durtusellik-etkileri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Semaglutid Kullanımı, Tip 2 Diyabette Kırık Riskine Dair Beklentileri Değiştiriyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/semaglutid-tip-2-diyabet-kirik-risk/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/semaglutid-tip-2-diyabet-kirik-risk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Jun 2026 20:51:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[elektronik sağlık kayıtları]]></category>
		<category><![CDATA[GLP-1 reseptör agonisti]]></category>
		<category><![CDATA[GLP-1 reseptör agonistleri]]></category>
		<category><![CDATA[kemik kırığı riski]]></category>
		<category><![CDATA[kemik kırıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kilo kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[obezite tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[semaglutid]]></category>
		<category><![CDATA[tip 2 diyabet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/semaglutid-tip-2-diyabet-kirik-risk/</guid>

					<description><![CDATA[Stanford araştırması, semaglutidin tip 2 diyabetli hastalarda kilo kaybı sağlarken kemik kırığı riskini azaltabileceğine dair önemli bulgular sunuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Stanford Üniversitesi araştırmacılarının ENDO 2026’da sunduğu yeni analiz, semaglutidin yalnızca kilo <a href="https://oncology.com.tr/drosophila-nukleostemin-1-apoptoz/" title="Meyve Sineğinde Nükleostemin 1 Kaybı Hücreyi Apoptoza Sürüklüyor" data-wpan-internal-link="1">kaybı</a> sağlamakla kalmayıp, tip 2 diyabetli hastalarda kemik kırığı riskini de azaltabileceğine işaret ediyor. Geniş bir elektronik sağlık kaydı veri havuzuna dayanan çalışma, GLP-1 reseptör agonisti sınıfındaki bu ilacın, diğer anti-obezite ilaçlarıyla karşılaştırıldığında, daha düşük kırık oranlarıyla ilişkili olabileceğini ortaya koydu. Bulgular, hızlı kilo kaybının kemik sağlığını kaçınılmaz olarak bozacağı yönündeki yaygın kaygılara daha nüanslı bir bakış getiriyor.</p>
<p>Semaglutid, glukagon benzeri peptid-1 reseptör agonistleri ya da kısa adıyla GLP-1 RA grubunda yer alıyor. İlacın temel etkisi, glukoza bağımlı insülin salgısını artırmak, glukagon salınımını baskılamak, mide boşalmasını geciktirmek ve tokluk hissini güçlendirmek üzerinden gelişiyor. Bu mekanizmalar, günlük kalori alımını azaltarak hem glisemik kontrolü iyileştiriyor hem de belirgin kilo kaybı sağlayabiliyor. Son yıllarda semaglutid, obezite ve tip 2 diyabet tedavisinde en dikkat çekici farmakolojik seçeneklerden biri haline geldi.</p>
<p>Ancak kilo kaybının kemik dokusu üzerindeki etkileri uzun süredir tartışılıyor. Hızlı yağ kaybı ve vücut ağırlığındaki düşüş, bazı durumlarda kemik mineral yoğunluğunda azalmayla ilişkilendirilebiliyor. Özellikle yaşlı hastalarda, menopoz sonrası dönemdeki bireylerde ve kırık öyküsü bulunan kişilerde bu konu daha da önem kazanıyor. Bu nedenle GLP-1 temelli tedaviler hakkında konuşulurken, sadece metabolik yararlar değil, iskelet sistemi üzerindeki olası sonuçlar da yakından izleniyor.</p>
<p>Stanford ekibinin değerlendirmesi, bu tartışmaya gerçek dünya verileriyle katkı sunuyor. Araştırmacılar, ABD’deki hastaneler ve akademik merkezlerden elde edilen 161 milyondan fazla hastayı kapsayan elektronik sağlık kayıtlarını kullanarak retrospektif bir kohort analizi gerçekleştirdi. Böyle büyük veri kümeleri, rutin klinik uygulamadaki eğilimleri anlamak açısından önemli olsa da, gözlemsel tasarım nedeniyle nedensellik kurmak için tek başına yeterli kabul edilmiyor. Buna rağmen, böylesine geniş bir örneklem, semaglutidin güvenlik profiline ilişkin önemli ipuçları sağlayabiliyor.</p>
<p>Çalışmanın odak noktası, tip 2 diyabetli bireylerde semaglutid kullanımının kilo kaybı ve kemik kırığı riski üzerindeki etkisiydi. Ekip, semaglutidi diğer anti-obezite ilaçlarıyla karşılaştırarak kırık gelişimi açısından daha düşük bir risk örüntüsü saptadı. Bu sonuç, ilacın yalnızca metabolik kazanımlar üretmediğini, aynı zamanda kemik sağlığı açısından da beklenenden daha olumlu bir tabloyla ilişkili olabileceğini düşündürüyor.</p>
<p>Bununla birlikte uzmanlar, bu tür bulguların temkinli yorumlanması gerektiğini vurguluyor. Retrospektif analizler; yaş, eşlik eden hastalıklar, <a href="https://oncology.com.tr/yaslilarda-serbest-zaman-egzersizi/" title="Yaşlılıkta Serbest Zaman Egzersizi Kas Gücünü ve Günlük İşlevi Destekleyebilir" data-wpan-internal-link="1">fiziksel aktivite</a>, beslenme, düşme riski ve eşzamanlı ilaç kullanımı gibi birçok değişkenden etkilenebilir. Ayrıca kırık riskinin azalmasında semaglutidin doğrudan kemik dokusu üzerindeki etkileri kadar, metabolik iyileşme ve kilo kontrolüyle ilişkili dolaylı yararlar da rol oynamış olabilir. Başka bir deyişle, gözlenen farkın tek bir biyolojik mekanizmaya indirgenmesi henüz mümkün değil.</p>
<p>Yine de sonuçlar endokrinoloji alanında dikkat çekici bir soruyu gündeme getiriyor: Kilo kaybı her zaman kemik için zararlı mı? Bu çalışma, en azından semaglutid gibi bazı GLP-1 RA tedavilerinde yanıtın daha karmaşık olabileceğini gösteriyor. Kilo kaybının tek başına kırık riskini artırdığı varsayımı, hastanın metabolik durumu, başlangıç kilosu, yaş, fiziksel durum ve tedavi süresi gibi değişkenlerle birlikte değerlendirilmek zorunda.</p>
<p>Çalışmanın ENDO 2026’da sunulmuş olması da bulguların bilimsel topluluk açısından erken ama önemli bir aşamada değerlendirildiğini gösteriyor. Kongre sunumları, çoğu zaman hakemli yayıma dönüşmeden önce ilk sinyalleri verir ve sonraki daha ayrıntılı incelemelere zemin hazırlar. Bu nedenle semaglutidin kemik kırıklarını azalttığı sonucunu kesin bir klinik kural olarak görmek için henüz erken, ancak sinyal yeterince güçlü görünüyor ki daha fazla araştırmayı hak ediyor.</p>
<p>GLP-1 reseptör agonistlerinin obezite ve diyabet tedavisindeki yükselişi, bu ilaç sınıfını yalnızca kan şekeri ve kilo yönetimi açısından değil, uzun dönem güvenlik açısından da odak noktasına taşıdı. Kardiyovasküler sonuçlar, böbrek sağlığı ve gastrointestinal yan etkiler gibi başlıklar kadar, kemik bütünlüğü de artık tartışmanın önemli parçalarından biri. Semaglutid için ortaya çıkan bu yeni veriler, tedavi kararlarında iskelet sağlığının daha dengeli biçimde ele alınması gerektiğini düşündürüyor.</p>
<p>Sonuç olarak Stanford araştırması, semaglutidin tip 2 diyabetli hastalarda anlamlı kilo kaybı sağlarken kırık riskini artırmak yerine azaltabileceğini gösteren güçlü bir gözlemsel işaret sunuyor. Ancak araştırmacıların ve klinisyenlerin temkinli yaklaşımı sürüyor: gerçek etkiyi doğrulamak için prospektif çalışmalar, daha ayrıntılı <a href="https://oncology.com.tr/80-yas-ustu-kreatinin-prognostik/" title="Yoğun Bakımda 80 Yaş Üstü Hastalarda Geliş Kreatininin Prognostik Değeri Öne Çıkıyor" data-wpan-internal-link="1">kırılganlık</a> analizleri ve kemik biyolojisini doğrudan ölçen ek veriler gerekli. Şimdilik çalışma, obezite tedavisinde metabolik başarı ile kemik sağlığı arasında sanıldığından daha karmaşık bir denge olabileceğini hatırlatıyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Effects of semaglutide-induced weight loss on bone health and fracture risk in patients with type 2 diabetes.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Semaglutide Use in Type 2 Diabetes Yields Superior Weight Loss and Reduced Bone Fracture Risk Compared to Other Anti-Obesity Medications.</p>
<p><strong>Keywords:</strong> kilo kaybı, semaglutid, kemik kırıkları, tip 2 diyabet, glukagon benzeri peptid-1 reseptör agonistleri, GLP-1, obezite, endokrinoloji, kemik sağlığı, metabolik bozukluklar, farmakoterapi, iskelet bütünlüğü</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/semaglutid-tip-2-diyabet-kirik-risk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GLP-1 İlaçları Kilo Verdirirken Hareketi Azaltıyor: Wearable Verilerinden Çarpıcı Bulgular</title>
		<link>https://oncology.com.tr/glp-1-ilaclari-fiziksel-aktivite-azalmasi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/glp-1-ilaclari-fiziksel-aktivite-azalmasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Jun 2026 17:25:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[fiziksel aktivite]]></category>
		<category><![CDATA[giyilebilir cihazlar]]></category>
		<category><![CDATA[GLP-1 ilaçları]]></category>
		<category><![CDATA[GLP-1 reseptör agonisti]]></category>
		<category><![CDATA[kas kütlesi]]></category>
		<category><![CDATA[kas sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[liraglutid]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[obezite tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[semaglutid]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/glp-1-ilaclari-fiziksel-aktivite-azalmasi/</guid>

					<description><![CDATA[GLP-1 ilaçları kullanan obeziteli yetişkinlerde fiziksel aktivitenin azaldığı ve kas sağlığının korunmasının önem kazandığı yeni araştırma, tedavide bütüncül yaklaşım gerekliliğini vurguluyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şişmanlık tedavisinde son yılların en dikkat çekici ilaç sınıflarından biri olan GLP-1 reseptör agonistlerinin, vücut yağını azaltmadaki başarısı kadar beklenmedik bir yan etkisi de gündeme geldi: fiziksel aktivitede belirgin düşüş. Chicago’da düzenlenen Endo 2026 toplantısında sunulan yeni araştırma, bu ilaçları kullanan obeziteli yetişkinlerde günlük hareket düzeylerinin anlamlı biçimde azaldığını <a href="https://oncology.com.tr/ybx1-akciger-kanseri-kemik-metastaz/" title="Akciğer Kanserinin Kemik Sığınağında YBX1’in Rolü Ortaya Çıktı" data-wpan-internal-link="1">ortaya</a> koydu. Bulgular, kilo kaybı hedefiyle başlanan tedavilerde yalnızca tartının değil, kas kütlesi ve hareket alışkanlıklarının da yakından izlenmesi gerektiğini hatırlatıyor.</p>
<p>Çalışma; semaglutid, liraglutid, dulaglutid ve tirzepatid gibi yaygın GLP-1 ilaçlarının etkilerini gerçek yaşam koşullarında inceleyerek, bu ajanların yalnızca yağ dokusunu değil, yağsız kütleyi ve dolayısıyla kas sağlığını da dolaylı biçimde etkileyebileceğine işaret ediyor. Araştırmacılar, fiziksel aktivitedeki gerilemenin özellikle uzun vadede kas korunumu, metabolik sağlık ve güç kaybını önleme açısından önem taşıdığını vurguluyor. Kilo kaybının tek başına başarı ölçütü olmadığını ortaya koyan bu sonuçlar, obezite tedavisinin daha bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini gösteriyor.</p>
<p>Çalışmayı yürüten HSHS St. John’s Hospital’dan Dr. Sajana Maharjan, fiziksel aktivitenin farmakolojik müdahalelere rağmen sağlığın temel yapı taşlarından biri olmaya devam ettiğini belirtti. Araştırmanın işaret ettiği temel mesaj, ilaçların iştahı ve vücut ağırlığını azaltırken, hastaların egzersiz alışkanlıklarının aynı hızda sürmeyebileceği yönünde. Bu durum, tedavi sırasında hareketin doğal olarak artacağı varsayımının her zaman geçerli olmadığını düşündürüyor.</p>
<p>Araştırmada kullanılan yöntem de bulgulara ayrı bir önem kazandırıyor. Ekip, ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri’nin All of Us Research Programı kapsamında yer alan geniş veri havuzundan yararlandı. Retrospektif öncesi-sonrası kohort tasarımıyla yapılan inceleme, elektronik sağlık kayıtlarını Fitbit gibi giyilebilir cihazlardan elde edilen objektif fiziksel aktivite ölçümleriyle birleştirdi. Bu yaklaşım, klinik notlara ya da katılımcı beyanlarına dayalı çalışmaların ötesine geçerek, tedavi sürecindeki gerçek davranış değişimlerini daha doğrudan değerlendirme olanağı sundu.</p>
<p>Giyilebilir teknoloji verileri, özellikle günlük yaşamda orta-şiddetli aktivite sürelerini izlemek açısından değerli kabul ediliyor. Çünkü hasta beyanları, egzersiz sıklığını veya süreyi olduğundan farklı gösterebilirken, cihazlar adım sayısı ve hareket yoğunluğu konusunda daha nesnel bir pencere açabiliyor. Bu da GLP-1 tedavileri gibi geniş kullanım alanına sahip ilaçların yalnızca biyokimyasal etkilerini değil, yaşam tarzı üzerindeki yansımalarını da değerlendirmeyi mümkün kılıyor.</p>
<p>Obezite tedavisinde GLP-1 ilaçlarının rolü son yıllarda hızla genişledi. Bu ajanlar, iştahı azaltma ve tokluk hissini artırma mekanizmaları sayesinde önemli kilo kaybı sağlayabiliyor. Ancak uzmanlar, hızlı kilo azalmasının her zaman kas dokusunun aynı oranda korunması anlamına gelmediğini uzun süredir hatırlatıyor. Özellikle <a href="https://oncology.com.tr/enugu-aile-yasli-bakim-zorluklar/" title="Enugu’da Ailelerin Omuzladığı Yaşlı Bakımının Görünmeyen Yükü" data-wpan-internal-link="1">yaşlı</a> bireylerde veya başlangıçta düşük fiziksel kapasiteye sahip hastalarda kas kaybı, güç azalması ve fonksiyonel gerileme daha dikkatli izlenmesi gereken bir risk alanı oluşturuyor.</p>
<p>Yeni bulgular, bu nedenle, GLP-1 ilaçlarının “hareketi ikame eden” bir çözüm olarak görülmemesi gerektiğini destekliyor. Araştırma doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi kurmaktan ziyade, ilaç kullanım döneminde fiziksel aktivitenin neden düştüğünü inceleyen gözlemsel bir çerçeve sunuyor. Yine de veri setinin genişliği ve cihaz tabanlı ölçümler, sinyalin klinik açıdan ciddiye alınmasını gerektiriyor. Uzmanların dikkat çektiği olası açıklamalar arasında iştah ve enerji alımındaki düşüşe eşlik eden genel enerji düzeyi değişiklikleri, kilo kaybına bağlı günlük rutin farklılıkları ya da hastaların egzersiz motivasyonundaki azalma yer alabilir. Ancak bu olasılıkların her biri daha ayrıntılı araştırma gerektiriyor.</p>
<p>Sonuçlar, obezite tedavisi sırasında egzersizin neden kritik olduğunu da yeniden gündeme taşıyor. Fiziksel aktivite, yalnızca kalori harcaması sağlamakla kalmıyor; kas gücünü koruyor, insülin duyarlılığını destekliyor ve kardiyometabolik riski azaltmaya yardımcı oluyor. Bu nedenle ilaç tedavisi ile düzenli hareket arasındaki dengenin korunması, uzun vadeli başarı açısından belirleyici olabilir. Araştırmacılar da tam olarak bu noktaya dikkat çekerek, klinik uygulamada egzersiz yönlendirmesinin tedavi planının merkezinde tutulması gerektiğini savunuyor.</p>
<p>Çalışmanın bulguları, GLP-1 tedavilerinin obezite yönetiminde güçlü bir araç olmaya devam ettiğini değiştirmiyor. Ancak araştırma, kilo kaybı yaşayan bireylerde hareket düzeyinin otomatik olarak korunmadığını, aksine zaman içinde azalabileceğini göstererek önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Bu nedenle hekimlerin, hastaların yalnızca ağırlık değişimini değil, fiziksel performansını, kas sağlığını ve günlük aktivite paternlerini de birlikte değerlendirmesi öneriliyor. Endo 2026’da sunulan bu veriler, modern obezite tedavisinin yalnızca farmakolojiye değil, davranışsal ve fonksiyonel sonuçlara da odaklanması gerektiğini bir kez daha hatırlattı.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Impact of GLP-1 Receptor Agonist Medications on Physical Activity in Adults with Obesity</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Decreased Physical Activity Among Adults with Obesity Using GLP-1 Receptor Agonists: Insights from Wearable Device Data</p>
<p><strong>Keywords:</strong> GLP-1 reseptör agonistleri, obezite, fiziksel aktivite, semaglutid, liraglutid, dulaglutid, tirzepatid, giyilebilir fitness takip cihazları, kas kütlesi, orta-yüksek şiddette fiziksel aktivite, metabolik sağlık, egzersiz uyumu</p>
</div>
<div class="wpan-internal-link-block" data-wpan-internal-link-block="1"><strong>Related Articles</strong></p>
<ul>
<li><a href="https://oncology.com.tr/glp-1-ilaclari-hipotansiyon-riski/" data-wpan-internal-link="1">GLP-1 İlaçlarında Yeni Güvenlik Sinyali: Düşük Tansiyon, Baş Dönmesi ve Düşme Riski Artabilir</a></li>
</ul>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/glp-1-ilaclari-fiziksel-aktivite-azalmasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GLP-1 İlaçlarında Yeni Güvenlik Sinyali: Düşük Tansiyon, Baş Dönmesi ve Düşme Riski Artabilir</title>
		<link>https://oncology.com.tr/glp-1-ilaclari-hipotansiyon-riski/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/glp-1-ilaclari-hipotansiyon-riski/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Jun 2026 17:10:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[baş dönmesi]]></category>
		<category><![CDATA[bayılma]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[düşme riski]]></category>
		<category><![CDATA[düşük tansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[elektronik sağlık kayıtları]]></category>
		<category><![CDATA[GLP-1 ilaçları]]></category>
		<category><![CDATA[GLP-1 reseptör agonisti]]></category>
		<category><![CDATA[hipotansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[kardiyovasküler risk]]></category>
		<category><![CDATA[tip 2 diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/glp-1-ilaclari-hipotansiyon-riski/</guid>

					<description><![CDATA[Northwestern Medicine araştırması, GLP-1 ilaçlarının çoklu tansiyon tedavisi alan yaşlı hastalarda baş dönmesi, bayılma ve düşük tansiyon riskini artırdığını ortaya koydu.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Obezite ve tip 2 diyabet tedavisinde son yılların en çok konuşulan ilaç sınıflarından biri olan GLP-1 reseptör agonistleri, yalnızca kilo kaybı ve kardiyometabolik faydalarıyla değil, aynı zamanda güvenlik profilleriyle de yakından izleniyor. Northwestern Medicine araştırmacılarının elektronik sağlık kayıtları üzerinde yürüttüğü geniş bir analiz, bu ilaçların bazı hastalarda beklenenden daha fazla hipotansif olayla ilişkili olabileceğini <a href="https://oncology.com.tr/ybx1-akciger-kanseri-kemik-metastaz/" title="Akciğer Kanserinin Kemik Sığınağında YBX1’in Rolü Ortaya Çıktı" data-wpan-internal-link="1">ortaya</a> koydu. Başka bir deyişle, baş dönmesi, bayılma, düşme ve klinik olarak ölçülen düşük tansiyon epizotları, özellikle birden fazla tansiyon ilacı kullanan kişilerde daha sık görülebiliyor.</p>
<p>Çalışma, halihazırda en az iki farklı sınıfta kan basıncı düşürücü ilaç kullanan ve daha sonra semaglutid, tirzepatid ya da liraglutid gibi GLP-1 tedavisine başlayan 42 binden fazla yetişkinin verilerini inceledi. Araştırmacılar, tedavi öncesi ve sonrası dönemi karşılaştırarak hipotansiyonla ilişkili kayıtları değerlendirdi. Bulgular, GLP-1 tedavisinin başlamasının ardından bu olaylarda istatistiksel olarak anlamlı bir artış olduğunu gösterdi. Hipotansif olayların oranı tedavi öncesinde yüzde 8,7 iken, tedavi sonrasında yüzde 10,2’ye yükseldi. Artış ilk altı ayda daha belirgin hale geldi.</p>
<p>GLP-1 reseptör agonistleri, kan şekeri kontrolünü iyileştirmenin yanında iştahı azaltmaları ve vücut ağırlığını düşürmeleri nedeniyle yaygın biçimde kullanılıyor. Bazı çalışmalarda bu ajanların kardiyovasküler sonuçlar üzerinde de olumlu etkileri olduğu gösterilmişti. Ancak yeni bulgular, özellikle çoklu ilaç kullanan ve tansiyon regülasyonu hassas olan hastalarda, bu yararların klinik izlemi gerektiren bir bedeli olabileceğini düşündürüyor. Araştırmacılar, değerlendirdikleri olaylar arasında sadece laboratuvar ya da ölçüm temelli düşük tansiyon kayıtlarını değil, aynı zamanda günlük yaşamı etkileyen semptomları da dikkate aldı. Denge kaybı, sersemlik hissi, bayılma ve düşmeler, bu sinyalin önemli parçaları olarak öne çıktı.</p>
<p>Çalışmanın en dikkat çekici yönlerinden biri yaşa bağlı dağılımdı. 65 yaş ve üzerindeki bireyler, araştırma grubunun yalnızca yüzde 37’sini oluşturmasına rağmen, hipotansif olayların yüzde 53’ünü oluşturdu. Bu durum, ileri yaşta fizyolojik rezervlerin azalması, otonom yanıtların zayıflaması ve eş zamanlı ilaç kullanımının artması gibi etkenlerle açıklanabilecek bir kırılganlığa işaret ediyor. Klinik açıdan bakıldığında, <a href="https://oncology.com.tr/enugu-aile-yasli-bakim-zorluklar/" title="Enugu’da Ailelerin Omuzladığı Yaşlı Bakımının Görünmeyen Yükü" data-wpan-internal-link="1">yaşlı</a> hastalarda baş dönmesi ve bayılma yalnızca geçici semptomlar olarak görülmüyor; düşmeye bağlı kırıklar, hastaneye yatış ve fonksiyon kaybı gibi daha ciddi sonuçlara da zemin hazırlayabiliyor.</p>
<p>Araştırma, gözlemsel bir elektronik sağlık kaydı <a href="https://oncology.com.tr/uzun-okuma-genom-dizilemesi-nadir-hastalik-tani/" title="Nadir Genetik Hastalıkların Tanısında Uzun Okuma DNA Analizi Yeni Bir Dönem Açıyor" data-wpan-internal-link="1">analizi</a> olduğu için neden-sonuç ilişkisini tek başına kesin biçimde kanıtlamıyor. Buna rağmen, verinin büyüklüğü ve çok sayıda hastayı kapsaması nedeniyle önemli bir uyarı sinyali olarak değerlendiriliyor. Özellikle antihipertansif polifarmasi, yani aynı anda birden fazla kan basıncı düşürücü ilaç kullanımı, GLP-1 tedavisiyle birlikte tansiyonun daha da aşağı çekilmesine yol açabilecek bir zemin oluşturabilir. Bu nedenle bulgular, hem reçete eden hekimlerin hem de takip eden klinisyenlerin tedavi başlangıcında ve ilk aylarda hastaları daha dikkatli izlemesi gerektiğini düşündürüyor.</p>
<p>GLP-1 ilaçlarının mekanizması da bu tabloyu anlamada önem taşıyor. Bu ilaçlar kan şekeri düzenlemesini yalnızca insülin salınımını artırarak değil, aynı zamanda mide boşalmasını yavaşlatarak ve iştahı azaltarak etkiliyor. Kilo kaybı ve sıvı alımındaki değişiklikler bazı hastalarda tansiyon kontrolünü dolaylı biçimde etkileyebilir. Özellikle zaten düşük-normal tansiyona sahip olan, böbrek hastalığı bulunan ya da otonom sinir sistemi işlevi etkilenmiş kişilerde bu etki daha belirgin olabilir. Araştırma bu biyolojik açıklamaları doğrudan test etmese de, gözlenen sonuçlar mevcut klinik beklentilerle uyumlu bir güvenlik sorusunu gündeme getiriyor.</p>
<p>Uzmanlar açısından mesaj net: GLP-1 tedavileri birçok hasta için değerli bir seçenek olmaya devam ediyor, ancak “yararlı” olması “izleme gerek yok” anlamına gelmiyor. Özellikle diyabet, obezite ve kardiyovasküler hastalığı olan, çok sayıda ilaç kullanan yaşlı bireylerde tansiyon ölçümü, semptom sorgulaması ve düşme riski değerlendirmesi tedavi sürecinin ayrılmaz parçası olmalı. Düşük tansiyonun çoğu zaman sessiz ilerleyebildiği, ancak baş dönmesi ve bayılma gibi belirtilerle kendini gösterebildiği unutulmamalı. Bu nedenle araştırma, GLP-1 ilaçlarının potansiyel yararlarını küçümsemekten ziyade, bu tedavilerin daha kişiselleştirilmiş ve dikkatli bir klinik çerçevede uygulanması gerektiğini hatırlatıyor.</p>
<p>Sonuç olarak Northwestern Medicine ekibinin bulguları, GLP-1 reseptör agonistlerinin hızla genişleyen kullanım alanına önemli bir güvenlik notu ekliyor. Tedaviye yeni başlayan, birden fazla antihipertansif kullanan ve özellikle 65 yaş üzeri olan hastalarda ilk altı ay kritik bir izlem dönemi olabilir. Kilo ve glisemik kontrol hedeflenirken, denge bozukluğu, baş dönmesi ve düşme gibi görünüşte küçük ama klinik olarak anlamlı belirtilerin ciddiye alınması gerektiği bir kez daha ortaya çıkmış görünüyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> GLP-1 receptor agonists and their association with increased risk of hypotension among patients with metabolic cardiovascular renal disease.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> GLP1 Receptor Agonists and the Risk of Significant Hypotension Among Patients with Metabolic Cardiovascular Renal Disease: Too Much of A Good Thing?</p>
<p><strong>Keywords:</strong> GLP-1 reseptör agonistleri, hipotansiyon, kardiyovasküler risk, metabolik hastalık, diyabet, polifarmasi, semaglutid, tirzepatid, liraglutid, kan basıncı, otonom disfonksiyon, geriatri</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/glp-1-ilaclari-hipotansiyon-riski/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PCOS’ta Enjeksiyon Semaglutidinden Umut Veren İlk Sinyaller: Yumurtlama ve Metabolizma Aynı Anda İyileşebilir mi?</title>
		<link>https://oncology.com.tr/pcos-semaglutid-fertilite-metabolizma/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/pcos-semaglutid-fertilite-metabolizma/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jun 2026 01:27:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[doğurganlık]]></category>
		<category><![CDATA[enjeksiyon tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[fertilite]]></category>
		<category><![CDATA[GLP-1 reseptör agonisti]]></category>
		<category><![CDATA[insülin direnci]]></category>
		<category><![CDATA[kadın sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[PCOS]]></category>
		<category><![CDATA[polikistik over sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[semaglutid]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/pcos-semaglutid-fertilite-metabolizma/</guid>

					<description><![CDATA[RESTORE çalışmasının erken verileri, PCOS’lu kadınlarda semaglutid enjeksiyonunun kilo, metabolik göstergeler ve yumurtlama fonksiyonlarını olumlu etkileyebileceğini gösteriyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Colorado Üniversitesi Anschutz Tıp Kampüsü’nden araştırmacılar, polikistik over sendromu olarak da bilinen poliendokrin metabolik over sendromu (PMOS) yaşayan kadınlarda enjeksiyon semaglutidinin yalnızca kilo ve metabolik göstergeleri değil, üreme sağlığını da etkileyebileceğine işaret eden erken bulgular paylaştı. Fertility and Sterility dergisinde yayımlanan kavram kanıtı niteliğindeki çalışma, ilacın yumurtlama fonksiyonunu yeniden destekleyip destekleyemeyeceğini ve fertiliteyle ilişkili ölçütleri iyileştirip iyileştiremeyeceğini değerlendiren RESTORE adlı devam eden klinik araştırmanın bir alt grubundan elde edilen verileri inceleye dayandı.</p>
<p>PCOS, düzensiz adet döngüleri, hiperandrojenizm, insülin direnci ve çoğu zaman obeziteyle birlikte seyreden karmaşık bir endokrin bozukluk olarak biliniyor. Bu tablo, hem doğurganlık hem de metabolik sağlık üzerinde belirgin yük oluşturabiliyor. Klinik uygulamada sorunlardan biri, tedavinin çoğu zaman iki ayrı eksene bölünmesi: ya metabolik semptomlara ya da üreme belirtilerine odaklanılması. Araştırma ekibinin vurguladığı temel soru da burada ortaya çıkıyor: Tek bir tedavi yaklaşımı, her iki alanda da anlamlı yarar sağlayabilir mi?</p>
<p>Semaglutid, glukagon benzeri peptid-1 reseptör agonistleri (GLP-1 RA) sınıfında yer alıyor ve özellikle obezite ile tip 2 diyabet tedavisindeki kullanımıyla tanınıyor. Bu ilaç, glikoza bağımlı insülin salınımını artırırken iştahı azaltarak kilo kaybını destekleyebiliyor. PCOS’ta ise kilo artışı ve insülin direnci çoğu zaman hormonal dengesizlikleri daha da ağırlaştırdığı için, bu mekanizma teorik olarak üreme fonksiyonları açısından da önem taşıyor. Ancak uzmanlar, metabolik iyileşmenin otomatik olarak fertilite artışı anlamına gelmediğini; bu nedenle doğrudan üreme çıktılarının dikkatle incelenmesi gerektiğini belirtiyor.</p>
<p>RESTORE çalışmasından analiz edilen alt grup, semaglutid tedavisinin yalnızca vücut ağırlığı üzerinde değil, ovulasyonla ilişkili göstergeler üzerinde de olumlu bir sinyal verip vermediğine bakmak üzere değerlendirildi. Çalışmanın erken aşama niteliği, elde edilen sonuçların kesin bir tedavi standardı oluşturmak için yeterli olmadığı anlamına geliyor. Buna karşın, araştırmanın önemi, mevcut tedavi seçeneklerinin çoğu zaman parça parça sunduğu faydayı tek bir farmakolojik yaklaşımda birleştirme ihtimaline işaret etmesinden kaynaklanıyor.</p>
<p>PCOS yönetiminde kullanılan mevcut ilaçlar arasında metformin ve hormonal kontraseptifler yer alıyor. Metformin insülin direnci üzerinde etkili olsa da, herkes için yeterli yanıt vermeyebiliyor. Hormonal kontraseptifler ise adet düzensizliği ve androjen fazlalığı belirtilerini hafifletebilse de, ovulasyonu geri kazandırma hedefi açısından sınırlı kalabiliyor. Semaglutid gibi GLP-1 reseptör agonistleri bu nedenle dikkat çekiyor; çünkü hem metabolik profili iyileştirme potansiyeli taşıyorlar hem de kilo kaybı yoluyla hormonal eksen üzerinde dolaylı etkiler oluşturabiliyorlar.</p>
<p>Yine de bu alanda temkinli dil kullanılmaya devam ediyor. Semaglutid ile PCOS’ta fertilite arasında kurulabilecek herhangi bir bağlantı, henüz erken verilerle destekleniyor. Uzmanlar, daha büyük örneklemli, daha uzun süreli ve doğrudan gebelik sonuçlarını da içeren çalışmalara ihtiyaç olduğunu hatırlatıyor. Ayrıca üreme çağındaki kadınlarda kullanılacak tedavilerin güvenliği, gebelik planlaması, dozlama süreci ve eşlik eden sağlık sorunları gibi başlıklar da dikkatle ele alınmalı. Bu nedenle çalışmanın sunduğu mesaj, “kesin çözüm” değil; daha çok metabolik ve üreme hedeflerini birlikte ele alan yeni bir araştırma yönelimi.</p>
<p>Semaglutid benzeri ilaçların PCOS yönetiminde gündeme gelmesi, hastalığın yalnızca bir hormon bozukluğu değil, aynı zamanda metabolik bir sendrom olarak da ele alınması gerektiği görüşünü güçlendiriyor. İnsülin direnci, yağ dokusu dağılımı ve kronik kilo artışı arasındaki ilişki, ovulasyon düzenini etkileyebilecek temel biyolojik süreçler arasında yer alıyor. Bu nedenle, kilo kaybı ve metabolik iyileşmenin yumurtlama düzenine yansıması şaşırtıcı değil; ancak bunun ne ölçüde ve hangi hasta grubunda gerçekleştiği, klinik açıdan hâlâ yanıt bekleyen sorular arasında.</p>
<p>Çalışmanın yayımlandığı dönemde obezite ve metabolik hastalık tedavilerinde GLP-1 reseptör agonistlerine olan ilgi de artmış durumda. Buna rağmen, PCOS gibi üreme sağlığı boyutu olan durumlarda tedavi hedefleri daha karmaşık hale geliyor. Hem metabolik riskleri azaltmak hem de adet döngüsünü ve ovulasyonu yeniden dengelemek, tek bir hastalık adı altında farklı klinik ihtiyaçlar anlamına gelebiliyor. RESTORE çalışmasının bu alt analizi, işte tam da bu çok katmanlı problemi merkezine alıyor.</p>
<p>Sonuç olarak, enjeksiyon semaglutidinin PMOS/PCOS yaşayan kadınlarda üreme ve metabolik sağlığı aynı anda iyileştirebileceğine dair ilk işaretler bilimsel açıdan dikkat çekici olsa da, bulgular halen erken aşamada. Araştırma, tedavi yaklaşımlarının yalnızca semptomları bastırmak yerine, hastalığın ortak biyolojik kökenlerini hedefleyebileceği yönünde umut <a href="https://oncology.com.tr/nhs-formaldehit-maruziyeti-saglik-riskleri/" title="İngiltere’de NHS Patoloji Laboratuvarlarında Formaldehit Maruziyeti Sağlık Alarmı Veriyor" data-wpan-internal-link="1">veriyor</a>. Ancak bu umut, daha güçlü klinik kanıtlar ortaya çıkana kadar ihtiyatla değerlendirilmek zorunda.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> The impact of injectable semaglutide on reproductive outcomes and metabolic health in women with polyendocrine metabolic ovarian syndrome (PMOS).</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Injectable Semaglutide Shows Promise in Enhancing Reproductive and Metabolic Health in Women with PMOS: Early Findings from the RESTORE Trial.</p>
<p><strong>References:</strong><br />DOI: 10.1016/j.fertnstert.2026.06.002</p>
<p><strong>DOI:</strong> 10.1016/j.fertnstert.2026.06.002</p>
<p><strong>Keywords:</strong> PMOS, poliendokrin metabolik over sendromu, PKOS, semaglutid, GLP-1 reseptör agonisti, üreme sağlığı, metabolik disfonksiyon, obezite, <a href="https://oncology.com.tr/cocuklarda-norogelisim-ve-gebe-kalma-guclugu/" title="NIH Verileri: Gebe Kalma Güçlüğü Yaşanan Ailelerde Çocukların Nörogelişiminde İnce Farklılıklar Saptandı" data-wpan-internal-link="1">infertilite</a>, ovulasyonun yeniden sağlanması, RESTORE çalışması, endokrin bozukluk.</p>
</div>
<div class="wpan-internal-link-block" data-wpan-internal-link-block="1"><strong>Related Articles</strong></p>
<ul>
<li><a href="https://oncology.com.tr/yasli-hastalarda-deliryum-tespiti/" data-wpan-internal-link="1">Yoğun Hastanelerde Deliryumu Saptamada Yeni Kısa Tarama Aracı Umut Veriyor</a></li>
</ul>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/pcos-semaglutid-fertilite-metabolizma/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyabet İlacından Beyin İltihabına Yeni Bir İpucu: Semaglutid Erkek Farelerde Sakinleştirici Etki Gösterdi</title>
		<link>https://oncology.com.tr/semaglutid-erkek-farelerde-beyin-iltihabi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/semaglutid-erkek-farelerde-beyin-iltihabi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Jun 2026 11:08:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[Alzheimer hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[astrosit]]></category>
		<category><![CDATA[erkek fare modelleri]]></category>
		<category><![CDATA[GLP-1 reseptör agonisti]]></category>
		<category><![CDATA[mikroglia]]></category>
		<category><![CDATA[nörodejeneratif hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[nöroinflamasyon]]></category>
		<category><![CDATA[semaglutid]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/semaglutid-erkek-farelerde-beyin-iltihabi/</guid>

					<description><![CDATA[Semaglutid, erkek farelerde beyin iltihabını azaltarak nörodejeneratif hastalıklara yönelik yeni tedavi yaklaşımlarının önünü açıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tip 2 diyabet tedavisinde yaygın olarak kullanılan semaglutidin, bu kez beynin iltihap yanıtı üzerindeki etkileriyle gündeme gelmesi dikkat çekti. Belmont-Rausch ve çalışma arkadaşlarının <em>Nature Communications</em>’ta yayımladığı araştırma, ilacın erkek farelerde nöroinflamasyonu belirgin biçimde azaltabildiğini ortaya koyuyor. <a href="https://oncology.com.tr/yaslilarda-dusme-riskini-belirleyen-kas-kalitesi-asimetrisi/" title="Yaşlılarda Düşme Riskini İşaret Eden Kas Asimetrisi: Yeni Bulgular Dikkat Çekiyor" data-wpan-internal-link="1">Bulgular</a>, özellikle Alzheimer ve Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıklarda rol oynayan inflamatuvar süreçlerin ilaçlarla hedeflenmesi konusunda yeni bir araştırma hattı açabilir.</p>
<p>Nöroinflamasyon, bağışıklık sistemi hücrelerinin beyin dokusunda aşırı ya da uzun süreli şekilde devreye girmesiyle ortaya çıkan karmaşık bir süreç olarak biliniyor. Mikroglia ve astrosit adı verilen hücrelerin aktivasyonu, TNF-α, IL-6 ve IL-1β gibi proinflamatuvar sinyallerin artmasıyla birlikte nöronal işlev bozukluğunu hızlandırabiliyor. Uzun süredir bu mekanizmanın, hafıza kaybı ve hareket bozukluğu gibi belirtilerle ilerleyen bazı nörodejeneratif hastalıklarda önemli bir katkı payı olduğu düşünülüyor. Ancak beyin iltihabını baskılamaya dönük birçok yaklaşım, ya yeterli hedef seçiciliğe ulaşamadı ya da sistemik yan etkiler nedeniyle klinik beklentileri karşılayamadı.</p>
<p>Yeni çalışma, semaglutidi bu açıdan farklı bir aday olarak öne çıkarıyor. GLP-1 reseptör agonisti sınıfında yer alan ilaç, temelde kan şekeri düzenlenmesi ve iştah kontrolüyle tanınıyor. Araştırmacılar ise bu molekülün yalnızca metabolik etkileriyle sınırlı kalmadığını, merkezi sinir sistemi içinde de inflamatuvar süreçleri etkileyebileceğini test etti. Çalışmada kullanılan erkek fare modelleri, nöroinflamatuvar yolların daha kontrollü biçimde incelenebilmesi için seçildi ve semaglutid dikkatle planlanmış dozlarda uygulandı.</p>
<p>Sonuçlar, beynin bilişsel ve motor işlevlerle ilişkili kritik bölgelerinde klasik inflamasyon göstergelerinin azaldığını gösterdi. Moleküler analizler, iltihapla bağlantılı belirteçlerin baskılandığını ve proinflamatuvar mediyatörlerin ekspresyonunda düşüş olduğunu ortaya koydu. Araştırma ekibi, mikroglia ve astrosit aktivasyonunda da gerileme saptadı. Bu, semaglutidin yalnızca genel bir antiinflamatuvar etki oluşturmadığını, aynı zamanda beyin içindeki bağışıklık yanıtının belirli kollarını da modüle edebildiğini düşündürüyor.</p>
<p>Bulguların önemini artıran noktalardan biri, semaglutidin nöroinflamasyonu azaltırken hangi mekanizmalar üzerinden etki ettiğinin hâlâ tam olarak çözülmemiş olması. GLP-1 reseptör agonistlerinin beyin üzerinde metabolizma, sinyal iletimi ve hücresel stres yanıtlarıyla ilişkili çok katmanlı etkileri olduğu biliniyor. Buna rağmen bu yeni çalışma, ilacın özellikle iltihap belirteçleri üzerindeki baskılayıcı etkisini deneysel olarak güçlendiriyor. Bu da, daha önce ağırlıklı olarak metabolik hastalıklar bağlamında değerlendirilen bir ilacın, sinir sistemi hastalıkları için yeniden konumlandırılabileceği fikrini destekliyor.</p>
<p>Yine de araştırmanın klinik anlamı konusunda temkinli olmak gerekiyor. Çalışma insanlarda değil, erkek farelerde gerçekleştirildi. Bu durum, sonuçların doğrudan hastalara uygulanabileceği anlamına gelmiyor. Özellikle nörodejeneratif hastalıklar çok aşamalı, uzun süreli ve türler arasında değişkenlik gösteren süreçler içerdiği için, hayvan modellerinde elde edilen olumlu verilerin klinik denemelere taşınması her zaman aynı başarıyı vermiyor. Ayrıca çalışmanın erkek murin modellerle sınırlı olması, cinsiyete bağlı biyolojik farklılıkların sonuçlar üzerindeki olası etkisinin ayrı araştırmalarla değerlendirilmesini gerekli kılıyor.</p>
<p>Buna karşın çalışma, son yıllarda giderek büyüyen bir bilimsel eğilimin parçası olarak görülüyor: metabolik düzenleyici ilaçların beyin sağlığı üzerindeki beklenmedik etkilerinin araştırılması. Tip 2 diyabet, obezite ve inflamasyon arasında güçlü ilişkiler olduğu düşünüldüğünde, GLP-1 temelli tedavilerin nörolojik hastalıklarda da dolaylı ya da doğrudan yarar sağlayıp sağlayamayacağı önemli bir soru haline geldi. Semaglutidin bu çalışmadaki etkisi, metabolizma ve sinir sistemi arasındaki sınırların sanıldığından daha geçirgen olabileceğini hatırlatıyor.</p>
<p>Araştırmacılar için bir sonraki adım, bu antiinflamatuvar etkinin uzun vadeli davranışsal ve işlevsel sonuçlarla birlikte değerlendirilmesi olacak. Yani yalnızca laboratuvar belirteçlerinde görülen değişimlerin değil, öğrenme, hafıza, motor performans ve nöral bütünlük gibi ölçümlerin de incelenmesi gerekecek. Ayrıca doz yanıt ilişkisi, etki süresi ve erkek-dişi farkları da gelecekteki çalışmaların odağında yer almalı. Ancak mevcut veriler, semaglutidin beyin iltihabını hedefleyen <a href="https://oncology.com.tr/trpm4-ilac-testleri-laboratuvar-kosullari/" title="Laboratuvar Koşulları İlaç Etkisini Çarpıtıyor: Northwestern Araştırması TRPM4’ün Sırrını Açtı" data-wpan-internal-link="1">ilaç geliştirme</a> stratejilerinde dikkate değer bir aday olabileceğine işaret ediyor.</p>
<p>Bugünkü sonuçlar, semaglutidin bir nörodejeneratif hastalık ilacı olarak hazır olduğu anlamına gelmiyor. Yine de bulgular, beyin iltihabını <a href="https://oncology.com.tr/japonya-yaslilarda-dusme-kirik-risk/" title="Japonya’da Yaşlanan Nüfusta Düşme ve Kırık Riskini Azaltmaya Yönelik Yeni Veriler" data-wpan-internal-link="1">azaltmaya</a> dönük daha seçici ve daha güvenli yaklaşımların mümkün olabileceğini gösteren önemli bir deneysel kanıt niteliği taşıyor. Nöroinflamasyonun Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıklarda merkezi rol oynadığına dair bilgi birikimi arttıkça, mevcut ilaçların yeni amaçlarla yeniden değerlendirilmesi de daha büyük bir araştırma değeri kazanıyor. Semaglutid üzerine gelen bu yeni veri, o dönüşümün erken ama umut verici örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Neuroinflammation and pharmacological modulation via semaglutide in male murine models.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Semaglutide attenuates neuroinflammation in male mice.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Belmont-Rausch, D.M., Ludwig, M.Q., Bentsen, M.A. et al. Semaglutide attenuates neuroinflammation in male mice. Nat Commun (2026). https://doi.org/10.1038/s41467-026-74038-4</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/semaglutid-erkek-farelerde-beyin-iltihabi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
