<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>geriatrik onkoloji &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/geriatrik-onkoloji/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 22 Jul 2026 22:29:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>geriatrik onkoloji &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>80 Yaş Üstünde Küratif Özofajektomi Mümkün mü? Yeni çalışma kısa dönem sonuçların yolunu aydınlatıyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/kuratif-ozofajektomi-80-yas-ustunde-kisa-donem-sonuclar/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/kuratif-ozofajektomi-80-yas-ustunde-kisa-donem-sonuclar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Jul 2026 22:29:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat sonrası komplikasyon]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi riskleri]]></category>
		<category><![CDATA[Geriatri ve onkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[geriatrik onkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[özofagus kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Özofajektomi]]></category>
		<category><![CDATA[perioperatif yönetim]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı hastalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/kuratif-ozofajektomi-80-yas-ustunde-kisa-donem-sonuclar/</guid>

					<description><![CDATA[80 yaş üstünde küratif özofajektominin kısa dönem uygulanabilirliğini araştıran retrospektif analiz; perioperatif sonuçlar ve erken dönem komplikasyon göstergelerini ele alıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yüksek yaşın, özofagus kanseri için “kuratif” cerrahiyi otomatik olarak geri planda bıraktırdığı yaygın bir yaklaşım bulunuyor. Özofajektomi ise hastalığın seyrini değiştirme potansiyeli olan, ancak invaziv doğası ve ameliyat <a href="https://oncology.com.tr/yaslilarda-iskemik-inme-semptom-yuku-bakim-ihtiyaci/" title="Yaşlılarda inme sonrası şikâyet çeşitliliği: Bakım ihtiyaçları “tek tip” değil" data-wpan-internal-link="1">sonrası</a> komplikasyon riskleri nedeniyle 80 yaş ve üzerindeki bireylerde çoğu zaman temkinle ele alınan bir işlem. Bu tartışmaya yeni veriler ekleyen bir çalışma, BMC Geriatrics’te yayımlanan bir analiz üzerinden 80 yaşın üzerindeki hastalarda küratif amaçla yapılan özofajektominin kısa dönem uygulanabilirliğini ve görece güvenilirliğini gündeme taşıdı.</p>
<p>Çalışma, gerçek yaşam koşullarında kurgulanmış retrospektif bir tasarıma dayanıyor. Araştırmacılar, özofagus kanseri tanısıyla özofajektomi yapılan yaşlı hastalardan oluşan bir kohortta perioperatif döneme ilişkin kısa <a href="https://oncology.com.tr/ileri-yas-canli-bobrek-vericilerinde-uzun-vadeli-bobrek-sonuclari/" title="Yaşlı canlı böbrek vericilerinde uzun vadeli böbrek sağlığı: yeni analiz ne söylüyor?" data-wpan-internal-link="1">vadeli</a> sonuçları incelemeye odaklandı. Bu tür çalışmaların değeri, klinik denemelerde her zaman yeterince temsil edilmeyen ileri yaş gruplarında, cerrahinin sahadaki karşılığını daha yakından görmeye imkân vermesinde yatıyor. Araştırmanın odağında, operasyon sonrası erken dönemde ortaya çıkabilen komplikasyonlar ve hastaneye bağlı klinik gidişat gibi göstergeler yer aldı.</p>
<p>Genel cerrahi literatürde yaş ilerledikçe eşlik eden hastalıkların artması, fonksiyonel kapasitenin azalması ve iyileşmenin zorlaşması gibi nedenlerle perioperatif risklerin yükseldiği biliniyor. Bununla birlikte çalışmanın mesajı, risklerin otomatik olarak “geri dönüşsüz” bir engel anlamına gelmediğini savunan, daha seçici hasta değerlendirmesi ihtiyacını destekleyen bir çerçeveye işaret ediyor. Özellikle 80 yaş ve üzerindeki bireylerde küratif amaçlı özofajektominin yapılabilirliğini sorgulayan araştırma, kısa dönem sonuçların, bu yaş grubunda operasyonun tamamen dışlanmaması gerektiğini düşündüren bir veri seti sağladığını ifade ediyor.</p>
<p>Analiz kapsamında araştırmacılar, ameliyatın hemen sonrasındaki süreçte görülen yan etkiler ve klinik komplikasyon paternleri gibi ölçümleri ele aldı. Bu yaklaşım, karar verme sürecinde yaşın tek başına belirleyici olmaması gerektiğine dair daha geniş bir geriatri-onkoloji perspektifiyle uyumlu. Nitekim ileri yaşlı hastalarda risk belirlenirken sadece kronolojik yaş değil; <a href="https://oncology.com.tr/kentlerde-yasli-yoksullugu-yalnizlik-saglik-riski/" title="Şehirde Yalnız Yaşamak ve Yoksulluk: Nijerya’daki Yaşlıların Sağlık Riskleri Artıyor" data-wpan-internal-link="1">kırılganlık</a> düzeyi, kardiyopulmoner tolerans, beslenme durumu ve ameliyat ekiplerinin deneyimi gibi çok sayıda değişkenin birlikte değerlendirilmesi gerektiği sık vurgulanan bir konu.</p>
<p>Çalışma her ne kadar kısa dönem verilerle sınırlı kalsa da, sonuçlar cerrahi ekiplerin hasta seçimi ve perioperatif yönetim stratejilerini gözden geçirmesine yardımcı olabilecek nitelikte. Çünkü özofajektomi gibi büyük ölçekli ameliyatlarda, hastanın ameliyat öncesi optimize edilmesi ve ameliyat sonrası erken dönemde komplikasyon yönetiminin titiz yürütülmesi, erken dönem sonuçları anlamlı biçimde etkileyebiliyor. Bu nedenle araştırmanın “uygulanabilirlik” vurgusu, ileri yaşta tedaviye erişim tartışmalarını dolaylı olarak etkileyebilecek bir pratik anlam taşıyor.</p>
<p>Yine de bulguların yorumlanmasında ihtiyat payı korunmalı. Gözlemsel, retrospektif bir tasarım; seçim yanlılığı ve hasta özelliklerinin tam olarak eşitlenememesi gibi sınırlılıklar barındırabilir. Ayrıca kısa dönem sonuçlar, uzun dönem sağkalımın ve tümör kontrolünün nasıl seyredeceğine dair tek başına belirleyici değildir. Bu noktada çalışmanın, 80 yaş ve üzerindeki hastalarda küratif cerrahinin kapısını aralayabileceğini gösteren ilk sinyallerden biri olduğu söylenebilir; ancak daha kapsamlı ve farklı merkezlerden doğrulayıcı verilerle birlikte ele alınması gerekecek.</p>
<p>Sonuç olarak, BMC Geriatrics’te yayımlanan gerçek yaşam verileri, 80 yaş ve üzerindeki özofagus kanseri hastalarında küratif özofajektominin kısa dönem sonuçlar açısından tamamen dışlanmayacak bir seçenek olabileceğine işaret ediyor. Klinik uygulamada ise bu bulguların, hasta seçimi ve perioperatif hazırlık süreçlerinin daha ayrıntılı biçimde kişiselleştirilmesi gerektiği fikrini güçlendirdiği görülüyor.</p>
<p>Kaynak: https://scienmag.com/esophagectomy-shows-feasible-short-term-outcomes-in-octogenarian-esophageal-cancer-patients/</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Feasibility and short-term outcomes of curative esophagectomy in octogenarian patients with esophageal cancer</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Feasibility and short-term outcomes of curative esophagectomy in octogenarian patients with esophageal cancer: a real-world retrospective study</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Xu, B., Xiong, J., Xiang, J. et al. Feasibility and short-term outcomes of curative esophagectomy in octogenarian patients with esophageal cancer: a real-world retrospective study. BMC Geriatr (2026). https://doi.org/10.1186/s12877-026-07980-z</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/kuratif-ozofajektomi-80-yas-ustunde-kisa-donem-sonuclar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay Zekâ, Yaşlı AML Hastalarında Risk Tahminini Daha İnce Hale Getiriyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/yasli-aml-risk-tahmini/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/yasli-aml-risk-tahmini/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Jun 2026 11:59:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[akut miyeloid lösemi]]></category>
		<category><![CDATA[genomik analiz]]></category>
		<category><![CDATA[genomik profilleme]]></category>
		<category><![CDATA[geriatrik onkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[immünotipik belirteçler]]></category>
		<category><![CDATA[kanser prognostiği]]></category>
		<category><![CDATA[makine öğrenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[risk stratifikasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zekâ]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/yasli-aml-risk-tahmini/</guid>

					<description><![CDATA[Yaşlı AML hastalarında genomik, immünfenotipik ve tedavi verilerini birleştiren yapay zekâ destekli risk sınıflaması, daha hassas ve klinik açıdan anlamlı tahminler sunuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Akut miyeloid lösemi (AML), özellikle ileri yaş grubunda, hızlı ilerleyebilen ve tedavi yanıtı oldukça değişken seyreden bir kan kanseri olarak klinisyenlerin en zorlandığı hastalıklar arasında yer alıyor. <a href="https://oncology.com.tr/yaslilarda-anestezi-secimi-beyin-sagligi/" title="Yaşlı Hastalarda Anestezi Seçimi Beyin Sağlığını Nasıl Etkiliyor? Yeni Randomize Çalışmadan Veriler" data-wpan-internal-link="1">Yaşlı hastalarda</a> yalnızca hastalığın biyolojisi değil, bağışıklık sistemi özellikleri, eşlik eden sağlık sorunları ve tedavi toleransı da sonuçları yakından etkiliyor. Bu nedenle araştırmacılar, klasik klinik sınıflandırmaların ötesine geçen ve hastaya daha özgül öngörüler sunabilen yeni araçlara yöneliyor. Son çalışmalardan biri de bu ihtiyaca yanıt vermek üzere makine öğrenmesini kullanarak yaşlı AML hastalarında risk stratifikasyonunu daha rafine bir yapıya kavuşturmayı amaçladı.</p>
<p>Çalışmanın temel yeniliği, tek bir veri katmanına dayanmak yerine genomik verileri, immünfenotipik özellikleri ve tedavi sonuçlarını aynı model içinde birleştirmesi oldu. AML’de risk değerlendirmesi uzun süredir klinik bulgular ve sitogenetik verilere dayanıyor. Ancak ileri yaşta görülen vakalarda genetik değişikliklerin çeşitliliği ve bağışıklık sisteminin farklılaşan durumu, bu geleneksel yaklaşımın hassasiyetini sınırlayabiliyor. Araştırma ekibi, tam da bu boşluğu hedefleyerek daha karmaşık ama aynı zamanda daha klinik olarak anlamlı bir tahmin sistemi geliştirmeye yöneldi.</p>
<p>Genomik profilleme, bu yaklaşımın merkezinde yer aldı. Yeni nesil dizileme teknolojileri kullanılarak AML patogenezinde rol alan çok sayıda somatik mutasyonun değerlendirilmesi, hastalığın yalnızca “var” ya da “yok” şeklinde değil, <a href="https://oncology.com.tr/agiz-kanserinde-molekuler-isaretler/" title="Ağız Kanserinde Saldırgan Kenarı Şekillendiren Yeni Moleküler İşaretler Ortaya Çıktı" data-wpan-internal-link="1">moleküler</a> alt tipleriyle birlikte ele alınmasına olanak sağlıyor. Özellikle yaşlı hastalarda genetik manzara çoğu zaman genç hastalara kıyasla daha heterojen olduğundan, yalnızca birkaç belirteç üzerinden yapılan sınıflamalar gerçek risk düzeyini eksik yansıtabiliyor. Bu çalışma, <a href="https://oncology.com.tr/epa-expocast-kimyasal-maruziyet-analizi/" title="EPA’nın Yeni Yöntemleri, Kimyasal Maruziyeti İçerden ve Dışarıdan Okumayı Kolaylaştırıyor" data-wpan-internal-link="1">makine öğrenmesi</a> algoritmalarının bu karmaşık genetik örüntüleri daha iyi ayrıştırabileceği varsayımından hareket etti.</p>
<p>Modelin bir diğer önemli bileşeni immünfenotipik veriler oldu. Lösemi hücrelerinin yüzey belirteçleri ve hücresel özellikleri, hastalığın davranışını ve tedaviye yanıt potansiyelini etkileyebiliyor. İmmünfenotip, AML’de tanı sürecinin standard parçalarından biri olsa da, risk tahminine genomik verilerle birlikte sistematik olarak dahil edilmesi hâlâ daha gelişmekte olan bir alan. Çalışmanın bu yönü, yaşlı hastalarda hem lösemi hücrelerinin biyolojik kimliğini hem de bağışıklıkla ilişkili özellikleri aynı çerçevede değerlendirme çabasını yansıtıyor.</p>
<p>Makine öğrenmesi yaklaşımları, özellikle çok sayıda değişkenin birlikte ele alınması gereken durumlarda dikkat çekiyor. Bu yöntemler, insan gözünün kolayca ayıramayacağı örüntüleri saptayabiliyor ve farklı veri türleri arasındaki ilişkileri modelleyebiliyor. Ancak sağlık alanında bu algoritmaların değeri yalnızca yüksek doğruluk üretmelerine değil, aynı zamanda klinik karar verme süreçlerine anlamlı biçimde katkı sunmalarına bağlı. Yaşlı AML hastalarında bu ihtiyaç daha da belirgin; çünkü tedavi seçimi çoğu zaman yoğun kemoterapi ile daha sınırlı yaklaşımlar arasında hassas bir denge gerektiriyor. Riskin doğru tanımlanması, gereksiz toksisiteyi azaltma ve uygun hastalarda daha agresif tedaviyi düşünme açısından kritik önem taşıyor.</p>
<p>Bu çalışmanın haber değeri, yapay zekânın onkolojide soyut bir teknoloji vaadi olmaktan çıkıp, belirli bir klinik sorunu hedefleyen somut bir araca dönüşmeye başlamasında yatıyor. Özellikle geriatrik AML’de hastaların biyolojik çeşitliliği, standart yaklaşımlarla yakalanması zor bir tablo yaratıyor. Genetik mutasyonlar, immünfenotipik işaretler ve tedavi yanıtı bir araya getirildiğinde ortaya çıkan çok katmanlı veri yapısı, makine öğrenmesi için uygun bir zemin oluşturuyor. Bu da gelecekte hekimlerin, benzer görünen hastalar arasında daha incelikli ayrımlar yapabilmesine yardımcı olabilir.</p>
<p>Bununla birlikte uzmanlar açısından önemli bir nokta, bu tür modellerin klinik kullanıma geçmeden önce dikkatli biçimde doğrulanması gerekliliği. Makine öğrenmesi temelli risk sistemleri, eğitim verisinin niteliğine ve kapsadığı hasta popülasyonuna son derece duyarlı. Özellikle yaşlı AML hastaları gibi oldukça heterojen gruplarda, bir merkezde iyi çalışan bir model başka bir hasta grubunda aynı performansı göstermeyebilir. Bu nedenle araştırmanın değeri, yalnızca bir algoritma geliştirmiş olmasında değil, aynı zamanda çok boyutlu verilerin yaşlı hastalarda prognostik sınıflandırmayı iyileştirmek için nasıl kullanılabileceğine dair güçlü bir çerçeve sunmasında yatıyor.</p>
<p>Sonuç olarak çalışma, AML’de kişiselleştirilmiş tıbbın geleceğine ilişkin önemli bir işaret olarak görülüyor. Hastalığın biyolojisi giderek daha ayrıntılı biçimde çözümlenirken, yapay zekâ destekli modeller de bu bilgiyi klinik karar verme süreçlerine taşımak için yeni olanaklar sunuyor. Yaşlı hastalarda tedavi stratejisinin doğru belirlenmesi, yalnızca yaşam süresi değil yaşam kalitesi açısından da belirleyici olabilir. Bu nedenle genomik, immünfenotipik ve tedaviye ilişkin verileri aynı çatı altında birleştiren bu yaklaşım, AML’de risk değerlendirmesini daha hassas ve hasta odaklı bir düzeye taşıma potansiyeli taşıyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Risk stratification in elderly acute myeloid leukemia (AML) patients using machine learning integrating genomic, immunophenotypic, and therapeutic data.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Machine learning-guided risk stratification in elderly AML based on genomic, immunophenotypic and therapeutic profiles.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Zhang, L., Liu, J., Liang, J. et al. Machine learning-guided risk stratification in elderly AML based on genomic, immunophenotypic and therapeutic profiles. BMC Geriatr (2026). https://doi.org/10.1186/s12877-026-07734-x</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/yasli-aml-risk-tahmini/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ağızdan Alınan İki İlaç, AML Tedavisinde Hastane Bağımlılığını Azaltabilir</title>
		<link>https://oncology.com.tr/aml-agizdan-ilac-kombinasyonu/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/aml-agizdan-ilac-kombinasyonu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Jun 2026 23:01:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[ağızdan kemoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[akut miyeloid lösemi]]></category>
		<category><![CDATA[decitabine-cedazuridine]]></category>
		<category><![CDATA[geriatrik onkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[hematoloji]]></category>
		<category><![CDATA[hematolojik kanserler]]></category>
		<category><![CDATA[kemoterapi alternatifi]]></category>
		<category><![CDATA[oral ilaç tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[venetoklaks]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/aml-agizdan-ilac-kombinasyonu/</guid>

					<description><![CDATA[İleri yaştaki AML hastalarında damar içi kemoterapi yerine ağızdan alınan iki ilaçla yapılan tedavi, hastane bağımlılığını azaltarak yaşam kalitesini yükseltiyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Akut miyeloid lösemi (AML), özellikle ileri yaştaki ve yoğun kemoterapiyi tolere edemeyen hastalarda, tedavisi en zor hematolojik kanserlerden biri olmaya devam <a href="https://oncology.com.tr/yapay-zeka-tup-bebek-otomasyon/" title="Yapay Zekâ ve Otomasyon, Tüp Bebek Laboratuvarlarında Yeni Bir Dönemi İşaret Ediyor" data-wpan-internal-link="1">ediyor</a>. Hastaların sık sık hastaneye gelmesini gerektiren damar içi uygulamalar, hem fiziksel yükü artırıyor hem de tedavi sürecini günlük yaşam açısından daha karmaşık hale getiriyor. Uluslararası ASCERTAIN V çalışmasından gelen yeni veriler ise bu tabloyu değiştirebilecek bir yaklaşımı öne çıkarıyor: iki ilacın da ağızdan alındığı bir kombinasyon tedavisi.</p>
<p>Weill Cornell Medicine, NewYork-Presbyterian, MD Anderson Cancer Center ve Yale University araştırmacılarının yer aldığı faz 1/faz 2 çalışmada, decitabine-cedazuridine ile venetoklaksın birlikte kullanımının yeni tanı almış AML hastalarında anlamlı etkinlik gösterdiği bildirildi. Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve İspanya’da yürütülen çalışmaya toplam 189 hasta alındı. Araştırma özellikle ileri yaş grubundaki ya da yoğun kemoterapiye tıbben uygun olmayan bireylere odaklandı; bu yaklaşım, klinik ihtiyacın en yüksek olduğu hasta popülasyonlarından birini hedefledi.</p>
<p>Çalışmada hastalara her tedavi döngüsünün başında beş gün boyunca decitabine-cedazuridine verildi, venetoklaks ise ay boyunca günlük olarak uygulandı. Bu rejim, AML tedavisinde önemli bir pratik avantaj sunuyor: damar içi infüzyonlar ve buna bağlı hastane ziyaretleri yerine, ağızdan alınan ilaçlarla daha sade bir tedavi akışı sağlanabiliyor. Özellikle kırılgan sağlık durumuna sahip yaşlı hastalar için bu durum, yalnızca konfor değil, aynı zamanda tedaviye erişim ve süreklilik açısından da önem taşıyor.</p>
<p>Sonuçlar, kombinasyonun klinik açıdan dikkat çekici bir yanıt oranı oluşturduğunu ortaya koydu. Tam remisyon oranı yüzde 46,5 olarak bildirildi. Buna, eksik hematolojik iyileşmeyle tam yanıt gösteren hastalar da eklendiğinde toplam yanıt oranı yüzde 63’e yükseldi. Araştırmacılar ayrıca medyan genel sağkalımın 15,5 ay olduğunu aktardı. Bu süre, birçok hastada standart intravenöz temelli yaklaşımlarla elde edilen sonuçlarla uyumlu bir aralıkta değerlendiriliyor.</p>
<p>Bu bulgular özellikle önem taşıyor; çünkü AML’de tedavinin yoğunluğu, hastanın yaşına, ek hastalıklarına ve genel performans durumuna göre dikkatle ayarlanmak zorunda. İleri yaştaki hastalarda agresif kemoterapi, enfeksiyon, organ toksisitesi ve uzun süreli yatış gibi riskleri artırabiliyor. Bu nedenle son yıllarda, daha hedefli ve daha az yoğun rejimler AML tedavisinde giderek daha önemli bir yer kazandı. Venetoklaksın, Bcl-2 proteinini hedef alarak lösemik hücrelerin hayatta kalma mekanizmalarını baskıladığı biliniyor. Decitabine ise hipometilasyon yoluyla bazı genlerin yeniden aktifleşmesini sağlayan bir ajan olarak hücre çoğalmasını sınırlandırmaya yardımcı oluyor.</p>
<p>Bu çalışmanın yeniliği, decitabine bileşiğinin oral kullanımını mümkün kılan formülasyonla dikkat çekiyor. Decitabine-cedazuridine kombinasyonunda cedazuridine, ilacın ağızdan alındığında <a href="https://oncology.com.tr/sahra-alti-afrika-hizli-ates-testleri-zorluklari/" title="Sahra Altı Afrika’da Hızlı Ateş Testlerinin Önündeki Görünmeyen Engeller" data-wpan-internal-link="1">hızlı</a> yıkımını azaltmaya yardımcı oluyor ve böylece aktif <a href="https://oncology.com.tr/beyaz-madde-genetigi-yapay-zeka/" title="Beyaz Maddenin Genetik Haritası Yapay Zekâyla Daha Net Göründü" data-wpan-internal-link="1">maddenin</a> sistemik düzeye ulaşmasını destekliyor. Bu farmakolojik yaklaşım, daha önce ağızdan kullanım açısından sınırlı kalan bir ilacın, klinik olarak uygulanabilir bir oral seçeneğe dönüşmesini sağlıyor. Araştırma ekibine göre bu, AML tedavisinde pratiklik ile bilimsel etkiyi bir araya getiren önemli bir adım.</p>
<p>Yine de uzmanlar için bu sonuçlar, hemen “standart tedavi değişti” anlamına gelmiyor. ASCERTAIN V, erken faz bir çalışma olarak güvenlik, tolere edilebilirlik ve başlangıç etkinliğini değerlendiren bir yapıya sahip. Bu nedenle bulgular umut verici olsa da, tedavinin geniş hasta gruplarında nasıl performans göstereceğini belirlemek için daha fazla doğrulama gerekiyor. Hastaların yan etkiler, doz ayarlamaları, eşlik eden hastalıklar ve uzun vadeli sonuçlar açısından izlenmesi, bir sonraki klinik basamakta kritik olacak.</p>
<p>Buna karşın elde edilen veriler, AML tedavisinde önemli bir yönelim değişikliğine işaret ediyor. Ağızdan alınan kombinasyonlar, yoğun tedaviye uygun olmayan hastalar için daha erişilebilir bir seçenek oluşturabilir ve bazı durumlarda hastane bağımlılığını azaltabilir. Özellikle yaşlı nüfusun arttığı sağlık sistemlerinde, tedavinin yalnızca etkin değil aynı zamanda uygulanabilir olması da belirleyici hale geliyor. ASCERTAIN V’den çıkan sonuçlar, bu iki hedefi aynı anda karşılamaya yönelik yeni bir yol açabileceğini gösteriyor.</p>
<p>Sonuç olarak, decitabine-cedazuridine ve venetoklaksın oluşturduğu tamamen oral rejim, AML alanında klinik açıdan dikkat çekici bir gelişme olarak öne çıktı. Çalışma, tedaviye yanıt oranları ve sağkalım açısından cesaret verici veriler sunarken, hastalar için daha sade ve daha az yorucu bir bakım modeli ihtimalini de gündeme taşıyor. Önümüzdeki dönemde yapılacak daha geniş araştırmalar, bu yaklaşımın AML tedavisindeki yerini daha net biçimde belirleyecek.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Acute Myeloid Leukemia (AML) Treatment Innovations</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Oral Drug Combination Eases Treatment Burden for AML Patients</p>
<p><strong>References:</strong><br />Roboz, G. J., et al. “Oral Combination Decitabine-Cedazuridine and Venetoclax in AML.” New England Journal of Medicine, 2026.</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Akut Miyeloid Lösemi, AML, Oral Kemoterapi, Desitabin-Sedazuridin, Venetoklaks, Hipometilasyon Ajanları, Bcl-2 İnhibitörü, Hematolojik Maligniteler, Kanser Tedavileri, İlaç Kombinasyonları</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/aml-agizdan-ilac-kombinasyonu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşlı Kanser Hastaları İçin Klinik Araştırmalarda Yeni Dönem: Dr. Mina Sedrak Ulusal Komite Eş Başkanlığına Getirildi</title>
		<link>https://oncology.com.tr/yasli-kanser-hastalari-klinik-arastirmalar/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/yasli-kanser-hastalari-klinik-arastirmalar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Jun 2026 19:19:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[geriatrik bakım]]></category>
		<category><![CDATA[geriatrik onkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[kanser araştırmaları]]></category>
		<category><![CDATA[kanser klinik çalışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[kanser tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[klinik araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[klinik araştırmalar]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı kanser hastaları]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/yasli-kanser-hastalari-klinik-arastirmalar/</guid>

					<description><![CDATA[Dr. Mina Sedrak, yaşlı kanser hastalarının klinik araştırmalarda daha görünür olması için Ulusal Kanser Enstitüsü destekli komitenin eş başkanlığına getirildi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kanser tedavisinde yaş ilerledikçe tablo çoğu zaman daha karmaşık hale geliyor. Eşlik eden hastalıklar, fiziksel dayanıklılık, bilişsel durum, beslenme, sosyal destek ve tedavi toleransı gibi etkenler, yaşlı hastalarda karar sürecini genç erişkinlere kıyasla çok daha hassas bir dengeye dönüştürüyor. Bu nedenle, yaşlı bireylerin klinik araştırmalarda yeterince temsil edilmemesi, yalnızca bilimsel bir boşluk değil, aynı zamanda günlük klinik uygulamada önemli bir belirsizlik alanı olarak görülüyor. Bu tablo içinde, onkoloji ile geriatrik tıbbın kesişiminde çalışan Dr. Mina Sedrak’ın The Alliance for Clinical Trials in Oncology bünyesindeki Cancer in the Older Adult Committee’nin eş başkanlığına atanması, yaşlı kanser hastalarına yönelik araştırmalar açısından dikkat çekici bir gelişme olarak öne çıktı.</p>
<p>Alliance for Clinical Trials in Oncology, Ulusal Kanser Enstitüsü’nün desteğiyle çalışan ve ülke çapında çok merkezli araştırmaları koordine eden geniş bir iş birliği ağı olarak biliniyor. Bu ağın yaşlı erişkinlere odaklanan komitesi, 65 yaş ve üzerindeki kanser hastalarının klinik araştırmalarda karşılaştığı özel gereksinimleri görünür kılmayı amaçlıyor. Komitenin çalışmaları, yalnızca tedavi etkinliğini değil, aynı zamanda tedavinin yol açabileceği toksisiteyi, işlevselliği ve <a href="https://oncology.com.tr/yasli-bakiminda-ruh-sagligi-islevsellik-etkisi/" title="Yaşlı Bakımında Ruh Sağlığı ve İşlevsellik Yaşam Kalitesini Birlikte Belirliyor" data-wpan-internal-link="1">yaşam kalitesini</a> de merkeze alıyor. Özellikle yaşlı popülasyonlarda, bir tedavinin yalnızca hastalığı kontrol edip etmediği değil, bağımsızlığı nasıl etkilediği ve günlük yaşamı ne ölçüde sürdürülebilir kıldığı da en az tümör yanıtı kadar önemli hale geliyor.</p>
<p>Dr. Sedrak’ın yeni görevi, bu çok katmanlı soruların klinik araştırma tasarımlarına daha sistematik biçimde yansıtılmasını hedefliyor. Onkoloji alanında giderek daha fazla kabul gören yaklaşım, kronolojik yaşın tek başına yeterli bir ölçüt olmadığı yönünde. Aynı yaşta iki hastanın tedaviye vereceği yanıt, fiziksel rezerv, hafif bilişsel bozukluklar, depresif belirtiler, düşme riski veya çoklu ilaç kullanımı gibi faktörler nedeniyle belirgin biçimde farklı olabilir. Bu nedenle geriatri değerlendirmeleri, yaşlı hastalarda tedavi planlamasının ve klinik çalışma uygunluğunun önemli bir parçası olarak değerlendiriliyor. Komitenin odaklandığı bu değerlendirmeler; fiziksel işlev, bilişsel performans ve psikososyal koşulları birlikte ele alan daha geniş bir çerçeve sunuyor.</p>
<p>Onkoloji araştırmalarında yaşlı hastaların sıklıkla yeterince temsil edilmemesi, yeni tedavilerin gerçek dünyadaki etkisini yorumlamayı zorlaştırıyor. Birçok klinik çalışma, belirli organ fonksiyon kayıpları, eşlik eden hastalıklar ya da performans durumuna ilişkin kısıtlamalar nedeniyle ileri yaştaki hastaları dışarıda bırakabiliyor. Bunun sonucu olarak, yaşlı bireylerde tedavi kararları çoğu zaman genç gruplardan elde edilen verilere dayanarak veriliyor. Ancak uzmanlar, biyolojik yaşlanma ile kanser biyolojisinin karşılıklı etkisinin daha ayrıntılı incelenmesi gerektiğini uzun süredir vurguluyor. Dr. Sedrak’ın liderlik <a href="https://oncology.com.tr/crispr-col4a1-beyin-mikrokanama/" title="CRISPR ile Hedeflenen Kollajen Geninin Beyin Mikrokanamalarındaki Rolü Netleşiyor" data-wpan-internal-link="1">rolü</a>, bu eksikliği azaltmaya dönük daha <a href="https://oncology.com.tr/ret-hedefli-theranostik-noroendokrin-prostat-kanseri/" title="RET Hedefli Görüntüleme ve Tedavi, Nöroendokrin Prostat Kanserinde Yeni Bir Yol Açıyor" data-wpan-internal-link="1">hedefli</a> protokollerin geliştirilmesine katkı sağlayabilir.</p>
<p>Komitenin çalışma alanında özellikle tedavi toksisitesi ve yaşam kalitesi ölçümleri öne çıkıyor. Yaşlı hastalarda standart tedavi dozları, bazı durumlarda daha yüksek yan etki yüküyle ilişkilendirilebiliyor; bu da tedavinin tamamlanabilirliğini, hastane yatışlarını ve destekleyici bakım gereksinimlerini etkileyebiliyor. Bu nedenle klinik araştırmalarda yalnızca sağkalım gibi klasik sonlanım noktaları değil, fonksiyonel sonuçlar ve hastanın tedaviye bağlı deneyimi de giderek daha fazla önem kazanıyor. Geriatrik değerlendirmelerin çalışmalara entegre edilmesi, hangi hastaların yoğun tedaviden yarar görebileceğini, hangilerinin daha sadeleştirilmiş stratejilere ihtiyaç duyabileceğini anlamada yardımcı olabilir.</p>
<p>Dr. Sedrak, bu görevde University of Nebraska Medical Center’dan Dr. Vijaya Raj Bhatt ile birlikte çalışacak. İki isim, yaşlı kanser hastaları için daha iyi tedavi ve destekleyici bakım yaklaşımlarını şekillendirmeye yönelik araştırma gündemine yön verecek. Bu tür eş başkanlık yapıları, klinik araştırma alanında yalnızca idari bir görev paylaşımını değil, aynı zamanda farklı uzmanlıkların bir araya getirilmesini de temsil ediyor. Geriatrik onkoloji gibi disiplinler arası alanlarda, onkologlar, geriatristler, araştırmacılar ve bakım ekipleri arasındaki koordinasyonun güçlenmesi, çalışmalara daha gerçekçi ve hasta merkezli bir yön kazandırabiliyor.</p>
<p>Yaşlanan nüfus, kanser bakımında stratejik planlamayı daha da önemli hale getiriyor. Demografik eğilimler, ileri yaş gruplarında kanser yükünün önümüzdeki yıllarda da yüksek kalacağını gösterirken, bu grubun klinik araştırmalara daha adil biçimde dahil edilmesi bilimsel önceliklerden biri olmaya devam ediyor. Bu noktada, yaşlı erişkinlere özgü protokollerin geliştirilmesi ve mevcut araştırma modellerinin yaşlanma ile ilişkili klinik değişkenleri daha iyi yansıtacak şekilde güncellenmesi kritik görülüyor. Komitenin görevi, tam da bu dönüşümün kurumsal zeminde güçlendirilmesine dayanıyor.</p>
<p>Uzmanlar, bu tür atamaların tek başına bir çözüm olmadığını, ancak araştırma kültüründe kalıcı değişim yaratabilecek önemli bir adım olduğunu belirtiyor. Klinik çalışmalarda yaşlı bireylerin daha fazla yer alması, tedavi kararlarının daha sağlam kanıtlara dayanmasını sağlayabilir. Daha da önemlisi, bu yaklaşım, kanser tedavisinin yalnızca hastalığı kontrol etmeye değil, hastanın yaşamını mümkün olduğunca korunmuş işlevle sürdürmesine de odaklanmasını teşvik eder. Dr. Sedrak’ın eş başkanlığı, yaşlı kanser hastalarının gereksinimlerini klinik araştırmaların merkezine yerleştirme çabasının kurumsal düzeyde güç kazandığını gösteren önemli bir işaret olarak değerlendiriliyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Geriatric oncology, clinical trials, cancer treatment in older adults, aging biology and cancer survivorship</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Dr. Mina Sedrak Appointed Co-Chair to Drive Progress in Cancer Research for Older Adults</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Kanser, yaşlı yetişkinler, geriatrik değerlendirme, klinik çalışmalar, tedavi toksisitesi, yaşam kalitesi, sağkalım sonrası yaşam, yaşlanan nüfuslar, onkoloji araştırmaları</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/yasli-kanser-hastalari-klinik-arastirmalar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşlı Kolorektal Kanser Hastalarında Kırılganlık Skoru Hastane Sonuçlarını Öngörebilir</title>
		<link>https://oncology.com.tr/yasli-kolorektal-kanser-kirilganlik-skoru/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/yasli-kolorektal-kanser-kirilganlik-skoru/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 May 2026 04:03:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[geriatrik onkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Hospital Frailty Risk Score]]></category>
		<category><![CDATA[kanser prognozu]]></category>
		<category><![CDATA[kemoterapi toleransı]]></category>
		<category><![CDATA[kırılganlık skoru]]></category>
		<category><![CDATA[kolorektal kanser]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/yasli-kolorektal-kanser-kirilganlik-skoru/</guid>

					<description><![CDATA[Yaşlı kolorektal kanser hastalarında Hospital Frailty Risk Score, hastane içi komplikasyonları ve tedavi toleransını öngörmede önemli bir araçtır.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İleri yaştaki kolorektal kanser hastalarında tedavi sürecini belirleyen en kritik unsurlardan biri, yalnızca tümörün evresi ya da uygulanan tedavi değil; hastanın fizyolojik rezervi, eşlik eden hastalıkları ve hastanede karşılaşabileceği komplikasyonlara ne kadar dayanabileceğidir. British Journal of Cancer’da yayımlanan yeni çalışma, bu kırılganlık tablosunu sayısallaştıran Hospital Frailty Risk Score (HFRS) adlı aracın, yaşlı kolorektal kanser hastalarında olumsuz yatış sonuçlarını öngörmede anlamlı bir gösterge olabileceğini ortaya koyuyor.</p>
<p>Kolorektal kanser, yaş ilerledikçe daha sık görülen maligniteler arasında yer alıyor ve bu durum özellikle 65 yaş üstü hastalarda klinik karar vermeyi güçleştiriyor. <a href="https://oncology.com.tr/16p12-1-kromozom-silinmesi-klinik-farklilik/" title="Tek Bir Kromozom Silinmesi Neden Herkeste Aynı Sonucu Vermiyor?" data-wpan-internal-link="1">Aynı</a> tanıya sahip iki hasta, yaşları benzer olsa bile, günlük işlevsellikleri, kronik hastalık yükleri, beslenme durumları ve tedaviye toleransları bakımından ciddi farklılıklar gösterebiliyor. Geriatrik onkolojide uzun süredir vurgulanan temel sorun da tam olarak bu: kronolojik yaş, tek başına biyolojik dayanıklılığı her zaman doğru biçimde yansıtmıyor.</p>
<p>Bu nedenle kırılganlık kavramı, son yıllarda cerrahi, kemoterapi ve yoğun yatış gerektiren onkolojik süreçlerde daha fazla önem kazandı. Kırılganlık; kas gücünde azalma, fizyolojik rezervin düşmesi, stres etkenlerine karşı toparlanma kapasitesinin zayıflaması ve çoklu hastalık yükü gibi birbirini tamamlayan özelliklerle tanımlanıyor. Klinik pratikte bu tabloyu değerlendirmek için kullanılan araçlardan biri olan Hospital Frailty Risk Score ise, hastane kayıtlarında yer alan ICD-10 tanı kodlarından yararlanarak kırılganlığı ölçüyor. Böylece ek bir test ya da uzun değerlendirme süreci gerektirmeden, rutin veriler üzerinden risk sınıflandırması yapılabiliyor.</p>
<p>Yeni araştırmada bilim insanları, çok merkezli hastane idari verilerini kullanarak yaşlı kolorektal kanser hastalarında HFRS ile olumsuz yatış sonuçları <a href="https://oncology.com.tr/koreli-yaslilarda-oznel-saglik-ve-saglikli-yaslanma/" title="Koreli Yaşlılarda Sağlık Algısı ile Sağlıklı Yaşlanma Arasındaki Görünmez Bağ" data-wpan-internal-link="1">arasındaki</a> ilişkiyi inceledi. Retrospektif kohort tasarımıyla yürütülen çalışma, kırılganlık değerlendirmesinin yalnızca teorik bir kavram olmadığını; hastanede izlenen yaşlı kanser hastaları açısından somut klinik çıktılarla bağlantı kurabileceğini gösteren bulgular sunuyor. Araştırmacılar, bu yaklaşım sayesinde kırılganlığın ölçeklenebilir ve sistematik biçimde değerlendirilebildiğine dikkat çekiyor.</p>
<p>Çalışmanın önemini artıran noktalardan biri, kolorektal kanser tedavisinin yaşlı hastalarda çoğu zaman standart protokollerin ötesinde bireyselleştirme gerektirmesi. Cerrahi girişimler, kemoterapi rejimleri ve eş zamanlı destek tedaviler; <a href="https://oncology.com.tr/cd8-t-hucreleri-ateroskleroz-rolu/" title="Kalpteki Bağışıklık İmzası: CD8+ T Hücreleri Aterosklerozun Yeni Aktörü Olarak Öne Çıkıyor" data-wpan-internal-link="1">kalp-damar hastalıkları</a>, diyabet, böbrek fonksiyon bozukluğu ya da beslenme yetersizliği gibi komorbiditelerden kolayca etkilenebiliyor. Kırılganlığı yüksek olan hastalarda, hastaneye yatış sırasında komplikasyon gelişme riski, uzamış yatış süreleri ve tedavi yoğunluğuna bağlı tolere edememe gibi durumlar daha fazla gündeme gelebiliyor. Bu yüzden kırılganlık, yalnızca prognozu değil, tedavi planının nasıl kurulacağını da etkileyebilecek bir klinik işaretçi olarak görülüyor.</p>
<p>HFRS’nin pratik değeri de burada ortaya çıkıyor. Geriatrik değerlendirmeler kapsamlı ve yararlı olsa da, her merkezde zaman ve personel açısından aynı ölçüde uygulanamayabiliyor. Hastane verilerinden türetilen bir skorun, geniş hasta gruplarında risk tahmini sağlayabilmesi; özellikle yoğun hasta yükü olan kurumlarda, erken uyarı sistemi gibi kullanılabilme ihtimalini gündeme getiriyor. Bu durum, kırılganlığı olan hastaların daha yakından izlenmesi, destekleyici bakımın erken planlanması ve tedavi kararlarının daha temkinli verilmesi açısından klinisyenlere ek bir araç sunabilir.</p>
<p>Yine de çalışmanın retrospektif doğası nedeniyle bulguların dikkatle yorumlanması gerekiyor. Böyle araştırmalar, nedensellikten çok ilişki gösterir ve veri setinin kapsamı, kayıt doğruluğu, hasta seçim kriterleri ve merkezler arası uygulama farklılıkları sonuçları etkileyebilir. Buna karşın, çok merkezli gerçek yaşam verilerinin kullanılması, elde edilen sonuçların günlük klinik pratikle daha yakından ilişkili olmasını sağlıyor. Özellikle yaşlı hastalarda laboratuvar değerleri ya da performans durumu gibi klasik ölçütlere ek olarak kırılganlık düzeyinin de dikkate alınması, daha dengeli bir risk değerlendirmesi yapılmasına katkı sağlayabilir.</p>
<p>Geriatrik onkoloji uzmanları için bu tür çalışmaların mesajı açık: yaşlı kolorektal kanser hastalarını yalnızca tümörün özellikleriyle değil, hastanın bütüncül biyolojik durumu ile birlikte ele almak gerekiyor. HFRS gibi araçlar, hangi hastanın yoğun destek, hangi hastanın daha yakın izlem ya da hangi hastanın standart tedaviye daha düşük tolerans gösterebileceği konusunda önemli ipuçları verebilir. Bu, tedaviyi kısıtlamak için değil, tedaviyi hastaya uyarlamak için değerlidir.</p>
<p>Sonuç olarak, British Journal of Cancer’da yayımlanan çalışma, yaşlı kolorektal kanser hastalarında kırılganlığın hastane içi kötü sonuçlarla ilişkili olabileceğini göstererek önemli bir boşluğu dolduruyor. Bulgular, kırılganlık değerlendirmesinin geriatrik onkolojide giderek daha merkezi bir rol üstlenebileceğini düşündürüyor. Klinik ekipler için asıl mesaj ise net: ileri yaş tek başına kader değildir, ancak kırılganlık düzeyi, tedavi sürecinin nasıl ilerleyebileceğine dair güçlü bir öngörü sunabilir.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> The study investigates the correlation between hospital frailty risk, as quantified by the Hospital Frailty Risk Score, and adverse inpatient outcomes among older adults diagnosed with colorectal cancer.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> The association between hospital frailty risk score and adverse inpatient outcomes in older adults with colorectal cancer.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Cheng, HT., Seak, CJ., Cheng, CY. et al. The association between hospital frailty risk score and adverse inpatient outcomes in older adults with colorectal cancer. Br J Cancer (2026). https://doi.org/10.1038/s41416-026-03385-2</p>
<p><strong>DOI:</strong> https://doi.org/10.1038/s41416-026-03385-2</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/yasli-kolorektal-kanser-kirilganlik-skoru/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
