<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>genom mühendisliği &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/genom-muhendisligi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 05 Jun 2026 13:33:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>genom mühendisliği &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Mısır, Pirinç ve Buğdayda Gen Düzenlemede Yeni Bir Dönem: Twin Prime Editing ile Hassas Silme Başarısı</title>
		<link>https://oncology.com.tr/twin-prime-editing-monokot-genom-duzenleme/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/twin-prime-editing-monokot-genom-duzenleme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Jun 2026 13:33:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[buğday genetik modifikasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[buğday ıslahı]]></category>
		<category><![CDATA[çoklu gen silme]]></category>
		<category><![CDATA[CRISPR alternatifleri]]></category>
		<category><![CDATA[gen düzenleme]]></category>
		<category><![CDATA[genom mühendisliği]]></category>
		<category><![CDATA[mısır genom düzenleme]]></category>
		<category><![CDATA[mısır genomu]]></category>
		<category><![CDATA[monokot genom mühendisliği]]></category>
		<category><![CDATA[pirinç gen düzenleme]]></category>
		<category><![CDATA[pirinç genetik mühendisliği]]></category>
		<category><![CDATA[prime editing]]></category>
		<category><![CDATA[tahıl biyoteknolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[tarımsal biyoteknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[twin prime editing]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/twin-prime-editing-monokot-genom-duzenleme/</guid>

					<description><![CDATA[Twin prime editing, pirinç, mısır ve buğdayda çoklu gen silme işlemlerinde yüksek hassasiyet sunarak monokot genom mühendisliğinde yeni bir dönemi başlatıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tarımsal biyoteknoloji, son yıllarda yalnızca daha hızlı değil, aynı zamanda daha kontrollü genom düzenleme araçlarına yöneliyor. Monokot bitkilerde, özellikle de dünya gıda güvenliği açısından kritik öneme sahip pirinç, mısır ve buğday gibi ürünlerde, genleri kapatmak veya belirli DNA bölgelerine yeni diziler eklemek hâlâ teknik olarak zor bir alan olmaya devam ediyor. Bu çerçevede araştırmacılar, twin prime editing tabanlı knockout (TKO) adı verilen yeni bir sistemle dikkat çekici bir ilerleme kaydetti. Sistem, tek bir kesim noktasına dayanan geleneksel yaklaşımlardan farklı olarak, birden fazla genom bölgesini aynı anda ve daha yüksek isabetle hedefleyebiliyor.</p>
<p>Yeni <a href="https://oncology.com.tr/aav-dna-yuku-es-dma-olcumu/" title="AAV Kapsidlerinde DNA Yükünü Ölçen Yeni Yöntem, Gen Tedavisinde Kalite Kontrolü Güçlendiriyor" data-wpan-internal-link="1">yöntem,</a> CRISPR-Cas9 temelli klasik nükleazların oluşturduğu çift zincir kırıklarına dayanmak yerine prime editing mantığını daha gelişmiş bir biçimde kullanıyor. Araştırmanın en önemli yeniliği, hedef gen içine stop kodon kümeleri yerleştirilmesi. Bu strateji, proteinin sentezinin kesin biçimde sonlandırılmasını sağlıyor ve genin tamamen devre dışı kalma olasılığını artırıyor. Böylece, geleneksel gen susturma veya silme yöntemlerinde sıkça görülen, işlevi tamamen ortadan kaldırmayan çerçeve içi mutasyonların önüne geçilmesi amaçlanıyor. Bu tür istenmeyen değişiklikler, bitki ıslahında beklendiği gibi bir fenotip elde edilmesini zorlaştırabiliyor.</p>
<p>Prime editing, genom mühendisliğinde daha hassas bir yaklaşım olarak uzun süredir ilgi görüyor. Ancak tek başına kullanıldığında bazı bitki türlerinde verim ve esneklik sınırlı kalabiliyor. Twin prime editing ise bu yaklaşımı iki yönlü tasarlanmış bir sistemle genişletiyor. TKO, aynı anda birden fazla gen hedeflenebildiği için, özellik geliştirme çalışmalarında özellikle değerli görülebilecek multiplex düzenleme kapasitesi sunuyor. Bu durum, kuraklığa dayanıklılık, hastalık toleransı ya da verim bileşenleri gibi birbirine bağlı özelliklerin aynı deneysel çerçevede incelenmesine kapı aralayabilir.</p>
<p>Çalışmadan gelen sonuçlar, sistemin yalnızca teorik bir tasarım olmadığını da gösteriyor. Araştırmacılar, protoplast deneylerinde pirinçte yüzde 70,5, mısırda yüzde 58,6 ve buğdayda yüzde 75,1’e ulaşan knockout verimleri bildirdi. Bu oranlar, monokotlarda yüksek hassasiyetli düzenleme açısından kayda değer kabul ediliyor. Özellikle çok sayıda bitki türünde düşük verim veya istenmeyen yan etkiler nedeniyle sınırlı kalan önceki düzenleme sistemleriyle karşılaştırıldığında, bu sonuçlar önemli bir teknik sıçrama olarak değerlendiriliyor.</p>
<p>Monokotlar, küresel kalori alımının büyük bölümünü sağlayan temel tahılları içerdiği için genom mühendisliğindeki her ilerleme <a href="https://oncology.com.tr/omicron-ba2-86-jn1-bagirsak-tropizmi/" title="Yeni Omicron Alt Soyları Bağırsakta Beklenenden Geniş Bir Hücre Yelpazesine Tutunuyor" data-wpan-internal-link="1">geniş</a> bir etki alanı yaratabilir. Pirinç ve buğday, milyonlarca insanın ana besin kaynağı olurken mısır hem gıda hem de yem ve endüstriyel kullanım açısından stratejik önem taşıyor. Bu nedenle, daha doğru ve tekrarlanabilir gen düzenleme platformları yalnızca laboratuvar verimliliğini artırmakla kalmıyor; aynı zamanda yeni çeşit geliştirme süreçlerinin hızlanmasına da katkı sağlayabilir.</p>
<p>TKO’nun dikkat çeken bir diğer yönü, genomda kırık oluşturan yöntemlere kıyasla daha öngörülebilir sonuçlar sunma potansiyeli. Çift zincir kırıkları, hücrenin onarım mekanizmalarını devreye soksa da bazen büyük delesyonlara, yeniden düzenlemelere veya beklenmedik mutasyonlara yol açabiliyor. Twin prime editing temelli yaklaşımda ise DNA’nın daha kontrollü biçimde yeniden yazılması hedefleniyor. Bu da özellikle ıslah programlarında, istenen değişikliğin yanında ek genetik yük oluşmasını sınırlamak açısından önem taşıyor.</p>
<p>Bununla birlikte uzmanlar, bu tür yeniliklerin sahaya aktarımında hâlâ aşılması gereken basamaklar bulunduğunu hatırlatıyor. Protoplastlarda gösterilen etkinlik, gerçek bitkilerde, farklı doku tiplerinde ve tarla koşullarına uygun genotiplerde aynı düzeye ulaşmayabilir. Ayrıca her hedef gen, aynı kolaylıkla düzenlenmeyebilir; kromatin yapısı, hedef dizinin erişilebilirliği ve taşıyıcı sistemin etkinliği sonuçları değiştirebilir. Bu nedenle TKO’nun geniş ölçekli tarım uygulamalarında kullanılabilirliğinin, farklı tür ve özelliklerde yapılacak ek doğrulamalarla netleşmesi gerekecek.</p>
<p>Yine de çalışma, monokot genom mühendisliğinde hassasiyet ile çoklu hedefleme arasındaki dengeyi güçlendiren yeni bir araç sınıfının ortaya çıktığını gösteriyor. Stop kodon kümeleri üzerinden kurulan bu strateji, yalnızca gen kapatma verimliliğini artırmakla kalmıyor, aynı zamanda daha az yan ürünle daha temiz genetik sonuçlar elde etmeyi amaçlıyor. Bitki biyoteknolojisinde uzun süredir aranan şeylerden biri tam da bu: daha az rastlantısal değişiklik, daha fazla hedef odaklı sonuç.</p>
<p>Sonuç olarak, twin prime editing tabanlı TKO sistemi, pirinç, mısır ve buğday gibi kritik monokotlarda hassas genom mühendisliği için umut verici bir araç olarak öne çıkıyor. Araştırma, temel bilim açısından prime editing platformunun sınırlarını genişletirken, tarımsal ıslah açısından da daha kontrollü ve çoklu gen düzenlemelerinin mümkün olabileceğine işaret ediyor. Önümüzdeki dönemde sistemin farklı bitki türlerinde ve daha karmaşık genetik hedeflerde <a href="https://oncology.com.tr/yaslilarda-egzersiz-yutma-guclugu/" title="Egzersiz Alışkanlıkları Yaşlılarda Yutma Güçlüğü Belirtileriyle Nasıl İlişkileniyor?" data-wpan-internal-link="1">nasıl</a> performans göstereceği, bu yaklaşımın gerçek tarımsal uygulamalara ne ölçüde taşınabileceğini belirleyecek.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Genome engineering in monocot crops using twin prime editing systems for multiplexed, precise gene knockouts and large-scale genomic insertions.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Multiplexed, precise genome engineering in monocots with twin prime editing systems.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Li, H., Chai, Z., Shi, X. et al. Multiplexed, precise genome engineering in monocots with twin prime editing systems. Nat Biotechnol (2026). https://doi.org/10.1038/s41587-026-03174-5</p>
<p><strong>DOI:</strong> https://doi.org/10.1038/s41587-026-03174-5</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/twin-prime-editing-monokot-genom-duzenleme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bitkilerin Karbon Yakalama Gücü Genetik Tasarımla Nasıl Artırılabilir?</title>
		<link>https://oncology.com.tr/genetik-tasarim-bitkiler-karbon-yakalama/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/genetik-tasarim-bitkiler-karbon-yakalama/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 May 2026 16:50:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[bitki biyoteknolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[bitki genetiği]]></category>
		<category><![CDATA[bitki metabolizması]]></category>
		<category><![CDATA[fotosentez]]></category>
		<category><![CDATA[fotosentez optimizasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[genom mühendisliği]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği çözümü]]></category>
		<category><![CDATA[karbon tutma]]></category>
		<category><![CDATA[karbon yakalama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/genetik-tasarim-bitkiler-karbon-yakalama/</guid>

					<description><![CDATA[Bilim insanları, fotosentezin genetik olarak yeniden tasarlanmasıyla bitkilerin atmosferden daha fazla karbon çekip uzun vadede depolamasını sağlamayı amaçlıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya atmosferindeki karbondioksit birikimi hızla artarken, bilim insanları iklim krizine karşı yalnızca emisyonları azaltan değil, aynı zamanda havadaki karbonu aktif biçimde çeken yöntemlere de odaklanıyor. Bu arayışta bitkiler, uzun zamandır bildiğimiz bir biyolojik işlevleri sayesinde yeniden merkeze yerleşmiş durumda: fotosentez. Ancak yeni bilimsel değerlendirmeler, doğal fotosentezin sınırlarının iklim hedefleri açısından yeterli olmayabileceğini; buna karşın genom mühendisliğinin bitkileri çok daha etkili karbon tutuculara dönüştürme potansiyeli taşıdığını ortaya koyuyor.</p>
<p>Konunun odağında, bitki temelli karbon dioksit uzaklaştırma ya da kısa adıyla CDR bulunuyor. Bu yaklaşım, atmosferdeki CO2’nin bitkiler tarafından organik moleküllere çevrilmesi ve bu karbonun yaprak, gövde, kök ve toprak organik maddesi içinde daha uzun süre depolanması fikrine dayanıyor. Bilim insanları, fotosentezde yer alan genetik ve metabolik yolların yeniden tasarlanmasıyla bitkilerin yalnızca daha fazla karbon yakalamasını değil, aynı zamanda bu karbonu çevresel koşullar <a href="https://oncology.com.tr/kritik-kalp-hastasi-bebeklerde-anne-sutu/" title="Kritik Kalp Hastası Yenidoğanlarda İlk Beslenmede Anne Sütünün Rolü Mercek Altında" data-wpan-internal-link="1">altında</a> daha kalıcı biçimde saklamasını amaçlıyor.</p>
<p>Yine de mesele, bitkilere yalnızca “daha çok çalıştırma” talimatı vermekten ibaret değil. Bitki fizyolojisi, milyonlarca <a href="https://oncology.com.tr/pediatrik-fellowship-cbme-modeli/" title="Pediatrik Uzmanlık Eğitiminde Yeni Dönem Sinyali: Üç Yıllık Fellowship Tartışması" data-wpan-internal-link="1">yıllık</a> evrimsel uyumların ve enerji dengelerinin ürünü. Fotosentez sırasında karbonun yakalanması kadar su kullanımı, ışık verimliliği, besin gereksinimi ve stres toleransı da belirleyici oluyor. Bu nedenle doğal sistemler, belirli sınırlamalar nedeniyle karbondioksit tutulumunu sonsuz biçimde artırmaya elverişli değil. Araştırmacıların ilgisi tam da bu noktada genetik optimizasyona yöneliyor.</p>
<p>Genom mühendisliğinin sunduğu olanaklar, bitkilerin karbon asimilasyonunda görevli biyokimyasal ağların yeniden düzenlenmesini kapsıyor. Amaç, fotosentetik yolların verimliliğini artırmak, bitkinin ürettiği karbon bileşiklerinin daha büyük bölümünü biyokütlede tutmak ve bu karbonun daha derine inen kök sistemleri ya da toprak organik maddesi aracılığıyla uzun vadeli depolamaya yönelmesini sağlamak. Bu yaklaşım, kısa ömürlü yaprak kütlesinden çok, daha dayanıklı ve uzun süreli karbon havuzlarını güçlendirmeyi hedefliyor.</p>
<p>Bilimsel açıdan kritik noktalardan biri, yakalanan karbonun yalnızca atmosfere geri dönmeden saklanabilmesi. Bir bitki CO2’yi hızla bağlayabilir, ancak bu karbon hasatla, çürüme ile ya da solunum yoluyla yeniden atmosfere dönebilir. Bu yüzden yeni nesil araştırmalar, karbonun yalnızca bitki dokusunda değil, özellikle kökler ve toprakta tutulmasına odaklanıyor. Toprak organik maddesi, iklim sisteminde görece daha kalıcı bir karbon deposu olarak görüldüğü için, bitki mühendisliğinin en önemli hedeflerinden biri de kök biyokütlesini ve kök kaynaklı karbon girişini artırmak.</p>
<p>Bu alanın bir diğer yönü de ekolojik denge. Bilim insanları, yüksek karbon tutan bitkiler üretmenin teorik olarak çekici olsa da, bunun tarla performansı, su kullanımı, hastalık direnci, toprak mikrobiyomu ve biyoçeşitlilik üzerindeki etkilerinin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Genetik olarak değiştirilmiş fotosentetik yollar, yalnızca laboratuvar koşullarında değil, gerçek ekosistemlerde de çalışmak zorunda. Aksi halde, yüksek verimli bir karbon yakalama sistemi, beklenmedik tarımsal veya ekolojik maliyetler yaratabilir.</p>
<p>Bu nedenle konu, tek bir genin değiştirilmesinden çok daha karmaşık bir mühendislik problemine dönüşmüş durumda. Fotosentez, ışık toplama, elektron transferi, karbon sabitleme ve şeker metabolizması gibi birbirine bağlı birçok basamaktan oluşuyor. Her bir basamağın verimini artırmaya çalışmak, diğer bir adımda darboğaz yaratabilir. Araştırmacılar bu yüzden, bitkilerin bütüncül bir sistem olarak tasarlanması gerektiğini; genetik değişikliklerin biyokimyasal akışlar, doku gelişimi ve çevresel stres yanıtlarıyla birlikte ele alınmasının şart olduğunu belirtiyor.</p>
<p>İklim politikası açısından bakıldığında, bitki temelli CDR teknolojileri, fosil yakıt azaltımının yerine geçecek bir çözüm olarak değil, onu tamamlayabilecek araçlar arasında değerlendiriliyor. Atmosferden karbon çekmek, emisyonları kaynağında kesmenin alternatifi değil; ancak mevcut karbon yükünü azaltmaya yardımcı olabilecek tamamlayıcı bir strateji olabilir. Bu da özellikle arazi kullanımı, orman restorasyonu, biyokütle yönetimi ve sürdürülebilir tarım uygulamalarıyla birlikte ele alınması gereken bir alan yaratıyor.</p>
<p>Uzmanlar, bu yaklaşımın henüz erken aşamada olduğunu ve ölçeklenebilirliğin, maliyetin ve çevresel güvenliğin belirleyici olacağını hatırlatıyor. Yine de güncel değerlendirmeler, bitkilerin genetik olarak yeniden programlanmasının iklim teknolojileri içinde giderek daha ciddi bir seçenek olarak görüldüğünü gösteriyor. Eğer fotosentez verimliliği, karbonun depolanma süresi ve ekolojik uyum aynı anda iyileştirilebilirse, bitkiler yalnızca besin ve oksijen kaynağı olmaktan çıkıp küresel karbon yönetiminin aktif araçları haline gelebilir.</p>
<p>Şimdilik bu vizyon, laboratuvarlardan ekosistem ölçeğine uzanan uzun bir yolun başında. Ancak bilim dünyasının mesajı net: İklim değişikliğiyle mücadelede doğanın mevcut mekanizmalarını daha akıllı kullanmak, geleceğin en önemli araştırma başlıklarından biri olmaya devam edecek.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Genome engineering of plant photosynthesis to enhance carbon sequestration capacity for climate change mitigation</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Genome engineering of plant photosynthesis for carbon sequestration</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Groover, E.D., Wang, F.Z., John, A. et al. Genome engineering of plant photosynthesis for carbon sequestration. Nat Rev Bioeng (2026). https://doi.org/10.1038/s44222-026-00453-3</p>
</div>
<div class="wpan-internal-link-block" data-wpan-internal-link-block="1"><strong>Related Articles</strong></p>
<ul>
<li><a href="https://oncology.com.tr/prostat-kanseri-ceramid-metabolizmasi-etkisi/" data-wpan-internal-link="1">Prostat Kanserinde Yağ Molekülleri Tedavi Yanıtını Nasıl Şekillendiriyor?</a></li>
</ul>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/genetik-tasarim-bitkiler-karbon-yakalama/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
