<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>genom düzenlenmesi &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/genom-duzenlenmesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 05 Jun 2026 16:33:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>genom düzenlenmesi &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İnsan Genomundaki Göz Ardı Edilen Tekrar Dizileri Kanserin İzini Taşıyor Olabilir</title>
		<link>https://oncology.com.tr/sst1-nbl2-tekrar-dizileri-kanser/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/sst1-nbl2-tekrar-dizileri-kanser/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Jun 2026 16:33:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[epigenetik]]></category>
		<category><![CDATA[epigenetik düzenleme]]></category>
		<category><![CDATA[genom düzenlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[insan genetiği]]></category>
		<category><![CDATA[kanser biyolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[kromozom kararlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[makrosatellitler]]></category>
		<category><![CDATA[tekrar dizileri]]></category>
		<category><![CDATA[tekrarlayan genom dizileri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/sst1-nbl2-tekrar-dizileri-kanser/</guid>

					<description><![CDATA[İnsan genomundaki SST1/NBL2 makrosatellit tekrar dizileri, çekirdek yapısı ve gen düzenlenmesinde önemli rol oynayarak kanser biyolojisiyle bağlantılı olabilir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan genomunun büyük bölümü yıllar boyunca işlevsiz “çöp DNA” olarak anıldı. Ancak DNA dizileme teknolojilerindeki ilerlemeler, özellikle de tekrar eden bölgeleri daha ayrıntılı incelemeyi mümkün kılınca, bu eski varsayım hızla sarsılmaya başladı. Şimdi bilim insanları, daha önce ihmal edilen SST1/NBL2 makrosatellitlerinin yalnızca genomun yapısal bir parçası olmadığını, aynı zamanda çekirdek organizasyonu, gen düzenlenmesi, kromozom kararlılığı ve muhtemelen kanser biyolojisi açısından da önemli roller üstlenebileceğini söylüyor.</p>
<p>Bu yeniden değerlendirme, <em>Trends in Genetics</em> dergisinde yayımlanan kapsamlı bir derleme ile öne çıkıyor. Çalışma, Barselona Üniversitesi ve IDIBELL’den Sonia V. Forcales ile Goethe Üniversitesi Frankfurt’tan Gabrijela Dumbović’nin yürüttüğü araştırma çizgisini bir araya getiriyor. Yazarlar, SST1/NBL2 adı verilen bu büyük tandem tekrarların uzun süre teknik sınırlamalar nedeniyle yeterince incelenemediğini, ancak artık yapısal genomik yaklaşımlar sayesinde daha net görülebildiğini vurguluyor.</p>
<p>SST1/NBL2 makrosatellitleri, özellikle primatlara özgü olmaları ve büyük, karmaşık dizilimleriyle dikkat çekiyor. Bu tekrarlar çoğunlukla akrosentrik kromozomlarda bulunuyor; yani kısa ve uzun kol yapıları belirgin biçimde asimetrik olan kromozomlarda. İnsan genomunun bu bölgeleri, sıradan gen dizilerinden farklı olarak yüksek tekrar yoğunluğu ve örgütlenme biçimi nedeniyle uzun süre eksik ya da hatalı yorumlandı. Ancak yeni genom montaj teknikleri, bu “görünmez” alanların aslında oldukça dinamik olduğunu ortaya koyuyor.</p>
<p>Derlemeye göre SST1/NBL2 bölgeleri pasif DNA kalıntıları değil; çekirdek mimarisinin kurulması ve sürdürülmesinde aktif rol oynayabilecek elementler. Özellikle epigenetik düzenleme, bu dizilerin davranışını belirleyen temel mekanizmalardan biri olarak öne çıkıyor. DNA’nın kimyasal işaretlerle nasıl paketlendiği ve erişilebilir hâle geldiği, yalnızca bu tekrarların ne kadar sıkı susturulduğunu değil, aynı zamanda bazı koşullarda hangi RNA ürünlerinin ortaya çıktığını da etkileyebiliyor.</p>
<p>Bu noktada non-kodlayan RNA üretimi önem kazanıyor. SST1/NBL2 makrosatellitleri, <a href="https://oncology.com.tr/folddisco-protein-motif-arama/" title="Protein Dünyasında Arama Süresi Kısalıyor: Folddisco Yapısal Motif Avını Hızlandırıyor" data-wpan-internal-link="1">protein</a> kodlamayan ancak hücresel düzenleme süreçlerinde rol oynayan RNA molekülleriyle ilişkilendiriliyor. Böylece bu tekrar dizileri, kromatin yapısı ile gen ifadesi kontrolü arasında bir kavşak gibi davranıyor olabilir. Bilim insanlarına göre bu özellik, onları hücrenin temel fizyolojik işleyişi içinde düşünüldüğünden çok daha merkezi bir konuma yerleştiriyor.</p>
<p>İncelenen veriler, bu tekrarların kromozomal kararlılıkla da bağlantılı olabileceğini gösteriyor. Kromozomların doğru biçimde korunması, hücre bölünmesi sırasında hataların önlenmesi açısından kritik. Tekrar dizilerinin yapısı bozulduğunda ya da epigenetik dengesi değiştiğinde, genomun daha <a href="https://oncology.com.tr/akut-hastanelerde-kirilgan-yasli-bakimi/" title="Akut Hastanelerde Kırılgan Yaşlı Bakımı İçin Yeni Yol Haritası: Klinik Ekipler Ne Söylüyor?" data-wpan-internal-link="1">kırılgan</a> hâle gelmesi mümkün olabiliyor. Bu nedenle SST1/NBL2’nin, özellikle kanser gibi genom istikrarsızlığının belirgin olduğu hastalıklarda dikkat çekici bir araştırma konusu hâline geldiği belirtiliyor.</p>
<p>Kanserle bağlantı burada doğrudan bir neden-sonuç iddiası olarak sunulmuyor; bunun yerine, bu bölgelerin tümör biyolojisini anlamak için önemli bir ipucu taşıyabileceği düşünülüyor. Tekrar eden DNA dizileri, genlerin çevresindeki düzenleyici ortamı etkileyebilir, kromozomların yeniden düzenlenmesine zemin hazırlayabilir ve hücresel stres yanıtlarını değiştirebilir. Bu nedenle SST1/NBL2 gibi bölgelere bakmak, bazı kanserlerde görülen yapısal genom değişikliklerini daha iyi yorumlamaya yardımcı olabilir.</p>
<p>Çalışmanın bir başka önemli boyutu, genom araştırmalarındaki teknik devrimle ilgili. Kısa okuma tabanlı eski dizileme yöntemleri, uzun ve tekrar bakımından zengin bölgeleri ayırt etmekte zorlanıyordu. Buna karşılık telomerden telomere düzeyinde tam genom montajlarına yaklaşan yeni yöntemler, bu zor alanları ilk kez ayrıntılı şekilde çözümlemeye başladı. Araştırmacılar, SST1/NBL2 ailesinin bu sayede daha sistematik biçimde haritalanabildiğini ve genom biyolojisindeki yerinin yeniden tanımlandığını aktarıyor.</p>
<p>Bu gelişme yalnızca temel bilim açısından değil, insan hastalıklarını anlamak açısından da önemli. Akrosentrik kromozomlar ve bunlarla ilişkili yeniden düzenlenmeler, bazı kromozomal anomalilerde ve Robertsonian translokasyonlarda özel bir ilgi alanı oluşturuyor. SST1/NBL2 dizilerinin bu yapılardaki rolü henüz tam çözümlenmiş değil, ancak derleme, bu tekrarların kromozom yeniden yapılanmaları ve kararsızlık süreçleriyle bağlantılı olabileceğine işaret ediyor.</p>
<p>Uzmanlara göre asıl mesaj, genomun büyük kısmının “işlevsiz” kabul edilmesinin artık sürdürülebilir olmadığı. İnsan DNA’sındaki tekrar eden bölgeler, uzun süre teknik olarak erişilemez kaldıkları için biyolojik açıdan da geri plana itildi. Oysa SST1/NBL2 örneği, bu bölgelerin genomun yalnızca yapısal dekoru olmadığını; aksine düzenleme, mimari ve hastalık süreçlerinde aktif katkı sunabileceğini gösteriyor.</p>
<p>Henüz erken aşamada olan bu alan, kanser araştırmalarında yeni bir pencere açıyor. SST1/NBL2 makrosatellitlerinin nasıl kontrol edildiği, hangi koşullarda RNA ürettiği ve genom kararlılığını nasıl etkilediği netleştikçe, insan genomunun “karanlık” diye nitelenen bölgeleri hakkında daha kapsamlı bir tablo oluşabilir. Bilim insanları için şimdi asıl soru, bu tekrar dizilerinin yalnızca ne yaptıkları değil, ne zaman ve hangi hücresel bağlamda yaptıkları.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> People</p>
<p><strong>Article Title:</strong> The structure and regulatory biology of the SST1/NBL2 macrosatellite family</p>
<p><strong>Keywords:</strong> İnsan genetiği, tekrarlayan genom, makrosatellitler, SST1/NBL2, epigenetik, kanser, <a href="https://oncology.com.tr/kromozomal-dengesizlik-tumor-saglikli-hucre/" title="Kromozom Dengesizliği Olan Tümörlerin Komşu Sağlıklı Dokuyu Nasıl Kullandığı Ortaya Çıktı" data-wpan-internal-link="1">kromozomal instabilite</a>, kodlamayan RNA, telomerden telomere dizileme, Robertson translokasyonları</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/sst1-nbl2-tekrar-dizileri-kanser/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Keck Vakfı, Salk’ta Erken Kariyer Araştırmalarına 600 Bin Dolarlık Köprü Desteği Sağladı</title>
		<link>https://oncology.com.tr/keck-vakfi-salk-genclere-destek/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/keck-vakfi-salk-genclere-destek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 May 2026 20:11:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[ara finansman desteği]]></category>
		<category><![CDATA[erken kariyer araştırmaları]]></category>
		<category><![CDATA[genç bilim insanları]]></category>
		<category><![CDATA[genom düzenlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[genomik araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[kanser immünolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[mentorluk]]></category>
		<category><![CDATA[sinirbilim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/keck-vakfi-salk-genclere-destek/</guid>

					<description><![CDATA[Keck Vakfı, Salk Enstitüsü’ndeki üç erken kariyer ekibine 600 bin dolar destek sağlayarak sinirbilim, kanser immünolojisi ve genomik araştırmalarını sürdürülebilir kılıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Federal araştırma bütçelerinin giderek daha öngörülemez hale geldiği bir dönemde, W. M. Keck Vakfı erken kariyerindeki bilim insanlarına nefes aldırmayı amaçlayan Bridge Funding Initiative programını devreye soktu. Program kapsamında Salk Enstitüsü’nden üç genç fakülte üyesi ve onların lisansüstü öğrencileri, sinirbilim, kanser immünolojisi ve genom düzenlenmesi alanlarında yürüttükleri cesur projeleri sürdürmek üzere toplam 600 bin dolar destek aldı.</p>
<p>Destek, yalnızca bir ara finansman hamlesi olmanın ötesinde, genç araştırmacıların kritik bir dönemde laboratuvar sürekliliğini korumasını hedefliyor. Özellikle üniversite ve araştırma kurumlarında erken kariyer aşamasındaki bilim insanları için bu tür destekler, ekiplerin dağılmasını önleyebiliyor, deneysel programların aksamasını sınırlayabiliyor ve doktora öğrencilerinin eğitimi için daha istikrarlı bir zemin yaratabiliyor. Keck Vakfı’nın yaklaşımı da tam bu noktada dikkat çekiyor: fon, yalnızca bir araştırmacıyı değil, bir mentor-öğrenci ortaklığını güçlendiriyor.</p>
<p>Salk’ta fon alan ekipler arasında Dr. Sung Han ve lisansüstü öğrencisi Rachel Felix yer alıyor. Han’ın çalışması, beynin karmaşık <a href="https://oncology.com.tr/sepsis-cpt1b-k321-crotonylation-kalp-enerji/" title="Sepsiste Kalbin Enerji Dengesini Bozan Gizli İşaret: CPT1B’de Yeni Bir Kimyasal Değişim" data-wpan-internal-link="1">kimyasal</a> iletişim ağlarını, özellikle de duygusal ve fizyolojik durumları şekillendiren nöropeptitleri inceliyor. Felix ise ağrı, kaygı ve <a href="https://oncology.com.tr/yapay-zeka-saglikli-ekonomik-ogunler/" title="Yapay Zekâ, Tanıdık Yemeklerde Küçük Değişikliklerle Daha Sağlıklı ve Ucuz Menü Öneriyor" data-wpan-internal-link="1">beslenme</a> davranışlarının arkasındaki nöral devreleri araştırıyor. İkilinin Keck destekli projesi, nöronların sinyalleri yalnızca hızlı ve kısa etkili bir biçimde değil, aynı zamanda daha yavaş ve uzun süreli bir mod üzerinden de iletebildiğini öne süren bir iletişim ilkesini çözümlemeye çalışıyor. Sinirbilimde bu tür “çift modlu” iletişim, devrelerin davranışı nasıl esnek biçimde düzenlediğini anlamak açısından giderek daha önemli görülüyor.</p>
<p>Bu çalışma, nöropeptitlerin klasik nörotransmiterlerden nasıl ayrıştığı sorusuna da ışık tutabilir. Bilim insanları uzun süredir beynin tek bir sinyal diliyle değil, farklı hızlarda ve farklı mekânsal ölçeklerde işleyen çok katmanlı bir iletişim sistemiyle çalıştığını biliyor. Han ve Felix’in yaklaşımı, bu çok katmanlı yapının ağrı algısı, yeme davranışı ve anksiyete gibi birbiriyle ilişkili ancak karmaşık süreçlerde nasıl rol oynadığını test etmeyi amaçlıyor. Bu tür araştırmalar, doğrudan klinik uygulamaya dönüşmese de, nöropsikiyatrik ve metabolik bozukluklara dair daha iyi mekanistik modeller kurulmasına katkı sağlayabilir.</p>
<p>Keck desteği alan ikinci ekipte, kanser immünolojisi alanında çalışan Dr. Daniel Hollern ve lisansüstü öğrencisi yer alıyor. Bu proje, metastatik kanser ortamında B hücrelerinin bağışıklık toleransını nasıl etkilediğini ele alıyor. Metastaz, kanserin en ölümcül evrelerinden biri olarak kabul ediliyor ve tümör mikroçevresi bu süreçte belirleyici bir rol oynuyor. Bağışıklık sisteminin tümörle kurduğu ilişkinin ayrıntıları, birçok kanserde tedavi yanıtını şekillendiriyor; ancak B hücrelerinin metastatik nişlerde nasıl davrandığı hâlâ tam olarak çözülebilmiş değil.</p>
<p>Hollern’in çalışmasının odağındaki soru, B hücrelerinin bazı bağışıklık tepkilerini baskılayarak tümörün görünmezliğine mi katkı sağladığı, yoksa belirli bağlamlarda antitümör bağışıklığını güçlendirebilecek bir rol mü üstlendiği. Bu ayrım, özellikle immünoterapilerin herkes için aynı derecede etkili olmamasının nedenlerini anlamada önem taşıyor. Kanser biyolojisinde bağışıklık toleransı, tümörün savunma sisteminden kaçmasına izin veren mekanizmalardan biri olarak öne çıkıyor. Dolayısıyla B hücrelerinin bu süreçteki işlevini daha ince düzeyde haritalamak, gelecekte daha hedefli tedavi stratejilerine giden yolu açabilir.</p>
<p>Üçüncü fon alan proje ise genomik düzenlenme ve hesaplamalı biyoloji kesişiminde yer alıyor. Dr. Graham McVicker ve lisansüstü öğrencisi, gen düzenlenmesini ve genetik müdahaleleri anlamaya yönelik makine öğrenimi modelleri geliştiriyor. Modern genom bilimi, CRISPR gibi araçlarla tek tek genlerin işlevini test etme kapasitesine sahip olsa da, bu deneylerin ölçeği büyüdükçe veriyi yorumlamak da zorlaşıyor. McVicker’ın araştırması, genlerin nasıl çalıştığını ve hangi müdahalelerin beklenmedik sonuçlar doğurabileceğini daha iyi tahmin edebilecek hesaplamalı çerçeveler oluşturmayı hedefliyor.</p>
<p>Bu tür modeller, gen düzenleme deneylerinden çıkan büyük veri kümelerini çözümlemek için özellikle değerli. Makine öğrenimi, burada yalnızca hız kazandıran bir araç değil; aynı zamanda genomun düzenleyici mantığını daha sistematik biçimde ortaya koyabilecek bir analiz yaklaşımı olarak öne çıkıyor. Gen ifadesinin ne zaman, nerede ve hangi koşullarda değiştiğini tahmin edebilmek, hem temel biyoloji hem de ileride hedefe yönelik tedavi geliştirme süreçleri için önem taşıyor. Ancak bu alanın erken aşamada olduğu ve modellerin biyolojik gerçeklikle sürekli sınanması gerektiği de unutulmamalı.</p>
<p>Keck Vakfı’nın Salk’a sağladığı destek, üç farklı disiplinin ortak bir mesajını güçlendiriyor: temel bilim, ancak sürdürülebilir insan kaynağı ve güvenli araştırma zeminiyle ilerleyebiliyor. Erken kariyer araştırmacıları için finansman boşlukları, yalnızca projeleri değil, aynı zamanda laboratuvarlarda yetişen yeni kuşağın eğitimini de etkileyebiliyor. Bu nedenle köprü fonları, bilimsel süreklilik açısından kritik bir rol oynuyor.</p>
<p>Salk Enstitüsü’ndeki bu üç proje, güncel biyomedikal araştırmanın en canlı alanlarından bazılarına uzanıyor. Beyin devrelerindeki kimyasal dil, metastatik kanserde bağışıklık toleransı ve genom düzenlenmesini yöneten hesaplamalı modeller farklı sorulara yanıt arasa da, hepsi insan sağlığını moleküler düzeyde daha iyi anlamaya yönelik ortak bir çabanın parçası. Keck desteği sayesinde bu ekipler, belirsiz finansman ortamına rağmen çalışmalarını sürdürme ve bir sonraki keşif aşamasına geçme şansı elde etmiş oldu.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Neurotransmitter coding in neural circuits, B cell-mediated immune tolerance in metastatic cancer, machine learning models for gene regulation and gene perturbations.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Salk Faculty Awarded Keck Foundation Bridge Funds to Revolutionize Neuroscience, Cancer Immunology, and Genomic Medicine</p>
<p><strong>Keywords:</strong> <a href="https://oncology.com.tr/beyinde-transpozon-rna-dinamikleri/" title="Beyinde Genomun Sessiz Parçaları Yaşla Birlikte Konuşmaya Başlıyor" data-wpan-internal-link="1">nörobilim</a>, nöropeptitler, nörotransmitter kodlaması, kanser biyolojisi, immün tolerans, B hücreleri, metastaz, hesaplamalı biyoloji, genomik, makine öğrenimi, gen bozulmaları, CRISPR, hedefe yönelik tedavi, erken kariyer araştırma fonlaması, köprü fonlaması, biyomedikal araştırma</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/keck-vakfi-salk-genclere-destek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
