<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>fruktoz &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/fruktoz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 31 Jul 2026 15:37:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>fruktoz &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Wistar araştırması: Fruktoz, kemoterapi sonrası yumurtalık kanserinde yayılmayı artıran “haberci” rolünde</title>
		<link>https://oncology.com.tr/yumurtalik-kanseri-metastazinda-fruktoz/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/yumurtalik-kanseri-metastazinda-fruktoz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Jul 2026 15:37:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[fruktoz]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanser metabolizması]]></category>
		<category><![CDATA[kemoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[metabolizma]]></category>
		<category><![CDATA[Metastaz]]></category>
		<category><![CDATA[tümor mikroçevresi]]></category>
		<category><![CDATA[yumurtalık kanseri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/yumurtalik-kanseri-metastazinda-fruktoz/</guid>

					<description><![CDATA[Wistar araştırması, kemoterapi sonrası kalan yumurtalık kanseri hücrelerinin fruktozla komşu tümörleri metastaza daha yatkın hale getiren bir iletişim süreci başlattığını ortaya koyuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Pensilvanya’daki Wistar Enstitüsü’nden araştırmacılar, yayılma eğilimi yüksek bir yumurtalık kanser türünde beklenmedik bir biyolojik bağlantı tespit etti. Nature Aging’da <a href="https://oncology.com.tr/intrinsik-daginik-proteinler-goose-cercevesi/" title="Nature’da yayımlanan yeni çerçeve: Dağınık proteinlerde sıra–işlev bağını hesaplamayla yakalamak" data-wpan-internal-link="1">yayımlanan</a> yeni çalışmaya göre fruktoz, yayılmayı destekleyen bir hücresel iletişim sürecinin içinde yer alıyor. Bulgular, kemoterapiye rağmen hayatta kalan bazı kanser hücrelerinin yalnızca “daha sonra çoğalacak” bir yedek havuz oluşturmadığını; aynı zamanda komşu tümör hücrelerine sinyal vererek onları daha hareketli ve yayılmaya daha yatkın hale getirebileceğini gösteriyor.</p>
<p>Çalışmada araştırmacılar, kemoterapiyle öldürülmeyen kanser hücrelerinin kendilerini sürdüren ama aynı zamanda çevreye etki eden aktif bir biyolojiye sahip olabildiğini vurguladı. Kemoterapi sonrasında bazı hücreler bölünmeyi bıraksa bile, tamamen pasifleşmiyor. Wistar’daki araştırma ekibi, bu canlı kalan hücrelerin çevreye ilettiği mesajların tümörün ilerleme kapasitesini etkileyebildiğini inceleyerek sürecin kilit bir bileşenine odaklandı.</p>
<p>Araştırmanın dikkat çekici noktası, bu mesajlaşmada fruktozun rolünün ortaya konması. Fruktoz, gıdalarda yaygın bulunan bir şeker türü olarak biliniyor. Wistar ekibi ise fruktozun, kemoterapi <a href="https://oncology.com.tr/hie-sonrasi-icsellestiren-bozukluklar/" title="HIE sonrası ‘görünmeyen’ ruhsal yük: İçselleştiren bozukluklar yeni bir odak noktası oldu" data-wpan-internal-link="1">sonrası</a> hayatta kalan kanser hücreleri tarafından başlatılan ve komşu tümör hücrelerini daha fazla yayılmaya hazırlayan iletişimin önemli bir “haberci”sı olabileceğini rapor etti. Bu, kanser biyolojisi açısından yalnızca hücre içi enerji metabolizmasına dair değil, aynı zamanda tümör mikroçevresinde hücreler arası etkileşimleri yöneten bir mekanizmaya işaret eden bir bulgu olarak değerlendiriliyor.</p>
<p>Çalışmanın sonuçları, kemoterapiyi atlatabilen kanser hücreleriyle “yakın komşuluk” ilişkisini merkezine alıyor. Kemoterapiye direnç veya hayatta kalma ile ilişkilendirilen hücresel programların, zaman içinde metastaz potansiyeliyle bağlantılı olabilecek davranış değişikliklerini tetikleyebileceği düşüncesini destekleyen bir çerçeve sunuyor. Araştırmacılar, kemoterapi sonrası hayatta kalan hücrelerin komşu tümör hücrelerine sinyal göndererek yayılma yeteneklerini artırabileceğini; bunun da fruktoz aracılığıyla güçlenen bir süreç olabileceğini belirtiyor.</p>
<p>Wistar araştırmasının bir parçası olan bulgulara ilişkin yorum yapan Aidan Cole, Ph.D., kemoterapiyi atlatan bazı kanser hücrelerinin artık bölünmediğini ancak yine de biyolojik olarak aktif kaldığını ifade etti. Bu aktiflik, tümörün yalnızca “zaman kazanması” değil, aynı zamanda çevresini dönüştürmesi anlamına gelebilir; araştırmanın odağında da tam olarak bu dönüşüm var.</p>
<p>Nature Aging’da yer alan çalışma, fruktozun kemoterapi sonrası hayatta kalabilen kanser hücreleri tarafından başlatılan hücreler arası sinyal iletimiyle bağlantısını öne çıkarıyor. Ancak araştırmanın kapsamı, bu bağlantının insanlarda tedaviye yanıtı veya klinik olarak metastaz riskini nasıl etkilediği konusunu hemen kesinleştirmiyor. Yine de çalışma, tedavi sonrası dönemde tümörün yayılmasını belirleyebilecek metabolik sinyallerin araştırılmasına yeni bir <a href="https://oncology.com.tr/glioblastom-trnau1ap-tedavi-hedefi/" title="TRNAU1AP glioblastomada “hayatta kalma düğümü” olarak öne çıkıyor: Yeni çalışma tedavi hedeflerine kapı aralıyor" data-wpan-internal-link="1">kapı aralıyor</a>. Kanser tedavisinde direnç mekanizmalarının yalnızca hücrelerin sağkalımına değil, komşu hücre davranışına ve tümörün yayılma potansiyeline de etki ettiğini gösteren bu tür çalışmalar, ileride daha hedefli biyolojik yaklaşımların tasarımına ışık tutabilir.</p>
<p>Wistar’ın bulguları, gündelik beslenme içinde bulunan fruktoz gibi yaygın moleküllerin kanser biyolojisinde beklenmedik roller üstlenebileceğine işaret ediyor. Araştırma, özellikle kemoterapi sonrası hayatta kalan hücrelerin “sessiz ama aktif” bir durumda kalarak tümör içinde iletişimi yeniden programlayabileceği fikrini güçlendirirken, fruktozun bu sürece nasıl dahil olabileceğini bilimsel olarak gündeme taşıyor. Konu, kanser yayılımını anlamada metabolizma ile hücreler arası etkileşimlerin kesişiminde daha fazla araştırma yapılması gereğini ortaya koyuyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/yumurtalik-kanseri-metastazinda-fruktoz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklukta Şekerli İçecek Alımı, Yetişkinlikte Hipertansiyon Riskini Artırıyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/cocuklukta-sekerli-icecek-hipertansiyon/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/cocuklukta-sekerli-icecek-hipertansiyon/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Jun 2026 04:36:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk beslenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[fruktoz]]></category>
		<category><![CDATA[hipertansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[kardiyovasküler hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[şekerli içecekler]]></category>
		<category><![CDATA[uzun dönem sağlık etkileri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/cocuklukta-sekerli-icecek-hipertansiyon/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni araştırmalar, çocuklukta tüketilen şekerli içeceklerin yetişkinlikte hipertansiyon riskini artırabileceğini gösteriyor. Erken yaşta beslenme alışkanlıkları kalp sağlığını etkiliyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluk döneminde tüketilen şekerli içeceklerin etkisi yalnızca geçici kalori fazlasıyla sınırlı olmayabilir. Toronto Üniversitesi ile Harvard Üniversitesi’nden araştırmacıların birlikte yürüttüğü yeni uzun dönemli çalışma, fructoz içeren içeceklerin erken yaşlarda alınmasının ilerleyen yıllarda yüksek tansiyon geliştirme olasılığıyla ilişkili olabileceğini ortaya koydu. Saygın tıp dergisi Circulation’da yayımlanan bulgular, çocukluk beslenmesinin yetişkinlikteki kardiyovasküler sağlık üzerinde düşündüğümüzden daha kalıcı etkiler bırakabileceğine işaret ediyor.</p>
<p>Hipertansiyon, damarlardaki kan basıncının uzun süre normal sınırların üzerinde seyretmesiyle tanımlanan ve kalp hastalığı ile inme için başlıca risk etmenlerinden biri olarak kabul edilen bir durum. Küresel ölçekte hipertansiyon oranlarının artması ve <a href="https://oncology.com.tr/pm25-astim-genetik-oksidatif-etki/" title="Kirlilik Neden Bazı Astım Hastalarında Daha Yıkıcı Etki Yaratıyor?" data-wpan-internal-link="1">bazı</a> popülasyonlarda daha erken yaşlarda görülmeye başlaması, koruyucu stratejilere olan ihtiyacı daha da görünür hale getiriyor. Uzmanlara göre yaşam tarzı değişiklikleri bu tabloyu azaltmada etkili olabilir; ancak bu tür önlemler çoğu zaman yeterince uygulanmıyor. Yeni çalışma, korumanın çok daha erken, çocuklukta başlaması gerektiği yönündeki tartışmaları güçlendiriyor.</p>
<p>Araştırma, çocukluk ve ergenlik döneminde fructoz içeren içecek kaynaklarının ayrıntılı biçimde değerlendirilmesine odaklandı. Şekerle tatlandırılmış içecekler ile meyve suları aynı besin öğesi etrafında şekillense de her ikisinin de vücutta farklı bağlamlarda tüketildiği biliniyor. Bu nedenle bilim insanları, “fructoz” gibi tek bir bileşene bakmanın ötesine geçerek, bu şekerin hangi gıda formunda alındığının uzun vadeli <a href="https://oncology.com.tr/kisisel-ozellikler-bakim-stresi-saglik-etkileri/" title="Bakımdaki Stres Her Bedende Aynı İzleri Bırakmıyor: Kişilik Farkı, Sağlık Sonuçlarını Şekillendiriyor" data-wpan-internal-link="1">sonuçlarını</a> incelemeye çalıştı. Bulgular, özellikle şekerli içeceklerin erken yaş tüketiminin, yetişkinlikte hipertansiyon riskini artıran bir örüntüyle ilişkili olabileceğini gösterdi.</p>
<p>Çalışmanın en dikkat çekici yönlerinden biri, yalnızca toplam şeker alımını değil, şekerin kaynağını merkeze alması. Beslenme araştırmalarında meyve suyu, gazlı içecekler ve diğer şekerli içecekler sıklıkla aynı kategori altında değerlendirilebiliyor. Oysa bu ayrım, <a href="https://oncology.com.tr/bes-dakikalik-yuruyus-molalari-sedanterlik/" title="Her Saat Beş Dakika Yürümenin Sedanterliğe Karşı Etkisi Gündemde" data-wpan-internal-link="1">halk sağlığı</a> açısından önem taşıyor. Tam meyve ile meyve suyu arasında lif içeriği, çiğneme davranışı, tokluk hissi ve emilim hızı açısından belirgin farklar bulunuyor. Lif içeriği yüksek gıdalar, şekerin kana geçiş hızını değiştirebilir ve metabolik yanıtı etkileyebilir. Bu nedenle çalışmanın, “şeker” kavramını tek başına değil, gıdanın biçimi ve tüketim kalıbı içinde ele alması dikkat çekiyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> People</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Consumption of Fructose-Containing Food and Beverage Sources in Childhood Through to Adulthood and Risk of Hypertension: A Prospective Cohort Study</p>
<p><strong>References:</strong><br />10.1161/CIRCULATIONAHA.125.077666 (DOI)</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Hipertansiyon, Fruktoz, Şekerle Tatlandırılmış İçecekler, Meyve Suyu, Tüm Meyve, Kardiyovasküler Risk, Çocukluk Beslenmesi, Metabolik Sağlık, Prospektif Kohort Çalışması, Diyet Rehberleri, Halk Sağlığı, Uzunlamasına Çalışma</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/cocuklukta-sekerli-icecek-hipertansiyon/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fruktoz Yükü Kemikleri Nasıl Zayıflatıyor: Yeni Çalışma Kötüleşen Mekanizmayı Cholesterol Üzerinden Aydınlatıyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/yuksek-fruktoz-diyeti-osteoporoz-kolesterol/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/yuksek-fruktoz-diyeti-osteoporoz-kolesterol/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 May 2026 20:14:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[fruktoz]]></category>
		<category><![CDATA[fruktoz diyeti]]></category>
		<category><![CDATA[kemik sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kemik yeniden yapılanması]]></category>
		<category><![CDATA[kemik yoğunluğu]]></category>
		<category><![CDATA[kolesterol birikimi]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik kemik hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[osteoporoz]]></category>
		<category><![CDATA[tiroid hormonları]]></category>
		<category><![CDATA[tiroid hormonu reseptörü beta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/yuksek-fruktoz-diyeti-osteoporoz-kolesterol/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni araştırma, yüksek fruktoz alımının tiroid hormonu reseptörü beta baskılanması ve kolesterol birikimi yoluyla kemik yeniden yapılanmasını bozarak osteoporoz riskini artırdığını ortaya koyuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bilim insanları, yüksek fruktoz tüketiminin yalnızca kilo artışı, insülin direnci ve kardiyometabolik risklerle sınırlı olmadığını; kemik sağlığını da doğrudan tehdit edebileceğini gösteren yeni bir mekanizmaya dikkat çekiyor. Chen ve Jiang’ın 2026’daki düzeltmesiyle yeniden yayımlanan çalışma, aşırı fruktoz alımının <a href="https://oncology.com.tr/akilli-yuzey-kaplamasi-magnezyum-implantlar/" title="Akıllı Yüzey Kaplaması, Magnezyum Osteoporoz İmplantlarında Yeni Bir Yol Açıyor" data-wpan-internal-link="1">osteoporoz</a> gelişimine nasıl katkıda bulunabileceğini moleküler düzeyde açıklıyor. Bulgulara göre süreç, tiroid hormonu reseptör beta’nın (Thrb) baskılanması ve hücrelerde kolesterol birikiminin artmasıyla ilerliyor. Bu iki etki birlikte, kemik yoğunluğunu ve mekanik dayanıklılığı zayıflatan bir zincir reaksiyonu başlatıyor.</p>
<p>Fruktoz, özellikle şekerli içecekler, işlenmiş gıdalar ve bazı tatlandırıcılarda yaygın olarak bulunan basit bir şeker. Beslenme literatüründe uzun süredir metabolik etkileri nedeniyle tartışılıyor; ancak kemik dokusuna doğrudan etkisi bugüne kadar daha belirsizdi. Yeni çalışma, bu boşluğu önemli ölçüde dolduruyor. Araştırmanın merkezinde, kemik yeniden şekillenmesi olarak bilinen ve eski kemiğin yıkılıp yeni kemiğin üretildiği sürekli döngünün bozulması yer alıyor. Kemik kütlesinin korunması için bu döngünün dengeli işlemesi gerekiyor; yıkım ve yapım arasındaki hassas denge kaydığında osteoporoz riski artıyor.</p>
<p>Çalışmanın öne çıkardığı Thrb, tiroid hormonlarının etkisini hücre içinde ileten kritik bir nükleer reseptör. Tiroid hormonları yalnızca metabolizmayı değil, aynı zamanda büyüme, gelişme ve kemik döngüsünü de etkiler. Bu sinyalin Thrb üzerinden çalışması, osteoblastların yani kemik yapan hücrelerin ve osteoklastların yani kemik yıkan hücrelerin işlevlerini düzenleyen genlerin kontrolünde önemli rol oynar. Araştırmaya göre yüksek fruktoz diyeti, Thrb ekspresyonunu baskılayarak bu düzenleyici ağın etkinliğini azaltıyor. Böylece kemik yenilenmesi için gerekli biyolojik komutlar zayıflıyor.</p>
<p>Yalnızca hormon sinyali değil, lipid metabolizması da bu tabloda belirleyici görünüyor. Çalışmanın dikkat çekici yönlerinden biri, yüksek fruktoz alımının hücrelerde beklenmedik biçimde kolesterol birikimini artırması. Kolesterol genellikle kalp-damar sağlığı ile ilişkilendirilse de, hücresel zar yapısı, sinyal iletimi ve bazı gen düzenleme süreçleri açısından kemik dokusunda da önem taşıyor. Araştırmanın ortaya koyduğu modelde kolesterol artışı, Thrb baskılanmasıyla birlikte hareket ederek kemik dokusunun dayanıklılığını azaltan bir biyolojik ortam oluşturuyor. Başka bir deyişle, sorun yalnızca fazla şeker yükü değil; bunun hücre içi hormon yanıtı ve lipid dengesi üzerinde yarattığı birleşik baskı.</p>
<p>Bu bulgular, beslenme ile iskelet sağlığı arasındaki ilişkiye daha geniş bir çerçeveden bakılması gerektiğini hatırlatıyor. Osteoporoz, genellikle yaşlanma, hormonal değişimler, yetersiz kalsiyum alımı, D vitamini eksikliği, hareketsizlik ve bazı ilaçlarla ilişkilendiriliyor. Ancak son yıllarda metabolik bozuklukların ve beslenme kalitesinin de kemik kırılganlığı üzerinde anlamlı etkileri olabileceği giderek daha net hale geliyor. Yüksek fruktoz alımının kemik metabolizmasını değiştirebildiğine işaret eden bu çalışma, şekerlerin yalnızca enerji kaynağı değil, aynı zamanda sinyal düzenleyici bir yük olarak da değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.</p>
<p>Çalışmanın bir diğer önemi, osteoporozu tek yönlü bir mineral kaybı sorunu olarak değil, çok katmanlı bir metabolik hastalık olarak ele alması. Thrb’nin baskılanması, kemik hücrelerinin tiroid hormonlarına verdiği yanıtı zayıflattığında, <a href="https://oncology.com.tr/mcu-mitokondriyal-kalsiyum-kemik-olusumu/" title="Kemik Oluşumunda Yeni Anahtar: Mitozların Kalsiyum Kapısı Mcu" data-wpan-internal-link="1">osteoblast</a> aktivitesi ile osteoklast aktivitesi arasındaki denge bozulabiliyor. Bu dengenin uzun süre devam eden biçimde sarsılması, kemik mikromimarisi üzerinde birikimli hasara yol açabiliyor. Araştırmada vurgulanan kolesterol birikimi de bu hasarı pekiştiren bir ikinci katman oluşturuyor. Böylece fruktoz, tek bir yol üzerinden değil, birbirini besleyen birkaç moleküler eksen üzerinden kemik kaybına katkıda bulunuyor.</p>
<p>Bilim insanları için bu sonuçlar, tedavi ve önleme stratejileri açısından ilgi çekici olabilir. Ancak uzmanlar, bu tür bulguların doğrudan klinik uygulamaya çevrilmesi için daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunu hatırlatır. Burada söz konusu olan, bir ilişkiyi mekanistik düzeyde daha iyi anlamaya yönelik laboratuvar temelli bir açıklama. Yine de bu açıklama, metabolik hastalıklarla kemik hastalıkları arasındaki bağlantının sanılandan daha güçlü olabileceğini düşündürüyor. Özellikle uzun süre yüksek şeker tüketen bireylerde, kemik sağlığının yalnızca kalsiyum ve egzersizle değil, genel metabolik dengeyle birlikte değerlendirilmesi gerekebilir.</p>
<p>Sonuç olarak çalışma, fruktozun iskelet sistemi üzerindeki etkilerini yeni bir biyolojik mercekten ele alıyor. Tiroid hormonu reseptör beta’nın baskılanması ve kolesterol birikiminin artması, yüksek fruktoz diyetinin kemik gücünü neden azaltabileceğine dair tutarlı bir mekanizma sunuyor. Bu da, osteoporozun önlenmesi ve metabolik kemik hastalıklarının anlaşılması için beslenme bilimi, endokrinoloji ve lipid metabolizmasını bir araya getiren daha entegre bir yaklaşımın gerekliliğine işaret ediyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> The molecular effects of a high-fructose diet on bone health, focusing on the suppression of thyroid hormone receptor beta (Thrb) and cholesterol accumulation contributing to osteoporosis development.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Correction: A high-fructose diet leads to osteoporosis by suppressing the expression of Thrb and facilitating the accumulation of cholesterol.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Chen, J., Jiang, X. Correction: A high-fructose diet leads to osteoporosis by suppressing the expression of Thrb and facilitating the accumulation of cholesterol. Cell Death Discov. 12, 190 (2026). https://doi.org/10.1038/s41420-026-03126-7</p>
</div>
<div class="wpan-internal-link-block" data-wpan-internal-link-block="1"><strong>Related Articles</strong></p>
<ul>
<li><a href="https://oncology.com.tr/fgf15-hormonu-kilo-kaybi-kas-kemik/" data-wpan-internal-link="1">Bağırsak Kaynaklı FGF15, Kilo Verirken Kas ve Kemik Kayıbını Nasıl Etkiliyor?</a></li>
</ul>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/yuksek-fruktoz-diyeti-osteoporoz-kolesterol/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
