<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>FDA &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/fda/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 09 Jun 2026 19:17:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>FDA &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>C-Path’in Washington Buluşması, İlaç Geliştirmede Kanıt Üretiminin Geleceğini Masaya Yatıracak</title>
		<link>https://oncology.com.tr/ilac-gelistirmede-kanit-uretimi-2026-cpath/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/ilac-gelistirmede-kanit-uretimi-2026-cpath/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Jun 2026 19:17:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[biyomedikal yenilik]]></category>
		<category><![CDATA[düzenleyici bilim]]></category>
		<category><![CDATA[etkinlik ve güvenlilik]]></category>
		<category><![CDATA[FDA]]></category>
		<category><![CDATA[FDA değerlendirmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşam verileri]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[kanıt üretimi]]></category>
		<category><![CDATA[kişiselleştirilmiş tıp]]></category>
		<category><![CDATA[klinİk geliştirme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/ilac-gelistirmede-kanit-uretimi-2026-cpath/</guid>

					<description><![CDATA[C-Path'in 2026 Global Impact Conference'ı, ilaç geliştirmede kanıt üretimi ve düzenleyici bilim alanındaki yenilikleri Washington'da tartışacak önemli bir etkinliktir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Critical Path Institute (C-Path), ilaç geliştirme dünyasının dikkatle izlediği 2026 Global Impact Conference’ı (CGIC) bu yıl eylülde Washington, D.C.’de düzenlemeye hazırlanıyor. 15-16 Eylül tarihlerindeki ana programın ardından 17 Eylül’de gerçekleştirilecek özel oturumla birlikte konferans, terapilerin nasıl değerlendirildiği, nasıl onay süreçlerine taşındığı ve sonunda hastalara nasıl ulaştırıldığına dair temel soruları yeniden gündeme taşıyacak.</p>
<p>Toplantının merkezinde, yeni tedaviler için etkinlik ve güvenlilik kanıtının nasıl üretildiği, yorumlandığı ve düzenleyici karar mekanizmalarında nasıl kullanıldığına ilişkin yaklaşımın köklü biçimde gözden geçirilmesi yer alıyor. Biyomedikal yeniliklerin hızlandığı, veri kaynaklarının çeşitlendiği ve bireyselleştirilmiş tedavi modellerinin giderek daha görünür hale geldiği bir dönemde, klasik kanıt üretim çerçevelerinin artık tek başına yeterli olup olmadığı sorusu sektörün en kritik başlıklarından biri haline gelmiş durumda.</p>
<p>C-Path’in bu yılki konferansı, kurumun önceki toplantılarında <a href="https://oncology.com.tr/cok-hucrelilik-evrimi-hayvanlar/" title="Tek Hücreli Akrabalardan Hayvanların Çok Hücreliliğine Açılan Yeni İpucu" data-wpan-internal-link="1">açılan</a> çizgiyi ileri taşıyor. 2024’te yeni kanıt kaynakları tartışılmış, 2025’te ise kanıt üretiminin modernizasyonu odağa alınmıştı. CGIC 2026, bu iki yıllık birikimi daha ileri taşıyarak ilaç geliştirme bilimlerinde geleceğe dönük bir çerçeve oluşturmayı amaçlıyor. Bu süreklilik, konferansın yalnızca bir sektör buluşması değil, aynı zamanda düzenleyici bilim ile klinik geliştirme arasındaki ilişkiyi yeniden tanımlama girişimi olarak görüldüğünü gösteriyor.</p>
<p>Açılış konuşmasını ABD Gıda ve İlaç Dairesi’nin (FDA) İlaç Değerlendirme ve Araştırma Merkezi’nin vekil direktörü Dr. Michael Davis yapacak. Davis’in konuşmasının, özellikle düzenleyici kurumların yeni veri türlerine ve hızlanan gelişim modellerine nasıl baktığı konusunda önemli mesajlar içermesi bekleniyor. İkinci gün ise eski FDA üst yöneticilerinden Dr. Janet Woodcock’un keynote konuşmasıyla devam edecek program, düzenleyici deneyimin uzun vadeli dönüşüm tartışmalarına nasıl yön verdiğini öne çıkaracak.</p>
<p>İlaç geliştirmede “kanıt üretimi” kavramı, giderek daha geniş bir veri ekosistemini ifade ediyor. Geleneksel randomize klinik çalışmalar hâlâ altın standart kabul edilse de, gerçek yaşam verileri, biyobelirteçler, nörogörüntüleme, dijital sonlanım noktaları ve yeni yaklaşım metodolojileri gibi araçlar araştırmacıların ve düzenleyicilerin değerlendirme alanını genişletiyor. Özellikle kişiselleştirilmiş tıp ve bireyselleştirilmiş tedaviler söz konusu olduğunda, tek tip popülasyonlara dayalı modellemeler bazı hastalık gruplarının biyolojik karmaşıklığını yakalamakta yetersiz kalabiliyor. Bu nedenle daha hassas, daha esnek ve daha hasta merkezli kanıt stratejilerine ihtiyaç duyuluyor.</p>
<p>CGIC 2026’nın ele alacağı başlıklar da tam olarak bu dönüşüme işaret ediyor. Konferansın odak noktaları arasında gerçek dünya verilerinin kullanımı, dijital teknolojilerle ölçülen klinik sonuçlar, yapay zekâ destekli analizler ve düzenleyici karar süreçlerinde yeni veri türlerinin güvenilirliğinin nasıl değerlendirileceği bulunuyor. Bu alanların her biri, hem bilimsel hem de etik boyutlarıyla dikkat gerektiriyor. Örneğin <a href="https://oncology.com.tr/makine-ogrenmesi-coklu-hedefli-antikor-tasarimi/" title="Yapay Zekâ, Antikor Tasarımında Çoklu Hedefli Dönemi Hızlandırıyor" data-wpan-internal-link="1">yapay zekâ,</a> veri işleme kapasitesini artırsa da, model şeffaflığı ve önyargı riski nedeniyle düzenleyici inceleme açısından yeni sorular doğuruyor.</p>
<p>Benzer biçimde, biyobelirteçler ve nörogörüntüleme gibi araçlar hastalık mekanizmalarını daha <a href="https://oncology.com.tr/pediatrik-osteosarkom-aktif-beta-katenin/" title="Pediatrik Osteosarkomda Saldırganlığı Artıran β-Katenin Formu İlk Kez Ayrıntılı Olarak Haritalandı" data-wpan-internal-link="1">ayrıntılı</a> izleme imkânı sunsa da, bunların klinik anlamlılığa ve tedavi kararlarına nasıl çevrileceği her zaman açık olmayabiliyor. Dijital sonlanım noktaları da hasta takibini kolaylaştırırken ölçüm standartları, cihaz uyumu ve veri kalitesi gibi konularda ortak çerçevelere ihtiyaç duyuyor. Bu nedenle konferansın gündemi, yalnızca teknik yenilikleri değil, bu yeniliklerin güvenilir kanıta dönüşmesi için gereken altyapıyı da kapsıyor.</p>
<p>Toplantının zamanlaması da dikkat çekici. İlaç geliştirme alanı, özellikle nadir hastalıklar, nörolojik bozukluklar ve karmaşık kronik hastalıklar gibi alanlarda daha hedeflenmiş terapilere yönelirken, klinik araştırma tasarımları da dönüşüyor. Adaptif çalışmalar, dış kaynaklı karşılaştırıcılar, hasta katılımı ve erken düzenleyici etkileşimler artık daha fazla önem kazanıyor. Böyle bir ortamda Washington’daki bu konferans, akademi, sanayi, düzenleyici kurumlar ve hasta savunuculuğu toplulukları arasında ortak dil kurmayı hedefleyen nadir platformlardan biri olma iddiası taşıyor.</p>
<p>Hasta savunuculuğunun programa dahil edilmesi de bu dönüşümün önemli bir parçası. Modern düzenleyici bilim, yalnızca biyolojik sonlanımlara değil, hastaların gerçek yaşam deneyimlerine ve tedaviden bekledikleri klinik faydaya da odaklanıyor. Tedavi başarısının, laboratuvar bulgularıyla sınırlı kalmayıp yaşam kalitesi, fonksiyonel iyileşme ve günlük yaşam üzerindeki etkilerle birlikte ele alınması gerektiği görüşü giderek güçleniyor. Bu yaklaşım, kanıt üretiminin nihai hedefini hastaların ihtiyaçlarıyla daha yakın hizalıyor.</p>
<p>C-Path’in Global Impact Conference serisi, son yıllarda ilaç geliştirme biliminin değişen önceliklerini izleyen önemli bir forum olarak öne çıktı. 2026 edisyonu ise bu çizgiyi bir adım daha ileri taşıyarak, bireyselleştirilmiş tedaviler çağında kanıtın ne anlama geldiğini yeniden tartışmaya açıyor. Düzenleyici bilim, klinik araştırma ve veri bilimi arasındaki bağların daha sıkı hale gelmesi, yalnızca daha hızlı geliştirme süreçleri değil, aynı zamanda daha güvenilir ve hastaya daha uygun karar mekanizmaları anlamına geliyor.</p>
<p>Washington’daki toplantıdan çıkacak tartışmaların, önümüzdeki yıllarda klinik araştırma tasarımlarına, düzenleyici rehberlere ve sektörün kanıt üretim stratejilerine yön vermesi bekleniyor. İlaç geliştirme ekosistemi için asıl soru artık yeni verilerin olup olmadığı değil; bu verilerin nasıl anlamlandırılacağı, nasıl bütünleştirileceği ve hastalar için en doğru tedavi kararlarına nasıl dönüştürüleceği.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Innovations and paradigm shifts in evidence generation for drug development, with focus on individualized therapies and regulatory science.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Transforming Evidence Generation: Inside the Critical Path Institute’s 2026 Global Impact Conference</p>
<p><strong>Keywords:</strong> drug development, evidence generation, regulatory science, personalized medicine, real-world data, biomarkers, neuroimaging, digital endpoints, yapay zeka, New Approach Methodologies, patient advocacy, clinical trials.</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/ilac-gelistirmede-kanit-uretimi-2026-cpath/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ultra İşlenmiş Gıdalar Tek Bir Kategori Değil: Yeni Değerlendirme Sağlıklı ve Riskli Ürünleri Ayırıyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/ultra-islenmis-gidalarda-saglikli-riskli-ayrim/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/ultra-islenmis-gidalarda-saglikli-riskli-ayrim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 May 2026 17:28:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme politikası]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme rehberleri]]></category>
		<category><![CDATA[bitkisel gıdalar]]></category>
		<category><![CDATA[bitkisel işlenmiş gıdalar]]></category>
		<category><![CDATA[FDA]]></category>
		<category><![CDATA[FDA gıda düzenlemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[gıda politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[işlenmiş et riskleri]]></category>
		<category><![CDATA[işlenmiş etler]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[ultra işlenmiş gıdalar]]></category>
		<category><![CDATA[USDA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/ultra-islenmis-gidalarda-saglikli-riskli-ayrim/</guid>

					<description><![CDATA[Ultra işlenmiş gıdalar tek bir kategori değil; işlenmiş etler sağlık riski taşırken, bazı bitkisel ürünler besleyici özellikleriyle ayrışıyor. Yeni rapor bu farkı vurguluyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ultra işlenmiş gıdalar uzun süredir halk sağlığı tartışmalarının merkezinde yer alıyor; ancak yeni bir değerlendirme, bu ürünlerin tamamının aynı kefeye konmasının bilimsel olarak yeterli olmadığını gösteriyor. Healthy Eating Research (HER) tarafından hazırlanan kapsamlı rapor, ultra işlenmiş gıdaların besin profillerinin ve sağlık etkilerinin ciddi biçimde değişebildiğini vurgulayarak, özellikle gıda politikaları ve beslenme rehberleri açısından daha ayrıntılı bir sınıflandırmaya ihtiyaç olduğunu ortaya koyuyor.</p>
<p>Bu ayrım, tam da ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) ile ABD Tarım Bakanlığı’nın (USDA) ultra işlenmiş gıdalar için ortak ve standart bir tanım geliştirmeye çalıştığı bir dönemde dikkat çekiyor. Böyle bir tanımın, ileride vergi düzenlemelerinden reklam kısıtlamalarına, okul beslenme programlarından kamu sağlığı kampanyalarına kadar geniş bir yelpazede etkili olması bekleniyor. Dolayısıyla sorunun yalnızca hangi gıdaların “işlenmiş” sayılacağı değil, hangi ürünlerin gerçekten sağlık riski taşıdığı ve hangilerinin besleyici açıdan kabul edilebilir ya da hatta yararlı olabileceği olduğu belirtiliyor.</p>
<p>HER’nin yaklaşımı, ultra işlenmiş gıdaları tek bir olumsuz kategori olarak ele almak yerine içerik kompozisyonuna ve sağlık sonuçlarına göre değerlendirmeyi öneriyor. Bu yaklaşım, gıda bilimi literatüründe son yıllarda giderek güçlenen bir görüşle uyumlu: İşleme düzeyi tek başına bir ürünün sağlık etkisini tam olarak açıklamıyor. Ürünün içinde kullanılan yağ türleri, lif miktarı, sodyum ve <a href="https://oncology.com.tr/glikokaliks-kanser-tanisi/" title="Hücre Yüzeyindeki Şeker Haritası, Hastalıkların İzini Sürebilir" data-wpan-internal-link="1">şeker</a> düzeyi, protein kalitesi ve genel enerji yoğunluğu, etkide belirleyici rol oynayabiliyor.</p>
<p>Bu noktada, Physicians Committee for Responsible Medicine bünyesinde kayıtlı diyetisyen Noah Praamsma’nın değerlendirmesi de raporun ana çizgisini destekliyor. Praamsma’ya göre bacon, sosisli sandviç ürünleri ve şarküteri etleri gibi işlenmiş etler sağlık açısından açık riskler taşırken, bazı bitkisel <a href="https://oncology.com.tr/iklim-degisikligi-bulasici-hastaliklar-stratejileri/" title="İklim Kaynaklı Bulaşıcı Hastalık Risklerine Karşı Yeni Yol Haritası" data-wpan-internal-link="1">kaynaklı</a> ultra işlenmiş ürünler aynı düzeyde değerlendirilmemeli. Özellikle belirli ekmekler, kahvaltılık gevrekler ve bitkisel et alternatifleri gibi ürünlerin bazı durumlarda olumlu besin katkısı sağlayabildiği ifade ediliyor.</p>
<p>Bilimsel çalışmalar da bu ayrımı kısmen doğruluyor. Bitkisel kaynaklı ultra işlenmiş ürünlerin bir bölümü lif, vitamin ve mineral içeriği sayesinde daha elverişli metabolik sonuçlarla ilişkilendiriliyor. Lif, tokluk hissini artırabilen ve kan şekeri dalgalanmalarını sınırlayabilen önemli bir bileşen olarak öne çıkıyor. Buna karşılık, hayvansal kaynaklı ultra işlenmiş ürünler ve şeker oranı yüksek içecekler, kalp-damar hastalığı riskinde artış ve tip 2 diyabetle daha tutarlı biçimde bağlantılandırılıyor. Araştırmacılar, bu farkın gıda sınıflandırmasında daha ince bir yaklaşımı zorunlu kıldığı görüşünde.</p>
<p>Gıda işlemeye dair kamuoyundaki tartışmalar çoğu zaman sade bir mesaj etrafında şekilleniyor: daha az işlenmiş gıda, daha iyi sağlık. Ancak uzmanlara göre gerçek tablo bundan daha karmaşık. Bir ürünün ultra işlenmiş olması, onun otomatik olarak zararlı olduğu anlamına gelmediği gibi, az işlenmiş görünmesi de her zaman sağlıklı olduğu sonucunu doğurmuyor. Önemli olan, ürünün genel besin kalitesi ve düzenli tüketimde vücut <a href="https://oncology.com.tr/neu5gc-igg-glikozilasyonu-karaciger-kanseri/" title="Karaciğer Kanserinde Yeni Tanı İzi: IgG Üzerindeki Neu5Gc Deseni Erken Saptamayı Güçlendirebilir" data-wpan-internal-link="1">üzerindeki</a> etkileri. HER raporunun öne çıkardığı temel mesaj tam da bu: sınıflandırma, etiket üzerindeki işleme düzeyinden ziyade sağlık etkisiyle uyumlu olmalı.</p>
<p>Bu tartışmanın politika boyutu da oldukça geniş. FDA ve USDA’nın üzerinde çalıştığı standardize tanım, gelecekte paketli ürünlerin nasıl değerlendirileceğini belirleyebilir. Böyle bir çerçeve, okul kantinlerinde hangi ürünlerin sunulabileceğini, reklamların nasıl sınırlandırılacağını ve tüketiciye yönelik uyarıların hangi ölçütlere göre hazırlanacağını etkileyebilir. Eğer ultra işlenmiş gıdalar tek bir başlık altında toplanırsa, beslenme politikaları besleyici değeri görece yüksek ürünleri de cezalandırma riski taşıyabilir. Buna karşılık, daha ayrıntılı bir sistem, özellikle bitkisel içerikli ürünlerin potansiyel katkılarını göz ardı etmeden riskli gıda gruplarını hedeflemeyi mümkün kılabilir.</p>
<p>Harvard Üniversitesi ve Amerikan Kalp Derneği’nin daha önceki uyarıları da ultra işlenmiş gıdaların özellikle kardiyometabolik hastalıklarla ilişkisine dikkat çekmişti. Buna karşın yeni değerlendirme, bu alanın siyah-beyaz bir yasaklama diliyle yönetilmesinin sınırlı kalacağını gösteriyor. Uzmanlar, toplum sağlığını güçlendirecek bir yaklaşımın, işlenmiş gıda kategorilerini içerik ve etki bakımından ayıran kanıta dayalı bir model gerektirdiğini savunuyor.</p>
<p>Sonuç olarak, HER raporu ultra işlenmiş gıdalar konusundaki tartışmayı daha rafine bir zemine taşıyor. İşlenmiş etler ve şekerli içecekler gibi ürünlerin riskleri konusunda bilimsel uzlaşı güçlenirken, bazı bitkisel ultra işlenmiş gıdaların beslenme düzeninde daha nötr ya da yararlı bir rol oynayabileceği giderek daha net biçimde görülüyor. Bu nedenle uzmanlara göre hem kamu sağlığı mesajlarının hem de resmi beslenme kılavuzlarının, “işlenmiş” etiketinin ötesine geçerek ürünlerin gerçek besin kalitesini dikkate alması gerekiyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> People</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Not specified in the source content</p>
<p><strong>References:</strong><br />Incorporated in text from Healthy Eating Research, Harvard University studies, and American Heart Association announcements.</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Ultra işlenmiş gıdalar, UPF&#039;ler, bitki bazlı gıdalar, işlenmiş etler, beslenme politikası, kardiyovasküler hastalık, tip 2 diyabet, diyet yönergeleri, gıda işleme, halk sağlığı, Sağlıklı Beslenme Araştırması, FDA, USDA</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/ultra-islenmis-gidalarda-saglikli-riskli-ayrim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
