<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>FABP4 &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/fabp4/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 31 Mar 2025 07:58:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>
	<item>
		<title>Kanser Hücrelerinin Hayatta Kalma Stratejisi</title>
		<link>https://oncology.com.tr/kanser-hucrelerinin-hayatta-kalma-stratejisi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/kanser-hucrelerinin-hayatta-kalma-stratejisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Oncology.com.tr]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Mar 2025 06:59:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer metastazı]]></category>
		<category><![CDATA[beyin metastazı]]></category>
		<category><![CDATA[FABP4]]></category>
		<category><![CDATA[fruktoz metabolizması]]></category>
		<category><![CDATA[GABA]]></category>
		<category><![CDATA[glikoliz]]></category>
		<category><![CDATA[hipoksi]]></category>
		<category><![CDATA[kanser metabolizması]]></category>
		<category><![CDATA[karaciğer metastazı]]></category>
		<category><![CDATA[kemik metastazı]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik adaptasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Metastaz]]></category>
		<category><![CDATA[organotropizm]]></category>
		<category><![CDATA[OXPHOS]]></category>
		<category><![CDATA[pH ayarlaması]]></category>
		<category><![CDATA[üçlü negatif meme kanseri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/?p=1436</guid>

					<description><![CDATA[Kanser, insan sağlığının en büyük tehditlerinden biri olmaya devam ederken, metastaz olarak adlandırılan ve kanserin vücudun farklı bölgelerine yayılmasını ifade eden süreç, hastalığın ölümcül seyrinden sorumlu en kritik aşamalardan biridir. Klinik gözlemler, kanser hastalarının yaklaşık %90’ının metastatik hastalık nedeniyle hayatını kaybettiğini gösterirken, bu yayılma mekanizmasının moleküler düzeydeki ayrıntıları halen tam anlamıyla anlaşılabilmiş değildir. Ancak 2021 [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kanser, insan sağlığının en büyük tehditlerinden biri olmaya devam ederken, metastaz olarak adlandırılan ve kanserin vücudun farklı bölgelerine yayılmasını ifade eden süreç, hastalığın ölümcül seyrinden sorumlu en kritik aşamalardan biridir. Klinik gözlemler, kanser hastalarının yaklaşık %90’ının metastatik hastalık nedeniyle hayatını kaybettiğini gösterirken, bu yayılma mekanizmasının moleküler düzeydeki ayrıntıları halen tam anlamıyla anlaşılabilmiş değildir. Ancak 2021 yılında Chao Wang ve Daya Luo tarafından yayınlanan dikkat çekici bir makale, bu karanlık alana ışık tutacak yeni bir perspektif ortaya koydu: Metabolik adaptasyon yoluyla gelişen &#8220;organotropik&#8221; metastaz.</p>
<p>Wang ve Luo’nun çalışması, kanser hücrelerinin sadece ilk çıktıkları dokudan ayrılmadıklarını, aynı zamanda gidip yerleştikleri yeni organlardaki mikrosistemlere uyum sağlayarak hayatta kaldıklarını ortaya koyuyor. Bu yeni mekanizma, &#8220;tohum ve toprak&#8221; hipotezini metabolik boyutuyla birleştiriyor. Hipoteze göre kanser hücreleri tohum gibi uzaklara dağılır ancak sadece uygun toprakta, yani mikrosistemlerde tutunup çoğalabilir. Bu çalışma, metabolik çevreye uyum sağlama kabiliyetini, kanserin yeni bir organda tutunup büyüyebilmesinde belirleyici faktör olarak tanımlıyor.</p>
<p>Her organın kendine has bir metabolik mikroçevresi vardır. Örneğin kemik ortamı, yüksek kalsiyum düzeyi, sert mineral yapısı ve hipoksik (düşük oksijenli) ortamıyla tanımlanırken; karaciğer, vücudun enerji metabolizmasını yöneten ana merkezdir. Akciğerler ise bol oksijenli yapısıyla oksidatif stresin yüksek olduğu bir ortam sağlar. Beyin ise hem kan-beyin bariyeriyle izole bir alan oluşturur hem de nörotransmitterlere bağlı bir enerji akış sistemine sahiptir. Wang ve Luo, metastatik hücrelerin bu farklı ortamlarda yaşayabilmek için radikal metabolik yeniden programlamalara gittiklerini vurgulamaktadır.</p>
<p>Örneğin kemik metastazları sırasında, kanser hücreleri kemikte bulunan hidroksiapatit kristallerine duyarlı hale gelir ve bu ortamda hayatta kalabilmek için serin sentezi gibi belirli metabolik yolları aktive eder. Bu adaptasyon süreci, osteoklastlarla (kemik parçalayan hücreler) etkileşerek kemik matriksinin yıkımını tetikler ve bir nevi besin kaynağı yaratır. Bu da, kemiğe özgü metastazların neden bu kadar yaygın olduğunu açıklar.</p>
<p>Karaciğer metastazlarında ise kanser hücrelerinin fruktoz metabolizmasını öğrenmesi, enerji kaynağı olarak alternatif yollar geliştirmesi dikkat çekicidir. Kolorektal kanser hücreleri, GATA6 yoluyla aldolaz B enzimini üreterek bu yetiyi kazanır. Ayrıca hipoksik ortama uyum sağlayabilmek için kreatin-fosfokreatin döngüsünü aktive ederler. Bu, ATP seviyesinin korunmasını sağlayarak hayatta kalmalarına olanak tanır.</p>
<p>Akciğer metastazlarında ise durum tersinedir. Burada kanser hücreleri glikolizden uzaklaşıp oksidatif fosforilasyona (OXPHOS) yönelir. Yüksek oksijen seviyesi nedeniyle oksidatif hasar tehdidine karşı antioksidan programları geliştirirler. Peroksiredoksin-2 gibi antioksidan proteinlerin artmış ifadesi, bu hücrelerin akciğer ortamına uyum sağlamasında rol oynar. Üstelik mitokondriyel enzimler ve regülatör proteinler sayesinde bioenerjetik esneklik geliştirerek hayatta kalma avantajı elde ederler.</p>
<p>Beyin metastazlarında ise beyin metabolizmasına özgü maddelerin kullanımı belirleyici olur. Gamma-aminobutirik asit (GABA) ve glutamat gibi nörotransmitterlerin kanser hücreleri tarafından enerji üretiminde kullanılması, bu hücrelerin nöronlarla adeta biyokimyasal bir iş birliği kurduğuna işaret eder. Beyin ortamında görülen bu metabolik uyum, sadece enerji ihtiyacını karşılamakla kalmaz, aynı zamanda terapötik ajanlara karşı direnç kazanımını da beraberinde getirir.</p>
<p>Yalnızca anahtar organlar değil, aynı zamanda omentum ve lenf düğümlerine olan metastazlarda da benzer metabolik stratejiler söz konusudur. Omentuma özgü metastazlarda, ovarian kanser hücreleri adipozitlerden gelen yağ asitlerini kullanmak üzere yağ asidi bağlayıcı proteinleri (FABP4) ve CD36 gibi reseptörleri aktif hale getirir. Bu adaptasyon, hem enerji metabolizmasını destekler hem de invazyon kapasitesini artırır. Lenf düğümlerinde ise safra asitleri ve uzun zincirli yağ asitleri aracılığıyla FAO (yağ asidi oksidasyonu) mekanizmaları aktive edilir, bu da kanserin lenf düğümlerine tutunmasını kolaylaştırır.</p>
<p>Wang ve Luo’nun bu çalışmasının en çarpıcı yönü, metabolizmanın sadece bir içsel özellik olarak değil, çevresel koşullarla şekillenen dinamik bir sistem olarak ele alınması. Örneğin, fare modelleri ile insan arasındaki metabolik farklılıklar, kemoterapiye verilen yanıtlarda büyük farklılıklar yaratabilir. Bu bağlamda, kültür ortamında çalışılan hücre hatlarının metabolik profilleri ile ın vivo ortamlar arasındaki farklılıklar önem kazanıyor. İşte bu nöktrnktürel farklılıkların dikkate alınması, tedavi tasarımlarında daha hassas yaklaşımlar geliştirilmesini sağlayabilir.</p>
<p>Araştırmanın bir başka katkısı ise tedavi stratejilerine yönelik yeni görüşler sunması. Örneğin, hipoksik ortamlara özgü olarak gelişmiş anaerobik glikoliz baskılanarak karaciğer metastazları hedeflenebilir. Ya da akciğerdeki OXPHOS aktivitesi hedef alınarak oksijenli ortama adapte olmuş kanser hücreleri etkisiz hale getirilebilir. Ayrıca organlara özgü pH düzeylerinin düzenlenmesi yoluyla mikrosistemler metastaza daha elverişsiz hale getirilebilir.</p>
<p>Sonuç olarak, Wang ve Luo’nun çalışması, metastatik yayılımda metabolizmanın belirleyici rolüne işaret ederek, klasik genetik ve immünolojik yaklaşımlara tamamlayıcı bir boyut kazandırmaktadır. Bu da hem klinik uygulamalarda hem de yeni tedavi stratejilerinin geliştirilmesinde metabolizmayı merkezine alan yeni bir paradigmanın doğmakta olduğunu göstermektedir.</p>
<p><strong>Subject of Research</strong>:<br />
Metastatik organotropizmin metabolik adaptasyon mekanizması</p>
<p><strong>Article Title</strong>:<br />
The metabolic adaptation mechanism of metastatic organotropism</p>
<p><strong>News Publication Date</strong>:<br />
31 Mart 2025</p>
<p><strong>Web References</strong>:<br />
https://doi.org/10.1186/s40164-021-00223-4</p>
<p><strong>References</strong>:<br />
Wang, C., &amp; Luo, D. (2021). The metabolic adaptation mechanism of metastatic organotropism. *Experimental Hematology &amp; Oncology*, 10(1), 30.</p>
<p><strong>Keywords</strong>:<br />
Metastaz, organotropizm, kanser metabolizması, glikoliz, OXPHOS, hipoksi, GABA, FABP4, karaciğer metastazı, kemik metastazı, beyin metastazı, akciğer metastazı, metabolik adaptasyon, üçlü negatif meme kanseri, fruktoz metabolizması, pH ayarlaması</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/kanser-hucrelerinin-hayatta-kalma-stratejisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanser Mikrosisteminde Beslenme ve Lipid Metabolizması</title>
		<link>https://oncology.com.tr/kanser-mikrosisteminde-beslenme-ve-lipid-metabolizmasi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/kanser-mikrosisteminde-beslenme-ve-lipid-metabolizmasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Oncology.com.tr]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Oct 2024 09:58:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[CAF]]></category>
		<category><![CDATA[CD36]]></category>
		<category><![CDATA[DC hücreleri]]></category>
		<category><![CDATA[endotel hücreleri]]></category>
		<category><![CDATA[exozom]]></category>
		<category><![CDATA[FABP4]]></category>
		<category><![CDATA[HFD]]></category>
		<category><![CDATA[inflamasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[karaciğer kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[ketojenik diyet]]></category>
		<category><![CDATA[kolorektal kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kreatin]]></category>
		<category><![CDATA[lipid metabolizması]]></category>
		<category><![CDATA[meme kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[NF-κB]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[PGE2]]></category>
		<category><![CDATA[PPARδ]]></category>
		<category><![CDATA[STAT3]]></category>
		<category><![CDATA[T lenfositleri]]></category>
		<category><![CDATA[tümor mikroçevresi]]></category>
		<category><![CDATA[yağ asidi oksidasyonu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://frenify.net/envato/frenify/wp/xoxo/1/?p=112</guid>

					<description><![CDATA[From budgeting to packing hacks, here’s everything you need to know to make travel stress-free and enjoyable.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Modern tıp, kansere karşı savaşta önemli ilerlemeler kaydetse de, tümor mikroçevresinin karmaşıklı yapısı nedeniyle henüz birçok sır aydınlatılamamıştır. Massachusetts Institute of Technology (MIT), Harvard ve Hacettepe Üniversitesi gibi prestijli kurumlarda görev yapan bilim insanları tarafından yayımlanan kapsamlı bir inceleme makalesi, tümor mikroçevresinde yağ asitlerinin ve lipid metabolizmasının oynadığı kritik rolleri gözler önüne seriyor. Bu bulgular, kanserin hem başlangıcında hem de ilerlemesinde ya da metastazında, diyet kaynaklı yağların tahmin edilenden çok daha etkin rol oynadığını ortaya koyuyor.</p>
<p>Klasik olarak, kanserin metabolik semptomları genellikle artmış glikoz kullanımı ve laktata dönüşüm üzerinden değerlendirilirken, bu çalışma lipid metabolizmasının da en az glikoz kadar belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır. Lipidlerin çeşitli biyokimyasal yapıları &#8211; gliserofosfolipitlerden sfingolipitlere kadar &#8211; tümor bünyesinde çeşitli sinyalleşme yollarını etkilemekte, büyümeyi, sağl kalımı ve hatta ilaca direnç mekanizmalarını düzenlemektedir. Lipid düzeninin bozulması, hücresel stresi artırmakta ve bu durum, kanserin seyrini çok yönlü olarak şekillendirmektedir.</p>
<p>Obezite, artan vücut kitle indeksi (VKİ) ile birlikte dünyada giderek yaygınlaşan bir sorundur ve en az 13 farklı kanser türüyle ilişkili olduğu gösterilmiştir. Bu durum, sadece kronik inflamasyon ya da insülin direnci gibi sistemik faktörlerle sınırlı kalmayıp, aynı zamanda yağ dokusundan salınan adipokinler, inflamatuvar sitokinler ve yağ asitleri aracılığıyla da tümor mikroçevresini şekillendirmektedir. Özellikle IL-6, TNF-α ve IL-1β gibi moleküller, kanser hücrelerinin çoğalmasını desteklerken, STAT3 sinyal yolunun aktif hale gelmesini sağlar.</p>
<p>Karaciğer kanseri, obeziteye bağlı yağlanma hastalıklarının (NAFLD ve NASH) ilerlemesiyle yakından ilişkilidir. Yüksek yağ içerikli beslenme, karaciğerde lipit birikimine, inflamasyona ve makrofaj infiltrasyonuna neden olur. Kupffer hücrelerinden salınan IL-6 ve TNF-α, STAT3 aktivasyonunu tetiklerken, bu yol hepatositlerde tümörogenezi başlatabilir. Ayrıca kolesterol, NASH ve hepatoselüler karsinom arasındaki ilişkiyi kuvvetlendirirken, androjen reseptörüyle ilintili Ccrk onkogeni, mTORC1 aracılık eden sinyal yollarını aktive ederek MDSC birikimine ve pro-tümör mikroçevre oluşumuna katkı sağlar.</p>
<p>Pankreas kanserinde ise obezite ve yağ türevi sinyaller, KRAS onkogenini COX2 yoluyla aktive eder. Bu da inflamasyon ve PanIN lezyonlarının gelişmesine yol açar. Yağ asidi duyarılı PPARδ reseptörü, HFD koşullarında CCL2 salınımını tetikleyerek baskılayıcı makrofajları çeker. Pankreas tümörleri ayrıca PI3K/AKT yolu ile migrasyon kazanır. İlginç bir şekilde, ketojenik diyetler de lipid düzenine bağlı olarak bu tümörlerin büyümesine katkı sağlayabilir.</p>
<p>Kolorektal kanserlerde ise yağ asidi oksidasyonu (FAO), intestinal kök hücrelerde artışla birlikte tümörogenezi destekler. PPARα ve PPARδ, bu metabolik döngüyü aktive ederek CPT1A enzimi aracılığıyla FAO&#8217;yu hızlandırır. Fruktoz içeren diyetsel ürünler, fruktoz-1-fosfat düzeylerini artırarak glikoliz ve yağ asidi sentezini destekler. Ayrıca HFD, bağırsak mikrobiyotasında önemli düzenlemelere yol açarak bariyer fonksiyonunu bozar ve antitümör immün yanıtları baskılar.</p>
<p>Meme kanseri söz konusu olduğunda, yağ türevi sinyaller metastaz öncesi nışta palmitat zenginleşmesini destekleyerek NF-κB yolunu aktive eder. EMT ve kök hücre fenotipini destekleyen bu yol, özellikle TNBC alt türünde agresif yayılım gösterir. Tümorle çevresindeki makrofajlar, sitotoksik T hücreleri ve adipozitlerle kurduğu etkileşimler sayesinde mikroçevredeki inflamasyonu artırır. Diyet kaynaklı mikrobiota değişiklikleri de bu sürece katkı sağlayarak tümör proliferasyonunu tetikler.</p>
<p>Ağız karsinomları ve melanomlarda CD36 reseptörü aracılığıyla palmitik asit gibi lipidlerin kullanılması, metastaz yetisini artırır. Melanomlarda oleik asit, ferroptozdan koruyarak büyümeyi destekler. BRAF mutasyonlarına sahip melanomlarda ise ketojenik diyet kaynaklı asetooasetat artışı, MEK1 aktivasyonunu tetikler ve büyümeyi destekler. Bu da, diyetsel müdahalenin onkogenik profile göre şekillendirilmesi fikrini doğurur.</p>
<p>Yemek borusu ve mide karsinomlarında da yağ türevi beslenmenin etkisi yadsınamaz. Barrett’s özofagusuna sahip bireylerde HFD, epiteldeki dönüşümü tetikler. CXCL1 ile artan nötrofil/NK oranı, inflamasyonu ve kök hücre geni ekspresyonunu artırır. Midede ise leptin, PI3K ve β-katenin yolları aracılığıyla kanser kök hücresi fenotipi oluşurur. DGAT2 enzimi, lipid damlacıkları ve FAO ile peritonel yayılımı destekler.</p>
<p>Tümor mikroçevresinde yağ asitlerinin etkisi yalnızca kanser hücreleriyle sınırlı kalmaz. T lenfositlerinde FABP4 ve FABP5 aracılığıyla yağ asidi alımı ve PPARγ sinyalleşmesi, metabolik şekillenmeyi etkiler. CD8+ T hücreleri, HFD koşullarında glikoliz ve granzim salınımını kaybeder. D-2HG gibi onkometabolitler, IFN-γ salınımını azaltarak T hücresi işlevlerini bozar. HFD&#8217;nin metabolik etkisi, PHD3 inhibisyonuyla tersine çevrilebilir.</p>
<p>Doğal katil (NK) hücrelerde de benzer durumlar söz konusudur. PPARα/δ aracılı lipid birikimi, mTOR’u baskılayarak sitotoksik yanıtları azaltır. DC hücrelerinde yağ birikimi, antijen sunumunu bozar. Özellikle FAO’da artış, ROS düzeylerini yükseltir ve T hücresi aktivasyonunu engeller.</p>
<p>Adipozitler, tümör hücreleriyle metabolik simbiyoz geliştirir. Lipoliz ile FFA salınır, LD&#8217;lerde depolanarak ATP üretiminde kullanılır. FABP4, bu etkileşimin merkezindedir. Adipozitlerin çevresel sertliği artar, bu da ECM yeniden düzenlenmesini sağlar. Gatm enzimi aracılığıyla kreatin biyosentezi de tümör ilerlemesini destekler.</p>
<p>Kanserle ilişkili fibroblastlar (CAF), CPT1A ve FAO yönünde yeniden programlanır. Lipit salgısı, CD36 aracılığıyla tümör hücrelerine geçer. Exozom aracılı ile ön metastatik niş oluşturulur. Sphingosin kinazlar, bu fibroblastların fonksiyonel aktivasyonunu düzenler.</p>
<p>Endotel hücrelerde glikoliz, VEGF ve COX2 ile artar. Serin biyosentezi ve PPP aktivasyonu ön plandadır. Lenfatik endotel hücrelerinde ise FAO, PROX1 ekspresyonu ile şekillenir. FASN inhibisyonu, metastazı azaltabilir. Obezite, pro-inflamatuvar sitokinler aracılığıyla EC fonksiyonunu bozar.</p>
<p>Kalori kısıtlaması ve aralıklı açlık gibi diyet stratejileri, IGF-1 ve mTOR sinyallerini baskılayarak anti-kanser etkiler gösterebilir. CR, CD8+ T hücrelerin rezervini artırırken, Treg baskısını azaltır. Klinik uygulamalara dair umut vaat eden adımlar atılmaktadır.</p>
<p>Subject of Research: Tümor mikroçevresinde lipid metabolizması ve diyetsel yağ etkileri</p>
<p>Article Title: Dietary fat and lipid metabolism in the tumor microenvironment</p>
<p>News Publication Date: 31 Mart 2025</p>
<p>Web References: <a href="https://doi.org/10.1016/j.bbcan.2023.188984">https://doi.org/10.1016/j.bbcan.2023.188984</a></p>
<p>References: Goswami, S., Zhang, Q., Celik, C. E., Reich, E. M., &amp; Yilmaz, O. H. (2023). Dietary fat and lipid metabolism in the tumor microenvironment. <em>BBA &#8211; Reviews on Cancer</em>, 1878, 188984.</p>
<p>Keywords: Kanser, tümor mikroçevresi, lipid metabolizması, obezite, yağ asidi oksidasyonu, FABP4, CD36, PPARδ, ketojenik diyet, STAT3, NF-κB, inflamasyon, T lenfositleri, DC hücreleri, CAF, endotel hücreleri, PGE2, kreatin, exozom, HFD, kolorektal kanser, meme kanseri, karaciğer kanseri</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/kanser-mikrosisteminde-beslenme-ve-lipid-metabolizmasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
