<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>epigenetik mekanizmalar &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/epigenetik-mekanizmalar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 24 Jun 2026 11:00:31 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>epigenetik mekanizmalar &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Şeker Düzeyindeki Dalgalanmalar Parkinson Araştırmasında Yeni Bir Epigenetik Yol Açtı</title>
		<link>https://oncology.com.tr/ampk-tet2-parkinson-epigenetik/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/ampk-tet2-parkinson-epigenetik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Jun 2026 11:00:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[5-hidroksimetilsitozin]]></category>
		<category><![CDATA[AMPK]]></category>
		<category><![CDATA[epigenetik]]></category>
		<category><![CDATA[epigenetik mekanizmalar]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik stres]]></category>
		<category><![CDATA[nörodejenerasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Parkinson hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[sirkadiyen ritim]]></category>
		<category><![CDATA[TET2]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/ampk-tet2-parkinson-epigenetik/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni araştırma, glikoz dalgalanmalarının AMPK-TET2-5hmC ekseni üzerinden Parkinson hastalığında epigenetik değişiklikleri tetiklediğini ve sirkadiyen genleri etkilediğini ortaya koyuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Parkinson hastalığına ilişkin araştırmalar uzun süredir yalnızca dopamin üreten nöronların kaybına odaklanıyordu. Ancak yeni bir çalışma, hastalığın yalnızca sinir hücreleri düzeyinde değil, hücrelerin enerji yönetimi ve günlük ritimlerini düzenleyen daha geniş bir biyolojik ağ içinde şekillendiğini gösteriyor. Araştırmacılar, glikozdaki değişimlere duyarlı bir moleküler salınımın, metabolik stres ile sirkadiyen gen ifadesi arasındaki bağlantıyı kurduğunu ortaya koydu. Bu mekanizmanın merkezinde AMPK, TET2 ve 5-hidroksimetilsitozin yer alıyor.</p>
<p>Çalışmanın dikkat çekici yönü, enerji durumundaki küçük değişimlerin bile hücresel programları etkileyebilen bir epigenetik zinciri tetikleyebilmesi. Hücrenin enerji sensörü olarak bilinen AMP-aktive protein kinazı, yani AMPK, glikoz düzeyi düştüğünde veya hücresel enerji dengesi bozulduğunda devreye giren temel bir düzenleyici. Bu enzim yalnızca metabolizmayı ayarlamakla kalmıyor, aynı zamanda hücrenin hangi genleri ne zaman aktif hale getireceğini de etkileyen sinyal yollarını şekillendiriyor. Yeni <a href="https://oncology.com.tr/gunduz-isigi-demans-riski/" title="Gündüz Işığı Demans Riskini Etkileyebilir mi? Wearable Verilerden Dikkat Çeken Bulgular" data-wpan-internal-link="1">bulgular</a>, AMPK’nin bu rolünün TET2 adlı enzimle bağlantılı biçimde ritmik bir epigenetik yanıt oluşturduğunu gösteriyor.</p>
<p>TET2, DNA üzerindeki metil işaretlerini dönüştürme sürecinde görev alan ve gen ifadesinin ayarlanmasında önemli kabul edilen bir enzim. Araştırmada, AMPK aktivitesindeki dalgalanmaların TET2 aracılığıyla 5-hidroksimetilsitozin, kısaca 5hmC düzeylerinde salınımsal değişiklikler oluşturduğu bildiriliyor. 5hmC, DNA dizisini değiştirmeden genlerin okunma biçimini etkileyen epigenetik bir işaret olarak öne çıkıyor. Bu işaretin sirkadiyen genlerin etkinliğini ince ayarla düzenleyebildiği, dolayısıyla hücrelerin günlük biyolojik saatine bağlı transkripsiyonel programları etkilediği düşünülüyor.</p>
<p>Sirkadiyen saat, uyku-uyanıklık döngüsünden hormon salınımına, enerji kullanımı ve hücresel onarıma kadar pek çok fizyolojik süreci yöneten temel bir sistem. Son yıllarda bu saatin bozulmasının yalnızca uyku sorunlarıyla sınırlı olmadığı, nörodejeneratif hastalıklarla da ilişkili olabileceği gösterildi. Parkinson hastalığında uyku bozuklukları, gündüz somnolansı ve ritim kaymaları klinikte sık görülebiliyor. Yeni çalışma, bu gözlemlerin ardında daha derin bir moleküler altyapı olabileceğini, metabolik stresin doğrudan sirkadiyen transkripsiyona bağlanabildiğini ileri sürüyor.</p>
<p>Bilim insanlarının altını çizdiği nokta, glikozun sadece bir yakıt kaynağı olmaktan çok daha fazlası olması. Glikoz seviyeleri değiştiğinde hücreler yalnızca enerji üretim planlarını değil, aynı zamanda epigenetik düzenleme programlarını da yeniden ayarlıyor. Bu yeniden ayarlama sırasında AMPK’nin aktifleşmesi, TET2’nin DNA üzerinde oksidatif değişiklikler yapma kapasitesiyle birleşerek zamana bağlı bir 5hmC ritmi oluşturuyor. Böylece hücre, metabolik duruma uyum sağlamak için gen ifadesini belirli zaman pencerelerinde açıp kapatabiliyor. Araştırma ekibi, bu sürecin Parkinson hastalığına ilişkin sirkadiyen bozulmaları açıklamada önemli bir aday yol sunduğunu belirtiyor.</p>
<p><a href="https://oncology.com.tr/pink1-kaybi-parkinson-mitokondri-tasinma/" title="PINK1 Kaybı, Parkinson’da Dopamin Nöronlarının Enerji Taşınmasını p38 Üzerinden Aksatıyor" data-wpan-internal-link="1">Parkinson hastalığı</a>, temel olarak hareket kontrolünde görev yapan sinir hücrelerinin ilerleyici kaybıyla karakterize edilse de, hastalığın biyolojisi giderek daha karmaşık bir çerçevede değerlendiriliyor. Mitokondriyal işlev bozukluğu, oksidatif stres, protein katlanma sorunları ve inflamatuvar yanıtlar bu tabloya dahil edilen başlıca mekanizmalar arasında. Bu yeni çalışma ise, metabolik stres ile epigenetik zamanlama arasındaki kesişimi ön plana çıkararak bu çerçeveyi genişletiyor. Bulgular, hücresel enerji dengesindeki bozulmaların yalnızca hasar oluşturmakla kalmayıp, gen ifade düzenini de yanlış zamanlayarak hastalık süreçlerine katkıda bulunabileceğini düşündürüyor.</p>
<p>Çalışmanın klinik açıdan en önemli yanı, Parkinson’a ilişkin araştırmalarda sirkadiyen sistemin ve enerji algılayan enzimlerin birlikte ele alınması gerektiğini göstermesi. Ancak bulguların erken aşama temel bilim niteliği taşıdığı unutulmamalı. Bu tür moleküler mekanizmalar, hastalığın insan beynindeki karmaşık dinamiklerini açıklamak için güçlü ipuçları sunsa da doğrudan tedaviye çevrilmeleri zaman alabilir. Yine de AMPK-TET2-5hmC ekseninin tanımlanması, Parkinson biyolojisinde metabolik ve epigenetik yolların nasıl iç içe geçtiğini anlamak için önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.</p>
<p>Araştırmacılar açısından bir diğer kritik nokta, bu eksenin sadece Parkinson’a özgü olmayabileceği. Metabolik stres, sirkadiyen düzensizlik ve epigenetik yeniden programlama, diğer nörodejeneratif hastalıklarda da ortak tema olarak karşımıza çıkabiliyor. Bu nedenle çalışma, daha geniş bir sinirbilim alanına da kapı aralıyor: Hücrelerin enerji durumunu algılama biçimi ile genlerin günlük ritimde nasıl çalıştığı arasındaki ilişkinin bozulması, yaşa bağlı <a href="https://oncology.com.tr/hspa8-baskilanmasi-otoimmun-beyin-iltihabi/" title="HSPA8’in Baskılanması, Otoimmün Beyin İltihabını Hafifletebilir" data-wpan-internal-link="1">beyin</a> hastalıklarının ortak zeminlerinden biri olabilir. Ancak bu yorum, mevcut verilerin önerdiği bir biyolojik olasılık olarak görülmeli; kesin bir klinik sonuç olarak değil.</p>
<p>Sonuç olarak, glikoza duyarlı AMPK-TET2 salınımının keşfi, Parkinson hastalığına bakışı enerji metabolizması, epigenetik düzen ve biyolojik saat ekseninde yeniden şekillendiriyor. Çalışma, hücresel stresin yalnızca anlık bir yanıt değil, gen ifadesinin zamanlamasını değiştirebilen daha kalıcı bir düzenleyici güç olabileceğini gösteriyor. Parkinson gibi karmaşık hastalıklarda bu tür çok katmanlı mekanizmaların anlaşılması, gelecekte riskin, ilerleyişin ve olası biyobelirteçlerin daha iyi tanımlanmasına katkı sağlayabilir.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> The study investigates the molecular mechanism linking metabolic stress, circadian transcriptional regulation, and Parkinson’s disease, focusing on the glucose-responsive AMPK-TET2-5-hydroxymethylcytosine (5hmC) oscillation.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Glucose-responsive AMPK-TET2-5hmc oscillation links metabolic stress to circadian transcription and Parkinson’s disease relevance.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Chu, L., Wang, S., Wang, L. et al. Glucose-responsive AMPK-TET2-5hmc oscillation links metabolic stress to circadian transcription and Parkinson’s disease relevance. npj Parkinsons Dis. (2026). https://doi.org/10.1038/s41531-026-01447-z</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/ampk-tet2-parkinson-epigenetik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sedef Hastalığında Bağışıklık Sinyalini Açan Anahtar: RUNX1’in Keratinositlerdeki Yeni Rolü</title>
		<link>https://oncology.com.tr/runx1-gcn5-sedef-t-hucresi-aktivasyonu/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/runx1-gcn5-sedef-t-hucresi-aktivasyonu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Jun 2026 11:20:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[epigenetik düzenleme]]></category>
		<category><![CDATA[epigenetik mekanizmalar]]></category>
		<category><![CDATA[GCN5]]></category>
		<category><![CDATA[ICOSLG]]></category>
		<category><![CDATA[keratinosit]]></category>
		<category><![CDATA[keratinositler]]></category>
		<category><![CDATA[psoriazis araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[Runx1]]></category>
		<category><![CDATA[sedef hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[T hücresi aktivasyonu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/runx1-gcn5-sedef-t-hucresi-aktivasyonu/</guid>

					<description><![CDATA[RUNX1, keratinositlerde GCN5 aracılığıyla ICOSLG üretimini artırarak sedef hastalığında T hücresi aktivasyonunu tetikliyor. Bu çalışma bağışıklık sinyal mekanizmasını aydınlatıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Psoriazis araştırmalarında önemli bir dönüm noktası olabilecek yeni bir çalışma, hastalığın iltihaplı deri ortamında T hücrelerinin nasıl harekete geçtiğine dair daha önce netleşmemiş bir mekanizmayı ortaya koydu. <em>Experimental &amp; Molecular Medicine</em> dergisinde yayımlanan araştırma, keratinositlerin yalnızca bariyer oluşturan hücreler olmadığını, aynı zamanda bağışıklık yanıtını doğrudan şekillendirebilen aktif düzenleyiciler olduğunu gösteriyor. Zhu, Wang, Lin ve çalışma arkadaşlarının bulgularına göre, RUNX1 adlı transkripsiyon faktörü keratinositlerde GCN5 histon asetiltransferazını belirli bir gen bölgesine yönlendiriyor ve bunun sonucunda ICOSLG adlı önemli bir bağışıklık ligandı daha fazla üretiliyor.</p>
<p>Bu moleküler zincir, sedef hastalığında sık görülen T hücresi aktivasyonuna yeni bir açıklama getiriyor. Hastalığın klasik özellikleri arasında epidermiste keratinosit çoğalmasının artması, bağışıklık hücrelerinin deriye yoğun biçimde göç etmesi ve kronik inflamasyonun sürmesi yer alıyor. Ancak bu süreçte deri hücreleri ile bağışıklık hücreleri arasındaki karşılıklı konuşmanın hangi epigenetik mekanizmalarla düzenlendiği uzun süredir araştırılıyordu. Yeni çalışma, bu boşluğun en azından bir bölümünü doldurarak, keratinositlerdeki gen ifadesi değişikliklerinin T hücresi davranışını doğrudan etkileyebildiğini gösteriyor.</p>
<p>Araştırma ekibi, RUNX1’in ICOSLG geninin promotör bölgesine bağlandığını ve GCN5’i bu alana çektiğini ortaya koydu. GCN5, histonların asetilasyonunda görev alan bir enzim olarak kromatin yapısını daha açık hale getirebiliyor; bu da ilgili genlerin daha kolay okunmasını sağlıyor. Çalışmada bu epigenetik işaretlerin artmasının ICOSLG transkripsiyonunu yükselttiği, böylece keratinositlerin T hücreleri daha güçlü biçimde uyaran bir yüzey sinyali oluşturduğu gösterildi. Bu durum, ICOS-ICOSLG ekseninin sedef hastalığındaki bağışıklık iletişiminde nasıl bir rol üstlenebileceğine dair doğrudan mekanistik kanıt sunuyor.</p>
<p>Bilim insanları bulgulara ulaşırken ChIP-seq, RNA dizileme ve keratinosit-T hücre eş kültür sistemleri gibi birden fazla yaklaşımı birlikte kullandı. ChIP-seq, RUNX1’in DNA üzerindeki bağlanma noktalarını tanımlamak için kritik oldu; RNA dizileme ise gen ifade değişimlerini ortaya koydu. Laboratuvar ortamındaki eş kültür deneyleri, keratinositlerdeki bu değişikliklerin T hücreleri üzerindeki işlevsel sonucunu değerlendirmeye yardımcı oldu. Böylece çalışma, yalnızca bir genin artmış ifadesini değil, bu artışın bağışıklık hücresi aktivasyonu üzerindeki anlamlı etkisini de gösterdi.</p>
<p>RUNX1’in rolü bu açıdan dikkat çekici. Transkripsiyon faktörü olarak daha çok hematopoiez ve bağışıklık hücrelerinin farklılaşmasıyla ilişkilendirilen RUNX1, bu kez doğrudan deri mikroçevresinde, üstelik bağışıklık dışı bir hücre tipinde etkili bir düzenleyici olarak öne çıktı. Bu, psoriazis patogenezinde sadece bağışıklık hücrelerine odaklanan yaklaşımların ötesine geçilmesi gerektiğini düşündürüyor. Keratinositler, araştırmanın işaret ettiği gibi, pasif hedefler değil; inflamatuvar döngüyü besleyen ve yönlendiren biyolojik aktörler olabilir.</p>
<p>ICOSLG’nin artışı özellikle önem taşıyor çünkü bu molekül, T hücreleri üzerindeki kostimülatör sinyallerin güçlenmesinde görev alıyor. Bağışıklık sisteminde T hücrelerinin tam olarak aktive olabilmesi için yalnızca antijen tanıma yeterli değil; ek sinyaller de gerekiyor. ICOSLG, bu ikinci aşamada etkili olan önemli liganlardan biri olarak biliniyor. Dolayısıyla keratinositlerde ICOSLG’nin yükselmesi, T hücrelerinin daha kolay aktive olmasına ve iltihabi yanıtın sürmesine katkıda bulunabilir. Araştırma, bu eksenin sedef hastalığında <a href="https://oncology.com.tr/kamu-mallari-esitlik-isbirligi-catismasi/" title="Ortak Fayda Paylaşımında Adalet, İşbirliğiyle Neden Çatışabiliyor?" data-wpan-internal-link="1">neden</a> bu kadar kalıcı bir inflamatuvar ortam oluştuğunu açıklamaya yardımcı olabileceğini gösteriyor.</p>
<p>Çalışmanın bir diğer değeri, epigenetik düzenleme ile bağışıklık aktivasyonu arasında somut bir köprü kurması. Kronik inflamatuvar hastalıklarda gen ifadesini değiştiren mekanizmalar, çoğu zaman hastalığın kalıcılığı ve şiddetiyle ilişkilidir. Histon asetilasyonu gibi epigenetik süreçler, çevresel ve hücresel sinyallere hızlı yanıt verilmesini sağlar. Bu nedenle RUNX1-GCN5-ICOSLG hattı, yalnızca psoriazis biyolojisi açısından değil, inflamasyonun epigenetik kontrolü konusunda da daha geniş bir çerçeve sunuyor.</p>
<p>Yine de bu bulguların <a href="https://oncology.com.tr/inme-kol-fonksiyonu-omurilik-uyarimi/" title="Felç Sonrası Kol ve El İşlevi İçin Omurilik Uyarımında Umut Veren İlk Klinik Bulgular" data-wpan-internal-link="1">klinik</a> uygulamaya dönüşmesi için daha fazla çalışma gerekiyor. Araştırma, güçlü bir mekanistik temel sağlasa da bunun hasta tedavisine doğrudan nasıl çevrileceği henüz net değil. Yine de sonuçlar, keratinositleri hedefleyen veya ICOS-ICOSLG sinyalini modüle eden gelecekteki stratejiler için yeni bir yol haritası oluşturabilir. Özellikle hastalığın bağışıklık hücreleriyle sınırlı olmayan, doku içi iletişim ağlarına dayalı yapısı düşünüldüğünde, böyle bir yaklaşım terapötik araştırmalar açısından dikkat çekici olabilir.</p>
<p>Psoriazis uzun zamandır sadece ciltte görülen bir döküntü <a href="https://oncology.com.tr/iltihapli-bagirsak-hastaligi-genetik-risk/" title="Bağırsak Kılıfındaki Hücresel İpuçları, İltihaplı Bağırsak Hastalığı Riskini Yeniden Tanımlıyor" data-wpan-internal-link="1">hastalığı</a> değil, bağışıklık sistemi ile epidermal hücreler arasındaki karmaşık etkileşimin ürünü olarak değerlendiriliyor. Bu yeni çalışma, keratinositlerin bu etkileşimde sanılandan daha merkezi bir rol oynayabileceğini ve RUNX1 ile GCN5’in bu sürecin önemli düzenleyicileri arasında yer aldığını ortaya koyuyor. Araştırmanın en çarpıcı yönü ise, deri mikroskobik düzeyde kendi bağışıklık ortamını şekillendirirken epigenetik bir programı nasıl kullandığını görünür kılması. Bu bulgu, sedef hastalığının biyolojisini daha iyi anlamak ve daha rafine tedavi hedefleri geliştirmek isteyen araştırmacılar için güçlü bir başlangıç noktası sunuyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Molecular mechanisms of T cell activation in psoriasis microenvironment involving RUNX1, GCN5, and ICOSLG expression in keratinocytes.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> RUNX1 recruitment of GCN5 in keratinocytes upregulates ICOSLG and promotes T cell activation in the psoriasis microenvironment.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Zhu, L., Wang, W., Lin, J. et al. RUNX1 recruitment of GCN5 in keratinocytes upregulates ICOSLG and promotes T cell activation in the psoriasis microenvironment. Exp Mol Med (2026). https://doi.org/10.1038/s12276-026-01738-8</p>
<p><strong>DOI:</strong> 04 June 2026</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/runx1-gcn5-sedef-t-hucresi-aktivasyonu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
