<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>egzama &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/egzama/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 05 Jun 2026 17:54:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.3</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>egzama &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Alerjik Hastalıklar Yaşlılarda Kemik Kırılganlığıyla Bağlantılı Olabilir</title>
		<link>https://oncology.com.tr/yaslilarda-alerjik-hastaliklar-kemik-kirilganligi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/yaslilarda-alerjik-hastaliklar-kemik-kirilganligi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Jun 2026 17:54:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[alerjik hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[astım]]></category>
		<category><![CDATA[egzama]]></category>
		<category><![CDATA[kemik kırılganlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kırık riski]]></category>
		<category><![CDATA[osteoporoz]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/yaslilarda-alerjik-hastaliklar-kemik-kirilganligi/</guid>

					<description><![CDATA[UK Biobank çalışması, astım, egzama ve saman nezlesi gibi alerjik hastalıkların ileri yaşta osteoporoz ve kırık riskini artırabileceğini gösteriyor. Bu bulgu, yaşlı kemik sağlığı için önemli.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İngiltere merkezli UK Biobank verileri üzerinde yürütülen yeni bir prospektif kohort çalışması, alerjik hastalıklarla osteoporoz ve majör osteoporotik kırıklar arasında dikkat çekici bir ilişki olabileceğini ortaya koydu. Astım, egzama ve saman nezlesi gibi yaygın alerjik durumların, ileri yaştaki bireylerde kemik sağlığını etkileyebilecek daha geniş bir biyolojik çerçevenin parçası olabileceği düşünülüyor. Bulgular, yaşlanma döneminde kırık <a href="https://oncology.com.tr/gebelikte-rsv-asisi-yenidogan-hastaneye-yatis/" title="Hamilelikte RSV Aşısı, Yenidoğanların Hastaneye Yatış Riskini Belirgin Şekilde Azaltıyor" data-wpan-internal-link="1">riskini</a> anlamaya çalışan klinisyenler için bağışıklık sistemi ile iskelet sağlığı arasındaki bağlantıyı yeniden gündeme taşıdı.</p>
<p>Çalışma, özellikle 60 yaş ve üzerindeki bireyleri kapsayan büyük bir örneklemde, hastane kayıtları üzerinden yeni osteoporoz ve majör osteoporotik kırık gelişimini izledi. Bu yaklaşım, araştırmacılara mevcut kemik hastalığı olmayan kişilerde zaman içinde ortaya çıkan sağlık sonuçlarını değerlendirme imkânı verdi. Araştırmayı yürüten Peng, C., Chen, B., Chen, Z. ve çalışma arkadaşlarının, bulguları BMC Geriatrics dergisinde yayımlamaya hazırlandığı bildirildi.</p>
<p>Osteoporoz, kemik yoğunluğunun azalması ve kırılganlığın artmasıyla karakterize edilen, yaşlı erişkinlerde en önemli sağlık sorunlarından biri olarak kabul ediliyor. Kalça, omurga ve el bileği gibi bölgelerde görülen kırıklar, hareket kısıtlılığı, bağımsızlık kaybı ve uzun süreli bakım ihtiyacına yol açabiliyor. Klasik risk etmenleri arasında yaş, cinsiyet, menopoz sonrası hormonal değişimler, yetersiz beslenme ve fiziksel aktivite eksikliği yer alıyor. Ancak yeni araştırma, alerjik hastalıkların da bu tabloya katkıda bulunabileceğine işaret ediyor.</p>
<p>Çalışmanın dikkat çekici yönü, alerjiyi yalnızca <a href="https://oncology.com.tr/gebelikte-rsv-asisi-bebeklerde-solunum-enfeksiyonu/" title="Hamilelikte RSV Aşısı, İlk 3 Ayda Bebekleri Ağır Solunum Enfeksiyonlarından Koruyabilir" data-wpan-internal-link="1">solunum</a> ya da cilt semptomlarıyla sınırlı bir sorun olarak değil, sistemik etkileri olabilecek bir durum olarak ele alması. Astım, egzama ve saman nezlesi gibi hastalıklar bağışıklık yanıtının uzun süreli biçimde aktive olmasıyla ilişkilidir. Bu tür kronik inflamatuvar süreçlerin, kemik yapım ve yıkım dengesini etkileyebileceği uzun süredir biyolojik olarak mümkün görülüyor. Bununla birlikte, alerjik hastalıkların doğrudan osteoporoza neden olduğunu söylemek için erken; araştırmanın gösterdiği şey, iki durum arasında anlamlı bir ilişki bulunması.</p>
<p>UK Biobank, çok sayıda katılımcıya ve ayrıntılı sağlık kayıtlarına dayanan yapısıyla bu tür gözlemsel çalışmalar için güçlü bir kaynak oluşturuyor. Araştırmacılar, tens of binlerce kişinin verilerini analiz ederek alerjik hastalığı bulunan yaşlı bireylerde hastane kayıtlarına yansıyan osteoporoz ve majör kırıkların daha sık görülüp görülmediğini inceledi. Prospektif tasarım sayesinde, hastalıkların hangi sırayla geliştiği daha güvenilir biçimde değerlendirilebildi. Bu da önceki kesitsel çalışmalara göre daha güçlü bir zaman boyutu sağladı.</p>
<p>Bilim insanları son yıllarda bağışıklık sistemi ile kemik dokusu arasındaki ilişkiye daha fazla odaklanıyor. Kemik sürekli yenilenen canlı bir dokudur ve bu süreç bağışıklık sinyallerinden etkilenebilir. Kronik hastalıklar, sistemik iltihap ve bazı ilaç kullanımları kemik kaybını hızlandırabilir. Alerjik hastalıklarda da benzer mekanizmaların rol oynayıp oynamadığı sorusu, özellikle yaşlı nüfus arttıkça daha önemli hale geliyor. Çünkü yaşlı bireylerde tek bir sağlık sorunu çoğu zaman başka riskleri de tetikleyebiliyor.</p>
<p>Buna rağmen araştırmanın sınırları da var. Gözlemsel kohort çalışmalar, neden-sonuç ilişkisini kesin olarak kanıtlayamaz. Hastane kayıtlarına dayalı veri kullanımı, toplumda tanı almamış ya da hafif seyreden vakaları dışarıda bırakabilir. Ayrıca yaşam tarzı, eşlik eden hastalıklar, ilaç kullanımı ve beslenme gibi etmenler tümüyle ayrıştırılamayabilir. Bu nedenle bulgular, alerjisi olan herkesin osteoporoz geliştireceği anlamına gelmiyor; yalnızca belirli gruplarda riskin daha yüksek olabileceğini düşündürüyor.</p>
<p>Yine de sonuçların klinik açıdan önemi göz ardı edilmiyor. Özellikle ileri yaştaki ve uzun süredir alerjik hastalığı bulunan bireylerde kemik sağlığının daha dikkatli izlenmesi gerektiği fikri güç kazanıyor. Doktorlar, kırık riski değerlendirmesi yaparken sadece klasik etkenlere değil, kronik inflamasyonla ilişkili olabilecek diğer hastalıklara da bakmak zorunda kalabilir. Bu yaklaşım, gelecekte risk sınıflandırmasını daha kişiselleştirilmiş hale getirebilir.</p>
<p>Uzmanlar açısından en önemli mesaj, alerjik hastalıkların artık yalnızca mevsimsel rahatsızlıklar ya da ciltte kaşıntıdan ibaret görülmemesi gerektiği. Astım, egzama ve saman nezlesi gibi sık rastlanan durumlar, yaşlanan popülasyonda beklenenden daha geniş sonuçlar doğurabilir. Bu yeni çalışma, bağışıklık sistemi bozuklukları ile kemik kırılganlığı arasındaki bağlantıyı daha derinden inceleyecek yeni araştırmalar için de zemin hazırlıyor. Önümüzdeki dönemde yapılacak biyolojik ve klinik çalışmalar, bu ilişkinin hangi mekanizmalar üzerinden ortaya çıktığını ve hangi hastaların gerçekten daha yüksek risk altında olduğunu daha net gösterebilir.</p>
<p>Şimdilik ortaya çıkan tablo, yaşlılarda kemik sağlığını koruma stratejilerinin yalnızca kalsiyum, D vitamini ve egzersiz gibi klasik önerilerle sınırlı <a href="https://oncology.com.tr/egfr-membran-nanoskopik-kumelenme/" title="EGFR’nin Tekil Bir Reseptör Olmadığını Gösteren Yeni Yapısal Bulgular Membran Organizasyonunu Merkeze Alıyor" data-wpan-internal-link="1">olmadığını</a> hatırlatıyor. Alerjik hastalık öyküsü de, özellikle kırık yükü yüksek toplumlarda, daha geniş bir tarama ve takip yaklaşımının parçası haline gelebilir. Bilim dünyası için bu çalışma, alerji ile kemik sağlığı arasındaki görünmez bağın artık daha ciddi biçimde ele alınması gerektiğini gösteren önemli bir uyarı niteliği taşıyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> The association between allergic diseases and the incidence of osteoporosis and major osteoporotic fractures in older adults.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Associations of allergic diseases with incident hospital-recorded osteoporosis and major osteoporotic fracture in older adults: a prospective cohort study in the UK Biobank.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Peng, C., Chen, B., Chen, Z. et al. Associations of allergic diseases with incident hospital-recorded osteoporosis and major osteoporotic fracture in older adults: a prospective cohort study in the UK Biobank. BMC Geriatr (2026). https://doi.org/10.1186/s12877-026-07748-5</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/yaslilarda-alerjik-hastaliklar-kemik-kirilganligi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>RNA ve Oksijen Stresini Hedefleyen Nanoplatform, Deri İltihabında Yeni Bir Yol Açıyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/nanoplatform-deri-iltihabi-rna-oksijen-stresi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/nanoplatform-deri-iltihabi-rna-oksijen-stresi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 May 2026 01:37:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[çift iplikli RNA]]></category>
		<category><![CDATA[deri iltihabı]]></category>
		<category><![CDATA[deri inflamasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[eczema tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[egzama]]></category>
		<category><![CDATA[nanomedisin]]></category>
		<category><![CDATA[nanoplatform]]></category>
		<category><![CDATA[nanoteknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[oksidatif stres]]></category>
		<category><![CDATA[reaktif oksijen türleri]]></category>
		<category><![CDATA[RNA terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[ROS temizleme]]></category>
		<category><![CDATA[sedef hastalığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/nanoplatform-deri-iltihabi-rna-oksijen-stresi/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni nanoplatform, çift iplikli RNA ve reaktif oksijen türlerini aynı anda hedefleyerek deri iltihabında daha dengeli ve seçici tedavi sağlıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Deri iltihabı, yalnızca kaşıntı ve kızarıklıkla sınırlı bir sorun değil; bağışıklık yanıtı, hücresel hasar ve oksidatif stresin iç içe geçtiği karmaşık bir biyolojik süreç. Nature Communications’da yayımlanan yeni bir çalışmada Cui, Lu, Cai ve çalışma arkadaşları, bu çok katmanlı mekanizmayı aynı anda hedef alabilen bir nanoplatform geliştirdiklerini bildirdi. Araştırma, çift iplikli RNA (dsRNA) ile reaktif oksijen türlerini (ROS) temizleyebilen yapıyı bir araya getirerek, cilt inflamasyonunu daha seçici biçimde baskılamayı amaçlıyor.</p>
<p>Çalışmanın temel önemi, dermatolojik hastalıklarda uzun süredir tartışılan iki problemi birlikte ele alması: aşırı bağışıklık aktivitesi ve oksidatif hasar. Egzama ve sedef hastalığı gibi inflamatuvar deri rahatsızlıklarında, bağışıklık hücrelerinin aşırı yanıtı dokuda hasara yol açarken, artan ROS düzeyleri de hücrelerin doğal denge mekanizmalarını bozuyor. Bu durum, iltihap sinyallerini güçlendirerek hasarın daha da artmasına neden olabiliyor. Mevcut tedavi yaklaşımları çoğu zaman bu süreçlerin yalnızca bir yönünü <a href="https://oncology.com.tr/t111-molekulu-sitma-tedavisi/" title="Portland State Üniversitesi’nin Önünü Açtığı Yeni Molekül Sıtmanın Tüm Evrelerini Hedefliyor" data-wpan-internal-link="1">hedefliyor</a>; bu da etkide sınırlılık ve yan etki riskini beraberinde getirebiliyor.</p>
<p>Yeni nanoplatformun dikkat çeken yönü, iki farklı biyolojik işleve aynı taşıyıcı içinde yer vermesi. dsRNA, gen ifadesi ve bağışıklık yanıtlarının düzenlenmesinde rol oynayabilen bir molekül olarak kullanılırken, platformun ikinci bileşeni oksidatif yükü azaltmak üzere ROS’u süpürüyor. Böylece yaklaşım, yalnızca iltihap sinyallerini yumuşatmakla kalmıyor; aynı zamanda bu sinyallerin tetikleyicilerinden biri olan oksidatif stresi de hedef alıyor. Araştırmacılar, bu ikili etkinin birbirini tamamladığını ve daha dengeli bir terapötik yanıt <a href="https://oncology.com.tr/parkinson-gpnmb-proteini-rolu/" title="Parkinson Hastalığının İlerlemesini Yavaşlatabilecek Yeni İmmün Hedef Ortaya Çıktı" data-wpan-internal-link="1">ortaya</a> çıkarabileceğini vurguluyor.</p>
<p>Nanoteknolojinin dermatolojiye ilgisi son yıllarda belirgin biçimde arttı. Bunun nedeni, cildin hem erişilebilir bir organ olması hem de ilaçların hedefe ulaştırılmasında kontrollü sistemlerin ciddi avantaj sağlaması. Ancak deri iltihabı gibi hastalıklarda asıl zorluk, ilacın yalnızca bölgeye taşınması değil; aynı zamanda doğru hücrelere, doğru dozda ve doğru zamanda etki etmesi. Bu nedenle nanotaşıyıcılar, klasik topikal ya da sistemik ilaçlara göre daha hassas biyolojik ayar yapma potansiyeli taşıyor. Bu çalışma da tam bu noktada, moleküler düzeyde programlanmış bir müdahale fikrini öne çıkarıyor.</p>
<p>Araştırma metninde platformun biyouyumlu bir matriks üzerine kurulduğu belirtiliyor. Bu tür tasarımlar, nanomateryalin doku içinde istenmeyen reaksiyonlara yol açmadan görevini yerine getirmesi açısından önem taşıyor. Biyouyumluluk, özellikle cilt gibi dış ortamla sürekli temas halinde olan bir dokuda kritik kabul ediliyor. Çünkü tedaviye yönelik bir taşıyıcının hem etkin hem de güvenli olması, translasyonel kullanım açısından belirleyici. Çalışmanın özgünlüğü de burada yatıyor: yalnızca iltihabı baskılamaya odaklanan bir sistem yerine, inflamatuvar çevreyi biyokimyasal olarak yeniden şekillendirmeyi amaçlayan daha bütüncül bir yapı sunuluyor.</p>
<p>ROS’un deri hastalıklarındaki rolü, temel biyoloji açısından iyi bilinen bir konu. Oksijen türevli reaktif moleküller, normal koşullarda hücresel sinyal iletiminde görev yapabilir; ancak aşırı üretildiklerinde proteinlere, lipitlere ve DNA’ya zarar vererek inflamasyonu güçlendirebilirler. Bu nedenle antioksidan stratejiler uzun süredir araştırılıyor. Fakat yalnızca ROS azaltmaya odaklanan yaklaşımlar, bağışıklık kaynaklı uyarımı tam olarak kontrol edemeyebiliyor. dsRNA bileşeninin eklenmesi, bu boşluğu kapatmaya yönelik yenilikçi bir adım olarak değerlendirilebilir. Moleküler biyoloji ile malzeme bilimini birleştiren bu mantık, daha hedefli bir tedavi tasarımının önünü açıyor.</p>
<p>Yine de çalışma, erken aşama bir bilimsel gelişme olarak okunmalı. Nanoplatformun laboratuvar koşullarında ya da ön klinik modellerde gösterdiği performans, gerçek hasta popülasyonlarında aynı sonucu vereceği anlamına gelmiyor. Güvenlik, doz optimizasyonu, uzun dönem doku etkileri ve üretim ölçeklenebilirliği gibi sorular, klinik uygulamaya geçişte yanıt bekleyen başlıklar arasında yer alıyor. Buna rağmen, araştırma cilt inflamasyonunda mekanizma temelli tedavi anlayışını güçlendiren <a href="https://oncology.com.tr/kenevir-tutun-psikoz-riski/" title="Kenevir ve Tütünün Birlikte Kullanımı, Psikoz Riski Yüksek Gençlerde Dikkat Çekici Bir Uyarı Sinyali Veriyor" data-wpan-internal-link="1">dikkat çekici</a> bir örnek sunuyor.</p>
<p>Daha geniş perspektiften bakıldığında, bu tür platformlar kişiselleştirilmiş dermatoloji için de ilgi çekici olabilir. Farklı inflamatuvar alt tiplerin biyolojisi birbirinden tamamen aynı değil; dolayısıyla tek tip baskılama yerine, hastalığın baskın yolaklarına göre tasarlanan tedaviler daha rasyonel bir yaklaşım sağlayabilir. dsRNA ve ROS hedeflemesini birleştiren bu sistem, tam da bu nedenle gelecekte kombinasyon tedavileri ya da bölgesel uygulamalar için temel oluşturabilir.</p>
<p>Sonuç olarak, Cui ve ekibinin çalışması cilt iltihabını azaltmak için yalnızca yeni bir malzeme değil, aynı zamanda yeni bir tedavi mantığı öneriyor. Bağışıklık sinyallerini düzenleyen dsRNA ile oksidatif stresi temizleyen ROS giderici yapının aynı platformda buluşması, nanomedisinin dermatolojide nasıl daha seçici ve çok yönlü çözümler üretebileceğini gösteriyor. Bulgular henüz klinik bir tedavi vaadi anlamına gelmese de, egzama ve benzeri inflamatuvar cilt hastalıkları için daha hassas müdahale stratejilerine giden yolda önemli bir adım olarak öne çıkıyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Skin inflammation treatment using nanotechnology and molecular biology.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Double-stranded RNA and ROS scavenging nanoplatform for modulating skin inflammation.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Cui, L., Lu, H., Cai, J. et al. Double-stranded RNA and ROS scavenging nanoplatform for modulating skin inflammation. Nat Commun (2026). https://doi.org/10.1038/s41467-026-72964-x</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/nanoplatform-deri-iltihabi-rna-oksijen-stresi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
