<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>diyabetik böbrek hastalığı &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/diyabetik-bobrek-hastaligi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 12 Jun 2026 15:06:40 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>diyabetik böbrek hastalığı &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Diyabetik Böbreklerde Beklenmedik Bir Molekül: Keratin 18’in Hücre Ölümünü Tetikleyen Yeni Rolü</title>
		<link>https://oncology.com.tr/keratin-18-diyabetik-bobrek-nekroptoz/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/keratin-18-diyabetik-bobrek-nekroptoz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Jun 2026 15:06:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[diyabetik böbrek hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Fas transkripsiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[hücre ölümü]]></category>
		<category><![CDATA[keratin 18]]></category>
		<category><![CDATA[laktilasyon]]></category>
		<category><![CDATA[laktiltransferaz]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik sinyalizasyon]]></category>
		<category><![CDATA[nekroptoz]]></category>
		<category><![CDATA[post-translasyonel modifikasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/keratin-18-diyabetik-bobrek-nekroptoz/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni araştırmalar, keratin 18’in diyabetik böbreklerde sadece yapısal değil, aynı zamanda nekroptozu tetikleyen bir enzim olarak işlev gördüğünü ortaya koyuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Diyabetik böbrek hastalığı, dünya genelinde kronik böbrek yetmezliğine giden en önemli yolaklardan biri olarak kabul ediliyor. Uzun süre boyunca araştırmalar, bu ilerleyici tablonun arkasındaki başlıca mekanizmaları iltihap, metabolik stres ve damar hasarı gibi klasik başlıklarla açıklamaya çalıştı. Ancak yeni bir çalışma, bugüne kadar daha çok hücre iskeletinin yapısal bir elemanı olarak bilinen keratin 18’in, böbrek hücrelerinin kaderini etkileyen beklenmedik bir enzim gibi davranabileceğini ortaya koydu. Bulgular, keratin 18’in bir laktiltransferaz olarak görev yapabildiğini ve bu işlev üzerinden nekroptoz adı verilen düzenlenmiş hücre ölümünü tetikleyebildiğini gösteriyor.</p>
<p>Çalışmanın dikkat çekici yönü, keratinlerin yalnızca mekanik destek sağlayan, pasif yapısal proteinler olduğu yönündeki yerleşik görüşü sarsması. Keratin 18, epitel hücrelerinde uzun süredir bilinen bir protein olsa da araştırmacılar bu molekülün sadece hücresel mimariyi korumadığını, aynı zamanda kimyasal bir düzenleyici olarak da rol üstlenebildiğini bildirdi. Bu yeni işlev, protein laktillenmesi adı verilen ve son yıllarda metabolizma ile gen düzenlenmesi arasındaki bağlantıları anlamada önem kazanan bir post-translasyonel modifikasyonla ilişkili. Laktatın, belirli amino asit kalıntılarına bağlanmasıyla gerçekleşen bu süreç, hücrenin enerji durumunun doğrudan biyolojik kararlarla ilişkilendirilebildiğini düşündürüyor.</p>
<p>Diabetik böbrek hastalığında özellikle dikkat çeken nokta, yüksek glukoz ortamının ve buna eşlik eden metabolik değişimlerin hücresel stres yollarını sürekli olarak etkilemesi. Bu yeni bulgular, laktat gibi metabolik yan ürünlerin yalnızca “atık” maddeler olmadığını; aksine, hücre içi sinyal ağlarında belirleyici rol oynayabildiğini destekliyor. Araştırmaya göre keratin 18’in laktiltransferaz aktivitesi, Fas transkripsiyonunu değiştirerek nekroptotik süreci başlatıyor. Fas, hücre ölümü sinyallerinde önemli bir düzenleyici olarak biliniyor ve bu eksendeki değişiklikler, böbrek <a href="https://oncology.com.tr/berlin-bati-nil-virus-mikro-odaklar/" title="Berlin’in Kent Dokusunda Saklı Batı Nil Virüsü Odakları Ortaya Çıktı" data-wpan-internal-link="1">dokusunda</a> hasarın ilerlemesine katkıda bulunabiliyor.</p>
<p>Nekroptoz, klasik apoptozdan farklı olarak inflamatuvar yanıtlarla da bağlantılı bir programlı hücre ölümü biçimi olarak öne çıkıyor. Böbrek gibi sürekli filtreleme yapan bir organda bu tür bir hücre ölümü, yalnızca tek tek hücrelerin kaybına değil, doku bütünlüğünün bozulmasına ve zamanla fonksiyon azalmasına da yol açabiliyor. Diyabetik böbrek hastalığının ilerleyici doğası düşünüldüğünde, nekroptozun bu süreçte nasıl devreye girdiğini anlamak, yeni biyobelirteçler ve tedavi hedefleri için önemli bir kapı aralayabilir. Yine de bu tür mekanistik bulguların klinik uygulamaya dönüşmesi zaman alır; araştırmacılar da bu nedenle sonuçların erken dönem temel bilim verisi olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.</p>
<p>Bu çalışmanın bilimsel ağırlığı, keratin 18’i sadece bir “yapı taşı” olmaktan çıkarıp metabolik bir sensör ve enzimatik düzenleyici konumuna yerleştirmesinde yatıyor. Özellikle hücrelerde glukoz ve laktat dengesinin bozulduğu diyabet ortamında, böyle bir proteinin gen ifadesi üzerinde etkili olması biyolojideki metabolizma-<a href="https://oncology.com.tr/yariklonlama-zebra-baligi-genetik-duzenleme/" title="Zebrafish Üretiminde Tek Adım Devrimi: Genetik Olarak Düzenlenmiş Yarı-Klonların Yolu Açıldı" data-wpan-internal-link="1">gen düzenleme</a> ekseninin ne kadar iç içe geçtiğini bir kez daha gösteriyor. Son yıllarda protein laktillenmesi üzerine artan ilgi, kanser biyolojisinden bağışıklık yanıtına kadar pek çok alanda yeni mekanizmaların tanımlanmasına yardımcı oldu. Bu çalışma ise aynı kavramsal çerçevenin böbrek hastalığına da uygulanabileceğini ortaya koyuyor.</p>
<p>Diabetik böbrek hastalığı, klinikte çoğu zaman sinsi ilerliyor; erken evrelerde belirgin semptom vermeden hasar biriktirebiliyor. Bu nedenle hastalığın moleküler düzeyde nasıl hızlandığını açıklayan her yeni mekanizma, özellikle riskin daha iyi sınıflandırılması ve <a href="https://oncology.com.tr/striatum-hareket-sayma-devreleri/" title="Striatumdaki Ayrı Devreler, Hedefe Yönelik Hareketi ve Sayma Davranışını Farklı Şekilde Yönetiyor" data-wpan-internal-link="1">hedefe yönelik</a> tedavi stratejilerinin geliştirilmesi açısından değer taşıyor. Keratin 18’in laktiltransferaz olarak tanımlanması, gelecekte böbrek dokusunda metabolik strese yanıt veren protein ağlarının yeniden haritalanmasına yol açabilir. Ayrıca Fas transkripsiyonunu etkileyen yolların ayrıntılı biçimde çözülmesi, hücre ölümünü azaltmaya yönelik yeni farmakolojik yaklaşımlar için de teorik temel sağlayabilir.</p>
<p>Öte yandan araştırmanın ortaya koyduğu tablo, tek bir proteinin çok katmanlı biyolojik rol oynayabildiğini hatırlatıyor. Bir dönem yalnızca hücresel iskelete destek veren bir molekül olarak görülen keratin 18’in, şimdi hem metabolik bir işaretleyiciyle etkileşip hem de hücre ölüm programlarını şekillendirebilmesi, modern biyolojide işlev tanımlarının ne kadar hızlı değişebildiğinin somut bir örneği. Diyabetik böbrek hastalığının karmaşık doğası düşünüldüğünde, bu tür beklenmedik moleküler bağlantılar hastalığın neden bazı hastalarda daha hızlı ilerlediğini anlamada kritik olabilir.</p>
<p>Sonuç olarak, keratin 18 üzerine elde edilen yeni veriler diyabetik böbrek hastalığı araştırmalarına yalnızca bir mekanizma eklemekle kalmıyor; aynı zamanda hücre iskeleti proteinleri, metabolik sinyaller ve düzenlenmiş hücre ölümü arasındaki sınırların sanılandan çok daha geçirgen olduğunu gösteriyor. Bu keşfin klinik faydaya dönüşebilmesi için ileri doğrulama çalışmaları, farklı model sistemleri ve insan dokusunda ek analizler gerekecek. Buna rağmen bulgular, böbrek hasarını anlamada yeni bir kavramsal çerçeve sunuyor ve diyabetik komplikasyonların moleküler haritasında önemli bir boşluğu dolduruyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Keratin 18 (K18) enzymatic function and its role in necroptosis within diabetic kidney disease.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Keratin 18 functions as a lactyltransferase to trigger necroptosis in diabetic kidney disease by modulating Fas transcription.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Zhao, Q., Liu, X., Yang, Y. et al. Keratin 18 functions as a lactyltransferase to trigger necroptosis in diabetic kidney disease by modulating Fas transcription. Exp Mol Med (2026). https://doi.org/10.1038/s12276-026-01737-9</p>
<p><strong>DOI:</strong> 12 June 2026</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/keratin-18-diyabetik-bobrek-nekroptoz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sık Kullanılan Tansiyon İlacı İçin Böbrek Uyarısı: Diyabet Hastalarında Yeni Bulgular</title>
		<link>https://oncology.com.tr/tip-2-diyabet-tansiyon-ilaci-bobrek-sagligi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/tip-2-diyabet-tansiyon-ilaci-bobrek-sagligi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Jun 2026 00:27:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek yetmezliği]]></category>
		<category><![CDATA[diyabetik böbrek hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[hipertansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[hipertansiyon tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[kalsiyum kanal blokerleri]]></category>
		<category><![CDATA[tansiyon ilacı]]></category>
		<category><![CDATA[tansiyon ilaçları]]></category>
		<category><![CDATA[tip 2 diyabet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/tip-2-diyabet-tansiyon-ilaci-bobrek-sagligi/</guid>

					<description><![CDATA[Glasgow ERA Kongresi'nde sunulan çalışma, tip 2 diyabet hastalarında kullanılan dihidropiridin kalsiyum kanal blokerlerinin böbrek sonuçlarını kötüleştirebileceğini ortaya koydu.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Glasgow’da düzenlenen 63. Avrupa Renal Derneği (ERA) Kongresi’nde sunulan yeni bir gözlemsel çalışma, tip 2 diyabetli hastalarda yaygın olarak kullanılan bir tansiyon ilacı sınıfına ilişkin dikkat çekici sorular ortaya koydu. Araştırma, dihidropiridin kalsiyum kanal blokerleri (DCCB) olarak bilinen ve hipertansiyon tedavisinde sık başvurulan bu ilaçların, modern böbrek koruyucu tedavilere rağmen daha kötü böbrek sonuçlarıyla ilişkili olabileceğini öne sürüyor.</p>
<p>Bulgular, özellikle diyabetik böbrek hastalığı olan kişilerde tansiyon kontrolü ile böbrek güvenliği arasındaki hassas dengeyi yeniden gündeme taşıdı. Çalışma henüz gözlemsel nitelikte olduğu için neden-sonuç ilişkisi kurmuyor; ancak sonuçlar, klinikte çok yaygın kullanılan bir ilaç grubunun böbrek üzerindeki etkilerinin sanılandan daha karmaşık olabileceğini düşündürüyor.</p>
<p>DCCB’ler damar düz kasını gevşeterek damar genişlemesi sağlar ve böylece <a href="https://oncology.com.tr/orofasiyal-hastaliklar-genetik-baglantilar/" title="Ağız ve Yüz Hastalıklarında Ortak Genetik İzler: Yeni Analiz Sistemik Bağlantıları Gün Yüzüne Çıkarıyor" data-wpan-internal-link="1">sistemik</a> kan basıncını düşürür. Bu özellikleri nedeniyle tolere edilebilirlikleri ve etkinlikleri yüksek kabul edilir; hipertansiyon tedavisinde, özellikle de tip 2 diyabete eşlik eden yüksek tansiyonda, sık tercih edilirler. Ancak böbrekler, tüm damar yatağı gibi davranmaz. Nefronların bulunduğu ince mikrodamarsal ağ, kan akımı ve basınç değişikliklerine oldukça duyarlıdır. Araştırmanın işaret ettiği temel endişe de burada ortaya çıkıyor: Kan basıncını düşürürken böbrek içindeki hemodinamik yükün beklenmedik biçimde artması.</p>
<p>Diabetes mellitus, özellikle de tip 2 diyabet, dünya genelinde kronik böbrek hastalığının ve son dönem böbrek yetmezliğinin başlıca nedenleri arasında yer alıyor. Uzun süreli yüksek kan şekeri, böbreğin küçük damarlarında hasara yol açarak glomerüllerde skarlaşmayı hızlandırabiliyor ve glomerüler filtrasyon hızında kademeli bir düşüşe neden olabiliyor. Hipertansiyon da bu süreci ağırlaştırıyor; böbrek içi basıncı artırarak hasarın ilerlemesini kolaylaştırıyor. Bu nedenle diyabetik böbrek hastalığında hem glukoz kontrolü hem de kan basıncı yönetimi kritik önem taşıyor.</p>
<p>Son yıllarda <a href="https://oncology.com.tr/finerenon-diyabetsiz-kronik-bobrek-hastaligi/" title="Diabeti Olmayan Böbrek Hastalarında Finerenon Umut Verdi: FIND-CKD Çalışmasından Çarpıcı Sonuçlar" data-wpan-internal-link="1">renin-anjiyotensin sistemi</a> inhibitörleri ve SGLT2 inhibitörleri gibi böbrek koruyucu tedaviler, diyabetik böbrek hastalığı yönetiminde önemli bir yer edindi. Ancak Glasgow’da sunulan çalışmanın ilgi çekici yönü, DCCB kullanımının bu yeni nesil koruyucu ajanlarla birlikte verildiğinde bile daha olumsuz böbrek sonuçlarıyla bağlantılı görünmesiydi. Bu nokta, klinisyenlerin tedavi basamaklarını seçerken yalnızca kan basıncı değerlerine değil, uzun dönem böbrek izlemlerine de bakması gerektiğini hatırlatıyor.</p>
<p>Çalışmada DCCB’lerin <a href="https://oncology.com.tr/yaslilarda-egzersiz-yutma-guclugu/" title="Egzersiz Alışkanlıkları Yaşlılarda Yutma Güçlüğü Belirtileriyle Nasıl İlişkileniyor?" data-wpan-internal-link="1">nasıl</a> bir mekanizma üzerinden zararlı olabileceği sorusu da gündeme geldi. Araştırmacılar, bu ilaçların bazı hastalarda intrarenal hemodinamik stresi artırabileceğini ve bunun da kronik böbrek hasarını hızlandırabileceğini düşünüyor. Böbreğin kendi damar sistemindeki basınç dengesinin bozulması, glomerüler yapılar üzerinde ek yük oluşturabilir. Bu tür etkiler, özellikle zaten diyabet ve hipertansiyon nedeniyle hassaslaşmış böbreklerde daha belirgin hale gelebilir.</p>
<p>Bununla birlikte, uzmanlar bu bulguların dikkatle yorumlanması gerektiğini vurguluyor. Observasyonel çalışmalar, belirli bir ilacın gerçekten hasara yol açtığını değil, bazı hastalarda daha kötü sonuçlarla birlikte görüldüğünü gösterebilir. İlaç seçimi çoğu zaman hastanın klinik profili, eşlik eden hastalıkları, böbrek fonksiyon düzeyi ve önceki tedavilere verdiği yanıtla şekillenir. Bu nedenle tek bir araştırmaya dayanarak tedavi uygulamalarını kökten değiştirmek yerine, sonuçların ileri çalışmalarla doğrulanması gerekiyor.</p>
<p>Yine de bu sonuçlar önemsiz değil. Çünkü tip 2 diyabetli milyonlarca kişi hipertansiyon ve böbrek hastalığı riski taşıyor. Bir tedavinin yıllardır güvenli kabul edilmesi, onun her hasta grubunda aynı etkiyi göstereceği anlamına gelmiyor. Özellikle böbrek hastalığı ilerleme riski taşıyan kişilerde, antihipertansif tedavinin yalnızca kan basıncını değil, böbrek fonksiyonunun uzun vadeli seyrini de etkileyebileceği anlaşılıyor.</p>
<p>ERA Kongresi’nde paylaşılan çalışma, klinik pratikte sık kullanılan ilaçların bile düzenli olarak yeniden değerlendirilmesi gerektiğini gösteren önemli bir örnek olarak öne çıkıyor. Tip 2 diyabet ve diyabetik böbrek hastalığı olan hastalarda tedavi, giderek daha kişiselleştirilmiş bir yaklaşım gerektiriyor. Bu yeni veriler, hekimlerin DCCB kullanımını daha geniş bir risk-fayda çerçevesinde ele almasına ve böbrek sonuçlarını daha yakından izlemesine yol açabilir.</p>
<p>Sonuç olarak, çalışma DCCB’lerin tamamen terk edilmesini değil, bu ilaçların diyabetik böbrek hastalığı bağlamında daha dikkatli değerlendirilmesini gündeme getiriyor. Kan basıncı kontrolü hâlâ temel hedeflerden biri olmaya devam ederken, böbrek koruması ile tansiyon tedavisi arasındaki denge giderek daha fazla önem kazanıyor. Yeni bulgular, tip 2 diyabette böbrek sağlığını korumak için tedavi kararlarının yalnızca kısa vadeli tansiyon düşüşüne değil, uzun dönem organ sonuçlarına da dayanması gerektiğini hatırlatıyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Effects of dihydropyridine calcium-channel blockers on kidney outcomes in type 2 diabetes patients receiving renin-angiotensin system inhibitors and sodium-glucose cotransporter-2 inhibitors.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Emerging Concerns Over a Common Blood Pressure Medication and Kidney Health in Type 2 Diabetes Patients</p>
<p><strong>References:</strong><br />Agur T, Rozen Zvi B, Steinmetz T, et al. DCCB Therapy and Risk of CKD Progression in Type 2 Diabetes on RASi and SGLT2i. Presented at the 63rd ERA Congress, Glasgow, Scotland, 2026. <br />
Li, J., Guo, K., Qiu, J. et al. (2025). Epidemiological status, development trends, and risk factors of disability-adjusted life years due to diabetic kidney disease: A systematic analysis of Global Burden of Disease Study 2021. Chinese Medical Journal, 138(5), 568–578.</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Tip 2 Diyabet, Diyabetik Böbrek Hastalığı, Dihidropiridin Kalsiyum Kanal Blokerleri, Kan Basıncı, Böbrek Yetmezliği, Renin-Anjiyotensin Sistem İnhibitörleri, SGLT2 İnhibitörleri, eGFR, Böbrek Sonuçları, Hipertansiyon, Nefroloji, ERA Kongresi</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/tip-2-diyabet-tansiyon-ilaci-bobrek-sagligi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
