<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>diyabet riski &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/diyabet-riski/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 03 Jun 2026 09:32:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.3</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>diyabet riski &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ultra-İşlenmiş Gıdalarda Risk Yalnızca İçerikte Değil, Üretim Biçiminde de Olabilir</title>
		<link>https://oncology.com.tr/ultra-islenmis-gidalar-uretimin-saglik-riskleri/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/ultra-islenmis-gidalar-uretimin-saglik-riskleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Jun 2026 09:32:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet riski]]></category>
		<category><![CDATA[endüstriyel gıda işlemleri]]></category>
		<category><![CDATA[gıda katkı maddeleri]]></category>
		<category><![CDATA[gıda üretim süreçleri]]></category>
		<category><![CDATA[kalp-damar hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kardiyometabolik sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[ultra işlenmiş gıdalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/ultra-islenmis-gidalar-uretimin-saglik-riskleri/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni araştırma, ultra işlenmiş gıdaların sağlık üzerindeki etkilerinin sadece besin içeriğiyle değil, endüstriyel üretim süreçleriyle de ilişkili olduğunu gösteriyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ultra-işlenmiş gıdaların sağlığa etkileri üzerine yürütülen yeni bir çalışma, bu ürünleri değerlendirirken yalnızca şeker, tuz ve doymuş yağ oranına bakmanın yeterli olmayabileceğini ortaya koyuyor. Tufts Üniversitesi’ne bağlı Food is Medicine Institute ile Gerald J. and Dorothy R. Friedman School of Nutrition Science and Policy araştırmacılarının gerçekleştirdiği geniş kapsamlı gözlemsel analiz, gıdanın endüstriyel olarak nasıl üretildiğinin de kardiyometabolik sağlık ve ölüm riski üzerinde bağımsız bir rol oynayabileceğine işaret ediyor.</p>
<p>American Journal of Public Health’te yayımlanan çalışma, yaklaşık yirmi yıla yayılan verileri inceleyerek ultra-işlenmiş gıdaların etkisini daha ayrıntılı biçimde değerlendirdi. Araştırmanın dikkat çekici yönü, bu ürünlerle ilişkilendirilen risklerin yalnızca düşük besin kalitesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığını sorgulaması oldu. Yani mesele sadece bir ürünün ne kadar tuz, şeker ya da doymuş yağ içerdiği değil; aynı zamanda üretim sürecinde kullanılan katkı maddeleri, fiziksel yapıyı değiştiren işlemler ve gıdanın doğal matriksinin nasıl dönüştürüldüğü.</p>
<p>Ultra-işlenmiş gıdalar, ev mutfağında nadiren kullanılan emülgatörler, koruyucular ve yapay aromalar gibi bileşenleri sıklıkla içeriyor. Bu tür ürünler, Amerikan beslenme düzeninde artık baskın bir yer tutuyor; yetişkinlerde günlük kalori alımının yarısından fazlası, çocuklarda ise daha da yüksek bir oranı ultra-işlenmiş kaynaklardan geliyor. Uzmanlar uzun süredir bu eğilimin obezite, diyabet ve kalp-<a href="https://oncology.com.tr/synovial-sarkom-apatinib-vegfr2-tedavi/" title="Synovial Sarkomda Damar Beslenmesini Hedefleyen Apatinib, Yeni Bir Tedavi Kapısı Aralayabilir" data-wpan-internal-link="1">damar</a> hastalıklarıyla bağlantılı olabileceğini belirtiyordu. Ancak yeni analiz, işlenme düzeyinin kendisinin de sağlık sonuçlarını şekillendirebileceği ihtimalini daha ciddiye alınması gereken bir mesele haline getiriyor.</p>
<p>Çalışmada araştırmacılar, ABD’de ulusal beslenme verilerini içeren National Health and Nutrition Examination Survey, yani NHANES veritabanından yararlandı. 1999’dan 2018’e kadar uzanan on ardışık veri döngüsü incelendi. Katılımcıların beslenme alışkanlıkları, ayrıntılı 24 saatlik hatırlatma görüşmeleriyle kaydedildi ve ardından ultra-işlenmiş gıda sınıflandırmalarıyla karşılaştırıldı. Bu yaklaşım, farklı beslenme örüntülerinin zaman içinde nasıl sağlık sonuçlarına dönüştüğünü izlemek açısından araştırmaya geniş bir çerçeve sağladı.</p>
<p>Gözlemsel tasarım, çalışmanın en önemli sınırlarından birini de beraberinde getiriyor: Bulgular nedenselliği kesin olarak kanıtlamıyor. Başka bir deyişle, ultra-işlenmiş gıdalar ile olumsuz sağlık sonuçları arasındaki ilişki güçlü biçimde görünse de, tek başına bu veriler doğrudan sebep-sonuç hükmü kurmak için yeterli değil. Bununla birlikte, çok uzun bir izlem dönemine yayılmış ulusal verilerin kullanılması, bulguların kamu sağlığı açısından dikkate değer olmasını sağlıyor.</p>
<p>Beslenme biliminde son yıllarda öne çıkan önemli tartışmalardan biri de, gıdayı yalnızca makro ve mikro besin içerikleriyle tanımlamanın yetersiz kalıp kalmadığı oldu. İşlenme düzeyi; yeme hızını, tokluk hissini, sindirim tepkilerini ve toplam enerji alımını etkileyebiliyor. Ayrıca katkı maddeleri ve endüstriyel üretim teknikleri, gıdanın dokusunu ve biyolojik davranışını değiştirebiliyor. Bu nedenle bazı araştırmacılar, ultra-işlenmiş ürünlerin zararlı etkilerinin bir kısmının, besleyici değerlerinden bağımsız mekanizmalar üzerinden gelişebileceğini savunuyor.</p>
<p>Kalp-damar hastalıkları ve tip 2 diyabet gibi kronik hastalıklar, uzun süredir beslenme kalitesiyle yakından ilişkilendiriliyor. Ancak bu ilişkiyi modern gıda ortamında yorumlamak giderek zorlaşıyor; çünkü piyasadaki birçok ürün, düşük maliyetli ve uzun raf ömürlü olacak şekilde formüle ediliyor. Sonuçta, tüketicinin tabağına gelen şey yalnızca bir kalori kaynağı değil, aynı zamanda rafine içeriklerin, katkı maddelerinin ve yoğun sanayi işlemlerinin birleşimi olabiliyor. Yeni çalışma da tam olarak bu karmaşık yapıya dikkat çekiyor.</p>
<p>Araştırmanın bulguları, beslenme önerilerinin gelecekte sadece “hangi besinleri daha az tüketmeli” sorusuna değil, “gıda nasıl üretildi” sorusuna da daha fazla odaklanabileceğini düşündürüyor. Halk sağlığı uzmanları için bu önemli, çünkü ultra-işlenmiş gıdaların yaygınlığı yalnızca bireysel seçimlerin değil, aynı zamanda ekonomik erişim, gıda arzı ve pazarlama dinamiklerinin de sonucu. Bu da sorunun çözümünü kişisel iradenin ötesine taşıyor.</p>
<p>Yine de uzmanlar, bu tür çalışmaların sonuçlarını yorumlarken temkinli olunması gerektiğini vurguluyor. Gözlemsel veriler, beslenme davranışlarıyla sağlık sonuçları arasındaki güçlü bağlantıları gösterebilir; fakat bu bağlantıların arkasındaki tüm etkenleri tek başına açıklayamaz. Buna rağmen Tufts ekibinin analizi, ultra-işlenmiş gıdaların sağlık <a href="https://oncology.com.tr/akupunktur-inme-motor-iyilesme/" title="İnme Sonrası Hareket Kaybında Akupunkturun Beyin Üzerindeki Etkileri Araştırıldı" data-wpan-internal-link="1">üzerindeki</a> etkilerine dair tartışmayı önemli bir noktaya taşıyor: Görünüşe göre risk, yalnızca etiketin üstündeki içerik listesinde değil, o gıdanın üretim biçiminde de saklı <a href="https://oncology.com.tr/aspirin-mesane-kanseri-erken-tani/" title="Aspirin, Gizli Mesane Tümörlerini Ortaya Çıkarıyor Olabilir mi?" data-wpan-internal-link="1">olabilir</a>.</p>
<p>Çalışma, özellikle kardiyometabolik hastalık yükünün yüksek olduğu toplumlarda daha az işlenmiş, daha az katkı maddeli ve daha az endüstriyel dönüşüme uğramış gıdaların önemine işaret eden bilimsel literatürü güçlendiriyor. Bu tablo, beslenme politikalarının ve kamu sağlığı stratejilerinin gelecekte gıda sınıflandırmalarını daha ayrıntılı ele alması gerekeceğini gösteriyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> People</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Ultra-Processed Food vs. Diet Quality in Relation to Cardiometabolic Health and All-Cause Mortality: NHANES 1999-2018</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Beslenme, Gıda katkı maddeleri, İnsan sağlığı, Kardiyovasküler hastalıklar, Diyabet</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/ultra-islenmis-gidalar-uretimin-saglik-riskleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşlılarda Gizli Kan Şekerini Saptamada İki Biyobelirteç Öne Çıkıyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/yaslilarda-gizli-glukoz-bozuklugu-hb1ac-ga/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/yaslilarda-gizli-glukoz-bozuklugu-hb1ac-ga/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 03 May 2026 11:55:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[biyobelirteçler]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet riski]]></category>
		<category><![CDATA[dysglycemia]]></category>
		<category><![CDATA[gizli glukoz bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[glikoz metabolizması]]></category>
		<category><![CDATA[glikozillenmiş albümin]]></category>
		<category><![CDATA[HbA1c]]></category>
		<category><![CDATA[kan şekeri düzeni]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlılarda diyabet riski]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/yaslilarda-gizli-glukoz-bozuklugu-hb1ac-ga/</guid>

					<description><![CDATA[Çin’de yapılan çalışma, yaşlılarda gizli glukoz bozukluklarının erken teşhisinde HbA1c ve glikozillenmiş albümin (GA) biyobelirteçlerinin etkinliğini ortaya koyuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşlanmayla birlikte kan şekeri dengesindeki küçük bozulmalar, ilerleyen dönemde diyabet ve buna bağlı komplikasyonlar için önemli bir erken uyarı işareti haline gelebiliyor. Çin’de yürütülen yeni bir araştırma, toplum içinde yaşayan yaşlı yetişkinlerde bu gizli bozulmaları saptamak için kullanılan iki yaygın biyobelirtecin, glikozillenmiş hemoglobin (HbA1c) ve glikozillenmiş albüminin (GA), tanısal değerini yeniden gündeme taşıdı.</p>
<p>Dysglycemia ya da Türkçedeki karşılığıyla glukoz düzen bozukluğu, açlık glukoz yüksekliği ile diyabet arasındaki geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Bu durum, kişinin henüz açık diyabet tanısı almamış olsa bile metabolik dengesinin bozulduğunu gösterebiliyor. Özellikle yaşlılarda, bu aşamanın erken fark edilmesi önem taşıyor; çünkü kontrol altına alınmayan glukoz düzensizlikleri zamanla kardiyovasküler hastalık, böbrek hasarı, sinir sistemi sorunları ve genel fonksiyon kaybı riskini artırabiliyor.</p>
<p>Bugüne kadar glukoz metabolizması bozukluklarının değerlendirilmesinde oral glukoz tolerans testi, yani OGTT, önemli bir referans yöntem olarak kabul edildi. Ancak bu testin uygulanması hem zaman alıcı hem de pratik açıdan zor. Test öncesi hazırlık, uzun süreli açlık, laboratuvar ziyareti ve numune takibi gibi adımlar özellikle ileri yaş grubunda uyum sorunlarına yol açabiliyor. Toplum temelli taramalarda ise bu yük daha da belirginleşiyor. İşte bu nedenle daha uygulanabilir, kan örneğiyle kolayca ölçülebilen ve son dönemdeki glisemik durumu güvenilir biçimde yansıtabilen belirteçlere ilgi artmış durumda.</p>
<p>HbA1c, kırmızı kan hücrelerindeki hemoglobine bağlanan glukozu ölçerek son iki ila üç aylık ortalama kan şekeri hakkında bilgi veriyor. Klinik uygulamada yaygın kullanımı, testin görece sabit sonuçlar vermesi ve uzun dönemli glisemik yükü yansıtabilmesi nedeniyle önemli bir avantaj sağlıyor. GA ise albümin üzerindeki glikasyon düzeyini ölçüyor ve daha kısa bir zaman dilimindeki kan şekeri değişimlerini gösterebiliyor. Bu iki marker, teorik olarak birbirini tamamlayıcı nitelikte kabul ediliyor; biri daha uzun vadeli, diğeri ise daha kısa vadeli glisemik durumu yakalamaya yardımcı olabiliyor.</p>
<p>Ancak bu biyobelirteçlerin tanısal performansı her grupta aynı değil. Yaşlı bireylerde anemi, böbrek fonksiyonlarındaki değişiklikler, beslenme durumu ve bazı kronik hastalıklar HbA1c ya da GA ölçümlerini etkileyebiliyor. Bu nedenle araştırmacılar, özellikle toplumda yaşayan yaşlı yetişkinlerde bu testlerin ne kadar güvenilir olduğuna daha yakından bakıyor. Çin’den gelen yeni çalışma da tam olarak bu boşluğu ele alıyor ve HbA1c ile GA’nın dysglycemia saptamadaki doğruluğunu değerlendirmeyi amaçlıyor.</p>
<p>Çalışma, toplum temelli yaşlı gruplarda glukoz düzen bozukluğunun taranmasına ilişkin önemli bir klinik soruya odaklanıyor: Hastaneye yatış gerektirmeyen, günlük yaşamını sürdüren yaşlılarda hangi biyobelirteç, pratik tarama açısından daha yararlı olabilir? Bu soru yalnızca tanı doğruluğu açısından değil, aynı zamanda sağlık sistemlerinin kaynak kullanımı ve erken müdahale stratejileri açısından da önem taşıyor. Çünkü yaşlı nüfus giderek büyürken, kapsamlı fakat uygulanması güç testlere dayalı taramalar her zaman sürdürülebilir olmayabiliyor.</p>
<p>HbA1c uzun süredir diyabet izleminin temel taşlarından biri olsa da, bu belirtecin glukoz intoleransının erken evrelerini yakalamadaki duyarlılığı sınırlı olabiliyor. Öte yandan GA, özellikle daha kısa dönemli glisemik değişiklikleri yansıtması nedeniyle bazı durumlarda avantaj sağlayabilir. Bununla birlikte GA’nın da klinik kullanımı, ölçüm standartları ve bazı eşlik eden durumların etkisi nedeniyle her zaman tek başına yeterli görülmüyor. Bu araştırma, iki marker’ın birlikte ya da ayrı ayrı kullanıldığında yaşlılarda dysglycemia taramasına ne ölçüde katkı sunduğunu aydınlatmayı hedefliyor.</p>
<p>Toplum sağlığı açısından bakıldığında, erken saptanan glukoz bozuklukları daha sık takip, yaşam tarzı değerlendirmesi ve gerektiğinde ileri inceleme için fırsat yaratıyor. Özellikle asemptomatik seyreden ya da belirtileri yaşlılıkla ilişkili diğer sorunlar arasında kaybolabilen bireylerde, basit kan testleri önemli bir kapı aralayabiliyor. Bu tür biyobelirteçlerin kullanımı, bir yandan OGTT gibi daha zahmetli yöntemlerin yerine geçme potansiyeli taşırken, diğer yandan hangi hastaların ek değerlendirmeye ihtiyaç duyduğunu belirlemeye yardımcı olabilir.</p>
<p>Yine de uzmanlar, bu tür araştırmaların bulgularının klinik uygulamaya doğrudan aktarılmasında dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor. Yaşlı popülasyon heterojen bir grup; eşlik eden hastalıklar, ilaç kullanımı ve beslenme durumu test sonuçlarını değiştirebilir. Bu nedenle HbA1c ve GA gibi marker’lar umut verici olsa da, en doğru yaklaşımın hasta özellikleriyle birlikte yorumlanmaları olduğu düşünülüyor. Yeni çalışma da bu bakış açısını güçlendirerek, yaşlılarda glukoz bozukluklarının taranmasında daha rafine stratejilere ihtiyaç olduğunu gösteriyor.</p>
<p>Sonuç olarak, Çin’deki bu araştırma HbA1c ve GA’nın toplum içinde yaşayan yaşlı yetişkinlerde dysglycemia saptamada değerli araçlar olabileceğini ortaya koyan yeni bir klinik çerçeve sunuyor. Diyabet ve öncesi glukoz bozukluklarının erken tanısı için daha erişilebilir yöntemlere duyulan ihtiyaç sürerken, bu tür biyobelirteçler yaşlanan nüfusta tarama ve risk değerlendirmesinin geleceğinde önemli bir yer tutabilir.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Diagnostic accuracy of glycated hemoglobin and glycated albumin for detecting dysglycemia among older adults in community settings.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Diagnostic accuracy of glycated hemoglobin and glycated albumin for detecting dysglycemia among community-dwelling older adults in China: a cross-sectional diagnostic study.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Zhou, C., Wu, X., Tian, Z. et al. Diagnostic accuracy of glycated hemoglobin and glycated albumin for detecting dysglycemia among community-dwelling older adults in China: a cross-sectional diagnostic study. BMC Geriatr (2026). https://doi.org/10.1186/s12877-026-07560-1</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/yaslilarda-gizli-glukoz-bozuklugu-hb1ac-ga/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
