<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>demans riski &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/demans-riski/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 26 Jul 2026 19:02:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>demans riski &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Gün içi yeme penceresini daraltmak, yaşlı kadınlarda bilişsel gerilemeyi yavaşlatabilir mi?</title>
		<link>https://oncology.com.tr/zaman-kisitli-beslenme-yeme-penceresi-beyin/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/zaman-kisitli-beslenme-yeme-penceresi-beyin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Jul 2026 19:02:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[bilişsel gerileme]]></category>
		<category><![CDATA[bilişsel işlev]]></category>
		<category><![CDATA[demans riski]]></category>
		<category><![CDATA[kalori kısıtlaması]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik ritimler]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlılarda sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[yeme penceresi]]></category>
		<category><![CDATA[zaman kısıtlı beslenme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/zaman-kisitli-beslenme-yeme-penceresi-beyin/</guid>

					<description><![CDATA[Pilot çalışma, kalori kısıtlamasına ek olarak günlük yeme penceresini daraltmanın yaşlı kadınlarda bazı bilişsel alanlarda ek fayda sinyali verdiğini gösteriyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Maryland’ın National Harbor kentinde 26 Temmuz 2026’da yayımlanan bir pilot <a href="https://oncology.com.tr/endustriyel-kimyasal-maruziyet-insan-biyomonitoring/" title="Endüstriyel kazalarda kimyasal maruziyeti biyobelirteçlerle daha net izlemek: Yeni çalışma" data-wpan-internal-link="1">çalışma</a>, zaman kısıtlı beslenmenin bazı bilişsel alanlar üzerinde olumlu etkiler gösterebileceğini öne sürüyor. Araştırmacılar, yaşlı ve aşırı kilolu ya da obez olma nedeniyle demans riski daha yüksek olan kadınlarda, her gün daha kısa bir “yeme penceresi” içinde beslenmenin, yalnızca kilo vermeye bağlanamayacak ek bir fayda sağlayıp sağlamadığını test etti.</p>
<p>Çalışmaya Rutgers Üniversitesi ve Rutgers–RWJ Medical Center’dan Sue Shapses’in (PhD, RD, DFASN) liderlik ettiği belirtildi. Pilot deneme, enerji alımını azaltmayı hedefleyen bir plan ile birlikte, beslenme zamanının daraltılıp daraltılmamasını karşılaştıracak şekilde kurgulandı. Her iki grupta da günlük kalori alımında 500 kalori kısıtlaması uygulanarak enerji düzeyleri arasında fark oluşması engellenmeye çalışıldı; böylece olası bilişsel sonuçların, yalnızca toplam kilo kaybı veya genel kalori düşüşünden mi, yoksa “ne zaman yendiği” değişiminden mi kaynaklanabileceği daha net değerlendirilebildi.</p>
<p>Denemede katılımcılar, yaşlı kadınlardan oluşuyordu ve çalışma demans gelişimi gibi uzun vadeli sonuçlara doğrudan kanıt üretmekten ziyade bilişsel işlevdeki değişimleri izlemeyi amaçlayan erken aşama bir yaklaşım sergiliyordu. Bulgular henüz ön sonuç niteliğinde olsa da araştırmacılar, yeme penceresinin kısaltılmasının, belirli bilişsel alanları destekleyebileceğini ve bunun demans riskine ilişkin daha geniş biyolojik mekanizmalarla bağlantılı olabileceğini düşündürüyor.</p>
<p>Zaman kısıtlı beslenme yaklaşımı, geleneksel kalori kısıtlamasına ek olarak beslenmenin gün içindeki zamanlamasını değiştiriyor. Bu tür beslenme düzeninin olası etkileri, vücudun biyolojik ritimleri ve enerji metabolizması ile ilişkilendirilen mekanizmalara dayanıyor. Kaynak metinde özellikle “biyolojik saat” ve metabolik süreçlerle bağlantılı olabilecek bir çerçeve vurgulanıyor; ancak mevcut çalışma tasarımı nedeniyle <a href="https://oncology.com.tr/raa-v-uretim-maliyetleri-endikasyon-talep-kapasite/" title="rAAV’de maliyetin haritası: Hangi endikasyonlar üretim kapasitesini zorluyor?" data-wpan-internal-link="1">hangi</a> mekanizmanın baskın olduğu veya bilişsel etkilerin ne ölçüde kalıcı olacağı, tek başına bu pilot verilerle açıklanmış sayılmaz.</p>
<p>Pilot denemede yer alan kadın sayısının 47 olduğu ifade edildi. Katılımcıların seçiminde aşırı kilo veya obeziteye bağlı olarak bilişsel gerileme açısından daha yüksek risk taşıyan gruba odaklanılması dikkat çekiyor. Araştırmanın bu grubu hedeflemesi, zamanlamaya dayalı müdahalelerin kimlerde daha anlamlı olabileceğini anlamaya yönelik bir “kanıt üretme” adımı olarak yorumlanabilir; bununla birlikte örneklem büyüklüğünün sınırlı olması, sonuçların genellenebilirliği konusunda temkin gerektiriyor.</p>
<p>Çalışmanın temel tasarımı, aynı kalori azaltma hedefini korurken iki farklı günlük yeme düzenini karşılaştırmak üzerine kurulu. Bir grupta günlük yeme penceresi daha dar tutulurken, diğer grupta daha tipik bir süre üzerinden beslenme düzeni sürdürülüyor. Bu ayrım, olası bilişsel farkların zaman kısıtlamasından kaynaklanma ihtimalini artırsa da pilot çalışma düzeyinde kesin hüküm vermek mümkün değil. Araştırmacılar, sonuçların erken dönemde umut verici olmasına rağmen daha büyük ve uzun süreli denemelere ihtiyaç bulunduğunu ima eden bir çizgide ilerliyor.</p>
<p>Bilim dünyasında, yaşa bağlı bilişsel gerilemenin önlenmesi veya yavaşlatılmasına yönelik beslenme stratejileri uzun süredir araştırılıyor. Bununla birlikte, demans gibi karmaşık hastalık sonuçlarını etkileyebilecek müdahalelerin yalnızca kilo değişimiyle mi yoksa metabolik <a href="https://oncology.com.tr/trypanosome-mitokondrilerinde-rna-duzenleme-akisinin-editosome-mimarisi-ilk-kez-bu-kadar-net/" title="Trypanosome mitokondrilerinde RNA düzenleme akışının “editosome” mimarisi ilk kez bu kadar net" data-wpan-internal-link="1">düzenleme</a> ve biyolojik ritimlerle ilişkili zamanlama farklarıyla mı çalıştığının ayrıştırılması, klinik açıdan önemli bir konu. Bu pilot çalışma, zaman kısıtlı beslenmeyi böyle bir ayrıştırma aracı olarak ele alıyor; ancak bilişsel testlerde hangi alanlarda ne büyüklükte değişim görüldüğü ve bunun klinik olarak ne anlama geldiği, daha fazla veriyle netleşmeli.</p>
<p>Sonuç olarak, 500 kalori günlük kısıtlamaya eşlik eden zaman kısıtlı beslenmenin, kilo kaybına atfedilebilecek etkilerin ötesinde bilişsel işlev üzerinde ek faydalar sağlayabileceğine dair erken sinyaller bulunuyor. Araştırmacıların vurguladığı gibi bu bir pilot deneme; bu nedenle elde edilen bulgular, daha büyük örneklemler ve daha uzun takipler ile doğrulanmadıkça, demans riskini azaltma konusunda kesin bir mesaj olarak değerlendirilmemeli. Yine de çalışma, beslenmenin “ne kadar”dan çok “ne zaman” gerçekleştiğinin, ileri yaşta beyin sağlığına dair araştırılmaya değer bir kaldıraç olabileceğini gösteriyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Time-restricted eating and cognitive outcomes in older women</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Not provided</p>
<p><strong>References:</strong><br />Not provided</p>
<p><strong>Keywords:</strong> zamana bağlı beslenme, demans riski, bilişsel gerileme, sirkadiyen ritim, yaşlı yetişkinler, klinik çalışma, Alzheimer hastalığı, metabolik sağlık, besin algılaması</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/zaman-kisitli-beslenme-yeme-penceresi-beyin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanda tau izleri: pTau217 ve pTau231, Parkinson’da demans riskini öngörebilir</title>
		<link>https://oncology.com.tr/parkinsons-demans-riski-ptau217-ptau231/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/parkinsons-demans-riski-ptau217-ptau231/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Jul 2026 16:17:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[bilişsel gerileme]]></category>
		<category><![CDATA[biyobelirteçler]]></category>
		<category><![CDATA[Demans biyobelirteçleri]]></category>
		<category><![CDATA[demans riski]]></category>
		<category><![CDATA[nörodejenerasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Parkinson hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[pTau217]]></category>
		<category><![CDATA[pTau231]]></category>
		<category><![CDATA[tau biyobelirteçleri]]></category>
		<category><![CDATA[tau proteinleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/parkinsons-demans-riski-ptau217-ptau231/</guid>

					<description><![CDATA[Parkinson’da demans başlangıcını öngörmede kanda ölçülen pTau217 ve pTau231’in potansiyeli ele alınıyor. Erken bilişsel düşüş için biyobelirteç sinyali.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Parkinson hastalığında yalnızca hareket belirtilerinin izlenmesi giderek yetersiz kalıyor. Motor gidişatın yıllar içinde bilişsel gerilemeye, ardından da demansa dönüşebildiği bilinmesine rağmen, hangi hastaların bu sürece daha erken ve daha yüksek olasılıkla ilerleyeceğini önceden belirlemek klinik açıdan uzun süredir zorlu bir problem. Yeni bir çalışma, bu tabloyu değiştirebilecek bir yaklaşımla, kanda ölçülebilen iki fosforile tau proteininin (pTau217 ve pTau231) Parkinson’da demans başlangıcını öngörmeye yardımcı olabileceğini öne sürüyor.</p>
<p>Prospektif ve uzunlamasına tasarlanan araştırmada, kanda dolaşan pTau217 ile pTau231 düzeylerinin, Parkinson hastalarında demansın ortaya çıkma sürecine dair belirgin bir sinyal sunduğu bildirildi. Çalışmanın çıktısı, erken bilişsel düşüşü yakalamak ve demans gelişimini daha önceden risklendirmek için kan temelli biyobelirteçlerin kullanılmasına yönelik ilginin güçlenmesine katkı sağlıyor. Parkinson hastalarının bir kısmında demansın yaşam kalitesini ciddi biçimde etkilediği düşünülürken, klinisyenlerin karşılaştığı temel güçlük; hastalığın ilerleyişinin kişiden kişiye belirgin değişkenlik göstermesi ve bu değişkenliğin güvenilir erken göstergeler olmadan yönetilememesi olarak öne çıkıyor.</p>
<p>npj Parkinson’s Disease dergisinde yayımlanan çalışma, Parkinson hastalığında demansın sadece motor bulguların doğal uzantısı olarak değil, aynı nörodejeneratif süreçlerin bilişsel alana yansıması olarak ele alınması gerektiğini vurgulayan bir perspektif getiriyor. Araştırmacılara göre, kan dolaşımında bulunan belirli tau formlarının ölçülmesi, demansın daha ne zaman ve kimde gelişebileceğini değerlendirme konusunda pratik bir pencere sunabilir. Bu tür öngörü araçlarının değeri, demansı “ne zaman olacağını bilme” hedefinden ziyade, izlem stratejilerini daha erken planlayabilme ve klinik kararların daha veriye dayalı hale gelmesi ihtimalinden geliyor.</p>
<p>Çalışma aynı zamanda tau biyolojisi ile demans riskinin ilişkisini güçlendiren bir kanıt hattına ekleniyor. pTau217 ve pTau231’in her ikisi de tau proteininde belirli fosforilasyon desenlerini temsil ediyor; bu nedenle araştırma, “tau’nun belirli formları” kavramının klinik öngörü açısından daha anlamlı olabileceğini ima ediyor. Önceki yıllarda tau temelli belirteçler, özellikle Alzheimer hastalığı gibi başka nörodejeneratif hastalık alanlarında dikkat çekmişti. Parkinson bağlamında ise bu biyobelirteçlerin demans gelişimine uyarlanması, iki farklı hastalık ekseninde biyolojik süreçlerin kesişebileceğini düşündüren bir işaret olarak yorumlanıyor. Yine de, bu bulguların Parkinson demansının tüm biyolojik çeşitliliğini kapsadığını söylemek için daha fazla doğrulama gerekir; araştırma sonuçları erken ve umut verici bir yön gösterse de, klinik uygulama için biyobelirteçlerin performansının farklı kohortlarda sınanması ve standartlaştırma ihtiyaçlarının ele alınması gerekecektir.</p>
<p>Öte yandan prospektif/uzunlamasına bir tasarımın seçilmiş olması, ölçümlerin tek seferlik bir “gösterge” olmanın ötesine geçerek zaman içinde ortaya çıkacak demansla ilişkilendirilmesini hedeflemesi açısından önem taşıyor. Bu tür çalışmalar, biyobelirteçlerin öngörü gücünü değerlendirmede merkezi bir rol oynar; çünkü retrospektif verilerde görülebilen yanlılık riskini azaltır. Araştırmanın, Parkinson’da demansın ortaya çıkmasını bekleyen hastaları daha erken tanımlayabilecek bir sinyal arayışına odaklandığı anlaşılıyor.</p>
<p>Bu noktada dikkat çekilmesi gereken bir diğer husus da, biyobelirteçlerin gelecekte <a href="https://oncology.com.tr/pregmednet-gebelik-ilaclari-yenidogan-riskleri/" title="PregMedNet ile gebelikte ilaçların yenidoğan riskleri nasıl “çoklu” etkileniyor aydınlanıyor" data-wpan-internal-link="1">nasıl</a> kullanılacağına dair çerçevenin henüz tamamlanmamış olması. pTau217 ve pTau231’in demans gelişimini öngörmesi, tek başına hastalığın seyrini durdurma veya tedaviyi değiştirme iddiası anlamına gelmez. Bunun yerine, daha erken risk ayrımı yapılması halinde izlem sıklığı, bilişsel değerlendirmelerin zamanlaması ve hasta-hekim iletişiminin daha zamanında planlanması gibi alanlarda potansiyel katkılar <a href="https://oncology.com.tr/eozinofil-alt-tipleri/" title="Eozinofillerde beklenmedik çeşitlilik: Yeni alt tipler bağışıklık hedeflerini gündeme taşıyor" data-wpan-internal-link="1">gündeme</a> gelebilir. Ancak klinik algoritmalara entegrasyon için, testlerin hangi zaman aralıklarında yapılacağı, hangi eşiklerin kullanılacağı ve farklı hasta gruplarında performansın nasıl değiştiği gibi soruların yanıtlanması gerekir.</p>
<p>Sonuç olarak çalışma, Parkinson hastalarında demansın gelişimine dair daha erken bir öngörü penceresi sunabilecek kan temelli iki tau biyobelirteciyle ilgili güçlü bir veri seti sağlıyor. pTau217 ve pTau231’in gelecekte bağımsız doğrulamalar ve yöntemsel standartlarla birlikte klinik değerlendirmelerde yer edinmesi, Parkinson’da sadece motor belirtileri izlemekten ibaret olmayan, bilişsel gidişatı da daha görünür kılan bir yaklaşıma kapı aralayabilir.</p>
<p>Kaynak: https://scienmag.com/plasma-ptau217-and-ptau231-forecast-dementia-progression-in-parkinsons-disease/</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Biomarkers for predicting dementia progression in Parkinson’s disease</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Plasma pTau217 and pTau231 predict progression to dementia in Parkinson’s disease: a prospective longitudinal study</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Li, CH., Cheng, TW. &amp; Lin, CH. Plasma pTau217 and pTau231 predict progression to dementia in Parkinson’s disease: a prospective longitudinal study. npj Parkinsons Dis. (<a href="https://oncology.com.tr/yaslilarda-kirilganlik-egzersiz-meta-analiz/" title="Yaşlılarda kırılganlığı egzersiz azaltabilir: 2026 derleme ve meta-analizden yeni çıkarımlar" data-wpan-internal-link="1">2026</a>). https://doi.org/10.1038/s41531-026-01469-7</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/parkinsons-demans-riski-ptau217-ptau231/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uganda’da Yaşlı Beslenme Yetersizliği ile Demans Riski Arasında Dikkat Çeken Bağlantı</title>
		<link>https://oncology.com.tr/uganda-geriyatrik-malnutrisyon-demans-riski/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/uganda-geriyatrik-malnutrisyon-demans-riski/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Jun 2026 23:05:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme yetersizliği]]></category>
		<category><![CDATA[bilişsel gerileme]]></category>
		<category><![CDATA[demans riski]]></category>
		<category><![CDATA[geriatrik bakım]]></category>
		<category><![CDATA[geriatrik malnütrisyon]]></category>
		<category><![CDATA[Sub-Sahra Afrika]]></category>
		<category><![CDATA[Uganda]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı beslenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/uganda-geriyatrik-malnutrisyon-demans-riski/</guid>

					<description><![CDATA[Uganda’da yaşlılarda malnütrisyon ile demans riski arasındaki ilişkiyi inceleyen yeni çalışma, beslenme yetersizliğinin bilişsel sağlık üzerindeki etkilerine dikkat çekiyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uganda’da yürütülen ve <em>BMC Geriatrics</em> dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, yaşlılarda görülen malnütrisyonun demans riskiyle anlamlı biçimde ilişkili olabileceğini <a href="https://oncology.com.tr/kuslarda-yeni-pegivirus-beyin-enfeksiyonlari/" title="Yeni Pegivirus, Av Kuşlarında Beyni Hedef Alan Bir Viral Kalıbı Ortaya Çıkardı" data-wpan-internal-link="1">ortaya</a> koydu. Araştırma, yaşlanan nüfuslarda beslenme yetersizliğinin yalnızca fiziksel güçsüzlük ya da kilo kaybı ile sınırlı olmadığını, bilişsel sağlığı da etkileyebilecek önemli bir halk sağlığı sorunu olabileceğini gösteriyor.</p>
<p>Çalışmanın dikkat çekici yönü, bulguların özellikle kaynakların sınırlı olduğu ortamlarda, yani yaşlı bakım hizmetlerinin ve düzenli tarama olanaklarının daha kısıtlı olabildiği bölgelerde elde edilmiş olması. Sub-Sahra Afrika’da yaşlı nüfus giderek artarken, demans ve beslenme bozuklukları çoğu zaman ayrı sağlık gündemleri gibi ele alınıyor. Oysa yeni analiz, bu iki durumun klinik ve toplumsal düzeyde yakından kesişebileceğini düşündürüyor.</p>
<p>Demans, hafıza kaybı, karar verme güçlüğü, yönelim bozukluğu ve günlük yaşam becerilerinde azalma ile seyreden ilerleyici bir sendrom olarak biliniyor. Yaş, <a href="https://oncology.com.tr/hava-kirliligi-genetik-aort-darligi/" title="Hava Kirliliği ile Genetik Yapı, Aort Darlığı Riskinde Birleşiyor" data-wpan-internal-link="1">genetik yatkınlık</a>, eğitim düzeyi, fiziksel aktivite ve kardiyovasküler sağlık gibi etmenlerin demans gelişiminde rol oynadığı uzun süredir kabul ediliyor. Buna karşın, özellikle ileri yaşta beslenmenin bu tabloya katkısı birçok bölgede yeterince incelenmiş değil. Uganda’da gerçekleştirilen bu çalışma, tam da bu boşluğa odaklanarak, yaşlılarda kötü beslenme durumunun bilişsel bozulmayla bağlantısını değerlendirdi.</p>
<p>Araştırmacılar, farklı sağlık merkezlerinden toplanmış geriatri hastalarına ait klinik kayıtları, beslenme değerlendirmelerini ve bilişsel işlev ölçümlerini içeren düzenli bir veri setini geriye dönük olarak analiz etti. Çalışma tasarımı kesitsel nitelikte olsa da, retrospektif kohort yaklaşımıyla birlikte yorumlandığında, araştırmacılara demansa eşlik edebilecek başka etkenleri de dikkate alma imkânı sundu. Eşlik eden hastalıklar, sosyoekonomik durum ve yaşam tarzı alışkanlıkları gibi değişkenler modele dahil edilerek sonuçların daha sağlam bir çerçevede değerlendirilmesi hedeflendi.</p>
<p>Bulgular, yaşlılarda malnütrisyon ile demans riski arasında kayda değer bir ilişki bulunduğunu gösterdi. Çalışma, bu ilişkinin nedenselliğini tek başına kanıtlamasa da, beslenme durumunun yaşlı bireylerde bilişsel sağlık açısından ciddiye alınması gereken bir gösterge olduğunu ortaya koyuyor. Bilim insanları, düşük besin alımının beyin işlevlerini çeşitli yollarla etkileyebileceğini uzun süredir tartışıyor. Özellikle protein, vitamin ve mineral eksiklikleri; kas kütlesi kaybı, genel kırılganlık, bağışıklık zayıflığı ve metabolik dengesizlikler üzerinden dolaylı biçimde sinir sistemi üzerinde baskı oluşturabiliyor. Bu mekanizmalar, yaşlı bir kişinin hem günlük işlevlerini hem de zihinsel dayanıklılığını etkileyebilir.</p>
<p>Çalışmanın yayımlandığı bağlam da önemli. Uganda gibi düşük ve orta gelirli ülkelerde yaşlılıkla ilişkili sağlık sorunları çoğu zaman birden fazla yükle iç içe geçiyor. Yetersiz beslenme, kronik hastalıklar, sağlık hizmetlerine erişimde güçlük ve düzenli takip eksikliği, bilişsel bozulma riskini artırabilecek karmaşık bir zemin oluşturabiliyor. Bu nedenle araştırmanın sonuçları yalnızca nörolojik hastalıklar açısından değil, yaşlı sağlığını bütüncül ele alan politikalar açısından da anlam taşıyor.</p>
<p>Uzmanlara göre, yaşlı bireylerde beslenme durumunun erken dönemde saptanması ve düzenli olarak izlenmesi, demans riskinin azaltılmasında tek başına yeterli olmasa da önemli bir bileşen <a href="https://oncology.com.tr/kanser-tedavisinde-hdac-inhibitorleri/" title="HDAC İnhibitörlerinde Ezber Bozan Bulgular: Kanser Tedavisinde Hedef Sandığımızdan Farklı Olabilir" data-wpan-internal-link="1">olabilir</a>. Bununla birlikte, mevcut çalışma gözlemsel nitelikte olduğu için neden-sonuç ilişkisi kurulması konusunda temkinli olmak gerekiyor. Araştırma, malnütrisyonun demansa yol açtığını değil, ikisi arasında güçlü bir eşzamanlılık ve olası biyolojik bağ bulunduğunu düşündürüyor. Bu ayrım, bilimsel yorum açısından kritik önemde.</p>
<p>Yine de çalışma, halk sağlığı açısından güçlü bir mesaj veriyor: Yaşlı nüfusta beslenme değerlendirmesi, yalnızca kilo veya iştah takibinden ibaret görülmemeli. Klinik ortamlarda işlevsellik, hafıza, yönelim ve genel sağlık durumu ile birlikte ele alınan kapsamlı bir tarama yaklaşımı, risk altındaki bireylerin daha erken fark edilmesine yardımcı olabilir. Özellikle sağlık sistemlerinin sınırlı olduğu bölgelerde, basit beslenme taramaları bile bilişsel gerileme ile ilişkili olabilecek kırılganlıkların saptanmasında değerli olabilir.</p>
<p>Araştırmanın bir diğer önemi de, demans önleme stratejilerinin yalnızca yüksek gelirli ülkelerde geliştirilen modellerle sınırlı kalmaması gerektiğini hatırlatması. Beslenme yetersizliği, yaşlıların bağımsızlığını azaltan ve sağlık hizmeti ihtiyacını artıran bir durum olarak, demansın toplumsal yükünü ağırlaştırabilir. Uganda’dan gelen bu veriler, yaşlı bakımında diyet, kronik hastalık yönetimi ve bilişsel izlem arasında daha sıkı bir bağlantı kurulması gerektiğine işaret ediyor.</p>
<p>Sonuç olarak, çalışma yaşlılıkta beslenme durumunun yalnızca beden sağlığını değil, zihinsel işlevleri de yakından ilgilendirdiğini gösteren önemli bir katkı sunuyor. Demansın çok etmenli doğası göz önüne alındığında, malnütrisyonun risk ağının bir parçası olabileceği yönündeki bu bulgular, daha geniş ve uzun dönemli araştırmaların önünü açabilir. Şimdilik kesin olan, yaşlı bireylerin beslenme durumunun göz ardı edilmemesi gerektiği; çünkü bu basit görünen değişken, bilişsel sağlık için beklenenden daha kritik olabilir.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Malnutrition in the elderly and its association with dementia risk</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Association between geriatric malnutrition and the risk of dementia: a retrospective cross-sectional cohort study in Uganda.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Christopher, O., Winfred, A., Wanzhu, Z. et al. Association between geriatric malnutrition and the risk of dementia: a retrospective cross-sectional cohort study in Uganda. BMC Geriatr (2026). https://doi.org/10.1186/s12877-026-07769-0</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/uganda-geriyatrik-malnutrisyon-demans-riski/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uyku Düzeni ile Demans Riski Arasındaki Bağlantıya Texas A&#038;M’den Yeni Araştırma Desteği</title>
		<link>https://oncology.com.tr/uyku-duzeni-demans-riski-arastirma/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/uyku-duzeni-demans-riski-arastirma/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 May 2026 22:15:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[Alzheimer hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[bilişsel gerileme]]></category>
		<category><![CDATA[demans]]></category>
		<category><![CDATA[demans riski]]></category>
		<category><![CDATA[mikroglia]]></category>
		<category><![CDATA[nörodejeneratif hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[sirkadiyen ritim]]></category>
		<category><![CDATA[Texas A&M Health]]></category>
		<category><![CDATA[uyku düzeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/uyku-duzeni-demans-riski-arastirma/</guid>

					<description><![CDATA[Texas A&#38;M’nin yeni araştırması, uyku düzeni bozukluklarının Alzheimer ve demans riskini sirkadiyen ritim ve mikroglia mekanizmaları üzerinden detaylı şekilde inceliyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada yaklaşık 55 milyon kişi Alzheimer hastalığı ve diğer demans türleriyle yaşıyor; yalnızca Amerika Birleşik Devletleri’nde bu sayı 7,2 milyona ulaşıyor. Her yıl 10 milyon yeni vakanın eklenmesi, demansın yalnızca yaşlılıkla ilişkili bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda hızla büyüyen küresel bir halk sağlığı krizi olduğunu gösteriyor. Uzmanların 2030 yılı için öngördüğü yaklaşık 78 milyon ve 2050 yılı için 139 milyonluk hasta sayıları, erken önleme ve biyolojik mekanizmaları anlama çabalarını daha da önemli hale getiriyor.</p>
<p>Tam da bu baskı ortamında Texas A&amp;M Health ve Araştırma Bölümü, Dementia &amp; Alzheimer’s Research Initiative (DARI) adlı yeni bir programı devreye aldı. Program kapsamında üniversite bünyesindeki 11 araştırma projesine toplam 1,325 milyon dolar tutarında başlangıç niteliğinde destek sağlandı. Amaç, Alzheimer hastalığı ve ilişkili demans türlerinde tedaviye giden yolları açabilecek yeni fikirleri hızla test etmek ve hastalığın nasıl geliştiğine dair mekanistik bilgiyi derinleştirmek.</p>
<p>Destek alan isimlerden biri, Texas A&amp;M Üniversitesi Naresh K. Vashisht Tıp Fakültesi’nde araştırma yardımcı doçenti olarak görev yapan Karienn Souza oldu. Souza’nın çalışmaları, sirkadiyen ritimler ile bilişsel gerileme arasındaki ilişkiye odaklanıyor. Bu konu, nörodejeneratif hastalık araştırmalarında giderek daha fazla önem kazanıyor; çünkü uyku ve biyolojik saat düzenindeki bozulmaların yalnızca günlük yorgunluk yaratmadığı, aynı zamanda beyin sağlığını etkileyebilecek daha geniş biyolojik süreçlerle bağlantılı olabileceği düşünülüyor.</p>
<p>Sirkadiyen ritimler, vücudun yaklaşık 24 saatlik iç zaman sistemi olarak biliniyor ve uyku-uyanıklık döngüsünden hormon salınımına, bağışıklık yanıtından metabolizmaya kadar birçok işlevi düzenliyor. Bu sistemin bozulması; gece vardiyası, düzensiz uyku saatleri ya da uzun süreli uyku yoksunluğu gibi durumlarda ortaya çıkabiliyor. Bilim insanları, bu tür bozulmaların beyinde iltihabi süreçleri, sinir hücreleri arasındaki iletişimi ve atık temizleme mekanizmalarını etkileyebileceğini uzun süredir araştırıyor. Ancak bu ilişkilerin hastalık riskine ne ölçüde katkı sunduğu, hangi hücresel yollar üzerinden işlediği ve hangi gruplarda daha belirgin olduğu hâlâ net biçimde çözülmüş değil.</p>
<p>Souza’nın yürüttüğü hattın bu noktada dikkat çekici olmasının nedeni, araştırmanın yalnızca uyku alışkanlıklarını gözlemlemekle yetinmemesi; aynı zamanda beynin bağışıklık sisteminin önemli bir parçası olan mikroglial hücrelerin davranışına da odaklanması. Mikroglia, sinir dokusunun savunma ve temizlik işlevlerinde görev alıyor. Bu hücrelerin aşırı ya da uygunsuz biçimde aktive olması, nöroinflamasyonu artırarak Alzheimer ve diğer demans tablolarında hasarı derinleştirebilir. Dolayısıyla sirkadiyen ritim bozulması ile mikroglial aktivasyon arasındaki olası bağlantı, araştırmayı biyolojik açıdan daha kapsamlı hale getiriyor.</p>
<p>Projenin bir diğer önemli yönü ise hücreler arası iletişimde rol alan dışsal veziküller üzerine kurulması. Dışsal veziküller, hücrelerin çevreye saldığı küçük zar yapıları olarak tanımlanıyor ve proteinler, lipitler ya da genetik materyal taşıyabiliyor. Son yıllarda bu yapıların biyobelirteç geliştirme ve potansiyel tedavi stratejileri açısından büyük ilgi görmesinin nedeni, hastalıkla ilişkili molekülleri taşıyabilmeleri. Texas A&amp;M’de desteklenen çalışma, dışsal vezikül temelli yaklaşımların Alzheimer <a href="https://oncology.com.tr/uba5-bozuklugu-gen-tedavisi-hibe/" title="Nadir UBA5 Hastalığında Gen Tedavisine Yeni Fon: UMass Chan’dan 3,2 Milyon Dolarlık Destek" data-wpan-internal-link="1">hastalığında</a> mikroglial yanıtı düzenleyip düzenleyemeyeceğini de araştırmayı hedefliyor. Bu, erken aşama bir bilimsel yönelim olsa da nörodejeneratif hastalıklarda yeni tedavi yolları için anlamlı bir araştırma alanı sunuyor.</p>
<p>Demans araştırmalarına ayrılan bu yeni kaynak, yalnızca tek bir laboratuvarın çalışmasını değil, kurum içindeki daha geniş bir bilimsel ekosistemi güçlendirmeyi amaçlıyor. Seed grant niteliğindeki destekler, genellikle fikir aşamasındaki projelerin ön verilerini üretmesi, yeni hipotezleri sınaması ve daha büyük ulusal ya da uluslararası fonlara başvuru için temel oluşturması bakımından kritik kabul ediliyor. Bu tür finansman mekanizmaları, özellikle riskli ama yenilikçi araştırma sorularının test edilmesine imkân tanıyor.</p>
<p>Alzheimer hastalığı ve ilişkili demanslar için etkili önleme ve tedavi stratejileri geliştirmek, biyolojinin birçok katmanını aynı anda anlamayı gerektiriyor. Genetik yatkınlık, yaş, damar sağlığı, iltihaplanma, metabolik faktörler ve çevresel etkenler bir araya gelerek hastalık <a href="https://oncology.com.tr/yapay-zeka-ani-kalp-durmasi-riski/" title="Yapay Zekâ, Ani Kalp Durması Riskini Hasta Verilerinden Okumaya Başladı" data-wpan-internal-link="1">riskini</a> şekillendirebiliyor. Uyku düzeni ise bu büyük resmin giderek daha fazla dikkat çeken bir parçası. Ancak bilim insanları, düzensiz uykunun tek başına demans nedeni olarak okunmaması gerektiğini vurguluyor; ilişki çoğu zaman çok etmenli ve karmaşık.</p>
<p>Texas A&amp;M’de başlatılan araştırma hattı, tam da bu karmaşıklığı çözmeye dönük bir girişim olarak öne çıkıyor. Sirkadiyen ritimlerin bozulmasının beyin bağışıklık yanıtı, mikroglial aktivasyon ve muhtemel hücresel iletişim yolları üzerindeki etkileri daha iyi anlaşıldıkça, gelecekte tanı koyma, risk belirleme ve hedefe yönelik tedavi geliştirme süreçleri için yeni kapılar açılabilir. Şimdilik kesin olan, demans yükünün büyüdüğü ve bilim dünyasının bu yükü hafifletmek için yalnızca hastalığın sonuçlarını değil, günlük yaşam alışkanlıklarıyla kesişen temel biyolojik mekanizmaları da daha derinlemesine incelemek zorunda olduğudur.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Alzheimer’s disease, dementia, circadian rhythms, microglial activation, extracellular vesicle therapy</p>
<p><strong>Article Title:</strong> The Role of Circadian Rhythm Dysregulation and Microglial Modulation in Alzheimer’s Disease: Insights from Texas A&amp;M’s Dementia &amp; Alzheimer’s Research Initiative</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Alzheimer hastalığı, demans, sirkadiyen ritim, mikroglia, nöroinflamasyon, ekstraselüler vezikül terapisi, <a href="https://oncology.com.tr/parkinson-cevresel-etkenler-arastirma/" title="Pittsburgh’te Parkinson’s’ın Çevresel İzlerine Odaklanan 9 Milyon Dolarlık Araştırma Hamlesi" data-wpan-internal-link="1">nörodejenerasyon</a>, bilişsel gerileme, beyin bağışıklık sistemi, vardiyalı çalışma, Texas A&amp;M Sağlık, Demans ve Alzheimer Araştırma Girişimi</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/uyku-duzeni-demans-riski-arastirma/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
