<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>çocuk sağlığı &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/cocuk-sagligi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 29 Jul 2026 14:35:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>çocuk sağlığı &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>HIE sonrası ‘görünmeyen’ ruhsal yük: İçselleştiren bozukluklar yeni bir odak noktası oldu</title>
		<link>https://oncology.com.tr/hie-sonrasi-icsellestiren-bozukluklar/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/hie-sonrasi-icsellestiren-bozukluklar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Jul 2026 14:35:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[anksiyete ve depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk psikiyatrisi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk anksiyetesi]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[gelişimsel zamanlama]]></category>
		<category><![CDATA[HIE]]></category>
		<category><![CDATA[hipoksik-iskemik ensefalopati]]></category>
		<category><![CDATA[içselleştiren bozukluklar]]></category>
		<category><![CDATA[Perinatoloji]]></category>
		<category><![CDATA[ruh sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[yenidoğan sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/hie-sonrasi-icsellestiren-bozukluklar/</guid>

					<description><![CDATA[HIE yaşayan bebekler hayatta kalsa da, çocuklukta içe dönük anksiyete ve depresyon belirtileri sessizce ortaya çıkabilir. Yeni tarama bu farkındalığı artırıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Oksijenden yoksun kalmaya bağlı gelişen doğum zamanı beyin hasarı olarak bilinen hipoksik-iskemik ensefalopati (HIE) yaşayan bebeklerin bir kısmı hayatta kalabilse de, uzun vadede ortaya çıkabilen etkiler her zaman hemen fark edilmiyor. Yeni bir kapsamlı tarama <a href="https://oncology.com.tr/kolombiya-yasa-uygun-sehirler-yascilik/" title="Kolombiya’da yaşanabilirlik algılarıyla geç yaşamda yaşçılık deneyimleri arasında bağ: yeni profilleme çalışması" data-wpan-internal-link="1">çalışması</a>, <a href="https://oncology.com.tr/chest-critical-care-journal-impact-factor-2-7/" title="CHEST Critical Care, ilk Journal Impact Factor’ını 2,7 ile aldı" data-wpan-internal-link="1">Journal</a> of Perinatology’de 2026 yılında yayımlanan değerlendirmede, dikkatleri ilk dönemdeki tıbbi sonuçlardan çocuklukta daha sinsi biçimde gelişebilen ruhsal belirtilere kaydırıyor. Çalışma, özellikle ‘içselleştiren’ sorunların, yani çoğu zaman dışa yansıma olmadan kişinin içine dönük yaşadığı kaygı ve çökkünlük belirtilerinin, HIE yaşamış çocuklarda gözden kaçabileceğini vurguluyor.</p>
<p><strong>İlk tıbbi tabloyu geride bırakan belirtiler: “sessiz” iç dünyadaki değişimler</strong><br />HIE sonrası ruh sağlığına ilişkin araştırmalar, çoğu zaman hayatta kalma oranları ve erken nörolojik gidiş gibi daha görünür uç noktalara odaklanıyor. Buna karşın tarama çalışması, zaman içinde şekillenebilen ve her zaman dramatik belirtilerle ortaya çıkmayan içselleştiren bozuklukların önemine dikkat çekiyor. Bu tür bozukluklar genellikle anksiyete ve depresif belirtilerle ilişkilendiriliyor ve çoğu zaman davranışsal taşkınlık gibi dışa vurucu örüntüler yerine, iç sıkıntı biçiminde yaşanıyor.</p>
<p><strong>Yaralanma şiddeti ve beyin ağlarındaki erken bozulma nasıl rol oynayabilir?</strong><br />Çalışmada, HIE yaşamış çocuklarda içselleştiren belirtilerin ortaya çıkmasında birden fazla biyolojik ve gelişimsel etkenin etkili olabileceği düşünülüyor. Yaralanmanın ciddiyetiyle bağlantılı nörobiyolojik değişimler, erken dönemde beyin ağlarının işleyişinde meydana gelebilecek aksaklıklar ve psikolojik gelişimin zamanlaması bu olası mekanizmalar arasında anılıyor. Tarama yaklaşımı, doğrudan tek bir mekanizmayı kanıtlamaktan ziyade, alandaki mevcut bulguları bir araya getirerek hangi yönlerin daha fazla araştırmayı hak ettiğini haritalamayı hedefliyor.</p>
<p><strong>Gelişimsel zamanlama: Belirtiler neden farklı yaşlarda ortaya çıkabilir?</strong><br />İçselleştiren sorunların HIE’den sonra ne zaman ve nasıl ortaya çıkacağı, çocuğun büyüme süreciyle yakından bağlantılı olabilir. Çocukluk ve ergenlik boyunca sosyal çevre, okul performansı, aile dinamikleri ve bilişsel beklentiler değiştikçe, bazı hassasiyetlerin klinik olarak görünür hale gelmesi mümkün. Tarama, psikolojik bozuklukların gelişimsel zamanlama boyutunun HIE bağlamında yeterince netleştirilmediğine işaret ederek, değerlendirmelerin tek bir zaman noktasına sıkıştırılmaması gerektiğini ima ediyor.</p>
<p><strong>Alanda araştırma boşlukları: Sessiz belirtiler nasıl ölçülüyor?</strong><br />Kapsamlı tarama çalışması, HIE sonrası çocuklarda içselleştiren belirtilere bakarken kullanılan ölçüm yaklaşımlarına ve izlem pencerelerine dair belirsizliklerin sürdüğünü ortaya koyuyor. İçselleştiren bozuklukların dışa vurumu sınırlı olabildiğinden, standart takip programlarında psikolojik taramaların yeterince kapsamlı olmaması durumunda belirtilerin fark edilmesi gecikebilir. Bu da yalnızca klinik yönetimi değil, erken müdahale olasılıklarını da etkileyen bir sorun olarak öne çıkıyor. Çalışmanın yaklaşımı, mevcut literatürde hangi yaş aralıklarının daha sık çalışıldığı, hangi değerlendirme araçlarının kullanıldığı ve hangi alt grupların daha az temsil edildiği gibi noktalara ışık tutmayı amaçlıyor.</p>
<p><strong>Perinatoloji odağının genişlemesi: Acil sonuçlardan uzun vadeli iyilik haline</strong><br />Journal of Perinatology’de yayımlanan tarama, perinatoloji araştırmalarının gelecekte ruh sağlığı başlıklarını daha sistemli biçimde ele alması gerektiğini destekleyen bir tartışma zemini sağlıyor. HIE’nin etkileri tek bir klinik ölçütle sınırlı olmayabilir; erken nörolojik değişimler, çocuğun ilerleyen dönemlerindeki duygu <a href="https://oncology.com.tr/sacf-gila-in-vitro-gen-duzenleme-guvenlik-testi/" title="Gen düzenleme güvenliğini testte yeni yaklaşım: SACF ve GILA çok merkezli karşılaştırma" data-wpan-internal-link="1">düzenleme</a> ve stres yanıt süreçlerini etkileyebilecek biyolojik altyapı oluşturabilir. Bu nedenle, tıbbi izlem ile psikososyal değerlendirmelerin birlikte düşünülmesi, sorunun kapsamını daha gerçekçi biçimde görünür kılabilir.</p>
<p>Çalışmanın kendisi bir tarama olduğu için, içselleştiren bozuklukların HIE ile doğrudan nasıl bir nedensellik ilişkisi kurduğu, hangi gruplarda riskin daha yüksek olduğu veya hangi müdahalelerin en etkili olduğu gibi sorular şu aşamada kesin biçimde yanıtlanmış değil. Ancak çalışma, “sessiz” kalan psikolojik zorlukların araştırma gündeminde daha görünür hale gelmesi gerektiğini netleştiriyor. HIE sonrası izlemde, yalnızca başlangıçtaki tıbbi gidişi değil, çocuk büyüdükçe ortaya çıkabilecek anksiyete ve depresif belirtileri de yakından izleme ihtiyacına dikkat çekiyor.</p>
<p>Kaynak: https://scienmag.com/scoping-review-highlights-silent-struggles-from-internalizing-disorders-after-hie/</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Internalizing disorders in survivors of neonatal hypoxic ischemic encephalopathy (HIE)</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Silent struggles of internalizing disorders in survivors of neonatal hypoxic ischemic encephalopathy: a scoping review</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Yabalar, N., Isik, I., Aycan, N. et al. (2026) Journal of Perinatology. https://doi.org/10.1038/s41372-026-02834-3</p>
<p><strong>DOI:</strong> 10.1038/s41372-026-02834-3</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Hiperoksik-iskemik ensefalopati (HIE) geçiren yenidoğanlar—doğum sırasında oksijensizliğin neden olduğu bir beyin hasarı türü—hayatta kalabilir, ancak sonrasındaki süreç uzun ve sessiz olabilir. Journal of Perinatology (2026) içinde yayımlanan yeni bir viral-bilim haber kapsam değerlendirme incelemesi, anlık sonuçlardan uzaklaşıp daha az görünür psikolojik alana yöneliyor: ortaya çıkabilen içselleştirme bozuklukları&#8230;</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/hie-sonrasi-icsellestiren-bozukluklar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yenidoğan yoğun bakımında akciğer ultrasonuyla PEEP ayarı: Yeni çalışma hızlı ve daha hedefli titrasyonu test ediyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/yenidogan-yogun-bakim-peep-ayari-akciger-ultrasonu/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/yenidogan-yogun-bakim-peep-ayari-akciger-ultrasonu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2026 23:08:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[Akciğer ultrasonu]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[neonatal yoğun bakım]]></category>
		<category><![CDATA[PEEP ayarı]]></category>
		<category><![CDATA[solunum desteği]]></category>
		<category><![CDATA[ventilasyon optimizasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[yatak başı görüntüleme]]></category>
		<category><![CDATA[yenidoğan sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[yenidoğan yoğun bakım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/yenidogan-yogun-bakim-peep-ayari-akciger-ultrasonu/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni çalışma, yenidoğan yoğun bakımda yatak başı akciğer ultrasonunun PEEP ayarlarını daha hızlı ve hedefli titrasyonla destekleyip destekleyemeyeceğini araştırıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://oncology.com.tr/yenidogan-trombosit-transfuzyonu-kaniya-dayali-protokol-uyum/" title="Neonatal yoğun bakımda kanıta dayalı protokolle uzun süreli değişim: Trombosit transfüzyonunda tutarlılık raporu" data-wpan-internal-link="1">Yenidoğan yoğun bakım</a> ünitelerinde solunumu desteklemek için kullanılan pozitif end-ekspiratuvar basınç (PEEP), klinik hedeflere göre sürekli yeniden ayarlanmayı gerektiriyor. Ancak PEEP’in “ne kadar” olması gerektiğine ilişkin kararlar çoğu zaman hem anlık muayene bulgularına hem de kan gazları ile solunum mekaniği gibi daha geç yansıyan verilerin birlikte yorumlanmasına dayanıyor. Bu yaklaşım bazen gecikmeli bilgiyle ilerlediği için, klinisyenlerin daha ayrıntılı ve gerçek zamanlı bir aerasyon takibine ihtiyaç duyduğu uzun süredir tartışılan bir konu. Temmuz 2026’da J Perinatol’de yayımlanan yeni bir çalışma, yatak başında akciğer ultrasonunun bu ayarlamaları daha hızlı ve bireyselleştirilmiş biçimde destekleyip destekleyemeyeceğini araştırıyor.</p>
<p>Çalışmanın temel sorusu, akciğer ultrasonunun akciğer aerasyonundaki değişimleri yeterince duyarlı şekilde saptayıp saptayamayacağı ve böylece PEEP’in gerçek zamanlı titrasyonuna katkı sağlayıp sağlayamayacağı. Araştırmacılar, PEEP’in aşırı ya da yetersiz uygulanmasının sonuçlarının yalnızca solunum parametrelerini değil, akciğer dokusunu da etkileyebileceğini vurguluyor. Bu nedenle amaç, deneme-yanılma süresini azaltabilecek ve akciğerin yanıtına daha yakın bir ayarlama stratejisi geliştirmek. Bunun, potansiyel olarak daha güvenli bir PEEP optimizasyonuna kapı aralayabileceği belirtiliyor; ancak çalışma sonuçları kesin bir “standart tedavi” vaadi olarak değil, yöntemin <a href="https://oncology.com.tr/evre-ii-bagirsak-kanseri-nuks-riski-semil/" title="La Trobe Üniversitesi’nin geliştirip doğruladığı yapay zeka, evre II bağırsak kanserinde nüks riskini daha erken öngörmeyi hedefliyor" data-wpan-internal-link="1">klinik karar destek</a> potansiyelini değerlendiren bir çalışma olarak ele alınıyor.</p>
<p>Çalışmanın yaklaşımında, klinisyenlerin PEEP ayarı yaparken kullandığı mevcut göstergelere ek olarak ultrason bazlı akciğer görüntülemeden elde edilen bulguların zamanlaması ve duyarlılığı önem kazanıyor. Yoğun bakım pratiğinde PEEP ayarlaması; solunumun klinik seyri, kan gazlarındaki değişimler ve solunum mekaniğine dair ölçümler üzerinden yürütülüyor. Ne var ki bu göstergeler her zaman aynı hızda yanıt vermiyor. Kan gazlarının elde edilmesi ve yorumlanması zaman alırken, solunum mekaniği verileri de ölçüm koşullarına göre dolaylı kalabiliyor. Akciğer ultrasonunun önerilen katkısı, aerasyon değişimlerine ilişkin daha hızlı bir geri bildirim sağlayabilmesi.</p>
<p>Çalışma kapsamında akciğer ultrasonunun, PEEP değişikliklerine karşı akciğerin nasıl yanıt verdiğini izlemek için kullanılabilir olup olmadığı test edilmek üzere ele alınıyor. Araştırmacılar, doğru şekilde değerlendirildiğinde ultrasonun akciğerdeki aerasyon değişimlerini yansıtma potansiyeline sahip olduğunu ve bu verinin PEEP titrasyonunda karar sürecini zenginleştirebileceğini öne çıkarıyor. Buradaki kritik nokta, ultrasonun “gösterge” olarak işlev görmesi; yani klinik verilerin tamamen yerine geçmesi değil, kararların daha iyi zamanlanmasına yardım etmesi.</p>
<p>Yine de yöntemin klinik güvenilirliği ve uygulanabilirliği açısından, ultrason bulgularının hangi koşullarda ne kadar tekrarlanabilir olduğunun, farklı hasta gruplarında performansın nasıl değiştiğinin ve PEEP titrasyon stratejisinin sonuçlara etkisinin daha geniş veriyle doğrulanması gerekiyor. Bu çalışma, yenidoğanlarda solunum desteği optimizasyonuna yönelik yenilikçi bir deneme fikrini ortaya koyuyor; erken ve sınırlı sayıda kanıt düzeyinde değerlendirildiğinde bile, bakımın “daha anlık geri bildirimle” yönetilebilmesi fikri özellikle yoğun bakımın dinamik ortamında dikkat çekiyor.</p>
<p>J Perinatol’de 28 Temmuz 2026 tarihinde yayımlanan çalışma, akciğer ultrasonunun PEEP ayarlamada gerçek zamanlı bir rehber olma potansiyelini gündeme getirirken, sonuçların klinik protokollere nasıl entegre edileceği ve bunun hasta güvenliği üzerindeki net etkisi gibi soruların devam eden araştırmalarla netleşmesi gerektiğini ima ediyor. Bununla birlikte, ventilasyon stratejilerinin akciğerin yanıtına daha yakın izlenebilmesi fikri, yenidoğan solunum desteğinde daha hedefli ve daha az “deneme-yanılma” odaklı yaklaşımlara giden yolda önemli bir adım olarak değerlendirilebilir.</p>
<p>Kaynak: https://scienmag.com/study-shows-lung-ultrasound-can-guide-peep-adjustments-in-newborns/</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>DOI:</strong> https://doi.org/10.1038/s41372-026-02831-6</p>
</div>
<div class="wpan-internal-link-block" data-wpan-internal-link-block="1"><strong>Related Articles</strong></p>
<ul>
<li><a href="https://oncology.com.tr/dogustan-diyafram-hernisinde-hizli-ekip-mudahalesi/" data-wpan-internal-link="1">CDH’li bebeklerde kalp krizi riskini azaltan ‘hızlı ekip müdahalesi’ yaklaşımı</a></li>
</ul>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/yenidogan-yogun-bakim-peep-ayari-akciger-ultrasonu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda ağır yetersiz beslenme sonrası kilo toparlansa da doğuştan bağışıklık geç düzeliyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/dogustan-bagisiklik-gec-toparlanir/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/dogustan-bagisiklik-gec-toparlanir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2026 18:28:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[Ağır yetersiz beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[antibakteriyel yanıt]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[büyüme ve metabolizma]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[doğuştan bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[immün hücre işlevi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/dogustan-bagisiklik-gec-toparlanir/</guid>

					<description><![CDATA[Ağır akut yetersiz beslenmeden kurtulan çocuklarda kilo ve metabolik göstergeler hızlı düzelirken, doğuştan bağışıklık bakterilere karşı daha geç toparlanabiliyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ağır seyreden akut yetersiz beslenmeden kurtulan çocukların kısa sürede daha iyi görünebildiği biliniyor. Ancak yeni bir araştırma, bu “nütrisyonel toparlanmanın” her zaman bağışıklık sisteminin aynı hızda toparlandığı anlamına gelmediğini öne sürüyor. Nature Communications’ta yayımlanan çalışma, bazı çocuklarda doğuştan (innate) bağışıklık yanıtlarının, <a href="https://oncology.com.tr/yaslilarda-bilissel-gerileme-kilo-degisim-oruntuleri/" title="Yetişkinlikteki kilo gidişatı yaşlılıkta düşünme performansını etkileyebilir" data-wpan-internal-link="1">kilo</a> ve metabolik göstergeler düzelirken daha yavaş şekilde toparlandığını gösterdi.</p>
<p>Araştırmacılar, özellikle doğuştan bağışıklık hücrelerinin bakterilere karşı işlevlerini ne ölçüde geri kazandığını izledi. Çalışma, yalnızca klinik iyileşme ya da beslenme parametrelerindeki artışı izlemek yerine, bağışıklık hücrelerinin mikrobiyal kontrolle ilişkili “işlevsel” ölçümlerine odaklandı. Bu yaklaşım, ağır yetersiz beslenmenin ardından bağışıklığın nasıl bir zaman çizelgesi izlediğine dair daha doğrudan bir bakış sağlamayı amaçlıyor.</p>
<p>İzlem sürecinde, araştırmanın merkezinde yer alan soru şuydu: Doğuştan bağışıklığın antibakteriyel performansı ile beslenmeye ilişkin <a href="https://oncology.com.tr/premature-anne-sutunde-hiyaluronan-zaman-degisimi/" title="Prematüre bebekler için “zamanla değişen” anne sütü biyokimyası: Hiyalüronan sinyali araştırıldı" data-wpan-internal-link="1">biyobelirteçler</a> paralel mi ilerliyor, yoksa aralarında bir gecikme mi var? Çalışma ekibi, konvalesens döneminde doğuştan bağışıklık hücrelerinin bakterilere karşı etkili yanıtlar üretme kapasitesinin nasıl değiştiğini işlevsel okumalar üzerinden değerlendirdi. Bu tür okumalar, bağışıklık hücrelerinin “daha iyi görünme” durumundan ziyade gerçekten mikrop kontrolüne katkı veren performans bileşenlerini hedef alması bakımından önem taşıyor.</p>
<p>Sonuçlar, beslenme göstergelerinin bazı çocuklarda daha erken toparlanmasına rağmen, doğuştan bağışıklık hücrelerinin antibakteriyel fonksiyonlarının aynı hızda düzelmediğini işaret etti. Başka bir ifadeyle, çocuklar tartı ve metabolik iyileşme açısından ilerlerken, doğuştan bağışıklığın bakterilere karşı koruyucu işlevleri daha geriden geliyordu. Araştırmanın ulaştığı bu “uyumsuzluk” bulgusu, ağır yetersiz beslenme sonrası yalnızca beslenmenin değil, bağışıklık toparlanmasının da yakından izlenmesi gereğine dikkat çekiyor.</p>
<p>Çalışmada bu gecikmenin nedenleri üzerine de değerlendirme yapıldığı belirtiliyor. Araştırmacılar, antibakteriyel hücre işlevleri ile beslenme/metabolizma toparlanması arasındaki farklı zamanlamanın ne ölçüde bağışıklık sisteminin yavaş iyileşmesiyle ilişkili olabileceğini anlamaya çalıştı. Bu tür analizler, yetersiz beslenme sonrası bağışıklıkta kalıcı zayıflık olasılığına işaret eden klinik gözlemlerle uyumlu bir biyolojik çerçeve sunabilir; ancak çalışma tasarımının ayrıntıları ve nedenselliğin kapsamı, bulguların yorumlanmasında temkinli olunmasını gerektirir.</p>
<p>Bu noktada, doğuştan bağışıklığın özellikle enfeksiyonlara karşı erken savunmada rol oynadığı bilinen bir gerçektir. Ağır yetersiz beslenme döneminde vücut; besin azlığı, doku hasarı ve iltihaplanma dengelerindeki bozulmalar nedeniyle bağışıklık fonksiyonlarında düşüşler yaşayabilir. Araştırmanın vurgusu ise, tedavi ve iyileşme sonrası “tartı artışı”nın bağışıklığın tam işlev kazanımı anlamına gelmeyebileceği yönünde. Böyle bir durum, konvalesens döneminde enfeksiyon riskinin neden sürebileceğine dair biyolojik açıklamalara zemin hazırlayabilir.</p>
<p>Çalışmanın klinik etkisi, ağır yetersiz beslenme sonrası izlem stratejilerinin yalnızca beslenme göstergeleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini düşündürmesi. Araştırmada kullanılan işlevsel antibakteriyel okumalar, gelecekte bağışıklık toparlanmasını daha hassas yakalayabilecek göstergelere <a href="https://oncology.com.tr/fraksiyonel-proteomik-direnc-egzersizi-kas-hasari-azalmasi/" title="Yeni fraksiyonel proteomik çalışma, direnç egzersizi sonrası kas hasarını azaltan protein ağını işaret ediyor" data-wpan-internal-link="1">işaret ediyor</a>. Bununla birlikte, bu tür biyolojik ölçümlerin pratikte nasıl standardize edileceği ve hangi zaman aralıklarında en bilgilendirici olacağı gibi sorular, daha fazla çalışmayı gerektiriyor.</p>
<p>Sonuç olarak çalışma, komplike ağır akut yetersiz beslenmeden kurtulan çocuklarda doğuştan bağışıklığın antibakteriyel işlevlerinin beslenme/metabolik toparlanmaya göre geri planda kalabildiğini ortaya koyuyor. Bu bulgu, “iyileşme” kavramının sadece kilo ve metabolik göstergelerle değil, bağışıklık sisteminin işlevsel kapasitesiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatıyor.</p>
<p>Kaynak: https://scienmag.com/innate-immune-recovery-lags-nutrition-after-severe-acute-malnutrition-in-children/</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Innate immune recovery after complicated severe acute malnutrition in children.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Restoration of anti-bacterial innate immune cell function lags behind nutritional recovery among children convalescing from complicated severe acute malnutrition.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Rukobo, S., Mutasa, K., Phiri, T.N. et al. Restoration of anti-bacterial innate immune cell function lags behind nutritional recovery among children convalescing from complicated severe acute malnutrition. Nat Commun (2026). https://doi.org/10.1038/s41467-026-75897-7</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/dogustan-bagisiklik-gec-toparlanir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>NASCC’den Orak Hücre Hastalığında nörobilişsel izlem için ulusal standartlar: Erken tarama hedefleniyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/orak-hucre-hastaligi-norobilissel-izlem-standartlari/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/orak-hucre-hastaligi-norobilissel-izlem-standartlari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2026 17:56:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[bilişsel tarama]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk nörogelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[gelişimsel gecikme]]></category>
		<category><![CDATA[Nörobilişsel izlem]]></category>
		<category><![CDATA[orak hücre hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık eşitsizliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/orak-hucre-hastaligi-norobilissel-izlem-standartlari/</guid>

					<description><![CDATA[NASCC, orak hücre hastalığında gelişimsel ve bilişsel risk için ulusal izlem-tarama-değerlendirme standartlarını paylaşıyor. Hedef, erken fark ederek bakım eşitsizliğini azaltmak.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://oncology.com.tr/enrico-m-novelli-umsom-orak-hucre-programi/" title="Enrico M. Novelli, UMSOM’da orak hücre hastalığı programının direktörlüğüne atandı" data-wpan-internal-link="1">Orak hücre hastalığı</a> (SCD) tedavisinde çalışan klinik ekipler, uzun süredir yeterince görünür olmayan bir riske odaklanan yeni ulusal rehberlerle daha sistematik bir yaklaşım geliştirmeyi hedefliyor. Ulusal Orak Hücre Merkezleri <a href="https://oncology.com.tr/perinatal-tibbi-hukuki-is-birligi-hukuki-engeller-risk/" title="Perinatal tıpta hukuki yükümlülükler sağlık riskine dönüşebilir: Tıbbi-hukuki iş birliği üzerine yeni çalışma" data-wpan-internal-link="1">Birliği</a> (NASCC) çatısı altında hazırlanan standartlar, yaşam boyu uzanabilen gelişimsel ve bilişsel zorlukların daha erken fark edilmesini ve sağlık hizmeti sunumunun farklı bölgelerde daha tutarlı hale gelmesini amaçlıyor.</p>
<p>Güncellenen yaklaşım, SCD’nin yalnızca belirgin nörolojik olaylar yaşayan hastalarda değil, büyük bir inme gibi “ağır” hadise geçirmemiş kişilerde de gelişimsel gecikmelere ve bilişsel sorunlara katkıda bulunabileceği fikrine dayanıyor. Rehberin dayandığı temel sorun, öğrenme süreçleri ve günlük yaşamın gerektirdiği karar verme becerileriyle doğrudan bağlantılı alanların, zamanında destek alamadığında okul başarısı ve yürütücü işlevler üzerinde kalıcı etkilere dönüşebilmesi. Bu nedenle odak, yalnızca akut komplikasyonların yönetiminde değil, bilişsel işlevlerin izlenmesi ve ihtiyaç duyulduğunda müdahaleye geçilmesi süreçlerinin kurgulanmasında yoğunlaşıyor.</p>
<p>Standartlar, klinisyenlerin gelişimsel ve bilişsel riskleri yakalamak için kullanabileceği daha net çerçeveler sunmayı hedefliyor. Böylece sağlık ekipleri; öğrenme güçlüğü, dikkat ve problem çözme gibi alanlarda ortaya çıkabilen zorlukları daha erken evrelerde belirleme, risk sinyallerini değerlendirme ve uygun yanıtı planlama konusunda ortak bir dil ve süreç setine sahip olmayı amaçlıyor. Bu <a href="https://oncology.com.tr/ileri-glikasyon-son-urunleri-age-whi/" title="Low-fat yaklaşımın ötesi: WHI verileriyle AGE’lerin kanser riskine olası etkisi yeniden tartışılıyor" data-wpan-internal-link="1">yaklaşımın</a>, hastaların zaman içinde farklı eğitim ve sağlık ortamlarında aldığı hizmetlerin kalitesi arasındaki farklılıkları azaltmaya yönelik olduğu belirtiliyor.</p>
<p>NASCC’nin nörobilişsel çalışma grubunca hazırlanan bu doküman, “nörobilişsel izlem, tarama ve değerlendirme” başlıkları altında, klinik karar süreçlerinin hangi basamaklardan oluşabileceğine dair bir konsensüs sunuyor. Burada amaç, olası güçlüklerin gecikmeli biçimde fark edilmesini önlemek ve klinik ekiplerin, hastaların gelişimsel yörüngesini yalnızca şikâyet ortaya çıktıktan sonra değil, daha planlı bir biçimde takip edebilmesini sağlamak. Rehberin, nöropsikolojik değerlendirme gibi daha ayrıntılı değerlendirme gerektirebilecek durumların nasıl ele alınabileceğine dair yön verici bir çerçeve sağladığı ifade ediliyor.</p>
<p>Orak hücre hastalığında nörolojik ve nörobilişsel etkilerin kapsamı, giderek daha fazla araştırmanın odağı haline gelirken, klinik uygulamada standartlaşma ihtiyacı da öne çıkıyor. Çünkü gelişimsel gecikmeler ve bilişsel zorluklar her zaman tek bir belirtiyle kendini göstermeyebiliyor ve zaman içinde okul uyumunu, dikkat gerektiren görevlerde performansı ve bağımsız yaşam becerilerini etkileyebiliyor. Bu etkilerin fark edilmesi geciktiğinde, doğru desteklerin devreye girmesi de zorlaşabiliyor. Yeni rehberin sağlık ekiplerinin bu noktada daha öngörücü davranmasını teşvik etmesi, özellikle eğitim çağındaki çocuklarda ve ergenlik dönemindeki geçiş süreçlerinde kritik bir hedef olarak konumlanıyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> People</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Consensus Standards and Recommendations for Developmental and Cognitive Surveillance, Screening, and Evaluation in Sickle Cell Disease: Executive Summary From the National Alliance of Sickle Cell Centers Neurocognitive Workgroup</p>
<p><strong>References:</strong><br />10.1002/1545-5017.70569</p>
<p><strong>Keywords:</strong> orak hücre hastalığı, gelişimsel gözetim, bilişsel tarama, nöropsikolojik değerlendirme, sağlık eşitliği, hasta izlemi, NASCC, nörogelişim, klinik kılavuzlar</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/orak-hucre-hastaligi-norobilissel-izlem-standartlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nadir NAXD eksikliği için erken B3 vitamini yaklaşımı: İnfeksiyonların tetiklediği kötüleşme yavaşlatılabilir</title>
		<link>https://oncology.com.tr/naxd-eksikligi-b3-niasin-tedavisi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/naxd-eksikligi-b3-niasin-tedavisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2026 15:23:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[B3 vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[enerji metabolizması]]></category>
		<category><![CDATA[genetik varyantlar]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[NAXD eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[niasin tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/naxd-eksikligi-b3-niasin-tedavisi/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni çalışma, NAXD eksikliğinde erken dönemde yüksek doz B3 (niasin) verilmesinin enfeksiyonların tetiklediği klinik kötüleşmeyi bazı çocuklarda yavaşlatabileceğini gösteriyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>NAXD eksikliği adı verilen <a href="https://oncology.com.tr/avrupada-nadir-kanserlerde-molekuler-eslestirme-erisimi-hizlandirmayi-hedefliyor/" title="Avrupa’da nadir kanserlerde ‘moleküler eşleştirme’ erişimi hızlandırmayı hedefliyor" data-wpan-internal-link="1">nadir</a> bir genetik hastalıkta, çocukların enfeksiyonlar sırasında hızla kötüleşebildiği biliniyor. Ancak yeni bir araştırma, bu gidişatın her zaman kaçınılmaz şekilde ilerlemek zorunda olmadığını düşündüren bulgular sunuyor. Murdoch Children’s Research Institute (MCRI) liderliğinde yürütülen çalışmaya göre, erken dönemde yüksek dozda B3 vitamini (niasin) verilmesi bazı çocuklarda hastalığın ağırlaşmasını yavaşlatabilir ya da enfeksiyonların tetiklediği bozulmayı kesintiye uğratabilir.</p>
<p>Çalışmanın odaklandığı NAXD eksikliği, NAXD geninde işlevi bozucu varyantların yol açtığı bir metabolik bozukluk olarak ele alınıyor. Genin normalde hücresel enerji üretimini destekleyen süreçlerde rol aldığı belirtiliyor. Bu işlevin aksamasıyla, enerjiye bağımlı <a href="https://oncology.com.tr/omniage-mitotik-saatler-klonal-hematopoez/" title="OmniAge haritası: Mitotik saatlerin işaret ettiği biyolojik yollar klonal hematopoezi açıklayabilir mi?" data-wpan-internal-link="1">biyolojik yollar</a> özellikle fizyolojik stres dönemlerinde daha kırılgan hale geliyor. Araştırmanın vurguladığı kritik nokta, rutin sayılabilecek enfeksiyonların bazı hastalarda ciddi bir klinik krizi tetikleyebilmesi ve bu nedenle hastalığın doğasının yalnızca laboratuvar düzeyinde <a href="https://oncology.com.tr/me-cfs-iskelet-kasi-degisimleri-uzun-covid-bed-rest/" title="Uzun COVID ve ME/CFS’de kas biyolojisi: Yatak istirahatinin “taklidi” değil, ayrı bir örüntü" data-wpan-internal-link="1">değil,</a> gerçek yaşam klinik seyri içinde anlaşılması gerektiği.</p>
<p>Araştırmacılar, NAXD eksikliğiyle bağlantılı klinik belirtilerin tek tip olmadığını gösteren “heterojen” bir tabloya dair daha kapsamlı bir çerçeve oluşturmayı hedefledi. Bu amaçla, MCRI’nin çalışmayı Lüksemburg Centre for Systems Biomedicine (LCSB) ile birlikte yürüttüğü ifade ediliyor. Ekip, hastalığın gerçek hastalardaki davranışını daha iyi yakalamak için bilimsel anlayışı genişletmeye çalıştı ve klinik gidişata dair yeni bir yorum alanı açtı: Hastalığın ilerleyici olduğu varsayımı her hasta için geçerli olmayabilir.</p>
<p>Niacin tedavisinin etkisine ilişkin bulgular, özellikle enfeksiyonların ardından görülen bozulma dönemleri üzerinde yoğunlaşıyor. Çalışma, niasin kullanımının enfeksiyonların tetiklediği kötüleşme mekanizmalarını yavaşlatma ya da durdurma potansiyeli olabileceğini ileri sürüyor. Bununla birlikte araştırmacılar, bu bulguların erken dönem klinik karar süreçlerini etkileyebilecek düzeyde umut verici olsa da, tedavi yaklaşımlarının kişiye ve hastalığın seyrine göre değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan bilimsel bir ihtiyat çizgisini koruyor.</p>
<p>NAXD eksikliği olan çocuklarda kötüleşmenin yalnızca genel sağlık durumunu değil, birden fazla organ sistemini de etkileyebildiği bildiriliyor. Kaynağa göre süreç; nörolojik bozulma ve kalp sorunları gibi komplikasyonların gelişimiyle ilişkilendirilebiliyor. Böyle bir klinik spektrum, hastalığın enerji üretimiyle bağlantılı kırılganlığının enfeksiyon gibi yaygın tetikleyicilerle birleştiğinde ne kadar hızlı ağırlaşmaya dönüşebileceğini açıklamaya yardımcı oluyor.</p>
<p>Çalışmanın önemli bir katkısı, NAXD eksikliğinin yönetiminde “kaçınılmaz biçimde ilerleyen” bir tablo yerine “potansiyel olarak yönetilebilir” bir hastalık yaklaşımı benimsenebileceğini düşündürmesi. Bu yorum, niasin tedavisinin erken başlatılması fikriyle birlikte, klinisyenlerin enfeksiyon riskini ve olası kriz dönemlerini hastalık planlamasına daha yakından entegre etmesini gerektiren bir mesaj taşıyor. Yine de araştırmanın sonuçlarının, niasin tedavisinin herkes için aynı şekilde etki edeceğini gösteren kesin bir tedavi kanıtı olarak değil, daha büyük çalışmalara zemin hazırlayan bir klinik sinyal olarak değerlendirilmesi gerekiyor.</p>
<p>Bu çalışma, nadir genetik hastalıklarda tedavi arayışının yalnızca tek bir biyobelirtece değil, hastalığın klinik seyri içinde ne zaman ve nasıl kötüleştiğine de bakmayı gerektirdiğini hatırlatıyor. Enfeksiyonların tetikleyici rolü ve niasinle olası müdahale penceresi, NAXD eksikliği için erken tanı ve zamanında tedavi stratejilerinin önemini bir kez daha öne çıkarıyor.</p>
<p>Kaynak: https://scienmag.com/vitamin-b3-therapy-may-reduce-severity-of-rare-genetic-disease/</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> People</p>
<p><strong>Article Title:</strong> NAXD Deficiency: Heterogeneous Phenotypes and Positive Response to Niacin Treatment</p>
<p><strong>References:</strong><br />10.1002/jimd.70217</p>
<p><strong>Keywords:</strong> NAXD eksikliği, B3 vitamini, niasin tedavisi, nadir genetik bozukluk, hücresel enerji yolları, pediatrik tıp, metabolik bozukluklar, nörolojik kötüleşme, kardiyak komplikasyonlar, enfeksiyonun tetiklediği krizler</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/naxd-eksikligi-b3-niasin-tedavisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aile odaklı davranışsal programlar çocukluk obezitesinde aile hekimliği düzeyine iniyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/ail%d0%b5-temelli-davranissal-mudahale-cocukluk-obezitesi-birincil-bakim/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/ail%d0%b5-temelli-davranissal-mudahale-cocukluk-obezitesi-birincil-bakim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2026 13:21:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[aile temelli davranışsal müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[aile temelli tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[birinci basamak sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[birincil sağlık hizmetleri]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk obezitesi]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveyn katılımı]]></category>
		<category><![CDATA[klinical araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[obezite tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[pragmatik klinik deneme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/ail%d0%b5-temelli-davranissal-mudahale-cocukluk-obezitesi-birincil-bakim/</guid>

					<description><![CDATA[700’ün üzerindeki çocukta yapılan büyük ölçekli deneme; aile merkezli davranışsal programın birinci basamakta uygulanabildiğini ve obezite tedavisini ölçeklemeye yardımcı olduğunu gösteriyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluk obezitesi ABD’de yaklaşık beş çocuktan birini etkileyen inatçı bir <a href="https://oncology.com.tr/dunya-hepatit-gunu-2026-avrupada-hepatit-b-onleme-hedefleri-riskte/" title="Dünya Hepatit Günü 2026: Avrupa’nın ilerlemesine rağmen 2030 hedefi riskte" data-wpan-internal-link="1">halk sağlığı</a> sorunu olmaya devam ediyor. Ancak uzmanlaşmış çocukluk çağı kilo yönetimi hizmetlerine erişimin birçok aile için sınırlı kalması, etkili tedavilerin “gündelik hayatta” nasıl sunulacağının önemini daha da artırıyor. Yeni bir büyük ölçekli <a href="https://oncology.com.tr/omalizumab-coklu-gida-alerjisi-tolerans/" title="Çoklu gıda alerjisinde yeni yaklaşım: Omalizumab, bazı çocukların tam porsiyonları tolere etmesine kapı aralayabilir" data-wpan-internal-link="1">klinik çalışma</a>, aile temelli davranışsal bir müdahalenin rutin birincil sağlık hizmeti kapsamında uygulanabildiğini göstererek bu boşluğa yönelik somut bir adım ortaya koyuyor.</p>
<p>Çalışma <em>JAMA Pediatrics</em>’te 27 Temmuz tarihinde yayımlandı. Araştırmacılar, dört eyaletteki 41 birincil bakım pratiğinden toplanan veriler üzerinden, obezitesi olan 700’ün üzerinde çocukta müdahalenin uygulanabilirliğini ve sonuçlarını değerlendirdi. Tasarım “randomize pragmatik karşılaştırmalı etkililik” yaklaşımına dayanıyordu; bu da müdahalenin, araştırma ortamı dışındaki gerçek klinik koşullarda nasıl performans gösterebileceğini test etmeyi amaçlıyordu.</p>
<p>Çocuklar 6 ila 15 yaş aralığındaydı ve randomizasyonla iki gruba ayrıldı. Bir grupta, “iyileştirilmiş standart bakım” olarak tanımlanan yaklaşım uygulandı; diğer grupta ise aynı iyileştirilmiş standart bakımın üzerine, aile merkezli davranışsal bir program eklendi. Müdahalenin temel fikri, çocukların kilo yönetimi sürecine aile dinamikleri üzerinden daha sistematik bir biçimde dahil edilmesi ve davranış değişikliğinin aile içinde desteklenmesiydi.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> People (children and adolescents with obesity)</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Family-centered child obesity treatment: a randomized pragmatic comparative effectiveness trial</p>
<p><strong>References:</strong><br />Staiano AE, Cook SR, Stein RI, Button AM, Newton RL Jr, Beyl RA, Baker A, Lindros J, Conn AM, Braddock AS, Welch RR, Wilfley DE, for the TEAM UP Research Group. JAMA Pediatrics. July 27, 2026. DOI: 10.1001/jamapediatrics.2026.3067</p>
<p><strong>Keywords:</strong> çocukluk çağı obezitesi, aile temelli davranışsal tedavi, birincil bakım, randomize çalışma, tele-sağlık, <a href="https://oncology.com.tr/bagirsak-fenol-metabolitleri-diyet/" title="Bağırsak mikrobiyomunun “iyi” ve “kötü” metabolit geçişleri: Diyet ve metabolik yollar üzerine yeni bulgular" data-wpan-internal-link="1">metabolik</a> sağlık, uygulama bilimi</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/ail%d0%b5-temelli-davranissal-mudahale-cocukluk-obezitesi-birincil-bakim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yenidoğan ensefalopatinde doğum sonrası magnezyum sülfatın beyin koruması yeniden değerlendirildi</title>
		<link>https://oncology.com.tr/yenidogan-ensefalopatisi-magnezyum-sulfat-beyin-koruma/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/yenidogan-ensefalopatisi-magnezyum-sulfat-beyin-koruma/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2026 01:34:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[beyin hasarı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[hipoksik-iskemik beyin hasarı]]></category>
		<category><![CDATA[Magnezyum Sülfat]]></category>
		<category><![CDATA[NE Tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[Neonatal Enkefalopati]]></category>
		<category><![CDATA[nöroproteksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[yenidoğan ensefalopatisi]]></category>
		<category><![CDATA[yenidoğan sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[yenidoğan yoğun bakım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/yenidogan-ensefalopatisi-magnezyum-sulfat-beyin-koruma/</guid>

					<description><![CDATA[Sistematik derleme, yenidoğan ensefalopsisinde doğum sonrası magnezyum sülfatın beyin koruyucu potansiyelini değerlendiriyor; zamanlama ve kanıtlar inceleniyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni bir sistematik derleme, yenidoğanda “<a href="https://oncology.com.tr/cdda-bebeklerde-trombosit-transfuzyonu-kanama-tahmini/" title="Yenidoğan yoğun bakımda trombosit transfüzyonu kararları her zaman kanama ile uyumlu olmayabilir" data-wpan-internal-link="1">yenidoğan</a> ensefalopatisi” (NE) olarak bilinen durumla ilişkili beyin hasarını azaltma potansiyeli açısından doğum sonrası magnezyum sülfat (MgSO₄) tedavisini <a href="https://oncology.com.tr/tnbc-atezolizumab-sabr-tek-coklu-fraksiyon/" title="TNBC’de atezolizumab ile eşleştirilen SABR’da tek mi çoklu fraksiyon mu? Faz II sonuçları mercek altında" data-wpan-internal-link="1">mercek</a> altına aldı. NE, çoğunlukla hipoksik-iskemik beyin hasarıyla bağlantılı ve yaşam boyu sürebilen nörolojik sonuçlar açısından yüksek riskle ilişkilendiriliyor. Journal of Perinatology’de yayımlanan çalışma, magnezyumun doğumdan sonra verilmesinin, NE’nin şüphe edildiği ya da doğrulandığı senaryolarda gelişmekte olan beyin üzerinde koruyucu bir etki sağlayıp sağlayamayacağına odaklanıyor.</p>
<p>Çalışmanın araştırmacıları, değerlendirmede özellikle “postnatal” (doğum sonrası) uygulamayı ele almanın önemini vurguluyor. Daha önce gebelik döneminde ya da doğumdan hemen önce magnezyum yaklaşımlarının incelendiği çalışmaların bulunduğuna işaret edilse de bu derleme, müdahalenin zamanlamasını farklılaştırarak yalnızca doğum sonrasında magnezyum sülfat verilen olguları kapsıyor. Böyle bir ayrım, klinik pratikte uygulanabilirlik açısından da kritik; çünkü nöroproteksiyonun hedeflediği biyolojik süreçler, müdahalenin hangi evrede yapıldığına göre değişebilir.</p>
<p>Derlemenin bilimsel gerekçelerinden biri, magnezyum sülfatın beyin hasarı mekanizmalarıyla biyolojik olarak uyumlu olabileceği fikri. Kaynakta belirtilen biyolojik olasılık, magnezyumun uyarıcı toksisiteyi (eksitotoksisite) etkileyebileceği yönünde. Özellikle nöronların aktivitesini etkileyen süreçlerde yer alan kalsiyum düzenlenmesi ve buna bağlı sinyal yolları üzerinde magnezyumun rol oynayabileceği düşünülüyor. Bu tür mekanizmalar, hipoksik-iskemik hasar sonrası gelişebilen ve hasarın derinleşmesine katkıda bulunabilen kademeli biyokimyasal olaylarla ilişkilendiriliyor. Bu nedenle, doğum sonrası verilen MgSO₄’nin hasar şiddetini artıran zincirleri yavaşlatıp yavaşlatmadığı sorusu, derlemenin merkezinde yer alıyor.</p>
<p>Systematik derleme <a href="https://oncology.com.tr/aktif-ogrenmeyle-lif-tasarimi-bagirsak-mikrobiyotasi/" title="Bilgisayar destekli “lif tasarımı” ile bağırsak mikrobiyotasını hedefleme: yeni aktif öğrenme yaklaşımı" data-wpan-internal-link="1">yaklaşımı</a>, mevcut kanıtların bütüncül biçimde tartılmasını amaçlıyor. Çalışma, doğum sonrası magnezyumun NE’de nöroprotektif bir seçenek olup olamayacağına dair farklı çalışmaların bulgularını sentezlemeye çalışıyor. Bu noktada sonuçların klinik uygulamayı doğrudan değiştirmesi için ek doğrulayıcı veriler gerektiğinin altı çiziliyor; zira NE gibi karmaşık bir tabloda tedavilerin etkisi, hastaların seçimi, uygulanan zaman aralığı ve değerlendirilen çıktılar gibi pek çok etmenden etkilenebiliyor. Derleme, bu nedenle, mevcut kanıtın ne söylediğini görünür kılmayı ve araştırma boşluklarını işaret etmeyi hedefliyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Postnatal magnesium sulfate (MgSO₄) for neuroprotection in neonatal encephalopathy (NE)</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Magnesium sulfate for brain protection in neonatal encephalopathy: a systematic review</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Mimouni, F.B., Dadon, Y., Arad, I. et al. J Perinatol (2026). https://doi.org/10.1038/s41372-026-02812-9</p>
<p><strong>DOI:</strong> 10.1038/s41372-026-02812-9</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Yeni bir sistematik derleme, yenidoğanlarda neonatal ensefalopati (NE) olan bebekler için olası bir nöroprotektif strateji olarak postnatal magnezyum sülfatı (MgSO₄) mercek altına alıyor, Hipoksik-iskemik beyin hasarı ile ilişkili ve yaşam boyu önemli nörolojik risk oluşturan bir durum. Perinatoloji Dergisi’nde yayımlandı, Mimouni ve meslektaşlarının çalışması, magnezyum verilmesinin&#8230;</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/yenidogan-ensefalopatisi-magnezyum-sulfat-beyin-koruma/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yumuşak oyuncaklar “sonsuz kimyasalları” ağıza taşıyabilir: PFAS salgı benzeri sıvılara sızıyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/pfas-yumusak-oyuncak-tukruga-goc/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/pfas-yumusak-oyuncak-tukruga-goc/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Jul 2026 07:36:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[ağız teması]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre kimyasalları]]></category>
		<category><![CDATA[çevresel sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[PFAS]]></category>
		<category><![CDATA[sonsuz kimyasallar]]></category>
		<category><![CDATA[yumuşak oyuncaklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/pfas-yumusak-oyuncak-tukruga-goc/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni bir araştırma, yumuşak oyuncaklardaki PFAS’ın tükürük benzeri sıvılara göç edebildiğini gösteriyor. Bu bulgu, ağız temasıyla maruziyet endişelerini büyütüyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukların gün içinde saatlerce temas ettiği yumuşak oyuncaklar, yeni bir araştırmaya göre yalnızca oyun arkadaşlığı sağlamayabilir. Bilim insanları, “sonsuz kimyasallar” olarak bilinen PFAS (per- ve poliflorlu alkil maddeler) grubundan bazı kimyasalların, oyuncak malzemelerinden tükürük benzeri sıvılara geçebileceğini bildiriyor. Bu geçişin, gündelik ağız temasıyla birlikte kimyasalların doğrudan ağız bölgesine ulaşmasına yol açabilecek bir yol oluşturabileceği vurgulanıyor.</p>
<p>Çalışma, PFAS’ın kimyasal olarak oldukça dayanıklı yapısı nedeniyle tüketici ürünlerinden çok küçük miktarlarda salınsa bile maruziyetin uzun vadeye yayılabileceği yönündeki genel endişe çerçevesinde şekillendirildi. Araştırmacılar, yumuşak oyuncakların çiğneme, yalama ve ağız içinde tutma gibi davranışlarla PFAS için olası bir aktarım arayüzü oluşturabileceğini test etmeye odaklandı. Bu yaklaşım, çocukların yaşlarına <a href="https://oncology.com.tr/cocuklarda-kemoterapiye-bagli-trombosit-dusuklugu-romiplostim/" title="Çocuklarda kemoterapiye bağlı trombosit düşüklüğüne romiplostim umut ışığı" data-wpan-internal-link="1">bağlı</a> olarak ağızla temas sıklığının daha yüksek olmasına dayanıyor; ancak araştırmanın <a href="https://oncology.com.tr/dijital-patoloji-kiyaslama-temel-modeller-klinik/" title="Dijital patolojide temel modellerin “gerçek klinik” sınavı: Yeni kıyaslama çerçevesi" data-wpan-internal-link="1">temel</a> bulguları, “oyuncaktan ağız bölgesine kimyasal geçiş” olasılığını kimyasal aktarım davranışı <a href="https://oncology.com.tr/parkinson-dbs-kan-metabolomik-biyobelirtecler/" title="Parkinson’da DBS’nin etkisini “kan kimyası” üzerinden izleme: metabolomik çalışma sinyal arıyor" data-wpan-internal-link="1">üzerinden</a> ele alıyor.</p>
<p>Araştırmada, oyuncak materyallerinden PFAS göçünün nasıl gerçekleştiğini incelemek için tükürük benzeri bir test ortamı kullanıldığı belirtiliyor. Böylece, gerçek hayatta ağız ortamının oluşturabileceği koşullara benzetim yapılarak aktarımın ölçülebilmesi hedeflenmiş. PFAS göçü, yalnızca maddenin genel olarak “bulunması” ile değil, aynı zamanda oyuncak malzemesinden ağız ortamına ne ölçüde geçebildiği ve transferin oynanma sırasında beklenebilecek temas koşullarıyla uyumlu olup olmadığı üzerinden değerlendiriliyor.</p>
<p>Çalışmanın bulguları, PFAS’ın oyuncak malzemelerinden tükürük benzeri sıvılara geçebildiğini ve bu kimyasalların ağız temasına bağlı maruziyet açısından dikkate alınması gerektiğini gösteren bir davranış kanıtı olarak yorumlanıyor. Araştırmacılar, PFAS’ın kimyasal kararlılığı ve bozunmaya dirençli yapısı nedeniyle, tüketim ürünlerinden oluşabilecek küçük salımların bile uzun dönemli birikim maruziyetiyle ilişkili olabileceğini hatırlatıyor. Bu noktada araştırma, kesin sağlık sonuçları bildirmekten ziyade, olası maruziyet yollarını somutlaştırmaya çalışıyor.</p>
<p>Yumuşak oyuncaklar açısından risk tartışmaları genellikle dış çevreye yayılım, ambalaj ya da tekstil gibi farklı temas kaynakları üzerinden yürütülüyor. Ancak yeni çalışma, ağızla doğrudan temasın da ayrı bir maruziyet kapısı olabileceğini öne çıkarıyor. Özellikle çocukların yumuşak oyuncakları ağızlarına götürmesi ve çiğneme/yalama davranışlarının sık olması, kimyasalların ağız bölgesinde daha yüksek temas ihtimali anlamına gelebilir. Araştırmanın tasarımı, bu davranışa benzer temas senaryolarını laboratuvar koşullarında taklit etmeyi amaçladığından, günlük yaşamla bağlantı kurma konusunda temkinli ama yönlendirici bir yaklaşım sunuyor.</p>
<p>Bilimsel açıdan çalışmanın önemi, PFAS’ın “transfer edilebilir” nitelikte olup olmadığına dair daha doğrudan bir mekanizma testi sunmasında yatıyor. PFAS moleküllerinin kimyasal yapılarının ve fiziksel özelliklerinin aktarım hızını etkileyebileceği, bu nedenle farklı ürün materyalleri arasında aktarım davranışının değişebileceği düşünülüyor. Bununla birlikte araştırma bulguları, çevresel varlığın yanı sıra tüketici ürünlerinde gerçekleşebilen göç süreçlerini görünür kılarak, maruziyet değerlendirmesinde daha ayrıntılı değerlendirme ihtiyacını gündeme getiriyor.</p>
<p>Nowak ve arkadaşlarının 2026 tarihli çalışması, PFAS göçünün tükürük benzeri ortamlarda gözlemlenebildiğini rapor ederken, sağlık etkileriyle ilgili çıkarımlar için ek araştırmalara ihtiyaç olduğunu ima ediyor. Çünkü ağız temasıyla kimyasalların vücuda hangi düzeyde geçtiği, ardından nasıl işlendiği ve uzun vadeli sonuçların ne olabileceği; maruziyet, biyokinetik ve epidemiyolojik verilerle birlikte değerlendirilmesi gereken daha geniş bir araştırma alanı.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Oral exposure to PFAS from stuffed toys via migration into saliva-like fluids</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Stuffed toys as a source of oral PFAS exposure: Migration into artificial saliva and exposure assessment.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Nowak, L., Beaud, J., Sartori, L. et al. (2026). Journal of Exposure Science &amp; Environmental Epidemiology. https://doi.org/10.1038/s41370-026-00946-8</p>
<p><strong>DOI:</strong> 10.1038/s41370-026-00946-8</p>
<p><strong>Keywords:</strong> PFAS, doldurulmuş oyuncaklar, oral maruziyet, yapay tükürük, göç, maruziyet değerlendirmesi</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/pfas-yumusak-oyuncak-tukruga-goc/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda kemoterapiye bağlı trombosit düşüklüğüne romiplostim umut ışığı</title>
		<link>https://oncology.com.tr/cocuklarda-kemoterapiye-bagli-trombosit-dusuklugu-romiplostim/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/cocuklarda-kemoterapiye-bagli-trombosit-dusuklugu-romiplostim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Jul 2026 02:22:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda kemoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[kemoterapi yan etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[kemoterapiye bağlı trombosit düşüklüğü]]></category>
		<category><![CDATA[klinik çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[onkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[romiplostim]]></category>
		<category><![CDATA[trombosit düşüklüğü]]></category>
		<category><![CDATA[trombositopeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/cocuklarda-kemoterapiye-bagli-trombosit-dusuklugu-romiplostim/</guid>

					<description><![CDATA[British Journal of Cancer’da yayımlanan klinik çalışma, çocuklarda kemoterapiye bağlı trombosit düşüklüğünde romiplostim ile trombosit toparlanmasının potansiyelini değerlendiriyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>British Journal of Cancer’da yayımlanan yeni bir klinik çalışma, kemoterapiye bağlı trombosit düşüklüğü (CIT) yaşayan çocuk hastalarda trombosit sayısını toparlamaya yönelik bir yaklaşımın potansiyelini araştırıyor. CIT, kanser tedavisi sırasında kemik iliğinin baskılanmasıyla ortaya <a href="https://oncology.com.tr/germline-gen-varyantlari-dna-hasarindan-kanser/" title="Germline genler, aynı DNA hasarından çıkan tümörlerin “izini” belirleyebilir" data-wpan-internal-link="1">çıkan</a> ve kanama <a href="https://oncology.com.tr/gezegensel-saglik-diyeti-kalp-damar-riski/" title="Gezegensel Sağlık Diyetine daha yakın beslenmek, kalp-damar riskini azaltabilir: 66 bin kadınlık analiz" data-wpan-internal-link="1">riskini</a> artıran bir durum olarak öne çıkıyor. Düşük trombosit düzeyleri yalnızca acil güvenlik endişelerini değil; aynı zamanda tedavinin planlandığı gibi sürdürülememesi, dozların azaltılması ve tedavi gecikmeleri gibi klinik sonuçları da beraberinde getirebiliyor.</p>
<p>Yetişkinlerde trombopoietin reseptör agonistleriyle ilgili veri birikimi artsa da, çocuklar için tedavi rehberliği daha sınırlı kalmış durumda. Bu nedenle araştırmanın odağı, çocuk yaş grubunda da uygulanabilirliğe dair kanıt üretmek. Çalışmada incelenen ilaç romiplostim. Romiplostim, trombopoietin reseptörünü aktive etmeyi <a href="https://oncology.com.tr/prematurelerde-picc-bakim-protokolu/" title="Prematüre bebeklerde PICC bakımını hedefleyen protokol değişikliği: Daha az pansuman, daha az sorun bildirildi" data-wpan-internal-link="1">hedefleyen</a> ve “MPL” olarak da anılan sinyali taklit ederek trombosit üretimini artırmayı amaçlayan bir platelet-stimüle edici ajan olarak tanımlanıyor.</p>
<p>Çalışmanın mantığı, kemoterapinin kemik iliği üzerindeki etkisi nedeniyle düşen trombosit sayısını, romiplostim aracılığıyla yükseltmek. Trombopoietin benzeri sinyal yolakları, normal koşullarda trombosit üretiminin düzenlenmesine katkı sağlıyor. Kemoterapinin bu dengeyi bozduğu durumlarda ise, trombosit sayısını daha güvenli seviyelere yaklaştırmak tedavinin kesintisiz ilerlemesine destek olabilir. Ancak araştırmacılar, çocuklarda malignitenin etkin tedavisi ile CIT yönetimi arasında hassas bir denge kurulmasının önemini vurguluyor. Bu denge, hem kanama riskini azaltmayı hem de gereksiz müdahalelerden kaçınmayı gerektiriyor.</p>
<p>Viral Science News’in haberleştirdiği verilere göre çalışma, romiplostimin çocuk hastalardaki etkinliğini ve bu süreçte ortaya çıkabilecek klinik sorunları değerlendirmeyi hedefliyor. CIT’nin çocuklarda tedavi seyrini etkileyebilen bir komplikasyon olması nedeniyle, trombosit toparlanmasının ne kadar sürdürülebildiği ve hangi aralıklarla trombosit yanıtının değişebileceği gibi başlıklar özellikle kritik. Bu tür ajanların değerlendirilmesinde ayrıca, trombosit yanıtının yanı sıra güvenlik boyutu da göz önünde bulunduruluyor; çünkü kemik iliği üzerinden etki eden tedaviler, klinik yönetimi doğrudan etkileyen istenmeyen etkiler açısından dikkatle izlenmeyi gerektirir.</p>
<p>Çocukluk çağı kanserlerinde destek tedavilerinin rolü, yalnızca kısa vadeli laboratuvar değerlerini yükseltmekle sınırlı değil. Trombosit sayısındaki düşüş, bazı protokollerde tedavinin ertelenmesine veya doz değişikliğine yol açarak tüm tedavi planının zamanlamasını ve yoğunluğunu etkileyebiliyor. Bu nedenle CIT’ye yönelik yaklaşımın amacı; kanama riskini azaltırken, tedavinin planlanan seyirden kopmasını önlemeye yardımcı olmak. Romiplostim gibi trombopoietin reseptörünü hedefleyen ajanlar bu bağlamda, trombosit düşüşünün yol açtığı tedavi kırılmalarını azaltabilecek adaylar arasında değerlendiriliyor.</p>
<p>British Journal of Cancer’da yayımlanan çalışma, çocuklarda romiplostim kullanımına dair daha net bir çerçeve oluşturmayı hedefleyen yeni klinik kanıtlar sunuyor. Bununla birlikte, hangi çocuk hasta gruplarında, hangi kemoterapi rejimleriyle ve ne tür izlem stratejileriyle en doğru sonuçların alınacağı gibi sorular, bu araştırmaların sonuçlarıyla birlikte daha geniş veri setleri üzerinden netleşmeye devam edecek. CIT’nin ciddiyeti ve çocuklarda tedaviye bağlı risklerin çok boyutlu olması nedeniyle, bu tür terapötik yaklaşımların değerlendirilmesi dikkatli ve kanıta dayalı sürdürülmeli.</p>
<p>Sonuç olarak çalışma, kemoterapiye bağlı trombosit düşüklüğü yaşayan çocuk hastalar için romiplostimin olası faydasına işaret ederken, tedavi sürekliliği ve güvenlik açısından çocuklara özgü yaklaşım ihtiyacını yeniden gündeme getiriyor. Daha fazla ayrıntı ve uzun vadeli değerlendirme, bu tedavinin pratikte nasıl konumlanacağını belirleyecek.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Chemotherapy-induced thrombocytopenia (CIT) in pediatric cancers; romiplostim for platelet recovery.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Romiplostim for chemotherapy induced thrombocytopenia in pediatric cancers.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Bansal, S., Gupta, A.K., Meena, J.P. et al. Romiplostim for chemotherapy induced thrombocytopenia in pediatric cancers. Br J Cancer (2026). https://doi.org/10.1038/s41416-026-03561-4</p>
<p><strong>DOI:</strong> https://doi.org/10.1038/s41416-026-03561-4</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Viral Science News, kemoterapiye bağlı trombositopeni (CIT) ile mücadele eden genç hastalar için acilen gereken bir seçeneği araştıran yeni bir klinik çalışmayı inceliyor. CIT, kanser tedavisinin sık görülen bir komplikasyonu, tehlikeli derecede düşük trombosit sayımlarına yol açar ve kanama risklerini artırır, tedavi gecikmeleri, ve doz azaltımları—sonuçları tehlikeye atabilen etkiler. Trombopoietin reseptörü agonistlerine ilişkin yetişkin verileri büyümekteyken, &#8230;</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/cocuklarda-kemoterapiye-bagli-trombosit-dusuklugu-romiplostim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hamilelikte SARS‑CoV‑2 teması, 12 ve 22 ayda nörogelişimsel farklılıklarla ilişkilendirildi</title>
		<link>https://oncology.com.tr/gebelikte-sars-cov-2-maruziyeti/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/gebelikte-sars-cov-2-maruziyeti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Jul 2026 22:05:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[COVID-19]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[nörobilim]]></category>
		<category><![CDATA[nörogelişim]]></category>
		<category><![CDATA[pediatri]]></category>
		<category><![CDATA[Perinatoloji]]></category>
		<category><![CDATA[SARS-CoV-2]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/gebelikte-sars-cov-2-maruziyeti/</guid>

					<description><![CDATA[J Perinatology’de yayımlanan çalışma, gebelikte SARS‑CoV‑2’ye maruz kalan çocuklarda 12 ve 22 ayda ölçülebilir nörogelişimsel farklılıkları değerlendiriyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni bir araştırma, gebelik döneminde SARS‑CoV‑2’ye maruz kalmanın bazı çocuklarda erken dönem beyin gelişimi ve davranışsal sonuçlarla ilişkili olabileceğini öne sürüyor. Çalışma <em>J Perinatology</em> dergisinde yayımlandı ve anne karnında virüsle karşılaşmanın, annenin fetüse kanıtlanmış şekilde viral bulaş yaşamadığı durumlarda bile gelişimsel süreçleri etkileyip etkilemediği sorusuna odaklanıyor. Anne‑fetüs arasında bulaşın nadir olduğuna işaret eden genel yaklaşım, yine de fetal gelişimin yerleşik enfeksiyon olmadan da etkilenebilme ihtimalini bilimsel olarak açık bırakıyor.</p>
<p>Araştırmacılar, çocukların nörogelişimini iki kritik zaman noktasında izleyerek bu soruyu daha yakından değerlendirdi. Değerlendirmeler 12 ay ve 22 ay olmak üzere iki farklı gelişim döneminde yapıldı. Ekip, erken çocukluk nörogelişimini ölçmek için literatürde yerleşik yaklaşımları temel alarak, prenatal SARS‑CoV‑2 maruziyeti ile zaman içindeki nörogelişimsel örüntüler arasında bağlantı olup olmadığını incelemeyi hedefledi. Bu tasarım, yalnızca kısa dönemli gözlemlere ya da geriye dönük hatırlamaya dayalı değerlendirmelere yaslanmak yerine, gelişimsel değişimin belirli bir zaman akışında nasıl şekillendiğini görebilmeyi amaçlıyor.</p>
<p>Gebelik sırasında enfeksiyon ile gelişimsel sonuçlar arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışmaların önündeki en büyük engellerden biri “karıştırıcı etkenler” sorunu. Pandemi koşullarında gebelerin maruz kaldığı çok sayıda faktör, yalnızca virüs temasıyla sınırlı olmayabiliyor. Araştırmacılar bu noktayı özellikle vurguluyor; çünkü pandemi dönemi gebeliklerinde erişim ve sağlık hizmetlerine ulaşım, stres düzeyi, yaşam koşulları ve gebeliğin yönetimi gibi değişkenler, fetal beyin gelişimini ve bebeğin sonraki davranışsal gidişini etkileyebiliyor. Böylece gözlenen farkların, gerçekten in utero viral etkilerden mi yoksa pandemi koşullarının gebelik üzerindeki dolaylı etkilerinden mi kaynaklandığını ayırmak zorlaşıyor.</p>
<p>Çalışmanın yaklaşımı, prenatal maruziyetin olası sonuçlarını yalnızca “var/yok” gibi tek bir zaman noktasında değil, çocukların büyümesiyle <a href="https://oncology.com.tr/ticagrelor-fazamoreksant-etkilesimi-faz-1/" title="Ticagrelor ile fazamoreksant birlikte alındığında ilaç maruziyetinde değişim sinyali: Faz I çalışma" data-wpan-internal-link="1">birlikte</a> yeniden değerlendirerek daha tutarlı bir perspektif sağlamaya çalışıyor. 12 ayda yapılan ölçümlerin 22 ayda nasıl bir eğilim gösterdiği, prenatal maruziyetin etkisinin kalıcı mı yoksa geçici mi olabileceğine dair daha fazla ipucu verebilir. Ancak araştırmanın gözlemsel doğası, nedensellik iddiasını sınırlayan önemli bir çerçeve sunuyor; yani çalışma, maruziyet ile sonuçlar arasında ilişkiyi değerlendirmeyi amaçlasa da doğrudan “sebep-sonuç” kanıtı üretmek için tek başına yeterli olmayabilir.</p>
<p>Yine de bu tür çalışmalar, gebelikte SARS‑CoV‑2’ye maruziyetin, anne karnındaki gelişimsel biyolojiyle bağlantılı mekanizmalar üzerinden etkileyici bir sinyal taşıyabileceğine dair olasılıkları somut veriyle test etme açısından önem taşıyor. İn utero viral enfeksiyonun nadir olması, araştırma fikrini daha da kritik hâle getiriyor: Eğer yerleşik enfeksiyon kanıtı olmadan bile farklı nörogelişimsel gidişler gözlenebiliyorsa, bunun altında yatan süreçler arasında annenin bağışıklık yanıtı ve gebelik bağlamındaki stres gibi dolaylı biyolojik etkiler düşünülebilir. Çalışmanın, pandemi döneminde enfeksiyon araştırmalarında yaygın olan karıştırıcı faktörleri ele alma ihtiyacı, bu olasılıkların değerlendirilmesinde metodolojik hassasiyet gerektirdiğini gösteriyor.</p>
<p>Araştırmacılar, sonuçların erken çocuklukta değerlendirilen nörogelişimsel göstergeler üzerinde zamanla ölçülebilir olası farklılıklar yaratıp yaratmadığını ortaya koymayı amaçlıyor. Bulguların ayrıntıları ilerleyen yayınlar ve genişletilmiş analizlerle daha netleşebilir; ayrıca farklı popülasyonlarda ve farklı pandemi koşullarında benzer tasarımlarla doğrulama, klinik yorumların sağlamlığını artıracaktır.</p>
<p>Özetle çalışma, gebelikte SARS‑CoV‑2’ye maruz kalmanın 12 ve 22 ay civarında nörogelişimsel sonuçlarla ilişkili olabileceğine dair yeni kanıtlar sunuyor. Bu bulgular, anne‑fetüs arasında bulaşın nadir olduğu senaryolarda bile fetal gelişimin etkilenebileceği olasılığını bilimsel <a href="https://oncology.com.tr/mikrobiyal-metabolitler-epigenetik-gen-duzenleme/" title="Bağırsak mikroplarının metabolitleri genlerin “açılıp kapanmasını” epigenetik düzeyde etkileyebilir" data-wpan-internal-link="1">düzeyde</a> gündemde tutarken, aynı zamanda pandemi döneminin çok katmanlı etkilerini ayrıştırmanın önemini bir kez daha gösteriyor.</p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="WD9kUNq2Xm"><p><a href="https://scienmag.com/in-utero-sars-cov-2-exposure-linked-to-neurodevelopmental-outcomes-at-12-and-22-months/">In-Utero SARS-CoV-2 Exposure Linked to Neurodevelopmental Outcomes at 12 and 22 Months</a></p></blockquote>
<p><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="“In-Utero SARS-CoV-2 Exposure Linked to Neurodevelopmental Outcomes at 12 and 22 Months” — Science" src="https://scienmag.com/in-utero-sars-cov-2-exposure-linked-to-neurodevelopmental-outcomes-at-12-and-22-months/embed/#?secret=rCR7ENnoiv#?secret=WD9kUNq2Xm" data-secret="WD9kUNq2Xm" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe></p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> In utero SARS-CoV-2 exposure and infant neurodevelopmental outcomes</p>
<p><strong>Article Title:</strong> The association of in utero SARS-CoV-2 exposure on neurodevelopmental outcomes at 12 and 22 months</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Kharrat, A., Gleeson, E., Pippert, V. et al. The association of in utero SARS-CoV-2 exposure on neurodevelopmental outcomes at 12 and 22 months. J Perinatol (2026). https://doi.org/10.1038/s41372-026-02819-2</p>
<p><strong>DOI:</strong> https://doi.org/10.1038/s41372-026-02819-2</p>
<p><strong>Keywords:</strong> in utero exposure, SARS-CoV-2, nörogelişim, gebelik, bebek sonuçları</p>
</div>
<div class="wpan-internal-link-block" data-wpan-internal-link-block="1"><strong>Related Articles</strong></p>
<ul>
<li><a href="https://oncology.com.tr/sili-28-yillik-orman-yangini-dumani-maruziyeti-yenidogan/" data-wpan-internal-link="1">Şili’de 28 yıllık izlem: Annelerin yangın dumanına maruziyeti yenidoğan sağlık sonuçlarıyla ilişkilendirildi</a></li>
</ul>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/gebelikte-sars-cov-2-maruziyeti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
