<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>cilt lezyonları &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/cilt-lezyonlari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Jul 2026 10:18:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.3</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>cilt lezyonları &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yedi Yarıklı Köpek Balığında Deri Lezyonlarıyla Bağlantılı Yeni Bir Adomavirüs Türü Tanımlandı</title>
		<link>https://oncology.com.tr/yedi-yarikli-kopek-baliginda-deri-lezyonlariyla-baglantili-yeni-bir-adomavirus-turu-tanimlandi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/yedi-yarikli-kopek-baliginda-deri-lezyonlariyla-baglantili-yeni-bir-adomavirus-turu-tanimlandi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Jul 2026 10:18:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[adomavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[cilt lezyonları]]></category>
		<category><![CDATA[deniz virolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[DNA virüsleri]]></category>
		<category><![CDATA[elasmobranşlar]]></category>
		<category><![CDATA[kıkırdaklı balıklar]]></category>
		<category><![CDATA[metagenomik]]></category>
		<category><![CDATA[virüs keşfi]]></category>
		<category><![CDATA[yedi yarıklı köpek balığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/yedi-yarikli-kopek-baliginda-deri-lezyonlariyla-baglantili-yeni-bir-adomavirus-turu-tanimlandi/</guid>

					<description><![CDATA[Araştırmacılar, yedi yarıklı köpek balığında deri tümörlerine neden olan yeni bir adomavirüs keşfederek bu virüs ailesinin kıkırdaklı balıklardaki ilk örneğini belgeledi. Bulgular, deniz virüslerinin evrimine ışık tutuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Deniz virolojisi alanında çığır açan bir keşifte araştırmacılar, geniş burunlu yedi yarıklı köpek balığında (Notorynchus cepedianus) görülen çoğalıcı deri lezyonlarıyla ilişkili yeni bir adomavirüs tespit etti. npj Viruses dergisinde yayımlanan çalışma, köpek balıkları, vatozlar ve tırpanaları kapsayan kıkırdaklı balıklar grubunda (elasmobranşlar) bir adomavirüsün ilk kapsamlı karakterizasyonunu sunuyor. Bu bulgu, şimdiye kadar çoğunlukla kemikli balık türlerinde ve birkaç amfibide tanımlanmış olan bu DNA virüs ailesinin bilinen konak aralığını önemli ölçüde genişletiyor ve denizel ortamlardaki virüs evrimine dair yeni soruları gündeme getiriyor.</p>
<p>Adomavirüsler, karmaşık çoğalma stratejilerine sahip, halkasal çift sarmallı DNA virüsleridir. Yakın zamana kadar bu virüs ailesinin üyeleri ağırlıklı olarak tatlı su ve deniz kemikli balıklarında, ayrıca sınırlı sayıda kurbağa türünde bildirilmişti. Kıkırdaklı balıklarda ise herhangi bir adomavirüs kaydı bulunmuyordu. Araştırma ekibi, rutin sağlık taramaları sırasında yabani yedi yarıklı köpek balıklarında normalde pürüzsüz olan deri üzerinde düzensiz, kabarık nodüller şeklinde farklı lezyonlar gözlemledi. Bu lezyonların olağandışı görünümü, altta yatan bir viral etkenin varlığını düşündürdü.</p>
<p>Bilim insanları, virüs genomunu ve biyolojik etkisini aydınlatmak için yüksek verimli metagenomik, histopatoloji ve elektron mikroskobunu bir araya getiren çok disiplinli bir yaklaşım kullandı. Metagenomik analizler, lezyonlu deri örneklerinde bilinen hiçbir virüse tam olarak uymayan, ancak adomavirüslere özgü genetik imzalar taşıyan yeni bir dairesel DNA genomu ortaya çıkardı. Elde edilen tam genom dizisi, virüsün replikasyon ve yapısal proteinlerini kodlayan genleri barındırdığını ve filogenetik olarak adomavirüs ailesi içinde ayrı bir dal oluşturduğunu gösterdi. Bu, söz konusu etkenin yeni bir türü temsil ettiğini doğruladı.</p>
<p>Histopatolojik incelemeler, deri lezyonlarının epidermal hücrelerde belirgin çoğalma (hiperplazi) ve anormal <a href="https://oncology.com.tr/fare-beyninde-tek-hucre-verilerinden-sinirsel-baglantilarin-kesfi/" title="Fare Beyninde Tek Hücre Verilerinden Sinirsel Bağlantıların Keşfi" data-wpan-internal-link="1">hücre</a> büyümesi ile karakterize olduğunu ortaya koydu. Etkilenen dokularda, virüs replikasyonunun tipik belirtileri olan hücre çekirdeğinde büyüme ve kromatin yapısında değişiklikler gözlendi. Elektron mikroskobu görüntüleri ise virüs partiküllerinin çoğunlukla enfekte hücrelerin çekirdeklerinde biriktiğini ve tipik adomavirüs morfolojisi sergilediğini doğruladı. Virüsün, deri hücrelerindeki çoğalma sürecini tetikleyerek bu iyi huylu ancak belirgin tümör benzeri oluşumlara yol açtığı anlaşıldı.</p>
<p>Bu keşif, virüs ailesinin evrimsel geçmişine dair önemli ipuçları sunuyor. Deniz ekosistemlerinin en eski omurgalı gruplarından olan kıkırdaklı balıklarda adomavirüs varlığının tespiti, bu virüslerin sucul omurgalılarla ortak evriminin sanılandan çok daha geriye, belki de yüz milyonlarca yıl öncesine dayanabileceğini düşündürüyor. Ayrıca, kemikli ve kıkırdaklı balıklar <a href="https://oncology.com.tr/ferroptozun-gizemi-cozuluyor-atf4-ve-srebf-arasindaki-molekuler-rekabet-hucre-olumunu-yonlendiriyor/" title="Ferroptozun Gizemi Çözülüyor: ATF4 ve SREBF Arasındaki Moleküler Rekabet Hücre Ölümünü Yönlendiriyor" data-wpan-internal-link="1">arasındaki</a> evrimsel ayrışmadan önce ortak bir atada var olan eski bir viral soyun varlığına işaret ediyor olabilir. Araştırmacılar, adomavirüslerin konak özgüllüğünü ve farklı omurgalı sınıflarına uyum mekanizmalarını anlamak için daha fazla karşılaştırmalı genomik çalışmaya ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.</p>
<p>Çalışmanın bir diğer önemli boyutu da denizel virüs keşif yöntemleriyle ilgili. Ekip, yüksek verimli metagenomik dizilemenin bilinmeyen patojenleri ortaya çıkarmadaki gücünü bir kez daha gösterdi. Özellikle ticari açıdan değerli veya koruma <a href="https://oncology.com.tr/stres-altindaki-dna-zincirlerini-koruyan-gizli-kalkan-kromatin-halkalari/" title="Stres Altındaki DNA Zincirlerini Koruyan Gizli Kalkan: Kromatin Halkaları" data-wpan-internal-link="1">altındaki</a> türlerde hastalık izleme programlarına bu tür tarafsız genomik yaklaşımların entegre edilmesi, gelecekteki salgınların erken tespiti ve yönetimi açısından büyük potansiyel taşıyor. Yedi yarıklı köpek balığı özelinde, deri lezyonlarının bireysel sağlık ve popülasyon dinamiğine etkisi henüz bilinmiyor ve ek arazi çalışmalarıyla aydınlatılması gerekiyor.</p>
<p>Bulgular, elasmobranşlar üzerinde yürütülen virolojik araştırmalardaki büyük boşluğu da gözler önüne seriyor. Köpek balıkları ve vatozlar, ekosistemlerin üst basamaklarında yer alan türler olarak besin ağı boyunca virüs taşınımında önemli roller üstlenebilir. Buna rağmen bu canlılarla ilişkili virüs çeşitliliği kemikli balıklara kıyasla yok denecek kadar az araştırılmış durumda. Bilim insanları, bu yeni adomavirüsün tanımlanmasının, kıkırdaklı balıkların viral dünyasına açılan bir pencere olduğunu ve önümüzdeki yıllarda benzer keşiflerin hızlanabileceğini vurguluyor.</p>
<p>Günümüzde iklim değişikliği ve habitat bozulması gibi baskılar denizel konak-patojen ilişkilerini yeniden şekillendiriyor. Yeni ortaya çıkan virüslerin ekolojik ve evrimsel bağlamını anlamak, hem su ürünleri sağlığı hem de deniz biyoçeşitliliğinin korunması açısından kritik önem taşıyor. Bu çalışma, devasa okyanuslardaki görünmez viral dünyanın bir parçasını daha aydınlatarak, henüz keşfedilmemiş ne kadar çok şey olduğunu hatırlatıyor. Araştırma sonuçları, adomavirüs ailesinin konak yelpazesine dair ders kitaplarındaki bilgileri güncellerken, gelecekteki karşılaştırmalı viroloji çalışmaları için de sağlam bir temel oluşturuyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Novel adomavirus infecting broadnose sevengill shark (Notorynchus cepedianus) skin lesions</p>
<p><strong>Article Title:</strong> A novel adomavirus from proliferative skin lesions of a broadnose sevengill shark (Notorynchus cepedianus)</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Gordon, L.M., Sevigny, J.L., Buck, C.B. et al. A novel adomavirus from proliferative skin lesions of a broadnose sevengill shark (Notorynchus cepedianus). npj Viruses (2026). https://doi.org/10.1038/s44298-026-00210-8</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/yedi-yarikli-kopek-baliginda-deri-lezyonlariyla-baglantili-yeni-bir-adomavirus-turu-tanimlandi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lupus Cilt Lezyonlarının Uzamsal Haritası Hastalığın İki Formu Arasındaki Farkları Aydınlatıyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/lupus-cilt-lezyonlari-uzamsal-inceleme/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/lupus-cilt-lezyonlari-uzamsal-inceleme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 May 2026 07:18:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[cilt lezyonları]]></category>
		<category><![CDATA[deri lezyonları]]></category>
		<category><![CDATA[dermatoloji]]></category>
		<category><![CDATA[diskoid lupus eritematozus]]></category>
		<category><![CDATA[lupus]]></category>
		<category><![CDATA[otoimmün hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[sistemik lupus eritematozus]]></category>
		<category><![CDATA[uzamsal transkriptomik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/lupus-cilt-lezyonlari-uzamsal-inceleme/</guid>

					<description><![CDATA[DLE ve SLE cilt lezyonlarının uzamsal yapısı, lupusun deri biyolojisindeki farklılıkları ve hastalık mekanizmalarını yeni bir düzeyde inceliyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Lupus eritematozusun ciltte oluşturduğu hasar, çoğu zaman hastalığın en görünür ama en karmaşık yönlerinden birini temsil ediyor. Çinli araştırmacılardan oluşan ve Zhou, Huang ile Lei’nin öncülük ettiği bir ekip, bu karmaşıklığı çözmek için şimdiye kadarki en ayrıntılı yaklaşımlardan birini ortaya koydu. Nature Communications’ta 2026’da yayımlanan çalışma, diskoid lupus eritematozus (DLE) ile sistemik lupus eritematozusun (SLE) deri lezyonlarını uzamsal düzeyde inceleyerek, bu iki hastalığın ciltte nasıl farklı biyolojik izler bıraktığına dair yeni bilgiler sundu.</p>
<p>Çalışmanın önemi, yalnızca lupusun dermatolojik yönlerini daha iyi anlamaktan ibaret değil. Uzmanlar için asıl kritik nokta, benzer görünen cilt lezyonlarının <a href="https://oncology.com.tr/tek-doz-hpv-asisi-zamanlama-etkisi/" title="Kenya’da Tek Doz HPV Aşısında Zamanlama Etkisi Mercek Altında" data-wpan-internal-link="1">altında</a> yatan hücresel ve moleküler ortamın ayrıştırılabilmesi. Çünkü DLE çoğunlukla deriyle sınırlı, kalıcı iz bırakabilen plaklar ve skarlaşma ile seyrederken, SLE çok daha geniş bir sistemik tabloya sahip ve deri belirtileri çoğu zaman başka organ tutulumlarıyla birlikte görülebiliyor. Buna karşın her iki hastalık da ortak otoimmün mekanizmalara dayanıyor. Yeni çalışma, bu ortaklığın yanında ayrışan yönleri de görünür hale getirmeyi hedefledi.</p>
<p>Araştırmanın merkezinde, klasik biyopsi analizlerinin ötesine geçen uzamsal transkriptomik yer alıyor. Bu yöntem, doku örneği içindeki gen ifadesini ölçerken histolojik mimariyi koruyor; yani hangi genlerin aktif olduğunu yalnızca “ne kadar” düzeyinde değil, dokunun tam olarak “neresinde” aktif olduğunu da gösterebiliyor. Bu, özellikle bağışıklık hücreleri, deri hücreleri ve inflamatuvar sinyaller arasındaki etkileşimi anlamakta büyük avantaj sağlıyor. Lupus cilt lezyonları gibi heterojen yapılar için böyle bir konumsal okuma, geleneksel toplu analizlerle görülmesi güç desenleri yakalayabiliyor.</p>
<p>Yayınlanan çalışmada, DLE ve SLE’ye ait deri biyopsileri bu teknikle değerlendirildi. Ekip, lezyonların mikroskobik mimarisi içinde bağışıklık yanıtının hangi alanlarda yoğunlaştığını ve hangi hücresel sinyal yollarının öne çıktığını araştırdı. Bu yaklaşım, hastalığın yalnızca yüzeydeki klinik görünümünü değil, doku içinde işleyen daha derin patolojik süreçleri de ortaya koyma potansiyeli taşıyor. Özellikle kronik cilt otoimmün hastalıklarında, inflamasyonun dağılımı ve bağışıklık hücrelerinin yerleşim biçimi, lezyonun kalıcılığı ve dokuda bıraktığı hasar açısından belirleyici olabiliyor.</p>
<p>Bilim insanları açısından dikkat çekici bir diğer nokta, DLE ile SLE’nin ciltteki ortaklıklarının yanı sıra özgünlüklerinin de bulunması. DLE’de deri tutulumu çoğu zaman daha lokalize ve skar bırakan bir süreç olarak öne çıkarken, SLE’de cilt belirtileri daha geniş bir immün düzensizlik tablosunun parçası olabiliyor. Bu ayrım, tanı koyarken de klinik önem taşıyor. Benzer görünümlü lezyonların altında farklı bağışıklık düzenekleri bulunması, kişiye özel değerlendirme ve tedavi stratejileri açısından önemli ipuçları verebilir. Ancak çalışma, doğrudan klinik uygulamayı değiştirdiği iddiasında bulunmaktan ziyade, bu alanda daha ayrıntılı biyolojik bir temel oluşturmaya odaklanıyor.</p>
<p>Uzamsal profilleme gibi ileri teknolojiler, son yıllarda otoimmün hastalık araştırmalarında giderek daha fazla öne çıkıyor. Bunun nedeni, doku bağlamını koruyarak gen ifadesini incelemenin; hangi hücrelerin hangi çevresel işaretlerle aktive olduğunu, inflamasyonun doku boyunca nasıl yayıldığını ve bağışıklık sisteminin neden bazı bölgelerde daha yıkıcı davrandığını göstermesi. Lupus araştırmalarında bu özellikle değerli, çünkü hastalık dalgalı seyri, çoklu organ tutulumu ve farklı klinik alt tipleriyle tek bir biyolojik şemaya sığmıyor. Dolayısıyla lezyonların uzamsal haritalanması, hastalığın “aynı adı taşıyan ama farklı yüzler gösteren” formlarını ayırmada yeni bir araç sunuyor.</p>
<p>Çalışmanın bir diğer potansiyel etkisi de tanı ve sınıflandırma alanında olabilir. Cilt biyopsilerinde elde edilen uzamsal moleküler bilgiler, gelecekte histopatolojik incelemeyi destekleyen ek bir katman <a href="https://oncology.com.tr/digoksin-romatizmal-kalp-hastaligi/" title="Yüzyıllık İlaç Digoksin, Romatizmal Kalp Hastalığında Beklenmedik Bir Avantaj Sağlayabilir" data-wpan-internal-link="1">sağlayabilir</a>. Özellikle DLE ile SLE’nin deri tutulumunun ayırt edilmesinde, klinik bulgular her zaman tek başına yeterli olmayabiliyor. Bu nedenle doku içi gen ifade düzenlerinin belirlenmesi, tanısal belirsizliğin azaltılmasına yardımcı olabilir. Yine de araştırmacılar için asıl ihtiyat noktası, bu tür bulguların geniş hasta gruplarında, farklı klinik koşullarda ve uzunlamasına çalışmalarla doğrulanması gerekliliği olmaya devam ediyor.</p>
<p>Bağışıklık sistemi ile deri dokusu arasındaki ilişkiyi mekânsal olarak çözmek, lupus gibi kronik hastalıkların neden bu kadar değişken seyrettiğini anlamada önemli bir adım sayılıyor. Zhou, Huang ve Lei’nin çalışması, cilt lezyonlarını yalnızca dışarıdan görünen inflamasyon alanları olarak değil, karmaşık hücresel ekosistemler olarak ele alıyor. Bu bakış açısı, hem temel bilim hem de klinik dermatoloji açısından değerli. Araştırma, lupusun ciltte bıraktığı izlerin arkasındaki biyolojiyi daha ayrıntılı okumaya başladığımızı gösterirken, aynı zamanda kişiselleştirilmiş tanı ve tedaviye giden yolda hâlâ çözülmesi gereken birçok soru olduğunu da hatırlatıyor.</p>
<p>Sonuç olarak bu çalışma, lupus türleri arasındaki dermatolojik farkları yalnızca gözleme dayalı olarak değil, uzamsal moleküler kanıtlarla inceleyen önemli bir <a href="https://oncology.com.tr/rhinovirus-c-hucre-modeli/" title="Rhinovirüs C İçin Geliştirilen Yeni Hücre Modeli Araştırmada Dönüm Noktası Olabilir" data-wpan-internal-link="1">dönüm noktası</a> olarak öne çıkıyor. DLE ve SLE’nin ciltte nasıl farklı bağışıklık peyzajları oluşturduğunu anlamak, ileride daha hassas tanı araçlarının ve daha hedefli araştırmaların önünü açabilir. Şimdilik ise eldeki bulgular, lupus dermatolojisinin artık yalnızca lezyonun görünümüne değil, lezyonun içindeki biyolojik haritaya da bakmayı gerektirdiğini güçlü biçimde ortaya koyuyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Spatial transcriptomic and immunological characterization of skin lesions in discoid and systemic lupus erythematosus</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Spatial characterization of skin lesions in discoid and systemic lupus erythematosus</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Zhou, W., Huang, Y., Lei, Y. et al. Spatial characterization of skin lesions in discoid and systemic lupus erythematosus.<br />
Nat Commun (2026). https://doi.org/10.1038/s41467-026-72720-1</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/lupus-cilt-lezyonlari-uzamsal-inceleme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
