<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>CD36 &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/cd36/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 31 Mar 2025 08:13:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>
	<item>
		<title>Kanser Mikrosisteminde Beslenme ve Lipid Metabolizması</title>
		<link>https://oncology.com.tr/kanser-mikrosisteminde-beslenme-ve-lipid-metabolizmasi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/kanser-mikrosisteminde-beslenme-ve-lipid-metabolizmasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Oncology.com.tr]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Oct 2024 09:58:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[CAF]]></category>
		<category><![CDATA[CD36]]></category>
		<category><![CDATA[DC hücreleri]]></category>
		<category><![CDATA[endotel hücreleri]]></category>
		<category><![CDATA[exozom]]></category>
		<category><![CDATA[FABP4]]></category>
		<category><![CDATA[HFD]]></category>
		<category><![CDATA[inflamasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[karaciğer kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[ketojenik diyet]]></category>
		<category><![CDATA[kolorektal kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kreatin]]></category>
		<category><![CDATA[lipid metabolizması]]></category>
		<category><![CDATA[meme kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[NF-κB]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[PGE2]]></category>
		<category><![CDATA[PPARδ]]></category>
		<category><![CDATA[STAT3]]></category>
		<category><![CDATA[T lenfositleri]]></category>
		<category><![CDATA[tümor mikroçevresi]]></category>
		<category><![CDATA[yağ asidi oksidasyonu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://frenify.net/envato/frenify/wp/xoxo/1/?p=112</guid>

					<description><![CDATA[From budgeting to packing hacks, here’s everything you need to know to make travel stress-free and enjoyable.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Modern tıp, kansere karşı savaşta önemli ilerlemeler kaydetse de, tümor mikroçevresinin karmaşıklı yapısı nedeniyle henüz birçok sır aydınlatılamamıştır. Massachusetts Institute of Technology (MIT), Harvard ve Hacettepe Üniversitesi gibi prestijli kurumlarda görev yapan bilim insanları tarafından yayımlanan kapsamlı bir inceleme makalesi, tümor mikroçevresinde yağ asitlerinin ve lipid metabolizmasının oynadığı kritik rolleri gözler önüne seriyor. Bu bulgular, kanserin hem başlangıcında hem de ilerlemesinde ya da metastazında, diyet kaynaklı yağların tahmin edilenden çok daha etkin rol oynadığını ortaya koyuyor.</p>
<p>Klasik olarak, kanserin metabolik semptomları genellikle artmış glikoz kullanımı ve laktata dönüşüm üzerinden değerlendirilirken, bu çalışma lipid metabolizmasının da en az glikoz kadar belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır. Lipidlerin çeşitli biyokimyasal yapıları &#8211; gliserofosfolipitlerden sfingolipitlere kadar &#8211; tümor bünyesinde çeşitli sinyalleşme yollarını etkilemekte, büyümeyi, sağl kalımı ve hatta ilaca direnç mekanizmalarını düzenlemektedir. Lipid düzeninin bozulması, hücresel stresi artırmakta ve bu durum, kanserin seyrini çok yönlü olarak şekillendirmektedir.</p>
<p>Obezite, artan vücut kitle indeksi (VKİ) ile birlikte dünyada giderek yaygınlaşan bir sorundur ve en az 13 farklı kanser türüyle ilişkili olduğu gösterilmiştir. Bu durum, sadece kronik inflamasyon ya da insülin direnci gibi sistemik faktörlerle sınırlı kalmayıp, aynı zamanda yağ dokusundan salınan adipokinler, inflamatuvar sitokinler ve yağ asitleri aracılığıyla da tümor mikroçevresini şekillendirmektedir. Özellikle IL-6, TNF-α ve IL-1β gibi moleküller, kanser hücrelerinin çoğalmasını desteklerken, STAT3 sinyal yolunun aktif hale gelmesini sağlar.</p>
<p>Karaciğer kanseri, obeziteye bağlı yağlanma hastalıklarının (NAFLD ve NASH) ilerlemesiyle yakından ilişkilidir. Yüksek yağ içerikli beslenme, karaciğerde lipit birikimine, inflamasyona ve makrofaj infiltrasyonuna neden olur. Kupffer hücrelerinden salınan IL-6 ve TNF-α, STAT3 aktivasyonunu tetiklerken, bu yol hepatositlerde tümörogenezi başlatabilir. Ayrıca kolesterol, NASH ve hepatoselüler karsinom arasındaki ilişkiyi kuvvetlendirirken, androjen reseptörüyle ilintili Ccrk onkogeni, mTORC1 aracılık eden sinyal yollarını aktive ederek MDSC birikimine ve pro-tümör mikroçevre oluşumuna katkı sağlar.</p>
<p>Pankreas kanserinde ise obezite ve yağ türevi sinyaller, KRAS onkogenini COX2 yoluyla aktive eder. Bu da inflamasyon ve PanIN lezyonlarının gelişmesine yol açar. Yağ asidi duyarılı PPARδ reseptörü, HFD koşullarında CCL2 salınımını tetikleyerek baskılayıcı makrofajları çeker. Pankreas tümörleri ayrıca PI3K/AKT yolu ile migrasyon kazanır. İlginç bir şekilde, ketojenik diyetler de lipid düzenine bağlı olarak bu tümörlerin büyümesine katkı sağlayabilir.</p>
<p>Kolorektal kanserlerde ise yağ asidi oksidasyonu (FAO), intestinal kök hücrelerde artışla birlikte tümörogenezi destekler. PPARα ve PPARδ, bu metabolik döngüyü aktive ederek CPT1A enzimi aracılığıyla FAO&#8217;yu hızlandırır. Fruktoz içeren diyetsel ürünler, fruktoz-1-fosfat düzeylerini artırarak glikoliz ve yağ asidi sentezini destekler. Ayrıca HFD, bağırsak mikrobiyotasında önemli düzenlemelere yol açarak bariyer fonksiyonunu bozar ve antitümör immün yanıtları baskılar.</p>
<p>Meme kanseri söz konusu olduğunda, yağ türevi sinyaller metastaz öncesi nışta palmitat zenginleşmesini destekleyerek NF-κB yolunu aktive eder. EMT ve kök hücre fenotipini destekleyen bu yol, özellikle TNBC alt türünde agresif yayılım gösterir. Tümorle çevresindeki makrofajlar, sitotoksik T hücreleri ve adipozitlerle kurduğu etkileşimler sayesinde mikroçevredeki inflamasyonu artırır. Diyet kaynaklı mikrobiota değişiklikleri de bu sürece katkı sağlayarak tümör proliferasyonunu tetikler.</p>
<p>Ağız karsinomları ve melanomlarda CD36 reseptörü aracılığıyla palmitik asit gibi lipidlerin kullanılması, metastaz yetisini artırır. Melanomlarda oleik asit, ferroptozdan koruyarak büyümeyi destekler. BRAF mutasyonlarına sahip melanomlarda ise ketojenik diyet kaynaklı asetooasetat artışı, MEK1 aktivasyonunu tetikler ve büyümeyi destekler. Bu da, diyetsel müdahalenin onkogenik profile göre şekillendirilmesi fikrini doğurur.</p>
<p>Yemek borusu ve mide karsinomlarında da yağ türevi beslenmenin etkisi yadsınamaz. Barrett’s özofagusuna sahip bireylerde HFD, epiteldeki dönüşümü tetikler. CXCL1 ile artan nötrofil/NK oranı, inflamasyonu ve kök hücre geni ekspresyonunu artırır. Midede ise leptin, PI3K ve β-katenin yolları aracılığıyla kanser kök hücresi fenotipi oluşurur. DGAT2 enzimi, lipid damlacıkları ve FAO ile peritonel yayılımı destekler.</p>
<p>Tümor mikroçevresinde yağ asitlerinin etkisi yalnızca kanser hücreleriyle sınırlı kalmaz. T lenfositlerinde FABP4 ve FABP5 aracılığıyla yağ asidi alımı ve PPARγ sinyalleşmesi, metabolik şekillenmeyi etkiler. CD8+ T hücreleri, HFD koşullarında glikoliz ve granzim salınımını kaybeder. D-2HG gibi onkometabolitler, IFN-γ salınımını azaltarak T hücresi işlevlerini bozar. HFD&#8217;nin metabolik etkisi, PHD3 inhibisyonuyla tersine çevrilebilir.</p>
<p>Doğal katil (NK) hücrelerde de benzer durumlar söz konusudur. PPARα/δ aracılı lipid birikimi, mTOR’u baskılayarak sitotoksik yanıtları azaltır. DC hücrelerinde yağ birikimi, antijen sunumunu bozar. Özellikle FAO’da artış, ROS düzeylerini yükseltir ve T hücresi aktivasyonunu engeller.</p>
<p>Adipozitler, tümör hücreleriyle metabolik simbiyoz geliştirir. Lipoliz ile FFA salınır, LD&#8217;lerde depolanarak ATP üretiminde kullanılır. FABP4, bu etkileşimin merkezindedir. Adipozitlerin çevresel sertliği artar, bu da ECM yeniden düzenlenmesini sağlar. Gatm enzimi aracılığıyla kreatin biyosentezi de tümör ilerlemesini destekler.</p>
<p>Kanserle ilişkili fibroblastlar (CAF), CPT1A ve FAO yönünde yeniden programlanır. Lipit salgısı, CD36 aracılığıyla tümör hücrelerine geçer. Exozom aracılı ile ön metastatik niş oluşturulur. Sphingosin kinazlar, bu fibroblastların fonksiyonel aktivasyonunu düzenler.</p>
<p>Endotel hücrelerde glikoliz, VEGF ve COX2 ile artar. Serin biyosentezi ve PPP aktivasyonu ön plandadır. Lenfatik endotel hücrelerinde ise FAO, PROX1 ekspresyonu ile şekillenir. FASN inhibisyonu, metastazı azaltabilir. Obezite, pro-inflamatuvar sitokinler aracılığıyla EC fonksiyonunu bozar.</p>
<p>Kalori kısıtlaması ve aralıklı açlık gibi diyet stratejileri, IGF-1 ve mTOR sinyallerini baskılayarak anti-kanser etkiler gösterebilir. CR, CD8+ T hücrelerin rezervini artırırken, Treg baskısını azaltır. Klinik uygulamalara dair umut vaat eden adımlar atılmaktadır.</p>
<p>Subject of Research: Tümor mikroçevresinde lipid metabolizması ve diyetsel yağ etkileri</p>
<p>Article Title: Dietary fat and lipid metabolism in the tumor microenvironment</p>
<p>News Publication Date: 31 Mart 2025</p>
<p>Web References: <a href="https://doi.org/10.1016/j.bbcan.2023.188984">https://doi.org/10.1016/j.bbcan.2023.188984</a></p>
<p>References: Goswami, S., Zhang, Q., Celik, C. E., Reich, E. M., &amp; Yilmaz, O. H. (2023). Dietary fat and lipid metabolism in the tumor microenvironment. <em>BBA &#8211; Reviews on Cancer</em>, 1878, 188984.</p>
<p>Keywords: Kanser, tümor mikroçevresi, lipid metabolizması, obezite, yağ asidi oksidasyonu, FABP4, CD36, PPARδ, ketojenik diyet, STAT3, NF-κB, inflamasyon, T lenfositleri, DC hücreleri, CAF, endotel hücreleri, PGE2, kreatin, exozom, HFD, kolorektal kanser, meme kanseri, karaciğer kanseri</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/kanser-mikrosisteminde-beslenme-ve-lipid-metabolizmasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanserde Yağ Asidi Bağımlılığı</title>
		<link>https://oncology.com.tr/kanserde-yag-asidi-bagimliligi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/kanserde-yag-asidi-bagimliligi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Oncology.com.tr]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Oct 2024 09:57:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[ACC]]></category>
		<category><![CDATA[ACLY]]></category>
		<category><![CDATA[anti-kanser stratejiler]]></category>
		<category><![CDATA[CD36]]></category>
		<category><![CDATA[enerji metabolizması]]></category>
		<category><![CDATA[FABP]]></category>
		<category><![CDATA[FASN]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[lipid damlacıkları]]></category>
		<category><![CDATA[lipogenez]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik hedefleme]]></category>
		<category><![CDATA[özelleşmiş besin alımı]]></category>
		<category><![CDATA[şiddetli tümör]]></category>
		<category><![CDATA[tümor mikroçevresi]]></category>
		<category><![CDATA[yağ asidi metabolizması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://frenify.net/envato/frenify/wp/xoxo/1/?p=110</guid>

					<description><![CDATA[From energy-efficient appliances to eco-friendly materials, learn how to make your home greener and more sustainable.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kanser Tedavisinde Yağ Asidi Alımı ve Metabolizmasını Hedefleme: Yeni Nesil Stratejilerin Gücü</p>
<p>Modern tıbın onkoloji alanındaki ilerlemeleri, artan bilgi birikimiyle kanser biyolojisinin derinliklerine inmeyi sağladı. Ancak kanser hücrelerinin sürdürülebilir büyümeyi nasıl sağladığı konusunda cevaplanmamış önemli sorular bulunmaktadır. Bu soruların başında ise, kanser hücrelerinin yağ asitleriyle olan metabolik ilişkisi gelmektedir. Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar, kanser hücrelerinin enerji ihtiyacını yalnızca glikozdan değil, aynı zamanda dışarıdan aldıkları yağ asitlerinden de karşılayabildiklerini ve bu durumun tümör ilerlemesinde kilit rol oynadığını ortaya koymuştur.</p>
<p>Yağ asitleri, hücresel zar yapısının korunması, sınyalleşme yollarında ikincil haberci olarak görev alma ve enerji depolama gibi temel biyolojik işlevlerde yer alır. Kanser hücreleri, bu lipid öğelerinden hem enerji elde eder hem de membran dinamiklerini düzenleyerek metastatik potansiyellerini artırırlar. Normal koşullarda glikoz ve glutamin gibi karbon kaynaklarından üretilen sitrat, lipogenezde temel bir bilesen olan asetil-CoA&#8217;ya dönüştürülür. Ancak kanser hücreleri, hipoksi gibi strese yanıt olarak yağ asitlerini dışarıdan alarak bu süreci destekler.</p>
<p>Bu durum, kanser metabolizmasını hedefleyen yeni nesil tedavi stratejilerinin geliştirilmesine olanak tanımaktadır. Özellikle CD36, FATP ve FABP gibi yağ asidi taşıyıcı proteinlerin ekspresyonu, agresif tümörlerde belirgin olarak artmıştır. Bu proteinler, dışarıdan alınan yağ asitlerinin hücre içine girmesini sağlar. Özellikle CD36’nın aşırı ifade edildiği tümörlerde, metastaz potansiyelinin çok daha yüksek olduğu görülmüştür. CD36’nın ligantı olan TSP-1 proteini ile etkileşimi, anjiyogenezi baskılayarak tümör büyümesini durdurabilir. Bu yönde geliştirilen ABT-510 gibi analoglar, faz II klinik çalışmalarda umut vadeden ancak sınırlı etkililik göstermiştir.</p>
<p>Yağ asit bağlayıcı proteinler (FABP), hücre içinde lipidlerin endoplazmik retikulum, mitokondri ve nükleus gibi organellere dağıtılmasında görev alır. FABP ailesinin farklı üyeleri, kanser türlerine göre farklı ifade profillerine sahiptir. Örneğin, FABP5&#8217;in prostat kanseri gelişiminde önemli rol oynadığı gösterilmiştir. Bu protein, PPARβ/δ reseptörüyle etkileşerek lipit kaynaklı sinyalleşmeyi tetikler. FABP5’in aşırı aktivasyonu, tümör invazivliğini ve çoğalmasını desteklerken, doymuş uzun zincirli yağ asitleri bu yolağı baskılayabilir.</p>
<p>Bir diğer önemli metabolik yolak ise de novo lipogenezdir. Tümör hücreleri, enerji stresine karşı cevap olarak glikozdan lipit sentezini yeniden aktive eder. Bu süreç, ATP-sitratsentaz (ACLY), asetil-CoA karboksilaz (ACC) ve yağ asidi sentaz (FASN) enzimleriyle gerçekleşir. ACLY enzimi, sitratı asetil-CoA&#8217;ya çevirerek lipogenez yolunu başlatır. ACLY&#8217;nin baskılanması, tümör büyümesini azaltmaktadır. Bu nedenle ACLY, antikanser stratejilerde umut vaat eden bir hedef olarak öne çıkmaktadır.</p>
<p>Sitrik asit taşıyıcısı CIC’nin baskılanması da lipogenez döngüsünü kesintiye uğratabilir. CTPI-2 gibi yeni geliştirilen bileşikler, bu yolu önemli ölçüde bloke ederek tümör proliferasyonunu azaltabilir. Ancak bu hedeflerin, alternatif yollardan sitoplazmik sitrat temini gibi kompanzatuvar mekanizmalar nedeniyle tek başına etkili olamayabileceği göz önüne alınmalıdır. Dolayısıyla kombine tedavi yaklaşımları önerilmektedir.</p>
<p>ACC enzimi, lipogenezde hücre içi yağ asidi sentezinin hız sınırlayıcı basamağıdır. ACC&#8217;nin baskılanması, doğrudan FA sentezinin azalmasına yol açar. CP-640186 gibi ACC inhibitörleri, preklinik çalışmalarda tümör üzerinde baskılayıcı etkiler göstermiştir. Bu moleküllerin karaciğer, meme ve prostat kanserlerinde antiproliferatif etkileri gözlemlenmiştir. ACC1 ve ACC2 izoformları üzerine seçici etkileri gösteren yeni nesil inhibitörler, klinik geliştirme için potansiyel adaylar arasındadır.</p>
<p>Yağ asidi sentaz (FASN), palmitat gibi uzun zincirli doymuş yağ asitlerinin sentezinde görev alır ve kanserde belirgin derecede artmıştır. Bu enzim, anti-kanser hedef olarak özellikle prostat, meme, pankreas ve deri kanserlerinde öne çıkar. FASN inhibitörü olarak öne çıkan C75, EGCG ve TVB-2640 gibi moleküller, tümör büyümesini baskılayarak apoptozu tetikler. TVB-2640, Faz I klinik çalışmalarda olumlu sonuçlar göstermiş ve Faz II aşamasına geçilmiştir.</p>
<p>FASN inhibitörlerinin gelişimi, tümörün enerji metabolizmasını hedef alarak, klasik kemoterapötiklerden farklı bir tedavi paradigması sunmaktadır. Bu strateji, hücresel enerji talebinin karşılanmasını engelleyerek tümör ilerlemesini yavaşlatabilir. Ancak bu inhibitörlerin biyoyararlanımı, hücre geçişkenliği ve sistemik toksisite gibi engelleri aşması gerekmektedir.</p>
<p>Sonuç olarak, yağ asidi metabolizmasını ve alımını hedefleyen yeni nesil yaklaşımlar, kanser tedavisinde umut verici stratejiler olarak öne çıkmaktadır. Lipit biyolojisinin karmaşıklı yapısına rağmen, belirli hedef proteinlerin modüle edilmesiyle hem tümör büyümesi baskılanabilir hem de ilaca dirençli alt türlere karşı etkili bir tedavi yaklaşımı geliştirilebilir. Bu nedenle, yağ asit metabolizmasının daha iyi anlaşılması, gelecek nesil antikanser tedavilerin temelini oluşturabilir.</p>
<p>Subject of Research: Kanser hücrelerinde yağ asidi alımı ve metabolizmasını hedefleyen tedaviler</p>
<p>Article Title: Targeting fatty acid uptake and metabolism in cancer cells: A promising strategy for cancer treatment</p>
<p>News Publication Date: 31 Mart 2025</p>
<p>Web References: <a href="https://doi.org/10.1016/j.biopha.2023.115591">https://doi.org/10.1016/j.biopha.2023.115591</a></p>
<p>References: Mallick, R., Bhowmik, P., &amp; Duttaroy, A. K. (2023). Targeting fatty acid uptake and metabolism in cancer cells: A promising strategy for cancer treatment. <em>Biomedicine &amp; Pharmacotherapy</em>, 167, 115591.</p>
<p>Keywords: Kanser, yağ asidi metabolizması, CD36, FABP, lipogenez, FASN, ACLY, ACC, metabolik hedefleme, tümör mikroçevresi, lipid damlacıkları, şiddetli tümör, özelleşmiş besin alımı, enerji metabolizması, anti-kanser stratejiler</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/kanserde-yag-asidi-bagimliligi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>6</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
