<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>antiretroviral terapi &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/antiretroviral-terapi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 08 Jun 2026 11:54:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>antiretroviral terapi &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>ART Altında Sürdürülen HIV İzlerinin Çoğu Enfeksiyon Yapan Virüsten Değil, Bozuk Kopyalardan Kaynaklanıyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/art-hiv-kusurlu-viral-kopyalar/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/art-hiv-kusurlu-viral-kopyalar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Jun 2026 11:54:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[antiretroviral tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[antiretroviral terapi]]></category>
		<category><![CDATA[baskılanamayan viremi]]></category>
		<category><![CDATA[HIV]]></category>
		<category><![CDATA[HIV RNA]]></category>
		<category><![CDATA[HIV tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[kusurlu viral kopyalar]]></category>
		<category><![CDATA[kusurlu virüs kopyaları]]></category>
		<category><![CDATA[viral persistans]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/art-hiv-kusurlu-viral-kopyalar/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni araştırma, ART altında kanda tespit edilen HIV RNA sinyalinin büyük çoğunluğunun enfeksiyon yapamayan kusurlu viral kopyalardan kaynaklandığını ortaya koyuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://oncology.com.tr/hiv-1-viremisi-5-lider-bolgesi-kusurlari/" title="HIV’de Süregelen Virüs Sızıntısının Kaynağı: 5′ Lider Bölgesindeki Kusurlar" data-wpan-internal-link="1">Antiretroviral tedavi</a> (ART), HIV ile yaşayan milyonlarca kişi için hastalığın seyrini değiştiren en önemli tıbbi ilerlemelerden biri oldu. Düzenli ilaç kullanımıyla virüsün kanda saptanamaz düzeylere inmesi, hem yaşam süresini hem de yaşam kalitesini belirgin biçimde artırdı. Ancak klinikte uzun süredir kafa karıştıran bir durum vardı: Tedaviye uyum gösteren bazı kişilerde, kan testleri HIV-1 RNA sinyali vermeyi sürdürüyor. Bu olgu “baskılanamayan viremi” olarak tanımlanıyor ve hem hastalarda hem de hekimlerde virüsün yeniden yükselip yükselmeyeceği ya da bulaştırıcılığın sürüp sürmediği konusunda soru işaretleri yaratıyor.</p>
<p>Nature Communications’da yayımlanan yeni bir çalışma, bu kalıcı sinyallerin büyük bölümünün aktif çoğalan virüsten değil, işlevsiz ve enfeksiyon oluşturma kapasitesi olmayan HIV kopyalarından geldiğini ortaya koyuyor. Johns Hopkins Medicine’den Dr. Francesco R. Simonetti’nin öncülük ettiği ekip, uzun süre ART kullanan ve buna rağmen kanda ölçülebilir virüs sinyali saptanan 50’den fazla kişiden alınan örnekleri inceledi. Araştırmacılar, bu sinyallerin yaklaşık yüzde 95’inin replikasyon yeteneği olmayan kusurlu viral kopyalarla ilişkili olduğunu belirledi.</p>
<p>Bu bulgu, HIV tedavisinde önemli bir ayrımı yeniden öne çıkarıyor: Kanda RNA saptanması her zaman canlı, çoğalabilen ya da yeni enfeksiyon başlatabilecek virüs anlamına gelmiyor. HIV genomu, tedavi altında ve zaman içinde çeşitli hatalar biriktirebiliyor. Bu kusurlu kopyalar bazı testlerde viral varlık izlenimi oluşturabiliyor; ancak laboratuvar değerlendirmelerine göre bunlar çoğunlukla enfeksiyon başlatamıyor. Çalışmanın işaret ettiği temel nokta, ART altında görülen kalıcı düşük düzeyli sinyalin büyük olasılıkla aktif viral kaçıştan ziyade virüsün genetik “kalıntıları” ile açıklanabileceği.</p>
<p>Araştırma kapsamında 2021 ile 2025 yılları arasında toplanan kan örnekleri incelendi. Kohort, çoğunluğu Kuzey Amerika ve Avrupa’dan gelen, daha çok ileri yaşlarda beyaz erkeklerden oluşsa da farklı demografik özellikler de içeriyordu. Çalışma, uzun süreli tedaviye rağmen ölçülebilen viremi gösteren kişilerde viral RNA’nın kaynağını daha ayrıntılı anlamayı amaçladı. Elde edilen veriler, kalıcı sinyallerin çoğunda HIV’nin 5′ lider bölgesindeki kusurların belirleyici olduğunu düşündürdü; bu bölgedeki bozulmalar virüsün sağlıklı şekilde çoğalmasını engelleyebiliyor.</p>
<p>Bulgular, klinik açıdan iki nedenle önem taşıyor. Birincisi, tedavi gören hastalarda saptanan her RNA sinyalinin <a href="https://oncology.com.tr/flavanollerin-kalp-sagligina-etkisi/" title="Kalp Sağlığında Her Meyve ve Sebze Aynı Etkiyi Göstermiyor" data-wpan-internal-link="1">aynı</a> biyolojik anlamı taşımadığı anlaşılıyor. Bu da doktorların laboratuvar sonuçlarını değerlendirirken yalnızca sayısal ölçümlere değil, sinyalin kaynağına da dikkat etmesi gerektiğini gösteriyor. İkincisi, özellikle tedaviye sıkı bağlı olan ve başka klinik sorun göstermeyen bireylerde bu sonuçlar, gereksiz panik ve yanlış yorum <a href="https://oncology.com.tr/yaslilarda-fiziksel-aktivite-depresyon/" title="Yaşlılıkta Hareket Örüntüleri, Depresyon Riskini Nasıl Şekillendiriyor?" data-wpan-internal-link="1">riskini</a> azaltabilir. Yine de araştırmacılar, bu bulgunun ART’nin tamamen sorunsuz olduğu ya da izlem gereksiz hale geldiği anlamına gelmediğini vurguluyor; çünkü HIV’de uzun vadeli kontrol hala düzenli tedavi ve takip gerektiriyor.</p>
<p>Bilim insanları için çalışmanın bir başka kritik yanı da HIV rezervuarı tartışmasına katkı sunması. HIV, ART altında çoğu zaman baskılansa da vücutta bazı hücrelerde sessiz biçimde kalabiliyor ve tedavi kesildiğinde yeniden çoğalabiliyor. Bu nedenle kalıcı RNA sinyallerinin ne kadarının canlı rezervuardan, ne kadarının bozuk kopyalardan geldiğini ayırt etmek, tedaviyi iyileştirme ve olası kür stratejileri geliştirme açısından büyük önem taşıyor. Yeni çalışma, en azından kandaki ölçülebilir vireminin önemli bir bölümünün aktif replikasyonun doğrudan kanıtı olmadığını göstererek bu alandaki yorum çerçevesini değiştiriyor.</p>
<p>Uzmanlara göre sonuçlar, bulaş riski konusunda da dikkatli ama rahatlatıcı bir mesaj içeriyor. ART altında baskılanan HIV’de bulaştırıcılığın belirgin biçimde azaldığı uzun süredir biliniyor; bu çalışma ise bazı kişilerde saptanan kalıcı RNA sinyalinin tek başına bulaşan virüs anlamına gelmediğini destekliyor. Bununla birlikte, araştırmacılar bulaş riski ve viral rebound konusunda kesin yargılara varmak için daha geniş ve farklı hasta gruplarında ek çalışmalara ihtiyaç olduğunu hatırlatıyor.</p>
<p>Çalışma aynı zamanda HIV testlerinin yorumlanmasında kullanılan yöntemlerin önemini de gösteriyor. RNA’nın varlığını saptayan testler son derece duyarlı olsa da, saptanan sinyalin biyolojik niteliğini ayırt etmek her zaman mümkün olmayabiliyor. Bu nedenle laboratuvar verilerinin klinik tablo, tedavi uyumu ve ek virolojik analizlerle birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Araştırma ekibi, özellikle 5′ lider bölgesindeki kusurların kalıcı viremiyle bağlantısını ortaya koyarak, gelecekte daha hedefli analizlerin yolunu açmış görünüyor.</p>
<p>Genel tablo, HIV tedavisinde önemli bir nüansı netleştiriyor: ART altında kan örneklerinde görülen her viral iz, aktif ve bulaşıcı bir enfeksiyonun yeniden alevlendiği anlamına gelmiyor. Yeni bulgular, pek çok durumda bu izlerin işlevsiz viral kopyalardan kaynaklandığını göstererek hem bilimsel anlayışı derinleştiriyor hem de hasta takibinde daha dikkatli yorum yapılması gerektiğini ortaya koyuyor. Yine de HIV ile mücadelede tam kontrolün sürdürülmesi için mevcut tedavi ve düzenli izlem, en az araştırmanın bulguları kadar önemini koruyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> People</p>
<p><strong>Article Title:</strong> 5′ leader defects drive persistent HIV-1 viremia on long-term ART</p>
<p><strong>References:</strong><br />Simonetti, F.R., Box, J.R., Camilo-Contreras, A., et al. (2026). 5′ leader defects drive persistent HIV-1 viremia on long-term ART. Nature Communications. DOI:10.1038/s41467-026-73475-5</p>
<p><strong>Keywords:</strong> HIV enfeksiyonları, Testler, Translasyonel araştırma</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/art-hiv-kusurlu-viral-kopyalar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Besinden Gelen Bileşik, HIV ile İlişkili Bağırsak Hasarını Onarmada Umut Veriyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/hiv-bagirsak-hasari-diyet-onarimi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/hiv-bagirsak-hasari-diyet-onarimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 May 2026 19:24:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[antiretroviral terapi]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak hasarı]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık onarımı]]></category>
		<category><![CDATA[diyet kaynaklı bileşikler]]></category>
		<category><![CDATA[gamma delta T hücreleri]]></category>
		<category><![CDATA[HIV tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[kronik inflamasyon]]></category>
		<category><![CDATA[mukozal bağışıklık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/hiv-bagirsak-hasari-diyet-onarimi/</guid>

					<description><![CDATA[Tulane Üniversitesi’nin araştırması, HIV tedavisinde bağırsak hasarının diyet kaynaklı bileşiklerle onarımını ve bağışıklık sisteminin desteklenmesini ortaya koyuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>HIV tedavisinde antiretroviral ilaçlar, virüsün çoğalmasını baskılayarak hastalığın seyrini kökten değiştirdi. Ancak bu başarı, enfeksiyonun bıraktığı tüm izleri silmiş değil. Özellikle bağırsak mukozasında oluşan hasar, <a href="https://oncology.com.tr/cocuk-kanserlerinde-biyobelirtec-tedavi-yaniti/" title="Çocuk Kanserlerinde Tedavi Yanıtını Öngörebilecek Yeni Biyobelirteç Umudu" data-wpan-internal-link="1">tedavi</a> altında yaşayan birçok kişide süren sessiz bir sorun olarak dikkat çekiyor. Yeni bir çalışma, bu hasarın neden kolay kolay düzelmediğine ve bazı diyet kaynaklı bileşiklerin neden ilgi çektiğine dair önemli ipuçları sunuyor.</p>
<p>Tulane Üniversitesi araştırmacılarının JCI Insight dergisinde yayımladığı çalışma, uzun süreli antiretroviral tedavinin yalnızca viral yükü kontrol etmekle kalıp bağırsak bağışıklığının onarımını tam anlamıyla geri getirmeyebileceğini gösteriyor. Araştırma, insan HIV enfeksiyonunu klinik ve immünolojik açıdan yakından taklit eden SIV, yani Simian Immunodeficiency Virus ile enfekte edilmiş insan olmayan primatlar üzerinde yürütüldü. Ekip, <a href="https://oncology.com.tr/losemi-epigenetik-imza-tedavi-yaniti/" title="Lösemide Tedavi Yanıtını Önceden İşaret Eden Epigenetik İmza" data-wpan-internal-link="1">tedavi</a> altında virüs baskılansa bile bağırsak bariyerinin yeniden yapılanması için gerekli bazı bağışıklık işlevlerinin zayıf kaldığını gözlemledi.</p>
<p>Çalışmanın odak noktalarından biri, bağırsak dokusunun bütünlüğünü korumada görev alan gamma delta (γδ) T hücreleri ile doğuştan gelen lenfoid hücreler, yani ILC’ler oldu. Bu hücre grupları, mukozal yüzeylerde hem savunma hem de doku onarım süreçlerinde rol oynuyor. Araştırmaya göre, uzun dönem ART sonrasında bu hücrelerin sayısında ve işlevinde bozulma devam ediyor. Bu durum, bağırsak duvarının tam olarak iyileşememesine, istenmeyen mikrobiyal ürünlerin dolaşıma sızmasına ve sonuçta kronik inflamasyonun sürmesine zemin hazırlayabiliyor.</p>
<p>Kronik inflamasyon HIV ile yaşayan kişilerde uzun süredir önemsenen bir mesele. Virüs baskılansa bile bağışıklık sistemi tam anlamıyla eski dengesine dönmeyebiliyor ve bu dengesizlik, kalp-damar hastalıkları, nörobilişsel gerileme ve metabolik bozukluklar gibi eşlik eden sağlık sorunlarıyla ilişkilendiriliyor. Bağırsak mukozasının bozulması da bu tabloyu besleyen temel mekanizmalardan biri olarak görülüyor. Çünkü bağırsak, bağışıklık sistemi ile dış çevre arasında en büyük temas yüzeylerinden birini oluşturuyor ve bariyer bütünlüğündeki küçük bir aksama bile sistemik etkiler yaratabiliyor.</p>
<p>Namita Rout’un liderlik ettiği çalışma, tam da bu nedenle dikkat çekiyor. Araştırmacılar, yalnızca viral baskının yeterli olup olmadığını değil, mukozal onarımın hangi bağışıklık yollarına bağlı olduğunu da incelemek istedi. Elde edilen bulgular, ART’nin enfeksiyon kontrolünde <a href="https://oncology.com.tr/yaslilarda-gunluk-adim-sayisi-saglik/" title="Yaşlı Bireylerde Günlük Adım Sayısı ile Sağlık Göstergeleri Arasında Güçlü Bağlantı Bulundu" data-wpan-internal-link="1">güçlü</a> olmasına karşın, bağırsakta görev yapan bazı hücresel ağların yeniden dengelenmesi için ek stratejilere ihtiyaç olabileceğine işaret ediyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Gut immune homeostasis and mucosal repair mechanisms in antiretroviral therapy-treated SIV infection.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Dietary Indoles Influence the AHR–RORγt Axis and Mucosal Immune Homeostasis in ART-Treated SIV Infection.</p>
<p><strong>Keywords:</strong> HIV, Antiretroviral Tedavi, Bağırsak Mukozal İmmünitesi, Kronik İnflamasyon, Gamma Delta T Hücreleri, Doğuştan Lenfoid Hücreler, AHR–RORγt Ekseni, Diyetle Alınan İndoller, Mikrobiyal Translokasyon, Bağırsak Bariyer Bütünlüğü, SIV Modeli, Nütrisyonel İmmünomodülasyon</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/hiv-bagirsak-hasari-diyet-onarimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
