<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>antikora direnç &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/antikora-direnc/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 16 Jul 2026 01:14:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>antikora direnç &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>KIT hedefli antikor direnci için ‘epitop düzenleme’: nakil öncesi daha güvenli seçim stratejisi</title>
		<link>https://oncology.com.tr/kit-epitop-duzenleme-nakil-guvenli-hucre-secimi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/kit-epitop-duzenleme-nakil-guvenli-hucre-secimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Jul 2026 01:14:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[antikora direnç]]></category>
		<category><![CDATA[epitop düzenleme]]></category>
		<category><![CDATA[hematopoietik kök hücre nakli]]></category>
		<category><![CDATA[immünoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[in vivo hücre seçimi]]></category>
		<category><![CDATA[KIT]]></category>
		<category><![CDATA[KIT reseptörü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/kit-epitop-duzenleme-nakil-guvenli-hucre-secimi/</guid>

					<description><![CDATA[KIT’e bağlanan SR-1 antikoruna direnç kazandıran mutasyonlar epitop düzenleme ile haritalandı. Bu yaklaşım, nakil öncesi in vivo hücre seçimi için umut veriyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hematopoietik kök hücre nakillerinde hastanın <a href="https://oncology.com.tr/il7r-hedefli-car-t-t-alle/" title="T-ALL için IL7R hedefli CAR-T deneyi: daha seçici bağışıklık saldırısı arayışı" data-wpan-internal-link="1">bağışıklık</a> sisteminin yeniden kurulmasını sağlamak için kullanılan koşullandırma yaklaşımlarında, genleri doğrudan değiştirmeyen seçenekler giderek daha fazla ilgi görüyor. Nature dergisinde yayımlanan yeni bir çalışmada araştırmacılar, KIT reseptöründe belirli mutasyonlar taşıyan hücrelerin, KIT’i bloke eden SCF karşıtı bir antikor olan SR-1’in etkisine direnç geliştirebildiğini gösterdi. Bu bulgu, hedefe yönelik bir “epitop düzenleme” ve ardından organizma içinde seçilme mantığıyla, alıcıdaki hematopoezin daha etkili şekilde ortadan kaldırılmasını ve aynı zamanda KIT’in temel işlevlerinin korunmasını <a href="https://oncology.com.tr/dctpp1-inhibitorleri-direncli-kanserde-kemoterapi-etkisi/" title="DCTPP1’i hedefleyen yeni inhibitörler, deksamabin benzeri DNA temelli tedavileri dirençli kanserlerde güçlendirebilir" data-wpan-internal-link="1">hedefleyen</a> bir stratejinin önünü açıyor.</p>
<p>Çalışmanın merkezinde, KIT’i doğal ligandı stem cell factor (SCF) ile etkileşmeden alıkoymayı amaçlayan SR-1 antikoru yer alıyor. SR-1, klinikte briquilimab adıyla geliştirilen ve insanlaştırılmış, aglikozile bir form olarak da biliniyor. Antikorların biyolojik etkisi yalnızca hedefledikleri molekülle değil, bağlanma bölgelerinin yani epitopların özellikleriyle de yakından ilişkili olduğundan, araştırmacılar SR-1’in KIT üzerindeki bağlanma tarzını ayrıntılı biçimde anlamaya odaklandı.</p>
<p>SR-1’in antagonist etkisi, başka bir KIT hedefleyen ajanla karşılaştırıldığında daha da dikkat çekiyor. Metinde, SR-1’in hematopoietik progenitör hücrelerin çoğalmasını Fab-79D’ye kıyasla on kattan fazla daha <a href="https://oncology.com.tr/phylo-plex-dusuk-maliyetli-genomik-epidemiyoloji/" title="Phylo-Plex ile daha düşük maliyetle saha odaklı genomik salgın takibi gündemde" data-wpan-internal-link="1">düşük</a> konsantrasyonda baskılayabildiği belirtiliyor; bu da antikorun güçlü bir KIT antagonisti olarak çalıştığını gösteren bir veri noktası olarak sunuluyor. Ancak translasyonel araştırmalarda kritik bir engel ortaya çıkıyor: SR-1, fare KIT’ini tanımıyor. Bu durum, hayvan modellerinde işe yarayan bir direnç mühendisliği için hedef epitopun hassas biçimde haritalanmasını gerektiriyor.</p>
<p>Araştırmacılar bu nedenle SR-1’in bağlandığı bölgeyi belirlemek üzere, insan ve fare KIT’ini hibritleştirerek ve özellikle KIT’in hücre dışı bölgesi (ECD) üzerinde adım adım değişimler yaparak bir dizi “insan-mouse KIT şimerası” kullandı. Her deneyde KIT’in hücre dışı alanının belirli bir kısmı değiştirilirken SR-1’in bağlanma ve fonksiyonel etkisi gözlendi. Bu yöntem, antikorun hangi ECD segmentleriyle etkileştiğini çıkarımaya izin vererek epitop haritalamasını mümkün kıldı.</p>
<p>Epitop belirlendikten sonra ekip, KIT’i SR-1’in bağlanmasına karşı dirençli hale getirebilecek spesifik reseptör mutasyonlarını tasarladı. Buradaki mantık, anti-KIT baskısının etkisini azaltırken KIT reseptörünün SCF ile bağlantıya ve dolaylı olarak normal biyolojiye katkı veren yönlerini mümkün olduğunca korumak. Çalışmanın vurgusu, bu değişikliklerin “genotoksik olmayan koşullandırma” yaklaşımına uyarlanabilecek bir çerçeve oluşturabileceği yönünde; yani direnç kazanan hücrelerin alıcı içinde seçilmesi bekleniyor.</p>
<p>Metinde, bu yaklaşımın alıcıdaki hematopoezi ortadan kaldırma hedefiyle uyumlu olabileceği, ancak aynı zamanda KIT’in kritik fonksiyonlarının tamamen devre dışı bırakılmaması gerektiği belirtiliyor. Bu denge, doğru epitop müdahalesiyle antikor direnci sağlayıp reseptörün doğal ligand etkileşimlerini koruma hedefinin temelini oluşturuyor. Şu an için bu sonuçlar klinik düzeyde bir tedavi değişikliği anlamına gelmese de, in vivo hücre seçimini antikor direnci üzerinden yönlendirmeye dayanan kavramın deneysel olarak desteklendiğini gösteriyor.</p>
<p>Çalışma, nakil biyolojisinde giderek daha önem kazanan “hedefe yönelik koşullandırma” düşüncesine teknik bir katkı yapıyor: antikorun tam olarak nereye tutunduğunun bilinmesi, yalnızca direncin tasarlanmasını değil, aynı zamanda hangi mutasyonların gerçekten işlevsel bir denge sağlayabileceğinin test edilmesini mümkün kılıyor. Önümüzdeki adım, bu direnç mutasyonlarının güvenlik, kalıcılık ve transplant sonrası hücre davranışı gibi yönlerinin daha geniş deneysel platformlarda değerlendirilmesi olacak.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Hematopoietic stem cell transplantation, antibody resistance, KIT receptor, epitope editing, SCF-KIT interaction</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Non-genotoxic transplantation and in vivo selection through epitope editing</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Casirati, G., Cosentino, A., Freschi, M. et al. Non-genotoxic transplantation and in vivo selection through epitope editing. Nature (2026). https://doi.org/10.1038/s41586-026-10737-8</p>
<p><strong>DOI:</strong> https://doi.org/10.1038/s41586-026-10737-8</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/kit-epitop-duzenleme-nakil-guvenli-hucre-secimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bakterilerin Yeni Savunma Hilesi: LILRB3 Üzerinden Antikorlardan Kaçış</title>
		<link>https://oncology.com.tr/bakteriler-lilrb3-antikor-bagisiklik-kacisi/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/bakteriler-lilrb3-antikor-bagisiklik-kacisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Jun 2026 21:31:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[antikora direnç]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık sistemi düzenleyicileri]]></category>
		<category><![CDATA[bakteriyel bağışıklık kaçışı]]></category>
		<category><![CDATA[bakteriyel kaçış mekanizmaları]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon mekanizmaları]]></category>
		<category><![CDATA[LILRB3 reseptörü]]></category>
		<category><![CDATA[nötrofiller]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/bakteriler-lilrb3-antikor-bagisiklik-kacisi/</guid>

					<description><![CDATA[Bazı bakteriler, nötrofillerdeki LILRB3 reseptörünü hedef alarak antikorların bağışıklık tepkisini zayıflatıyor. Bu keşif, enfeksiyon kontrolünde yeni stratejiler sunuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan <a href="https://oncology.com.tr/melanom-t-hucreleri-dendritik-isbirligi/" title="Melanom Tümörlerinde Bağışıklık Hücreleri Arasındaki Gizli İşbirliği Ortaya Çıktı" data-wpan-internal-link="1">bağışıklık sistemi</a>, istilacı mikropları tanıyıp ortadan kaldırmak için birbiriyle dengeli çalışan çok katmanlı savunma mekanizmalarına dayanıyor. Ancak yeni bir çalışma, bazı hastalık yapıcı bakterilerin bu dengeyi kendi lehlerine bozabilecek şaşırtıcı bir yol bulduğunu ortaya koydu. Nature Communications’ta yayımlanan araştırmaya göre bu bakteriler, nötrofiller üzerinde bulunan LILRB3 adlı inhibitör reseptörü hedef alarak antikorların yönlendirdiği bağışıklık tepkisini zayıflatabiliyor.</p>
<p>Rumpret, Marffy, Zhang ve çalışma arkadaşlarının yürüttüğü araştırma, bakterilerin yalnızca bağışıklık hücrelerinden saklanmadığını, aynı zamanda hücrelerin “fren” sistemini de manipüle edebildiğini gösteriyor. Bulgular, enfeksiyonların neden bazı durumlarda antikorlara rağmen ilerleyebildiğini anlamaya yardımcı olabilecek yeni bir mekanizmaya işaret ediyor. Bu da antibiyotik direncinin ötesinde, bağışıklık sisteminden kaçış stratejilerinin de enfeksiyon kontrolünde önemli bir sorun olduğuna dikkat çekiyor.</p>
<p>Çalışmanın merkezinde yer alan nötrofiller, doğuştan gelen bağışıklığın en hızlı yanıt veren hücreleri arasında bulunuyor. Enfeksiyon bölgesine kısa sürede ulaşan bu hücreler, mikropları yutarak, öldürücü moleküller salgılayarak ve antikorların işaretlediği hedeflere saldırarak savunmada kritik rol oynuyor. Antikorlar ise patojenleri tanıyan ve onları bağışıklık sisteminin diğer bileşenlerine görünür hale getiren temel savunma araçlarından biri. Bu nedenle antikor aracılı bağışıklık, birçok bakteriyel enfeksiyonda hayati öneme sahip.</p>
<p>Ne var ki bağışıklık yanıtı yalnızca saldırıdan ibaret değil. Hücrelerin aşırı etkinleşmesini önleyen inhibitör reseptörler de sistemin önemli parçaları arasında yer alıyor. LILRB3, bu düzenleyici moleküllerden biri olarak nötrofillerde ve bazı diğer miyeloid hücrelerde bulunuyor. Normal koşullarda bu reseptör, bağışıklık hücrelerinin gereğinden fazla yanıt vermesini engelleyerek doku hasarını sınırlamaya yardımcı oluyor. Araştırmanın dikkat çekici tarafı, bakterilerin bu doğal fren mekanizmasını kendi avantajlarına dönüştürebildiğini göstermesi oldu.</p>
<p>Elde edilen verilere göre bazı patojenik bakteriler, LILRB3’e doğrudan bağlanabilen <a href="https://oncology.com.tr/fetal-buyume-kisitliligi-sirt6-beyin-fonksiyonlari/" title="Fetal Gelişim Kısıtlılığında Beyin Hasarına Yeni Bir Moleküler Yol Haritası" data-wpan-internal-link="1">moleküler</a> ligandlar üretiyor. Bu temas gerçekleştiğinde nötrofiller içinde bir sinyal zinciri başlıyor ve hücrenin aktivasyon eşiği yükseliyor. Başka bir ifadeyle nötrofil, antikorlarla işaretlenmiş bakterilere karşı eskisi kadar güçlü tepki veremiyor. Sonuçta antikor bağımlı savunma baskılanıyor ve bakteri, bağışıklık sisteminin dikkatinden kaçma şansı elde ediyor.</p>
<p>Bu bulgu, bakteriyel bağışıklık kaçışı konusunda önemli bir kavramsal genişleme anlamına geliyor. Daha önce birçok patojenin antikorların bağlanmasını engelleyen yüzey yapıları geliştirdiği, bağışıklık yanıtını yönlendiren sinyalleri bozduğu veya fagositozu zorlaştırdığı biliniyordu. Ancak bu yeni çalışma, bazı bakterilerin yalnızca bağışıklık hücreleriyle savaşmadığını, onların içsel düzenleyici devrelerini taklit ederek ya da sömürerek yanıtı pasifleştirebildiğini gösteriyor. Bu durum, mikrobiyoloji ve immünoloji <a href="https://oncology.com.tr/cocuk-beyninde-sosyoekonomik-etkiler/" title="Çocuk Beyninde Sosyal Koşulların İzleri: Yeni Çalışma SES ile Nörogelişim Arasındaki Bağlantıyı Aydınlatıyor" data-wpan-internal-link="1">arasındaki</a> sınırda yer alan daha sofistike bir etkileşime işaret ediyor.</p>
<p>Araştırma aynı zamanda klinik açıdan da önem taşıyor. Antikora dayalı tedaviler ve aşı tasarımları, patojenlerin bağışıklık sistemi tarafından daha iyi tanınmasına dayanıyor. Eğer bazı bakteriler LILRB3 gibi inhibitör yolları kullanarak bu yanıtı zayıflatabiliyorsa, yalnızca antikor üretimini artırmak her zaman yeterli olmayabilir. Bu nedenle çalışma, enfeksiyon hastalıklarına karşı geliştirilecek tedavilerde bağışıklık kaçışını hedefleyen ek stratejilerin önemini öne çıkarıyor. Özellikle bakterinin hangi ligandları kullandığı, bu etkileşimin ne kadar güçlü olduğu ve farklı enfeksiyon ortamlarında nasıl değiştiği gibi sorular, ileride daha ayrıntılı araştırmalar gerektirecek.</p>
<p>İmmün kontrol noktaları kavramı genellikle kanser bağlamında gündeme gelse de bu çalışma, benzer düzenleyici ilkelerin enfeksiyonlarda da kritik olabileceğini hatırlatıyor. Burada fark, bakterilerin bu kontrol noktasını bir bağışıklık freni olarak kullanması. Bu tür bir keşif, bağışıklık sisteminin yalnızca patojene karşı mücadele eden değil, aynı zamanda patojenler tarafından hedef alınan dinamik bir yapı olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.</p>
<p>Yine de araştırmanın doğası gereği dikkatli yorum yapmak gerekiyor. Bulgular önemli bir mekanizmayı açıklasa da bu, tüm bakteriyel enfeksiyonların aynı yöntemle bağışıklıktan kaçtığı anlamına gelmiyor. LILRB3 hedeflemesi, belirli patojenlerde tanımlanmış özelleşmiş bir strateji olabilir ve bu mekanizmanın hastalık şiddeti, bağışıklık durumu ya da enfeksiyonun evresine göre nasıl davrandığı daha fazla çalışma gerektirebilir. Bilim insanları için bir sonraki adım, bu etkileşimin farklı klinik örneklerde ne kadar yaygın olduğunu ve bloke edilmesinin gerçekten savunmayı güçlendirip güçlendirmeyeceğini test etmek olacak.</p>
<p>Sonuç olarak çalışma, bakterilerin insan bağışıklık sistemine karşı kullandığı taktiklerin sanılandan daha ince ve uyarlanabilir olabileceğini gösteriyor. LILRB3’ün hedef alınması, antikorlara dayalı savunmanın zayıflatılmasında yeni bir biyolojik yol sunuyor ve enfeksiyon hastalıklarının tedavisinde bağışıklık düzenleyici mekanizmaların da hesaba katılması gerektiğini vurguluyor. Bu keşif, hem temel bilim açısından hem de gelecekteki terapötik tasarımlar bakımından dikkatle izlenmesi gereken bir gelişme olarak öne çıkıyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Bacterial immune evasion via targeting of the neutrophil inhibitory receptor LILRB3.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Bacterial targeting of the neutrophil inhibitory receptor LILRB3 to evade antibody immunity.</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Rumpret, M., Lewis Marffy, A.L., Zhang, Y. et al. Bacterial targeting of the neutrophil inhibitory receptor LILRB3 to evade antibody immunity. Nat Commun (2026). https://doi.org/10.1038/s41467-026-74098-6</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/bakteriler-lilrb3-antikor-bagisiklik-kacisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
