<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>antikoagülasyon &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<atom:link href="https://oncology.com.tr/tag/antikoagulasyon/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 14 Jul 2026 18:34:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://oncology.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/oncology-site-icon-512-150x150.png</url>
	<title>antikoagülasyon &#8211; Oncology.com.tr</title>
	<link>https://oncology.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kentten kıra: Atrial fibrilasyonda antikoagülasyon erişimi farklılıkları yaşlılarda görünürleşiyor</title>
		<link>https://oncology.com.tr/non-valvuler-atrial-fibrilasyon-antikoagulen-erisim-kentsel-kirsal/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/non-valvuler-atrial-fibrilasyon-antikoagulen-erisim-kentsel-kirsal/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jul 2026 18:34:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[antikoagülasyon]]></category>
		<category><![CDATA[atriyal fibrilasyon]]></category>
		<category><![CDATA[epidemiyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[geriatri]]></category>
		<category><![CDATA[kardiyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[kardiyovasküler hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık eşitsizliği]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/non-valvuler-atrial-fibrilasyon-antikoagulen-erisim-kentsel-kirsal/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni bir karşılaştırmalı çalışma, non-valvüler atriyal fibrilasyonlu yaşlılarda antikoagülasyon kullanımının kentsel ve kırsal yerleşimlerde farklılaştığını bildiriyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşlılarda inme riskini belirgin biçimde artırabilen atriyal fibrilasyon (AF), uygun antikoagülasyon tedavisiyle azaltılabilir bir risk olsa da gerçek hayatta tedaviye erişim her zaman eşit olmayabiliyor. 2026’da yayımlanan yeni bir karşılaştırmalı çalışma, non-valvüler atriyal fibrilasyon tanısı alan daha yaşlı yetişkinlerde antikoagülasyon kullanımındaki farklılıkların kentsel ve kırsal yerleşimler arasında ayrışabildiğini rapor ediyor. Bulgular, tıbbi ihtiyaç ile tedaviye ulaşma arasındaki kopukluğun sağlık politikaları açısından yeniden ele alınması gerektiğine işaret ediyor.</p>
<p>Çalışma, Duan ve arkadaşlarının BMC Geriatrics’te yayımlanan makalesinde yer alıyor. Araştırmanın odağı, non-valvüler AF’li yaşlı bireylerde antikoagülasyon tedavisinin hangi ölçüde uygulandığı ve bu uygulamanın kentsel ile kırsal/ banliyö benzeri yerleşim koşullarına göre nasıl değiştiği. Non-valvüler AF terimi, romatizmal kapak hastalığı gibi belirli kapak patolojilerini kapsamayacak şekilde AF alt grubunu tanımlar ve klinik kararlarda tedavi seçimini doğrudan etkileyen bir çerçeve sunar.</p>
<p>Antikoagülasyonun klinik mantığı, AF’de atriyumlarda pıhtı oluşumu ve bunun sistemik dolaşıma taşınması ihtimaline dayanır. İnme ve sistemik emboli riskini tahmin etmek için yaygın biçimde kullanılan CHADS-VASc gibi risk skorları, hekimlerin tedavi gerekliliğini belirlemesine yardım eder. Ancak riskin varlığı tek başına yeterli değildir; doğru ilacın doğru zamanda başlatılması, sürdürülebilirliği ve takibin düzenli yürütülmesi gerekir. Bu nedenle çalışma, yalnızca “tedavi var mı” sorusuna değil, tedaviye erişim ve devamlılık gibi süreçleri etkileyebilecek toplumsal ve sağlık sistemi düzeyi etmenlerin olası rolüne ışık tutmayı amaçlıyor.</p>
<p>Çalışmada kentsel ve daha banliyö/kırsal yerleşimlerin karşılaştırılması, sağlık hizmetlerinin dağılımındaki eşitsizlikleri yakalamak için kritik bir yaklaşım. Kentsel alanlarda uzmanlaşmış hizmetlere ulaşımın daha kolay olması, randevu süreleri, eczane erişimi ve izlem imkânları gibi unsurların antikoagülasyon tedavisine başlanma zamanını etkileyebilmesi mümkün. Buna karşılık banliyö veya kırsal çevrelerde lojistik zorluklar, takip aralıklarının uzaması, laboratuvar erişimi ve ilaç temin sürekliliği gibi faktörler tedavi süreçlerini zorlaştırabilir.</p>
<p>Teknik açıdan antikoagülasyon seçenekleri de eşitsizliklerin ortaya çıkmasında rol oynayabilir. VKA olarak bilinen warfarin gibi ilaçlarda INR takibi gerekirken, doğrudan etkili oral antikoagülanlar (DOAC) çoğu hasta için rutin INR izlemi gerektirmez. Ancak DOAC kullanımının da sigorta kapsamı, maliyet, reçete yazma pratikleri ve hasta eğitimi gibi başlıklardan etkilenmesi mümkündür. Bu nedenle kentsel-kırsal karşılaştırması, sadece reçete edilme oranlarını değil, tedavinin uygulanabilirliğini belirleyen altyapı farklılıklarını da dolaylı olarak test eder.</p>
<p>Araştırmacıların vurguladığı önemli nokta, yaşlı bireylerde karar verme sürecinin yalnızca klinik risklerle sınırlı olmadığıdır. Yaşın artmasıyla <a href="https://oncology.com.tr/ejc-nukleer-gozenek-spliced-lncrna-cekirdekten-cikis/" title="Eşlenmiş lncRNA’ların hücre çekirdeğinden çıkışını EJC ve nükleer gözenek birlikte ayarlıyor" data-wpan-internal-link="1">birlikte</a> düşme riski, eşlik eden hastalıkların yükü ve böbrek fonksiyonlarının tedavi seçimini sınırlayıp sınırlamadığı gibi konular gündeme gelir. Bu klinik çerçeveye ek olarak <a href="https://oncology.com.tr/nicu-kapsayici-tasarim-aile-aidiyetini-guclendiren-mekanlar/" title="NICU’larda kapsayıcı tasarım: Ailelerin aidiyetini ve iyileşme sürecini güçlendiren mekânlar" data-wpan-internal-link="1">sağlık okuryazarlığı</a>, tedaviye uyum, düzenli kontrol randevularının planlanabilmesi ve ulaşım gibi pratik koşullar da tedaviye erişimi şekillendirebilir. Çalışma, bu çok katmanlı mekanizmayı destekleyen biçimde, yerleşim türüne göre belirgin farklılıkların gözlemlenebildiğini anlatıyor.</p>
<p>Karşılaştırmalı tasarım, kentsel ve banliyö/kırsal alanlarda antikoagülasyonla ilişkili bakım süreçlerinin benzer olmadığını ortaya koyarak sağlık sistemindeki “uygulama boşluklarını” görünür kılar. Bu tür boşluklar, kılavuzların varlığına rağmen gerçek hayatta tedavinin <a href="https://oncology.com.tr/kolorektal-kanser-tedavi-gecikmesi-metastaz-riski/" title="Kolorektal kanserde tedavi gecikmesi metastaz riskini artırabilir: Yolaklara göre değişen biyolojik etki sinyali" data-wpan-internal-link="1">gecikmesi</a>, yetersiz başlama ya da kesintilerle devam edebilmesi gibi sonuçlara yol açabilir. AF’li yaşlılarda zamanlama özellikle önemlidir; çünkü inme riskinin akut olarak değişebilen bir olgu olmaması, doğru tedavinin doğru zamanda devreye girmesini kritik hale getirir.</p>
<p>Çalışmanın bulguları, sağlık politikası ve klinik uygulama için pratik bir tartışma başlatıyor: Erişimi artırmaya yönelik müdahaleler, yalnızca ilaçların mevcut olmasını değil, düzenli izlem ve klinik geri bildirim döngülerini de güçlendirmelidir. Kentsel-kırsal farklılıkların ölçülmesi, hangi adımlarda kopukluk olduğunu anlamaya yardımcı olur; örneğin uzman değerlendirme gecikiyor mu, takip testleri zamanında mı yapılabiliyor, maliyet/erişim engelleri reçeteyi hangi aşamada etkiliyor gibi. Araştırma, bu sorulara sistematik yaklaşım gerektiğini ortaya koyan bir kanıt parçası olarak değerlendiriliyor.</p>
<p>Sonuç olarak Duan ve arkadaşlarının 2026 tarihli çalışması, non-valvüler atriyal fibrilasyonlu yaşlılarda antikoagülasyon tedavisinin kentsel ve banliyö/kırsal topluluklarda farklı seyredebileceğini gösteriyor. Bu bulgular, AF yönetiminin yalnızca klinik doğruların tekrarı olmadığını; sağlık altyapısı, erişim ve sürdürülebilir bakım süreçlerinin de doğrudan hasta sonuçlarını etkilediğini hatırlatıyor. Eşitsizlikleri azaltmaya yönelik stratejilerin, tedaviye başlanma ve devam etme süreçlerini kapsayacak şekilde tasarlanması, gelecekteki araştırmalar ve uygulamalar açısından önem kazanıyor.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Article Title</p>
<p><strong>Article Title:</strong> Article References:</p>
<p><strong>Article References:</strong><br />Duan, Y., Pan, Z., Gu, J. et al. Disparities in anticoagulation therapy for older adults with non-valvular atrial fibrillation: a comparative study of urban and suburban communities.<br />
BMC Geriatr (2026). https://doi.org/10.1186/s12877-026-07935-4</p>
<p><strong>DOI:</strong> Keywords:</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Duan, Y., Pan, Z., Gu, J. et al. non-valvüler atriyal fibrilasyonu olan yaşlı yetişkinlerde antikoagülasyon tedavisindeki eşitsizlikler: kentsel ve kırsal banliyö topluluklarının karşılaştırmalı bir çalışması. BMC Geriatri (2026). https://doi.org/10.1186/s12877-026-07935-4 bu içeriği 600 ile 800 kelime arasında olacak şekilde ve alt başlıklar ve madde içermeyecek şekilde ünlü bir science dergisi için İngilizce olarak yeniden&#8230;</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/non-valvuler-atrial-fibrilasyon-antikoagulen-erisim-kentsel-kirsal/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İleri Böbrek Hastalığında Düşük Doz Rivaroksabanın Kardiyovasküler Yararına Dair Beklentiler Sınırlı Kaldı</title>
		<link>https://oncology.com.tr/dusuk-doz-rivaroksaban-kardiyovaskuler-etkiler/</link>
					<comments>https://oncology.com.tr/dusuk-doz-rivaroksaban-kardiyovaskuler-etkiler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Jun 2026 14:06:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ONKOLOJİK HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[antikoagülan tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[antikoagülasyon]]></category>
		<category><![CDATA[faktör Xa inhibitörleri]]></category>
		<category><![CDATA[ileri böbrek hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[kanama riski]]></category>
		<category><![CDATA[kardiyovasküler risk]]></category>
		<category><![CDATA[kronik böbrek hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[rivaroksaban]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oncology.com.tr/dusuk-doz-rivaroksaban-kardiyovaskuler-etkiler/</guid>

					<description><![CDATA[İleri evre kronik böbrek hastalarında düşük doz rivaroksabanın kardiyovasküler koruma sağlamadığı ve kanama riskinin kritik olduğu yeni klinik çalışma sonuçları.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://oncology.com.tr/orta-yasta-fiziksel-aktivitenin-sarkopeni-etkisi/" title="Orta Yaşta Başlayan Hareket Alışkanlıkları, İleri Yaşta Kas Sağlığını Belirleyebilir" data-wpan-internal-link="1">İleri</a> evre kronik böbrek hastalığı (KBH) olan ve aynı zamanda yüksek kardiyovasküler risk taşıyan hastalarda düşük doz rivaroksabanın etkisini inceleyen yeni bir klinik çalışma, bu hasta grubunda uzun süredir tartışılan önemli bir soruya yanıt aradı: Kan sulandırıcı bir tedavi, kalp krizi, inme ve kardiyovasküler ölüm gibi ciddi sonuçları azaltabilir mi, yoksa kanama riski olası yararın önüne mi geçer?</p>
<p>JAMA’da yayımlanan çok merkezli araştırma, nefroloji ve kardiyovasküler tıp kesişiminde yer alan bu zorlu hasta grubunu hedef aldı. İleri böbrek yetmezliği, damar hastalığı ve pıhtılaşma eğiliminin birlikte görülebildiği bir klinik tablo oluşturuyor. Bu nedenle araştırmacılar, doğrudan faktör Xa inhibitörü olan rivaroksabanın düşük dozda uygulanmasının, kan pıhtısı oluşumunu baskılayarak majör kardiyovasküler olayları azaltıp azaltamayacağını değerlendirdi. Ancak böbrek fonksiyonu ağır şekilde bozulmuş kişilerde ilaç güvenliği, özellikle de kanama eğilimi, en az etkinlik kadar belirleyici bir başlık olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Çalışmaya, glomerüler filtrasyon hızları belirgin biçimde düşmüş ileri evre KBH hastaları ile birlikte halihazırda yüksek kardiyovasküler risk profili taşıyan katılımcılar alındı. Hastalar rastgele şekilde düşük doz rivaroksaban ya da eşdeğer görünümlü plasebo grubuna atandı. Araştırmanın birincil sonlanım noktası, kalp krizi, inme ve kardiyovasküler ölüm gibi önemli olayları içeren bileşik bir ölçüttü. İkincil değerlendirmelerde ise özellikle kanama komplikasyonları yakından izlendi. Böylece çalışma, tek başına etkinliği değil, aynı zamanda ileri böbrek hastalığında antikoagülasyonun güvenlik sınırlarını da <a href="https://oncology.com.tr/mapt-mutasyonlari-aksonal-tasimada-bozulma/" title="MAPT Mutasyonlarının Nöron İçindeki Nakliye Sistemini Nasıl Bozduğu Ortaya Kondu" data-wpan-internal-link="1">ortaya</a> koymayı amaçladı.</p>
<p>KBH ile kardiyovasküler hastalık arasındaki ilişki iyi biliniyor. Böbrek fonksiyonları bozuldukça damar sertliği, inflamasyon, hemostaz bozuklukları ve trombotik risk artışı gibi süreçler daha belirgin hale gelebiliyor. Bu durum, teorik olarak antikoagülanların yararlı olabileceği bir zemin oluşturuyor. Ancak bu <a href="https://oncology.com.tr/parkinson-egzersiz-sigara-biyolojik-etkiler/" title="Parkinson’da Beklenmedik Kesişim: Egzersiz ve Sigaranın Ortak Biyolojik İzleri Araştırılıyor" data-wpan-internal-link="1">biyolojik</a> gerekçe, klinik sonuçlara her zaman aynı şekilde yansımıyor. Özellikle böbrek hastalarında ilaçların farmakokinetiği ve kanama riski, genel popülasyondan farklılık gösterebiliyor. Bu nedenle ileri KBH’de antikoagülan kullanımı, hasta seçiminden dozlamaya kadar dikkatle ele alınması gereken bir alan olarak kabul ediliyor.</p>
<p>Çalışmadan elde edilen ilk analizler, düşük doz rivaroksabanın beklenen ölçüde bir kardiyovasküler koruma sağlamadığını gösterdi. Araştırmacıların aktardığına göre ilaç, majör kardiyovasküler olayların görülme sıklığında istatistiksel olarak anlamlı bir azalma yaratmadı. Bu sonuç, ileri evre böbrek hastalığı olan ve eşzamanlı olarak yüksek kardiyovasküler risk taşıyan bireylerde, düşük doz antikoagülasyonun otomatik olarak klinik faydaya dönüşmediğini düşündürüyor.</p>
<p>Bulguların bir diğer önemli boyutu güvenlik oldu. Çalışma boyunca kanama olayları düzenli biçimde takip edildi ve araştırma, bu hasta grubunda tedavinin risk-yarar dengesinin ne kadar hassas olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Böbrek yetmezliği derinleştikçe hemostaz mekanizmaları da değişebildiğinden, kanama eğilimi yalnızca kullanılan ilaca değil, altta yatan fizyolojiye de bağlı olarak artabiliyor. Bu durum, rivaroksaban gibi ajanların ileri KBH’de kullanımını özellikle dikkat gerektiren bir seçenek haline getiriyor.</p>
<p>Sonuçlar, ileri böbrek hastalığında kardiyovasküler riski azaltmak için antikoagülasyon stratejilerinin her hastada aynı etkiyi göstermeyebileceğini hatırlatıyor. Klinik pratikte bu, sadece bir ilacın mekanizmasına bakarak karar vermenin yeterli olmadığı anlamına geliyor. Hastanın böbrek fonksiyonu, eşlik eden hastalıkları, mevcut kanama öyküsü ve genel vasküler riski birlikte değerlendirilmek zorunda. Özellikle kronik böbrek hastalığı olan bireylerde kalp-damar koruması çoğu zaman çok katmanlı bir yaklaşım gerektiriyor; tansiyon kontrolü, diyabet yönetimi, lipit düzenlenmesi ve yaşam tarzı müdahaleleri bu tablonun temel parçaları olmaya devam ediyor.</p>
<p>Uzmanlar açısından bu çalışma, ileri KBH’de antikoagülan tedavinin sınırlı ama önemli bir kanıt boşluğunu dolduruyor. Sonuçların, bu hasta grubunda rivaroksabanın rutin kullanımını desteklemediği görülüyor. Bununla birlikte araştırma, gelecekte daha seçici hasta gruplarının, farklı doz şemalarının ya da başka koruyucu stratejilerin incelenmesi gerektiğini de gösteriyor. Çünkü böbrek hastalığına eşlik eden kardiyovasküler risk, tek bir tedavi yaklaşımıyla tamamen kontrol altına alınabilecek kadar basit değil.</p>
<p>JAMA’da yayımlanan çalışma, ileri evre kronik böbrek hastalığında kan sulandırıcı tedavinin umut verici görünen ancak klinik sonuçlarda karşılık bulmayan yönünü ortaya koyuyor. Bulgular, yüksek riskli bu hasta grubunda tedavi kararlarının bireyselleştirilmesinin önemini güçlendirirken, rivaroksabanın düşük doz formunun kardiyovasküler olayları azaltmada beklenen avantajı sunmadığını gösteriyor. Bu nedenle ileri böbrek hastalarında antikoagülasyon, dikkatli yarar-zarar değerlendirmesi yapılmadan başvurulacak bir seçenek olarak görülmemeli.</p>
<div class="wpan-source-metadata">
<p><strong>Kaynak Bilgileri</strong></p>
<p><strong>Subject of Research:</strong> Therapeutic efficacy and safety of low-dose rivaroxaban in patients with advanced chronic kidney disease and elevated cardiovascular risk.</p>
<p><strong>Article Title:</strong> [Not specified in the provided information]</p>
<p><strong>References:</strong><br />Detailed author contributions, conflict of interest disclosures, and funding information are available in the original JAMA publication.</p>
<p><strong>Keywords:</strong> Kronik böbrek hastalığı, kardiyovasküler risk, rivaroksaban, antikoagülanlar, majör kanama, farmakodinamik, renal yetmezlik, trombotik olaylar, ilaç güvenliği, hemostaz, klinik çalışma, nefroloji</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oncology.com.tr/dusuk-doz-rivaroksaban-kardiyovaskuler-etkiler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
